Özet (TL;DR) @ 2018-10-28 08:19:08.425249: Kendimi Beyazıt’tan attım, Mısır Çarşısı’ndan tuttum. Fes takmadan, tuhaf çaylardan satın almadan ve padişahlara yakalanmadan bunu başarmış olmaktan dolayı kendimle biraz gurur duyuyor da olabilirim.



Şoyle bir hava almaya çıktım Turizm selinde
boğuldum

Kapalıçarşı'dan geçiyorsanız kaba olmayı oğrenmeniz lazım. Biri onunuze mi çıktı, kendisini hemen elinizin tersiyle itip yolunuza devam edeceksiniz. Duştu mu? Sorun yok, kalkar o. Siz devam edin. Eğer buralarda birinin sizi durdurmasına izin verirseniz anında bir şey satarlar, neme lazım.Ben duruyorum çunku onumu rehber bir arkadaşım kesti. 'Ne yapıyorsun, ne ediyorsun' ayakustu sohbet ediyoruz. Özel tur kapsamında Amerikalı bir aileyi getirmiş. "E neredeler peki, kayıp mı ettin insanları" diyorum. "Yok abi, şuraya elma çayı almaya gittiler. Benim elma çayı alan turist gormeye tahammulum kalmadığı için sizi burada bekliyorum dedim" diyor ve ekliyor:

"Otobusle grup getiriyorum, ilk soruları 'apple tea' oluyor. Israrla da soyluyorum, o içtiğiniz çay değil, içinde muhtemelen elma falan da yok, ayrıca geleneksel bir içecek de değil, sadece turistlere içirdiğimiz kimyasal bir şey diye. Yok, yine de otantik içecek diye torba torba alıyorlar. Şimdi yine yanlarında dursam dayanamayıp ya almayın şunu, saçmalamanın alemi yok diyeceğim, esnafın işi bozulacak. Hiç elleşmiyorum, gotursunler kana kana içsinler evlerinde, n'apalım..."

Elma kurdu Amerikalıları beklerken onunla hızlı bir kahve içiyorum.

Az pilav, yan ına bir cacık, bir de kazık...

Bu arada, uçuncu nesil kahve işi Kapalıçarşı'da da yerini bulmuş. Artık "Kunefenin yanına gonder bir cortado" diyebiliyoruz. Bir şey dediğimden, burun kıvırdığımdan değil; neticede ha cheesecake, ha kunefe, ikisi de aynı yolun yolcusu.Peki adam turist getirmiş, ekmeğinin peşinde... Ben neyin peşindeyim de buradayım? Aslında Mısır Çarşısı'na gitmem lazım. Çunku babam hardal tozu istiyor ve illa da oradan alınmasını istiyor. Ama madem buraya kadar geldim, bari biraz da turistle turist olayım, rotamı yukarıdan çizeyim dedim. Tam turist olsam, unlulerin imzalarının altında, aceleden az pişirilmiş kofteye veya 'tarihi' lokantaların patlıcanı Hurrem Sultan kozlemiş de onumuze koymuş gibi fiyatlandırdıkları karnıyarıklarına da iki çatal atardım. Lakin tam turist değilim, biraz turistim. O yuzden elma çayı içmem, oğle yemeğinde "Bana az pilav, yanına bir cacık, bir de kazık ver" demem.

Şoyle bir hava almaya çıktım Turizm selinde
boğuldum

Turistlerin favorisi otantik içeceğimiz sandıkları elma çayı maalesef...
A şk çayı satılacak adam izlenimine dayanamamArkadaşımdan ayrılıp aşağı doğru suzulmeye devam ediyorum. Padişah kostumu giymiş dayılarla foto çektirme opsiyonuna gozum takılıyor. 'Phottoman' diye isim koymuşlar zaten, nasıl takılmasın? 8 Euro gibi bir fiyatı var sultanlı foto çekiminin. Çok, istemezuk!Yolda ustume yonelen "Mister, do you want love tea, viagra tea" sorusu ise "Çık çık çık, bu çarşıdan çık hemen" noktasına gelmemi hızlandırıyor. 'Carpet and kilims' satılacak zengin bir kişi gibi gorunmuyor olma durumuyla başa çıkabilirim, ama 'Buna satsak satsak aşk çayı satarız' izlenimi veriyor olmam bardağı taşırır. Nuruosmaniye kapısından çıkıp Nusr-et kapısının yanından suzulerek Kapalıçarşı'dan kurtuluyorum. Mahmutpaşa'da adamın biri birden kulağıma eğilip "Abi takım elbise lazım mı" diye soruyor. Takım elbise bir şeylerin kod adı mı acaba, şifre mi yapıyoruz, neyin gizemi bu boyle? Yeter artık turistik bolge, gerim gerim gerdin beni derken, gozum Avrasya 1453 Hırdavat'a takılıyor. Geçen hafta da Fetih 1453 Pastanesi'ne denk gelmiştim. 1453 kurumsal kimliğinin ticaretinin her alanındaki etkinliğini gormek moralimi biraz olsun duzeltiyor.

Sonunda Turkiye Cumhuriyeti pasaportu hamillerinin uzun sure yer işgal etmemesi gereken Mısır Çarşısı nahiyesine ulaşıyorum. Biliyorsunuz burada haftanın yedi gunu, daha motive olanın, o mesafeyi kat etmeyi daha çok isteyenin ilerleyebildiği bir yaya trafiği var. Her adım, her metrekare için savaşmak gerekiyor.

İşimi gorup turizmden uzaklaşırken içimden "Aslında al aktardan hardal tozunu, ortamlarda Mısır Çarşısı'ndan aldım dersin, kim bilecek" diye geçiyor, aklıma da yatıyor. Bir dahakine oyle yapacağım nitekim...