Özet (TL;DR) @ 2018-10-27 08:19:02.213463: Sex and the City’den aklımızda ne kaldı: Tabii ki Manolo Blahnik’ler! Kadınların hayallerini süsleyen markanın CEO’su, Manolo Blahnik’in yeğeni Kristina Blahnik’le İstanbul ziyaretinde bir araya…



Day ınız Manolo Blahnik'ten CEO'luk gorevini devraldınız ve ayakkabı imparatorluğunun başındasınız... Bu devir teslim nasıl gerçekleşti?- Kademeli olarak aslında. Ben mimari alanında eğitim aldım ve bu konuda oldukça başarılı bir kariyerim vardı. Ama sıkılmıştım. Mağaza tasarımıyla başladım, bir sure sonra stratejik planlamayla ilgilendim ve en sonunda da yonetimi devraldım.

◊ Bu yarat ıcılık genlerden mi geliyor?

- Genlerimde mi bilemem ama gerçekten ayakkabı kutuları arasında buyudum. Altı-yedi yaşındaydım; annem ve dayım Londra'daki mağazamızda bana evcilik oynayabilmem için koliden ev yaparlardı. Mağaza personelini en çok eğlendiren şeylerden biri, benim sekiz yaşında kırmızı stilettoları giyip zombiyi andıran adımlarla yurumeye çalışmamı izlemekti. Annem ve dayım tasarımdan mağaza yerleştirmeye her adımda surecin içinde yer aldı, ben de hep onların yanındaydım; dolayısıyla genlerden geçmese bile, benim en kuvvetli yanlarımdan biri oldu.

Ayakkabı kutuları arasında
buyudum

Manolo Blahnik, Harvey Nichols
ve Brandroom'da satışta.
◊ 'Sex and the City' yıllarında Manolo Blahnik her kadının en buyuk duşuydu. Sonra dijital çağa geçtik, rakipler arttı. Markanın geleceğini nasıl goruyorsunuz?- Benim en buyuk onceliğim markanın ruhunu korumak. Manolo Blahnik'in çok oturmuş bir tarzı var. Biz trend takip etmiyor, yaratıyoruz.

◊ Evet ama trendler çok hızlı değişiyor. Ve ongormek de zorlaştı. Mesela bundan beş yıl once spor ayakkabının 'şık' olarak algılanabileceğini tahmin edemezdik. Şimdi tum luks markalar uretiyor.

- Ben de sneaker severim ama biz asla uretmeyeceğiz. Çunku markamızın DNA'sıyla uyuştuğunu duşunmuyorum. Aynı şekilde platform, dolgu topuk da uretmiyoruz. Estetik anlayışımızla uyuşmuyor.

İ lk stilettomu harçlıklarımla aldım

◊ Ayakkab ıların kraliçesine soruyoruz: Bir kadının dolabında mutlaka olması gereken parçalar neler?- Ben hayatı kolaylaştıran tasarımlardan yanayım. Bu yuzden bahçeyle uğraşırken ya da yağışlı havalarda giyebileceğiniz Wellington botlar. Benim Londra yakınlarında bahçeli bir evim var, o yuzden ihtiyacım oluyor. Kayak yapmayı da çok severim, o yuzden kayak botları şart. Başkasının botlarını giymek bana çok kotu bir fikir gibi geliyor! Üçuncusu, parmak arası terlik çunku havuzda, plajda deri ayakkabılarınız bozulsun istemezsiniz. Ve son olarak da giydiğiniz zaman ruhunuzu değiştiren, sizi daha iyi hissettiren bir ayakkabı. Tarzı fark etmez. Biz de giyeni değiştiren ayakkabılar tasarlıyoruz.

◊ Biraz zor bir se çim olacak ama Manolo Blahnik'ler arasında favorileriniz neler?

- Nasıl seçebilirim, 30 binden fazla model var! Ama anılarımda yer alan iki modelden bahsedeyim. Birincisi ilk aşık olduğum model, kırmızı çok yuksek bir stilettoydu. 13 yaşında olmalıyım, kendi harçlıklarımla almıştım.

◊ Kendi markan ızdan mı?

- Evet, annem bana alınterinin onemini oğretti sanırım. Modeli beğendim, o da "Çalışarak alabilirsin" dedi. Ben de para biriktirdim, çalıştım, aldım. Tabii hatrı sayılır bir indirim yaptılar çunku 13 yaşında birinin harçlılıkla Manolo alması biraz zor. İkinciye gelirsek, zarf şeklinde bej-gri bir el çantasıydı. Gorup buyulenmiştim.

◊ İstanbul ziyaretiniz oldukça kısa ama Turk kadınının tarzı hakkında bir fikir edinebildiniz mi?

- Dediğiniz gibi sadece bir gun kaldım, gorduğum tek şey otel. Ama 2007'de Harvey Nichols'daki mağazanın açılışı için gelmiştim, o yuzden belli bir fikrim var. Burada yaptığım sohbetler her zaman zihin açıcı ve buyuleyici oldu. Kulturel zenginliğin izleri gerçekten hissediliyor ve bu her konuşmaya yansıyor. İstanbul'un beni çok mutlu ettiğini soyleyebilirim.