Özet (TL;DR) @ 2018-10-27 08:18:43.449960: Solmaz Kamuran’ın yeni romanı ‘Ceviz Ağacı’, farklı etnik kökenden üç ailenin göç hikâyesini anlatıyor.
Edirne'de bir sonbahar gunuydu. Kiminin 200, kiminin 300 yıllık olduğunu soylediği meşhur ceviz ağacı, kuru yapraklarıyla evin bahçesini kaplamıştı. Saliha Hanım, dalların arasından sızan guneş ışığıyla uyandı. Az sonra kapı çalacak, karşısında bir yabancı bulacaktı: "Merhaba hanımefendi, çok ozur dilerim. İsmim Garo Sevag, Paris'ten geliyorum. Biraz konuşmak istiyorum."Annesi Edirneli, babası Sivaslı bir tarih oğretmeni Garo... 14 yaşına kadar bu evde yaşamış, annesi Arşaluys'un çocukluk hatıralarının peşine duşup Paris'ten Edirne'ye gelmişti. Hayatında mutlulukla hatırladığı tek yer olan bu eve... Çunku Arşaluys, hep burayı sayıklıyordu.
Yazar ve çevirmen Solmaz Kamuran'ın yeni romanı 'Ceviz Ağacı', o evde yaşamış ve memleketteki en dramatik olaylarına tanıklık etmiş uç neslin oykusunu aktarıyor:
"Her şey Sivas'ta olmuş. Tehcir kararından sonra tum ailesi daha yola çıkamadan oldurulmuş, onu bir komşuları belinden iple bağlayıp kuyuya sarkıtarak kurtarmış ve evlatları gibi bakmışlar, daha sonra da oğullarıyla evlendirmişler. (...) Bunları oğrendiğimde çok uzulup şaşırmıştım. Bunların neden bir sır olarak tutulması gerektiğini o tarihlerde tam olarak anlamam kolay değildi, neden Ermeni olmak bir ayıp gibi gibi saklanması gereken bir şeydi bilemiyordum, ama yine de annemin tembih ettiği uzere bunu asla dile getirmedim. Kaldı ki Yakut Hanım'ın kızları, oğulları, torunları bile bu konuyu aralarında konuşmuyorlardı. Belki de korkuyorlardı, sonuçta hepsi bu suçları işleyen ya da suçlulara goz yuman devlerin okuttuğu, devlet hizmetinde çalışan insanlardı. Biri askeri hemşire, biri askeri doktor, biri pilot, biri oğretmen... Ama yine de annelerinin geçmişinden oturu korkuyorlardı sanırım. İnsanın annesi belinden iple karanlık bir kuyuya sarkıtılarak hayatta kalabildiyse tabii o insan korkar." "Beto o yaştan sonra bir de ikinci defa askere gitti, hoş iki buyuk oğlum da daha once yapmışlardı askerliklerini ama onlar gençti. Apar topar suçlu gibi topladılar Musevileri, Rumları, artık azınlık diye başka kim kaldıysa... Hayvan vagonlarına doldurup goturduler. Her biri ayrı bir yere... Orada ellerine kazma kurek verip yol yaptırmışlar, ustlerine de asker değil çopçu uniformaları giydirilmiş. Neyse yanlıştan donuldu, bir yıl dolmadan hepsi geri geldi. Ama meğer daha çekeceğimiz varmış. Çok geçmedi, Varlık Vergisi çıktı, gayrimuslimlere çok ağır vergi koydular."
"Hep, bir daha olmaz, dedik de... İyi insanlar var ama bir musibet yetiyor. 6-7 Eylul'de buralarda neredeyse taş taş ustunde bırakmadılar, dukkanlar yağmalandı, insanlar yaralandı, olduruldu."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.