Özet (TL;DR) @ 2018-10-26T22:48:00.000Z: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Ülkemde sezaryen oranlarını düşürmenin mücadelesini veriyorum. Sezaryen bir tercih değil, zorunluluk halinde ele alınmalıdır. Kadınları, doğum…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Ülkemde sezaryen oranlarını duşurmenin mucadelesini veriyorum. Sezaryen bir tercih değil, zorunluluk halinde ele alınmalıdır. Kadınları, doğum mucizesiyle gerçek anlamda barıştırmak zorundayız" dedi.
Erdoğan, Antalya'nın Kemer ilçesindeki bir otelde duzenlenen 'Let's Talk' (Hadi konuşalım) etkinliğinin odul toreninde, kadınların guçlendirilmesi ve kadın sağlığını ilgilendiren tabularla mucadele adına bir araya geldiklerini, toplantının bu yuksek hedeflere katkı sağlamasını umit ettiğini soyledi.
' KADINLAR YOKSULLUĞUN BEDELİNİ YAŞAMLARIYLA ÖDÜYORLAR'
Bugun dunyada kadın ve kız çocuklarının sağlığını olumsuz etkileyen birçok sosyal belirleyici olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu nedenle bizlerin sorumluluğu çok buyuk. Yoksulluk her iki cinsiyet için de kaliteli sağlık hizmetine erişmekte en buyuk engellerden birisi. Fakat kadınlar yoksulluğun bedelini kimi zaman yaşamlarıyla oduyorlar. Çocuk yaşta evlilikler, kadın sunneti, kadına yonelik şiddet gibi konular insanlığın onurunu zedeleyen mevzulardır" diye konuştu.
' KADINA ŞİDDET İNSANLIĞA İHANETTİR'
(C) Fotoğraf : DHA
Özellikle Afrika ulkelerinde yaygın olduğu bilinen kadın sunnetinin ne tıbben ne de dinen bir açıklaması olmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: "Tum dunyada yaygın olan kadına yonelik şiddet ise tek kelimeyle insanlığa ihanettir. Ne yazık ki yaşamları boyunca her uç kadından biri fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalıyorlar. Biz ulkemizde bu sorunla buyuk bir kararlıkla mucadele ediyoruz. Kadına şiddete sıfır tolerans diyoruz. Aynı şekilde çocuk yaşta evliliği kabul etmemiz hiçbir şekilde mumkun değil. Ne yazık ki çocuklar kaldıramayacakları sorunlara mahkum ediliyorlar. Cinsel istismarın nesnesi haline geliyorlar. 15 yaş altı evliliklerde, gebeliğe bağlı nedenlerle anne olumlerinin 5 kat arttığını biliyoruz. Çocuklarımızın yeri okuldur, eğitim yuvalarıdır."
Turkiye'de zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarak, bu sorunu buyuk olçude geçmişte bıraktıklarını anlatan Erdoğan, erken yaşta evlilik oranının son 15 yılda yuzde 7.3'ten, yuzde 5'e gerilediğini bildirdi.
Kadınların haklarını, temel insan haklarından asla ayıramayacaklarına dikkati çeken Erdoğan, "Kadınların sağlıklı ve huzurlu olması toplumsal huzurun da teminatıdır. Sağlık sadece bedensel değil, ruhsal ve sosyal bakımdan da bir iyilik halidir. Savaş ve afet durumlarında kadın ve kız çocuklarının sureçten daha fazla zarar gorduğune hep birlikte daha çok şahit oluyoruz." dedi.
' KADIN MÜLTECİLERİN İHTİYAÇLARI ÖNCELENİYOR'
Empati yapılmasını isteyen Erdoğan, canını zor kurtarıp evinden, yurdundan ayrılan bir kadının nelere ihtiyacı olabileceğini duşunulmesini isteyerek, 4 milyon multeciyi misafir eden bir ulke olarak kamplarda kadınların ve çocukların ihtiyaçlarını oncelediklerini soyledi.
Erdoğan, gebe ve hastaların ozel menulerine varıncaya kadar sağlıklı kamp şartları tesis etmeye çalıştıklarını belirterek, şoyle konuştu: "Ülkemizde doğan 150 binden fazla çocuğu eğitimden mahrum demeyiz. Bu nedenle okul çağındaki tum çocuklar için butun eğitim imkanlarını seferber ediyoruz. Kadın sağlığını ilgilendiren konular saymakla bitmez. Anne çocuk sağlığı bunların başında geliyor. Doğumun gerek anne gerekse çocuk için çok onemli bir milat olduğunu hepimiz biliyoruz. Fakat anne sutunun çocuğun tum yaşamını etkileyecek bir sağlık iksiri olduğunun yeterince farkında mıyız acaba. Sizlerle bu uzuntumu paylaşmak istiyorum. Kadınlarımız ne yazık ki bir donem çocuklarına anne sutu vermekten geri durduruldular. Çunku çeşitli propagandalara maruz kaldılar, mama firmaları kendi urunlerini pazarlamak adına anne sutunu itibarsızlaştırdı. Neyse ki bugun artık anne sutunun değeri yavaş yavaş yeniden fark edilmeye başladı."
' NÜFUS ANCAK ÜÇ ÇOCUK İLE DENGELENEBİLİR'
Zorunlu olmadıkça sezaryen doğum yaygınlığının anne, çocuk sağlığını olumsuz etkileyen konulardan olduğuna işaret eden Erdoğan, "Ben de ulkemde sezaryen oranlarını duşurmenin mucadelesini veriyorum. Sezaryen bir tercih değil, zorunluluk halinde ele alınmalıdır. Kadınları, doğum mucizesiyle gerçek anlamda barıştırmak zorundayız" diye konuştu.
(C) AA / Murat Kula
Turkiye'deki genç nufusla gurur duyan, sağlıklı ve nitelikli insan gucune sahip olmak isteyen bir ulke olduklarını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Tum dunya gittikçe yaşlanıyor. Doğurganlık azalıyor. Kimileri dunyadaki kaynakların sınırlı olduğu gerekçesiyle nufusun kontrol altına alınması tezini savunabilir. Fakat unutmayalım temel sorun, dunyadaki kaynakların adil kullanılmaması meselesidir. Biz en az uç çocuk tezini savunuyoruz çunku çocuk sayısı ikinin altına indiği zamanda nufus geometrik olarak azalıyor. Oysa nufus ancak uç çocuk ile dengede kalabilir. Çocuk sayısının azalması, aile ilişkilerini de zayıflatıyor. Geniş ailenin amca, teyze gibi dinamikleri ortadan maalesef kalkıyor. Ailenin gucu azaldığında toplumun yuku daha da artıyor. Sosyal politikaların bu gerçekliğe uygun şekilde planlanması gerekiyor. Doğum kontrol yontemi maskesiyle kitlesel nufus azaltma politikalarının insanlığın geleceğine verdiği zararla yuzleşmeliyiz. Kitlesel doğum kontrol yontemlerinin neden yoksul ulkelerde teşvik edildiğinin de sorgulanmaya açık yonleri olduğunu duşunuyorum."
Kadın sağlığını korumak adına uygulanan çeşitli yontemlerin doğurganlık donemindeki kadınlarda ne tur tahribatlara yol açtığının tartışıldığına değinen Erdoğan, yaşanılan dunyayı tum yonleriyle kritik etmek gerektiğini aktardı.
' 30 YIL İÇİNDE LABARATUAR ORTAMINDA ANNESİZ BEBEK ÜRETİLECEK, BUNUN İNSANİ OLDUĞUNU DÜŞÜNEBİLİYOR MUSUNUZ?'
"Kimyasalların her tarafı kuşattığı, savaşların insan onurunu hiçe saydığı bir dunyada umut asla yeşermez. 30 yıl içinde laboratuvar ortamında annesiz bebek uretilebilecek teknolojiye sahip olacağımız soyleniyor. Sizler bunun insani olduğunu duşunebiliyor musunuz." diyen Erdoğan, butun bunları karamsarlığa itmek için soylemediğini belirtti.
Aksine bunları fark etmenin onemli olduğun vurgulayan Erdoğan, sozlerini şoyle tamamladı:
(C) AA / Sezgin Pancar
"Kadın sağlığı uzerindeki politik, sosyal ve ekonomik baskıları gormemizi sağlayacaktır. Bunun için hep birlikte mucadele etmeliyiz. Bu temel zihniyet donuşumunun mimarlarının da yine kadınlar olacağını duşunuyorum. Sadece az gelişmiş ulkelerde yaşayan kadınların tabuları olduğunu duşunmeyelim, populer kulturun tum dunyada zihinlere empoze ettiği guzellik anlayışı da ele alınması gereken ayrı bir sorundur. Genç kızların medyada gordukleri imajlara benzemek uğruna kendilerini sağlıksız açlıklara mahkum ettiklerini goruyoruz. Oysa ruh ve beden sağlığı bir butundur. Kadın yalnızca bedenden ibaret değildir. 'Let's Talk' (Hadi konuşalım) girişimi, yersiz tabular nedeniyle fark edilmemiş kadın sağlığı, sorunlarını tum yonleriyle ele almak için bir fırsattır. Ne mutlu ki kadınlar adına mucadele veren yuce gonullu insanlar var. Ödul alan misafirleri tebrik ediyorum. İnanıyorum ki ışığınız tum dunyaya yayılacak kadınları guçlendirecek zihniyet donuşumune katkı sağlayacaksınız. Kalıcı bir değişim ancak zihniyet donuşumuyle mumkundur. Bunun için biraz empatiye biraz iletişime biraz da dayanışmaya ihtiyacımız var."
Erdoğan, konuşmasının ardından katılımcılara odullerini takdim etti.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.