Özet (TL;DR) @ 2018-10-23T11:32:00.000Z: Washington Post yazarı ve Suudi vatandaşı Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülmesinin ardından cevap bekleyen soruları ve olası senaryoları dış politika uzmanı…



Washington Post yazarı ve Suudi vatandaşı Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu'nda oldurulmesinin ardından cevap bekleyen soruları ve olası senaryoları dış politika uzmanı Özdemir Akbal, Sputnik'e değerlendirdi.

2 Ekim'de girdiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu'ndan canlı çıkamayan ve Suudi yonetiminin uluslararası baskıların sonucu olarak haftalar sonra 'yanlışlıkla oldurulduğunu' açıkladığı Cemal Kaşıkçı vakası, emsali bulunmayan bir vaka olarak tarihe geçti. Ancak olayın uzerinden geçen zamana karşın Kaşıkçı'nın cesedinin nerede olduğu ve neden oldurulduğu gibi kilit sorulara henuz net bir yanıt bulunamadı.

OLAY GER ÇEKTEN BİR 'MUHALİF GAZETECİ' CİNAYETİ Mİ?

Önemli sorulara yanıt bulunamaması bir yana, bu sorular ozellikle New York Times ve Kaşıkçı'nın koşe yazarlığı yaptığı Washington Post başta olmak uzere Batı medyasının olayı ele alış biçimiyle yanıtlanmaya çalışıldı. Kaşıkçı cinayetinin saiki tam olarak bilinmese, bu konuyla ilgili Suudi kaynaklarından henuz herhangi bir bilgi gelmemiş olsa da; Kaşıkçı'nın oldurulmuş olabileceğinden bahsedilen 2 Ekim'den bir yana dunya "muhalif bir gazeteci cinayeti"ne odaklandı. Halbuki, Kaşıkçı'nın neden oldurulduğunden, neden 2 Ekim'de ve İstanbul'da oldurulduğune; hatta bu cinayete hangi Suudi Arabistan yetkililerinin mudahil olduğuna kadar yanıtlanmaya muhtaç pek çok soru var.

(C) AA / Orhan Akkana

CUMHURBA ŞKANI ERDOĞAN SALI GÜNÜ ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR YAPACAK

Tam bu noktada, konuya ilişkin kilit bir açıklama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan geldi. Cemal Kaşıkçı'nın oldurulmesiyle ilgili soruşturmanın detaylarını Salı gunu gerçekleşecek grup toplantısında anlatacağını soyleyen Erdoğan "Ülkemize yonelik saldırıların şiddeti artarken mahiyeti de değişiyor. Cemal Kaşıkçı konusunda kararlıyız ortaya çıkaracağız dedik. Bu konuyla ilgili açıklamaları salı gunu grup toplantısında yapacağım. Burada adaleti arıyoruz. Bu tum çıplaklığıyla ortaya çıkacak. Sıradan atılan bazı adımlarla değil. 15 kişi buraya neden geldi, 18 kişi neden tutuklandı. Salı gunu çok farklı bir biçimde anlatacağım. Detaya gireceğiz" şeklinde konuştu.

' TEMELİ 1932'DE ATILAN ABD-SUUDİ ARABİSTAN İLİŞKİLERİ HESABA KATILMALI'

Peki, bu emsalsiz vaka Turkiye-Suudi Arabistan veya ABD-Suudi Arabistan ilişkilerinde bir değişikliğe sebebiyet verir mi? İlişkilerde boyle bir değişiklik olmalı mı? Ankara, Riyad'la diplomatik ilişkilerini kesmeli mi? Ankara, bu krizi nasıl yonetti? Sputnik, Cemal Kaşıkçı olayına ilişkin bu sorular ve daha fazlasını dış politika uzmanı Özdemir Akbal'a yoneltti.

Dış politika uzmanı Özdemir Akbal "Olan biteni 'Cemal Kaşıkçı olayı' diye tanımlamak son derece doğru. Zira burada sadece bir kriminal meseleden veya bir gazetenin uçuncu sayfasında yer alabilecek nitelikte bir cinayet haberinden bahsetmiyoruz. Burada aslında ABD'nin Suudi Arabistan'la ilişkilerinden doğan ve bolgesel olçekte etki yaratan politik durumun nasıl geliştiği ve gelişeceğine dair test odağıyla karşı karşıyayız. Şoyle ki, ABD'nin, Suudi Arabistan'ın resmi kuruluş tarihi olan 1932'den beri o ulkeyle olan ekonomik ilişkileri, İkinci Dunya Savaşı'yla beraber ABD'nin Suudi Arabistan'ı koruma altına alması ve boylece dunya politikasında gerçekleşen pek çok olayda ABD ve Suudi Arabistan'ın birbiriyle mutenasip şekilde hareket ettiği sureç takip etti. Eğer bu sureç ele alınmazsa, iki ulkenin birbirine karşı sergilediği reaksiyon tespit edilemez ve bu mesele diplomatik dokunulmazlık ve cinayet çozumu gibi donelerle kısıtlı kalır" dedi.

İ NSAN HAKKI SAVUNUCULUĞU SÖYLEMİNE KARŞI ABD NEDEN SUUDİ ARABİSTAN'LA İLİŞKİLERİNİ KESMİYOR?

ABD'nin Kaşıkçı meselesi karşısındaki tutumunu nasıl değerlendirmek lazım? Akbal bu soruyu şoyle yanıtlıyor:

"Pek çok kişi, ABD'nin Suudi Arabistan'a başta silah ambargosu olmak uzere pek çok yaptırım uygulamasını bekliyordu. Halbuki Trump, FOX News'e çıkıp silah satışının engellenmesinin mevzubahis olmadığını ancak yapılacak 'bazı şeyler' olduğunu açıkladı. Elbette bu 'bazı şeyler' son derece muğlak bir kavram. Ancak neticede Trump'ın geleneksel ABD-Suudi Arabistan politikasını surdurmekle --ki buna memur ve mecburdur aslında- ABD'nin 'demokrasi ve insan haklarını destekleme' şeklindeki sozde geleneği arasında kaldığını goruyoruz. Yani bir yanda ABD'nin Suudi Arabistan ortaklığı dolayısıyla çıkarı var; ote yanda da ABD'nin sık sık soylemleri içinde yer alan 'demokrasi ve insan hakları savunuculuğu' iddiası. Şahsi kanaatim Kaşıkçı olayındaki tum bu vahşete rağmen ABD, hiçbir şekilde Suudi Arabistan'la ilişkilerini bozabilecek durumda değil. Çunku Suudi Arabistan ve ABD hem de ABD-İsrail- Suudi Arabistan'ın birbirinden ayrılamaz çıkarları surdukçe, bu gibi hadiselerin bile ilişkilerin seyri konusunda herhangi bir somut değişim yaratması beklenemez. Dolayısıyla yarın obur gun Suudi Arabistan'da bir grup isyan çıkarıp Suud ailesini devirmedikçe, ABD-Suudi Arabistan ilişkilerinde herhangi bir kopma beklemek bir hayli zor. Kaldı ki zor bir ihtimal ama boyle bir isyan bile olsa Suud ailesinin yerine geçecek yeni gucun de ABD ile bağ kurmadan tahtta oturması zor olurdu. Cemal Kaşıkçı olayı, insan hakları veya uluslararası hukuk soylemleriyle anlaşılabilecek olmanın çok otesinde bir olay. Trump'ın ikircikli gibi gorunen tavrının arkasında da tam bu durum yatıyor."

(C) REUTERS / REUTERS

' ABD KRİZİ YÖNETEMEDİ AMA ASIL ÖNEMLİ OLAN BU DURUMUN SORUN YARATMAMASI'

Peki ABD bu sureci nasıl yonetti? Akbal'a gore ABD'nin bu krizi yonetemediği ortada olsa da asıl sorun bunun bir sorun teşkil edip etmediği:

"ABD'nin bu krizi yonetemediği gun gibi ortada. Peki ABD'nin bu krizi yonetememesi problem teşkil eder mi? Bence asıl sorulması gereken bu. Bu durumun da bir problem teşkil etmediği gozukuyor. ABD, daha doğrusu Trump yonetimi krizi yonetememiş olsa da; ABD- Suudi Arabistan ilişkileri ve ABD'nin diğer muttefikleriyle ilişkileri dolayısıyla bu krizin yonetilememesi herhangi bir sorun teşkil etmiyor. Suudi Arabistan idaresi de olayı 'Bir grubun Riyad'ın talimatlarına uymayıp inisiyatif kullanarak gerçekleştirdiği' bir olay olarak lanse ediyor ve 'sorumluları cezalandırma yolundayız' tutumuyla meseleden sıyrılmaya çalışıyor. Ben Suudi Arabistan'ın ABD ile ilişkilerindeki derinlik sebebiyle bu olaydan bu şekilde sıyrılabilmesini de son derece olası goruyorum. Zira iki taraf da olayın gidişatında bir ortak kanaat oluşturma ve diğer ittifak uyelerini bu kanaate dahil etme çabasını şiddetle sergiliyor."

' ANKARA'YI ELEŞTİRENLER RİYAD'LA İLİŞKİLERİN TAMAMEN KESİLMESİNİ BEKLİYORDU AMA ANKARA KRİZİ GAYET DOĞRU YÖNETTİ'

Ankara'nın kriz yonetim surecinde haksız eleştirilere maruz kaldığını ve aslında sureci doğru yonettiğine işaret eden Akbal "Hukumet, bu krizi gayet doğru ve durust şekilde yuruttu. Hukumeti eleştirenlerin ne beklediğini anlamıyorum. Kaşıkçı'nın Konsolosluğa girmesi mi engellenecekti? 'Abi içeri girersen seni oldururler?' mi demeliydik? Veya biz bunu nereden bilecektik? Sonuçta hukumet ağzıyla kuş tutsa 'ama kanadını kırdın' diyecek bir guruhun varlığı baki. Bence asıl onemli olan, Suudi Arabistan Konsolosluğu'nun diplomatik dokunulmazlığa sahip olmasının, oranın Suudi Arabistan toprağı olduğu anlamına gelmemesi. Buradaki onemli nokta, Suudi Arabistan'ın Turkiye'ye yonelik mugayir, egemenlik haklarını tanımayan bir hareketinin olduğunu soyleyebiliriz. Ancak bu hususta hukumetin herhangi bir eleştiriye maruz bırakılmasını ben çok insaflı ve mantıklı bir yaklaşım olarak değerlendirmiyorum. Anladığım kadarıyla bu eleştirileri getirenler, bu olayın gerçekleştiği açığa çıkmaz.Turkiye'nin Suudi Arabistan'la butun ilişkilerini kesmesini bekliyordu. Ancak diplomasi boyle yurumez. Kaldı ki, herhangi bir vatandaşınızın evine girebileceğiniz bir mahkeme kararıyla delil elde edebileceğiniz bir durumda da değilsiniz. Sozkonusu olan diplomatik dokunulmazlığı olan bir konut ve burada arama tarama yapılabilmesi için sozkonusu ulkenin izni gerekli. Bu izinler alındı, sureç yurutuldu. Kaldı ki surecin başında Suudi Arabistan hiçbir şekilde ses çıkarmazken, gelinen noktada Kaşıkçı'nın oldurulduğunu ve oldurenlerin bırakın Suudi vatandaşı olduğunu, Suudi devletinin personeli olduğunu bile kabul etmek zorunda kaldı. Daha nasıl bir soruşturma yurutulebilir? Bu sorunun yanıtını, bu eleştirileri yapanların vicdanına bırakıyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Twitter

' MEDYA, BİLGİ DEĞİL ÇIKARIM VE VARSAYIM GAZETECİLİĞİ YAPTI'

2 Ekim'den bu yana hem uluslararası medyanın hem de Turk medyasının bilgi değil yoruma yoneldiğine ve meseleyi henuz soruşturma bile başlamamışken "muhalif gazeteci cinayeti" diye lanse ettiğinin hatırlatılması uzerine Akbal, medyanın bilgi değil çıkarım ve varsayım gazeteciliği yaptığına vurgu yaptı:

"Washington Post'taki birkaç goruş uzerine bu tanımlamayı yapabilmek ve bunun uzerinden bir kurgu geliştirmek ne kadar doğrudur? Bu 'olsa olsa haberciliği' midir? Bu açık şekilde ortada. Problemin çıkış noktası şu: Suudi Arabistan tam bir kapalı kutu. Orada kim muhalif? Orada tam olarak ne yapıyor? 2030 vizyonu tam olarak ne ifade eder? Veliaht Prens, ulkenin idaresinde ne kadar onceliğe sahip? Halihazırda Kral'ın yerine yonetimde oncelikli şekilde yetkili midir? Bunlara cevap aramak yerine, medyada farazi ifadelere yer veriliyor. Suudi Arabistan uzerine bilgimiz de çok az. Bu da karmaşa yaratıyor."

Turk medyasının Kaşıkçı meselesinde "sınıfta kaldığını" soyleyen Akbal "Turkiye'deki medya Kaşıkçı meselesinde son derece kotu bir sınav verdi. Bunu kabul etme olgunluğu gostersinler. Çeviri haberlerle vatandaşı bilgilendirmeleri bir yana, diplomasi ve uluslararası politika muhabirleri haber aktarmanın otesine geçerek ve kendi alanlarını aşarak uluslararası politika sistemik yapısına dair yorumlar yapmaya başladılar. Halbuki bu muhabirlerin gorevi haber aktarmaktır, diğer kısım akademinin alanıdır" diye ekledi.