Özet (TL;DR) @ 2018-10-26T22:41:00.000Z: Yasin Atlıoğlu’na göre, Kaşıkçı olayı Suud Arabistan’a karşı ABD’nin eline önemli kozlar verdi. Atlıoğlu, hedefe konulan Veliaht Prens Selman'ın yeni yaptırımların hedefinde olacak İran ile çatışmaya…
Yasin Atlıoğlu'na gore, Kaşıkçı olayı Suud Arabistan'a karşı ABD'nin eline onemli kozlar verdi. Atlıoğlu, hedefe konulan Veliaht Prens Selman'ın yeni yaptırımların hedefinde olacak İran ile çatışmaya girebileceğini soyledi. Atlıoğlu'na gore Turkiye, yeni sureçte daha zorlanacak ve İhvan'la ilişkileri dahil olmak uzere daha 'pragmatik' tutum alacak.
Suudi Arabistan vatandaşı ve Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'nın oldurulmesi olayının aydınlatılmasına yonelik girişimler eşliğinde uluslararası bilek gureşi de devam ediyor. ABD başta olmak uzere Batı dunyasının aldığı tutumun cinayetin sorumlusu olmakla suçlanan veliaht prens Muhammed bin Salman'ın akıbetini nasıl etkileyeceği eşliğinde Ortadoğu'da yeni dengeler tartışılıyor.
Kaşıkçı cinayetinin yol açtığı yeni iklimde Ortadoğu'daki resmi, gelişmelerin Turkiye'ye olası etkilerini Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Gorevlisi Dr. Yasin Atlıoğlu ile konuştuk.
' MUHAMMED BİN SELMAN BOZULAN İMAJINI DÜZELTMEK ZORUNDA'
Atlıoğlu, Kaşıkçı'nın oldurulmesini sıra dışı bir olarak tanımladı. Bu olayın Veliaht Prens Muhammed Bin Selman'ın Suudilerin reformcu yoneticisi imajına çok buyuk zarar verdiğini dile getiren Atlıoğlu, Selman'ın bozulan imajını duzeltmek zorunda olduğunu ifade etti. Atlıoğlu'na gore Selman, Kaşıkçı cinayetinden dolayı bozulan imajını duzeltirken ABD başta olmak uzere Batılı ulkelere kesenin ağzını açmak zorunda kalacak:
"Her şeyden once Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul'daki konsolosluğunda oldurulmesi çok sıra dışı bir olay. Tarihte çok benzeri olmayan bir olay. Dolayısıyla da gerek uluslararası kamuoyunda gerekse Batı'da çok ciddi bir tesir uyandırdı, buyuk bir şok yarattı. Zaten Amerika ile Suudi Arabistan arasında ozellikle 2017'den beri tekrar canlanmaya başlayan, yani Trump ile Veliaht Prens Muhammed Bin Selman arasındaki o ozel ilişkinin aslında bu sureç içerisinde Suudi Arabistan tarafının yaptığı buna benzer eylemlerin çoğuna Amerika'nın ses çıkarmaması gibi bir durum soz konusuydu. Lubnan başbakanının rehin alınması, Yemen'deki savaş suçları, diğer prenslere karşı yapılan uygulamalar. Bunların hepsinde Amerika sesini çıkartmadı. Ama bu kez olay çok olağanustu. Amerikan başkanı da bu konuda tepkisini gosterdi. Avrupa Birliği ulkeleri ve butun dunya buna karşı tepki koydular. Bu iki aşamada sanki 2017'den beri gelişen Suudi Arabistan ile Amerika arasındaki ittifakın ortadan kalkacakmış gibi bir izlenim verdi başlangıçta. Zaman geçtikçe anlaşılıyor ki Muhammed Bin Selman'ın bu cinayetten dolayı zor durumda kalması ozellikle ilk geldiğinden beri ortaya koymaya çalıştığı Suudilerin reformcu yoneticisi imajına çok buyuk zarar verdiğini goruyoruz. Yoksa benim duşuncem bundan sonraki sureçte Amerika'nın Avrupa Birliği'nin diplomatik baskısı ve kamuoyunda oluşan tepkiyle birlikte Muhammed Bin Selman'ın pozisyonunu korumakla birlikte Amerika'ya taviz vermesi soz konusu olabilir. Muhammed Bin Selman'ın yapması gereken bir şey var. Artık bozulan imajını duzeltmek zorunda. Bunu duzeltmeye çalışırken de ister istemez Amerika başta olmak uzere Batılı ulkeler ile iyi ilişkiler kurmak zorunda. Belki onlara Suudi Arabistan'ın finansal gucunden bir miktar daha fazla pay vermek zorunda."
' KAŞIKÇI CİNAYETİNDEN DOLAYI SURİYE DEFTERİ KAPANIR GİBİ OLDU'
Atlıoğlu, Kaşıkçı krizinin başladığı gunden beri Suriye ilgili sorunların gundemde yer almadığına dikkat çekti. Atlıoğlu, Kasım'daki yeni İran yaptırımlarına işaret ederek İran'ın Kaşıkçı olayının yerini olacağını belirtti:
"Daha da onemlisi bolgesel sorunlarda zaten Amerika ile hareket ediyordu ama daha aşırı birtakım hareketlerin de gelişmesi soz konusu olabilir. Özellikle İran meselesi 4 Kasım'da enerji ile ilgili yaptırımlarının devreye girmesi meselesi var. Arkasından Kongre ara seçimleri var Amerika'da. Bunları yan yana koyduğumuz zaman birinci olarak İran uzerinden bir şey beklenebilir. Kaşıkçı olayından beri Suriye meselesi ile ilgili bir aydır neredeyse hiçbir şey konuşmuyoruz. Kaşıkçı cinayetinden dolayı Suriye defteri sanki kapanır gibi oldu. Benim ongorum Suriye'deki İdlib meselesi ve arkasından da Fırat'ın doğusu meselesi bir şekilde ozellikle ABD ile Rusya arasında bir anlaşma sağlanırsa bundan sonraki gunlerde konuşacağımız yer İran olacak. İran ile birlikte Lubnan Hizbullah'ını da duşunmek lazım. Artık Muhammed Bin Selman, İran ve Hizbullah konusunda aktif bir tutumu vardı, daha da aktif hale gelebilir. Amerika'nın Suudi Arabistan'a sattığı silahlar var. Oraya gidip gitmediğini bilmiyoruz ama sonuçta ciddi yuksek teknolojik silahlarla donatılmış bir Suudi ordusu da soz konusu. Muhammed Selman'ın bu sıkışmışlığı arasında Suudiler İran ile doğrudan çatışmaya girmeyi goze alamıyorlardı şu ana kadar. Ama boyle bir çatışma ufukta gorunuyor olabilir, Amerika'nın desteğiyle beraber. Suudi ordusu Yemen'de test ediyor kendisini. Bundan sonra İran ile de bir çatışma soz konusu olabilir."
' ARTIK RUSYA DA SUUDİ ARABİSTAN'DA BİR GÜÇ'
Rusya'nın Ortadoğu'da neredeyse temas halinde olmadığı hiçbir ulke olmadığı vurgusu yapan Atlıoğlu, Suudi Arabistan'da da bir guç unsuru olduğunu savundu. Atlıoğlu'ya gore Kaşıkçı cinayeti, ABD'nin eline daha fazla koz verdi:
"Lubnan meselesini goz ardı etmemek lazım. İsrail'in Suriye içerisindeki daha once yaptığı hava saldırılarının da tamamen sona erdiğini soylemek mumkun değil. Daha dundu galiba İsrail Savunma Bakanı Suriye'deki operasyonlarımız devam edecek tarzı bir açıklama yaptı. Dolayısıyla Lubnan'a kayma gibi bir olasılık olabilir. Ama her şeyden once Suriye'deki Hizbullah varlığının Suriye'den çıkması gerekiyor. Hizbullah, tekrar Lubnan'a ne zaman donecek, esas mesele o. Lubnan'a dondukten sonra bir İsrail saldırısı belenebilir. Diğer taraftan Suudi Arabistan ile İsrail ve ABD arasındaki bu ittifakın bence Kaşıkçı cinayetiyle tamamen kırıldığını soylemek mumkun değil. Ancak şoyle bir şey olabilir. Bu cinayetten dolayı Amerika daha sert bir tepki gosterseydi, Suudi Arabistan'ı daha fazla dışlasaydı, boyle bir ihtimal soz konusu olabilirdi. Benim duşuncem Amerika'nın eline daha fazla koz verdi bu cinayet. Muhammed Bin Selman'ı sıkıştırma açısından ve yonlendirme açısından. Suudi Arabistan 2017'de Amerika ile bir ittifak kurdu. Ama 2017'nin Eylul veya Ekim ayında ilk defa Suudi Kralı Selman, Moskova'ya gitti. S-400'lerin alınması konusunda, enerji konusunda işbirliği gibi durumlar da soz konusuydu. Dolayısıyla Rusya da artık bolgede bir guç. Rusya'nın ilginç bir ozelliği var. Bolgede neredeyse temas halinde olmadığı hiçbir ulke yok. Yani doğrudan çatıştığı bir ulke yok. Suudilerle de konuşuyorlar. Bu Kaşıkçı olayını eminim Rus yetkililer de bir fırsat olarak goruyorlardır. Rusya ilk Suriye'ye girdiği donemde petrol fiyatlarını duşurme konusunda Suudi Arabistan stoklarını bile tuketmeyi goze almıştı. Suudi Arabistan'daki birtakım ekonomik problemlerin temel kaynaklarından biri bu. Suudiler de artık Rusya ile bir restleşme veya stoklarını kullanma gibi benzer bir şey yapmayacaklardır. Rusya ile bir enerji işbirliğini canlandırmaya çalışacaklardır. Alternatif olarak da ABD'nin Kaşıkçı'dan sonra yaptığı az da olsa sert açıklamalara karşı Rusya faktorunu de kullanmaya çalışacaklardır. Başta silah satışı olmak uzere. Sadece ABD değil, Almanya'sı, Fransa'sı, bunlar Suudi Arabistan'a en çok silah satan ulkeler arasında. Ruslar da bunu bir fırsat olarak gorup, silah pazarından pay almak istiyor olabilirler diye duşunuyorum."
' TÜRKİYE'Yİ KASIM AYINDAN İTİBAREN OLDUKÇA ZOR BİR SÜREÇ BEKLİYOR'
Atlıoğlu, Turkiye'yi Kasım ayında devreye girecek yeni İran yaptırımlarından dolayı oldukça zor bir surecin beklediğini soyledi. Atlıoğlu, Turkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik krizi henuz atlatmadığını belirtti, ABD ile ilişkilerin bozulmamasına bu yuzden ozen gosterilmesi gerektiğini ekledi:
(C) AP Photo / Evan Vucci
"Suudi Arabistan'ın Kaşıkçı cinayetinden sıkıştırılmasından kısa bir sure once Turkiye'nin de rahip Brunson uzerinden Amerika ile yaşadığı sorunlara baktığımızda Turkiye'ye de Suudi Arabistan'dakine benzer bir sıkıştırma uyguladı Amerika. Doların yukselmesi, yaşanan ekonomik kriz Turkiye'yi de sıkıştırmaya başladı. Aslında Kasım ayının başı yani Amerikan yaptırımlarının başladığı doneme gelirken Suudi Arabistan sıkışmış durumda. Turkiye de ekonomik krizi geçici bir sure atlattı gibi gozukse de Amerika ile ilişkileri bozmaması gerekiyor. Muhammed Bin Selman'ın bir konferanstaki konuşmasında dikkat çekici bir şey vardı. Bu cinayetten dolayı Turkiye-Suudi Arabistan ilişkilerini bozdurmayın gibisinden bir laf etti. Suudi Arabistan ile Turkiye arasındaki ilişkiler Arap Bahar'ı başladığında yine iyiydi ama Sisi'nin yaptığı askeri darbeden sonra Musluman Kardeşler'in devrilmesi bir anda Katar- Turkiye bloğu ve karşısında da Suudi Arabistan-Mısır bloğu ortaya çıktı. Bloklaşmanın tekrar aynı potada eritilmesi, bir birleşme sanki soz konusuymuş gibi. Çunku Muhammed Bin Selman, Turkiye ile de iyi oluruz, Katar ile de iyi oluruz dedi. Oysa Katar'a 2017'den beri yaptığını bırakmamıştır. İran'a karşı olası bir operasyon konusunda veya en azından İran'ın bolgedeki alanını daraltma açısından Suudi Arabistan, Katar, Turkiye ve ABD'nin onderliğinde bir birliktelik de soz konusu olabilir. Bu Turkiye açısından çok da iyi olmaz. Turkiye'nin 2016'dan beri kurduğu Rusya, İran ekseninde bir ilişki var. Bunu tamamen kırma gibi bir risk soz konusu. Rusya'nın İran'a karşı yapılacak bir şeye tavrı ne olacak? Dolayısıyla Turkiye bunu da duşunmek zorunda. Kasım ayından itibaren Turkiye'yi oldukça zor bir sureç bekliyor. Diğer taraftan İran'ın, Suriye'yi karşısına alma gibi bir risk var. Ama obur taraftan da Amerikan'ın ekonomik baskılarından dolayı da bir sıkışmışlık soz konusu."
' RİYAD, SURİYE'DE DESTEKLEDİĞİ GRUPLARIN LİDERLERİNİ KENDİ HİMAYESİNDEN ÇIKARTIYOR'
Suriye'deki savaşın bitmek uzere olduğunu soyleyen Atlıoğlu, Riyad'ın Suriye'de desteklediği gruplara desteğini kesmeye başladığına dikkat çekti. Atlıoğlu, Turkiye'nin de aynı şekilde Suriye defteri kapandıktan sonra Musluman Kardeşler'e eskiden gosterdiği desteği azaltacağını savundu:
"Arap Bahar'ının başında boyle bir durum soz konusuydu. Turkiye'nin Ortadoğu, genel Arap Baharı'na bakışı veya Suriye politikasına baktığımızda Musluman Kardeşler uzerinden bir politikaydı. Mısır'da Musluman Kardeşler'in iktidara çok kısa surede gelmesi Turkiye'deki iktidarı cesaretlendirdi. Bir beklenti içerisine girildi. Acaba Mısır'dan sonra Suriye veya diğer ulkelerde de benzer iktidarlar soz konusu olabilir mi diye duşunduler. Bugunku gelinen noktada Suudi Arabistan'ın İhvan'a karşı aldığı tavır Turkiye'nin de onların yanında olması bolgesel anlamda bir ayrılığı ortaya çıkartacağını pek zannetmiyorum. Çunku Suriye'deki savaş bunu çok etkiliyordu. Suriye'deki savaş da neredeyse bitmek uzere. Bu saatten sonra Suudi Arabistan Suriye'deki desteklediği grupların liderlerini kendi himayesinden çıkartmaya başladı. Son bir yıldır Suudi Arabistan'daki bu olaylara karışmış birçok kişi Avrupa'ya kaçtı. Turkiye'deki Musluman Kardeşler yapısına Turkiye'nin belli bir sure sonra eskiden verdiği desteği vermeyeceğini duşunuyorum. Suriye meselesi kapandıktan sonra Musluman Kardeşler'in Turkiye'deki varlığı Turkiye için bir mesele haline de gelebilir. Özellikle Suudi Arabistan ve Amerika ile bir sorun teşkil ederse Musluman Kardeşler'in de bir sure sonra Turkiye'den en azından tasfiye edilmese de eskiden verilen destekten mahrum kalacaklarını, ortada kalacaklarını soyleyebilirim. Bu Suriye savaşına katılmış butun muhalefet için soz konusu. Savaş bitikten sonra bunlara olan ihtiyaçlar bitiyor. Dolayısıyla bunların ortada kalması ve destek bulacakları ulkelere gitmeleri gibi bir durum soz konusu olabilir. Muhalefetin ust tabakasındaki kişilerden bahsediyoruz."
' RİYAD'IN SURİYE'DEKİ KÜRT OLUŞUMUNA VERDİĞİ DESTEĞİ TÜRKİYE'NİN ENGELLEMESİ GEREK'
Atlıoğlu, ekonomik krizin Turkiye'nin çozmesi gereken oncelikli konu olduğunu belirtti. Atlıoğlu'na gore Erdoğan yonetimi, Riyad'ın Suriye'deki Kurt oluşumuna verdiği desteği engellemesi gerek:
"Turkiye'nin Musluman Kardeşler konusunda ısrarcı olacağını zannetmiyorum. Çunku 2011-12'deki konjonktur yok, çok değişti. Bu ekonomik kriz meselesi Turkiye'nin onceliği. Filistin konusunda da artık Turkiye'nin yerine rolu Mısır almış durumda. Mısır geçen seneden beri bir uzlaşma anlaşması yaptırdı mesela Kahire'de Hamas ile el-Fetih arasında. Dundu galiba Mısırlı yetkililer Gazze'deydi. Turkiye arka planda kaldı. 2012'de Filistin konusunda da çok ondeydi Turkiye. Turkiye 2016'dan beri zaten pragmatik bir politika izliyor. Bu bence çok da kotu bir şey değildir. Pragmatik politika izlemek zorunda. Turkiye'nin daha fazla maceraya katlanabilecek bir durumu soz konusu değil. Musluman Kardeşler uzerinden iç politikada belki devamlılığı olabilir ama dış politika açısından ben çok bir değeri olduğunu duşunmuyorum. Suudi Arabistan ve Amerika ile ilişkilerin bozulmasını goze alarak Musluman Kardeşler'in destekleneceğini duşunmuyorum. Turkiye'nin Suudi Arabistan'ın Suriye'nin kuzeyindeki Kurt oluşumuna verdiği desteği engellemesi gerekiyor. Dolayısıyla Suudi Arabistan ile Musluman Kardeşler konusunda ısrar ettiğiniz takdirde Suudi Arabistan da bu yolla karşı bir koz ortaya koyuyor. Aslında dengeleniyor. Turkiye açısından bir tehdit bu. Hiçbir şey yapmasalar Fırat'ın doğusundaki o yapılanmanın daha maddi açıdan guçlenmesini sağlayacaktır. Dışarıdan gelen paraya da kimse itiraz etmez. Turk hukumetinin buna da dikkat etmesi gerekiyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.