Özet (TL;DR) @ 2018-10-29T06:30:03.000Z: Karadeniz’de bulunan gemi batıkları, oksijen azlığı nedeniyle uzun süre bütünlüğünü koruyor. Bu arkeologlar için bulunmaz bir nimet olsa da deniz biyologları, ekolojik dengenin tehdit altında olduğu…
Su altı araştırmacıları, Karadeniz'de sık sık tarihi enkaz ve kalıntılara rastlıyor. Bunların çoğu Tunç Çağı'ndan kalma. Araştırmacılar, son olarak Bulgaristan açıklarında hazine değerinde bir keşif yaparak, şimdiye kadarki en eski gemi enkazını buldu. 2 bin metre derinlikte orta çıkarılan enkaz, Antik Çağ'da gemi muhendisliği ve eski deniz ticaret guzgergahları hakkında onemli veriler elde edilmesini sağlayacak. Karadeniz 436 bin 400 km² yuzolçumuyle geniş bir alanı kapsıyor. Fas ya da İsveç gibi ulkelerin buyukluğune eşdeğer olan Karadeniz, yuzyıllar boyunca Eski Yunan ve Roma medeniyetlerinin yanı sıra Bizanzlılar ve Osmanlılar için de çok onemli bir ticaret guzergahıydı.
KALINTILAR İÇİN İDEAL KOŞULLARDaha once bulunan pek çok enkazdan, bazı ticaret gemilerinin hedefe ulaşamadan battığı anlaşılıyor. Enkaz ve kalıntılar, 2 bin 212 metreye varan derinliklerde, uzaktan kumandalı ozel denizaltılarla aranıyor. Denizin dibi hem zifiri karanlık hem de oksijenden yoksun. Bu nedenle de gemi enkazı gibi her çeşit organik madde, binlerce yıl butunluğunu koruyabiliyor. Deniz yuzeyindeki az tuzlu su, adeta bir kapak işlevi goruyor ve dipteki tuzlu suyla yuzey arasında oksijen alışverişi gerçekleşmiyor. Oksijene ihtiyaç duyan organizmalar da Karadeniz'in dibinde varlıklarını surduremiyor. Bu durum her ne kadar arkeologları sevindirse de su organizmalarının yaşam alanını onemli olçude daraltıyor.
HIR ÇIN DEĞİL DURGUNBunun en onemli musebbibi, tarımda kullanılan azot ve fosfor gibi maddelerin denize karışmasının yanı sıra su katmanlarının olağanustu yoğunluğu. Bir iç deniz gorunumundeki Karadeniz'in, Marmara ve Ege uzerinden Akdeniz ile tek bağlantısı, bilindiği gibi İstanbul Boğazı. Ancak bu daracık boğazdan Karadeniz'e gelen taze tuzlu su miktarı son derece az. Ayrıca Tuna gibi pek çok tatlı su nehri, Karadeniz'e dokuluyor. Hal boyle olunca, bol oksijenli tatlı su, ust tabakada yuzuyor. Tuzlu tabaka ise altta kalıyor. Deniz katmanları arasındaki geçirgenliği kolaylaştıracak sert ruzgarlar ya da duşuk yuzey ısısı gibi meterolojik olaylar da yeterince gerçekleşmiyor.
Deniz yuzeyindeki az tuzlu su, adeta bir kapak işlevi goruyor ve dipteki tuzlu suyla yuzey arasında oksijen alışverişi gerçekleşmiyor. Oksijene ihtiyaç duyan organizmalar da Karadeniz'in dibinde varlıklarını surduremiyor. Bu durum her ne kadar arkeologları sevindirse de su organizmalarının yaşam alanını onemli olçude daraltıyor.
Oksijenin çok az olduğu derinliklerde bulunan 2400 yıllık batık
HIR ÇIN DEĞİL DURGUN
Bunun en onemli musebbibi, tarımda kullanılan azot ve fosfor gibi maddelerin denize karışmasının yanı sıra su katmanlarının olağanustu yoğunluğu. Bir iç deniz gorunumundeki Karadeniz'in, Marmara ve Ege uzerinden Akdeniz ile tek bağlantısı, bilindiği gibi İstanbul Boğazı. Ancak bu daracık boğazdan Karadeniz'e gelen taze tuzlu su miktarı son derece az. Ayrıca Tuna gibi pek çok tatlı su nehri, Karadeniz'e dokuluyor. Hal boyle olunca, bol oksijenli tatlı su, ust tabakada yuzuyor. Tuzlu tabaka ise altta kalıyor. Deniz katmanları arasındaki geçirgenliği kolaylaştıracak sert ruzgarlar ya da duşuk yuzey ısısı gibi meterolojik olaylar da yeterince gerçekleşmiyor.
Bu zorlu koşullara uyum sağlamış az sayıdaki organizmanın dışındaki tum deniz canlıları, deniz yuzeyinde ya da onun hemen altında yaşıyor. Canlıların bulunduğu tabakanın derinliği, 1955 yılında deniz yuzeyinden 140 metre derinlere kadar iniyordu. Oysa gunumuzde "olu bolge" yuzeyden 90 metre sonra başlıyor.
İ KLİM DEĞİŞİKLİĞİ DENİZLERDE OKSİJENİ AZALTIYOR
İklim değişikliğinin etkisiyle dunya genelinde deniz ve okyanuslar giderek ısınıyor. Su ısındıkça, alabileceği oksijen miktarı da zalıyor. Diğer yandan sıcak sulardaki deniz canlıları hareket edebilmek, beslenebilmek ve uremek için daha fazla oksijen ve enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle pek çok canlı turu, bulundukları yaşam alanını terk edip daha derinlere giderek hayatta kalmaya çalışıyor. Bu da ekolojik sistemin dengesinde radikal değişikliklere ve canlı çeşitliğinin hızla azalmasına neden oluyor.Birleşmiş Milletler Hukumetlerarası Denizbilim Komisyonu tarafından kurulan Kuresel Okyanus Oksijen Ağı (Global Ocean Oxygen Network - GO2NE) bunyesindeki uzmanlarının "Science" adlı bilim dergisinde aktardığı verilere gore, okyanuslarda oksijensiz bolgeler son yıllarda dort kat arttı. Sahil kesimlerinde ise artış oranı on katına kadar çıkmış durumda. Karadeniz'de ise su organizmalarının yaşam alanı, son 60 yılda yuzde 40'tan fazla azalma kaydetti.
Gidişat boyle devam ederse, arkeologlar Karadeniz'de daha pek çok gemi enkazı bulurken, deniz biyologlarının rastlayacağı deniz organizmalarının sayısı, zamanla daha da azalacak gibi gorunuyor.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.