Özet (TL;DR) @ 2018-10-23T23:12:00.000Z: Aydın Sezer’e göre Erdoğan’ın Kaşıkçı cinayetiyle ilgili fazla bir şey söylememesi ‘sürecin devam ettiği’ anlamına geliyor. Bu tutumda ekonomik kaygıların rol oynadığını belirten Sezer, 'Yürütülen…
Aydın Sezer'e gore Erdoğan'ın Kaşıkçı cinayetiyle ilgili fazla bir şey soylememesi 'surecin devam ettiği' anlamına geliyor. Bu tutumda ekonomik kaygıların rol oynadığını belirten Sezer, 'Yurutulen muzakere ABD'yle' derken, hamle ustunluğunun çok sayıda sorunu çozme imkanı vermediğini, aksine Turkiye'yi 'daha fazla batağa çekebileceğini' soyledi.
Suudi Arabistan vatandaşı Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki başkonsolosluktaki gizemli olumunun yarattığı tartışmalar surerken, dikkatler Ankara'ya çevrildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin grup toplantısında Suudi Arabistan'ın haftasonunda 'cinayet olduğunu' kabullendiği olayla ilgili medyaya yansımış one çıkan bilgileri aktarırken, onemli mesajlar da verdi. Cinayetin 'planlı olduğunu' vurgulayan Erdoğan'ın ozellikle "Meselenin birkaç guvenlik mensubuna yıkılamayacağı' sozleri dikkat çekti. Erdoğan cinayetin Turkiye ayağındaki yerli işbirlikçilerinin kimliklerini sorarken, başka ulkelerdeki işbirlikçilere vurgu yaptı ve Riyad'ın gorevden aldığı ve gozaltına aldığını duyurduğu faillerin yargılanmak uzere Turkiye'ye verilmesini teklif etti.
Erdoğan'ın dunyada dikkatle izlenen konuşması ve verdiği mesajları siyaset bilimci Aydın Sezer ile konuştuk.
' CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN YENİ BİR ŞEY DUYMADIK'
Aydın Sezer'e gore, Erdoğan'ın grup konuşmasında cinayetle ilgili yeni bir bilgi yer almadı. Eşzamanlı olarak CIA Başkanı'nın Turkiye'ye gonderildiği açıklamasına dikkat çeken Sezer, Erdoğan'ın verdiği siyasi mesajların ise arka planda surecin devam ettiği anlamına geldiğinin altını çizdi:
"Yeni bir şey duymadık. Bilinen ozellikle de medyada daha fazla detayın yer aldığı bir olaydan geçmişe yonelik somut bilgiler vererek izah etmeye çalıştı. CIA başkanının Turkiye'ye geleceğinin duyulması ve Trump'ın yaptığı açıklamalar. Trump'ın hem Prens Selman ile hem Cumhurbaşkanı ile yaptığı goruşme gosteriyor ki Turkiye, bugun konsoloslukta cinayet işlendiği hatta nasıl işlendiği konusunda hemen artık hiç kimsenin bir şuphesi kalmamışken cinayetin arkasındaki emri verenlerle ilgili soru işaretlerini acaba elindeki başka delillerle başka kaynaklarla giderebilecek mi sorusuna odaklanmıştı. Bu olmadı. Bugun de aynı şey tekrarlandı. Evet cinayet planlı, cinayetine karışan kişilerin Turkiye'ye nasıl geldiği detaylı bir şekilde izah ediliyor. Burada bir sorun yok. Ancak cinayetin arka planıyla ilgili bağlantılar konusunda yabancı kamuoyunun Turkiye'den beklediği ve Turkiye'nin elinde olduğunu sandığı ipuçlarına yonelik herhangi bir açıklama yapılmadı, arka planda surecin devam ettiği anlamına geliyor."
' KANIMCA BURADA YÜRÜTÜLEN MÜZAKERE ABD İLE'
Erdoğan yonetiminin Kaşıkçı olayını siyasi ve iktisadi anlamda fırsata çevirmeye çalıştığının gozden kaçmadığına değinen Sezer, Batı kamuoyunda Turkiye'nin bu gayretinin yadırganmadığını ekledi. Sezer'e gore Ankara'nın Riyad'dan talep ettiği şeyin temelinde ekonomi olduğu aşikar:
"Arka planda gerçekleştiğini ifade ettiğimiz pazarlık surecinin ya da goruşmelerle ilgili boyutta ortada sadece Suudi Arabistan değil Amerika Birleşik Devletleri de var. Cumhurbaşkanı'nın açıklamaları arasında olayın diğer ulkelerdeki işbirlikçileri varsa gibi bir cumle de sarf edildi, bu dikkat çekici bir husus. Ben burada ABD olduğu duşuncesindeyim. Ya da Kaşıkçı cinayetinin evveliyatına yonelik birtakım gelişmeler ya da yaşanan birtakım olaylardan zımni olarak bahsedildiğini ifade etmek istiyorum. Turkiye'nin Suudi Arabistan ile ilişkilerinde uzun sureden beri yaşanan rekabet ya da soğukluk ozellikle Suudi Arabistan'ın salt İslam dunyasındaki liderlik mucadelesine yonelik hareketlerinin otesinde PYD-PKK'ya yonelik maddi yardımlarının da artık bu cinayetle birlikte bir yandan şekillendiği, su yuzune çıktığı bir ortamda bu konuda Suudi Arabistan'dan Turkiye'nin elde etmek istediği şeylerin temelinde ekonomik nedenler olduğunu tahmin etmek için çok fazla kafa yormaya gerek yok. Bunu aşağı yukarı her gun konsolosluk onunden canlı yayın yapan Al Jazeera muhabiri dahi krizle bu konuyu birleştirerek veriyor. Burada bir tereddut yok. Cumhurbaşkanımızın doğrudan kral ile muhatap oluyor olması da işin başka bir boyutu. Kanımca burada yurutulen muzakere ABD ile yurutulen muzakere. Çunku ABD'nin bu işin ne şekilde aydınlatılacağına yonelik çabaları da ABD medyası ve kamuoyunda da aynen Turkiye'deki gibi ciddi bir şekilde tartışılan bir konu. Dolayısıyla Fırat'ın doğusundan İran ambargosuna, Turkiye-Amerikan ilişkilerindeki genel çok başlıklı sorunlara yonelik bir surece bakıldığı zaman Turkiye butun bu sureci hem siyasi hem de iktisadi anlamda maksimum fırsata donuşturme gayreti ve çabası içerisinde. Bu da aslında Batı medyasında ya da kamuoyunda yadırganmıyor. Hatta cinayetin uzerinden geçen ilk haftaki performans ya da konuyu ele alış biçimimizde o donemde birtakım adımların atıldığı biliniyor. Dolayısıyla Turkiye boyle bir konuda cinayetin aydınlatılması ile ilgili sureçte her ne kadar dunya kamuoyunun takdirini kazanan bir ciddiyetle bir başarı sergiliyor olsa da cinayetin arka planının aydınlatılmasına yonelik konularda kanımca bir muddet daha sessiz kalmayı tercih ediyor."
' AKP İKTİDARI, ORTADOĞU'DA LİDERLİĞE SOYUNUYOR AMA REALİTE DAHA FARKLI'
AK Parti iktidarının Ortadoğu'da liderliğe soyunmaya çalışan bir çaba ve faaliyet içerisinde olduğuna dikkat çeken Sezer, ancak dış politika ile ilgili realitenin daha farklı işlediğine vurgu yaptı:
(C) REUTERS / REUTERS
"Davutoğlu'nun danışmanlığı doneminden beri gelen AKP kadrolarındaki ozellikle İslam dunyasına hatta eski Osmanlı coğrafyasına bakış ile ilgili bir boyut. Bu bir duş, bir ruya. Ama ruya kelimesini arzu anlamında kullanıyorum. Özellikle dış politika ile ilgili realite biraz farklı. Mısır'daki Sisi darbesi olayları suresince takıldığımız tavrın bugune kadar gelen sureçteki yansımalarına bakıldığı zaman biz hala çok farklı yerlerde İhvan ile ya da Musluman Kardeşler ile ideolojik boyuttaki yakınlığımızı hiçbir şekilde gizleme gereği dahi duymayan ve bunun uzerinden Ortadoğu'da liderliğe soyunmaya çalışan, attığımız çeşitli adımlarla da bu rolu yerine getirmeye çalışan bir çaba ve faaliyet içerisindeyiz. Fakat Suudi Arabistan etrafında kenetlenen Filistin dahil Arap ulkelerinin arka planında ABD olduğunu veya ABD'nin bugun artık klasik Amerikan politikalarının da otesinde kendine ozgu bir Trump donemi yaşadığımız ve Trump doneminde Ortadoğu ile ilgili en belirgin hassasiyetinin İsrail olduğunu, ki bunu çok açık şekilde soyluyor Trump, İran'ın da dışlandığını bildiğimiz için bu yapılanmaya karşı ya da bu organizasyona karşı başkaldırmak hele de ekonomisiyle, ordusuyla, bolgesel guç kapasitesiyle Turkiye olçeğindeki bir ulke için bu çok kolay değil."
' ERDOĞAN, PRENS SELMAN'I 'BİTİRMEYE' YÖNELİK ADIM ATABİLİRDİ AMA…'
Sezer'e gore, Turkiye'de ekonomik kriz olmasaydı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Veliaht Prens Muhammed Bin Selman'ı 'bitirmeye' yonelik bir adım atmış olurdu. Sezer, Kaşıkçı olayının Turkiye'nin elini soylendiği kadar guçlendirmediğini vurguladı:
"Turkiye'nin ozellikle Suriye ve Ortadoğu politikalarıyla ilgili Turk-Amerikan ilişkilerinde yaşadığı sureçle ilgili, yaşanan ekonomik krizle ilgili birtakım sorunları gundemde olmasaydı, Erdoğan'ın Prens Selman'ı koşeye sıkıştırıp hatta bitirmeye yonelik bir adım atması çok beklenecek bir şey olurdu. Zira prensin kral olması durumunda bolgede nereden baksanız 30 yıllık bir yonetim surecine sahip olacağı için Turkiye'nin onumuzdeki donemde de her zaman başını ağrıtacak potansiyelde politikaları ortaya çıkartacak bir şahsiyet olarak gozukuyor. Kanımca bu olay Erdoğan'ın ve Erdoğan gibi duşunen AKP yoneticilerinin Prens Selman ile hesaplaşma konusunda çok onemli bir olayı altın tepside sunan bir fırsat ile karşı karşıya getirdi. Burada bir beis yok. Asıl Erdoğan'ın bence istediği de bu yonde. Ancak işin içine ABD, ekonomik kriz, bolgesel diğer hassasiyetler, PKK, Fırat'ın doğusu, Suriye'nin geleceği gibi konular girdiği zaman Turkiye'nin elini bu kadar kolay hareket ettirebilecek pozisyonda olmadığını goruyorum. Bir yandan bu olayın emrini verenler ortaya çıksın diye bir serzeniş var. Hatta verin onları biz yargılayalım diyorlar. Turkiye mahkemelerinde bu kişilerin yargılandığı esnada emri kimden aldıklarını ifade etmeleri ya da itiraf etmeleri mi bekleniyor bilmiyorum. Ama bu bırakılmıyor. Bu bırakıldığı takdirde bu sefer Turkiye'nin son 10 gundur dunya kamuoyunda edindiği 'olumlu imaj'a yonelik de bir hareket sergilenmiş olacak. Hem Suudi Arabistan ile ilişkiler boyutundaki onceliklerimiz var hem de Turkiye-ABD ilişkileri soz konusu."
' KAŞIKÇI CİNAYETİ, TÜRKİYE'Yİ GİRDABA DAHA FAZLA ÇEKECEK BİR SÜRECE DOĞRU GÖTÜRÜYOR'
Fonda 'Kaşıkçı vakası' bulunsa da masada Turkiye'yi ilgilendiren birçok başlık olduğunu anımsatan Sezer, Kaşıkçı cinayetinin Turkiye'nin elini rahatlatmak yerine onu daha da girdaba çekecek bir sureç olduğunu belirtti:
"Masada o kadar çok başlık var ki bunların aşağı yukarı hepsi Turkiye için çok onem arz eden konular. Burada F-35'lerden tutunuz, Halkbank olayına, İran ambargosundan tutunuz Suriye'nin geleceğine yonelik çabalara kadar… Dolayısıyla Kaşıkçı olayıyla elde edilen hamle ustunluğu bu soruların herhangi bir tanesini çozecek, ortadan kaldıracak mahiyette bir ağırlık taşımıyor. Kaşıkçı konusu Amerika yonetimiyle tek vucut olup belli bir noktada durduğu bir konu da değil. Özellikle Fırat'ın doğusu ve Menbiç ile ilgili gelişmeler, PYD-PKK'ya yardım konusu, bir de ustune Suudi Arabistan'ın nakit yardımı konusu Turkiye'nin eğer bu konuyu baz alarak Kaşıkçı muzakere ediyorsa kuşkusuz ABD'nin bunun karşılığında talep edeceği başka şartlar da gundeme gelecek. Batı medyasında yer alan haberlere gore Jeffrey'nin Ankara ziyaretlerinde Turkiye'deki bir barış sureciyle ilgili durum analizi yapıldığı ya da buna yonelik bir zemin oluşturma konusunda da birtakım dedikodular var. Dolayısıyla Suriye ve Turkiye, Fırat'ın doğusunda bu kadar sıkışmışken Kaşıkçı cinayeti bizim bu bataklıktan çıkmamıza olanak sağlayacak bir fırsat olmanın otesinde bizi bu batağa, girdaba daha fazla çekecek bir surece doğru goturuyor."
' KAŞIKÇI OLAYI EL ÜSTÜNLÜĞÜNDEN ZİYADE YENİ BİR KAMBUR OLABİLİR'
Kaşıkçı olayıyla ilgili pek çok yorumcu Turkiye'nin 'el ustunluğu' elde ettiği değerlendirmesi yaparken Sezer aksi goruştu. Olayın Ankara için 'yeni bir kambur' olabileceğine atıf yapan Sezer, orta ve uzun vadeli çıkarlar açısından en hayırlısının cinayetin arka planında kimlerin yer aldığına dair bilgilerin açıklanması olduğunu vurguladı:
(C) REUTERS / Osman Orsal
"Turkiye'nin uzun vadeli dış politika çıkarları açısından Kaşıkçı cinayetinin arka planında kimlerin olduğuna dair bilgilerin açıklanması Turkiye'nin orta ve uzun vadeli çıkarlarına en çok hizmet edecek en iyi seçenek olarak karşımızda duruyor. Bunu soylerken de Kemal Kılıçdaroğlu'nun Meclis konuşmasını izlerken onun gundeme getirdiği bizim de zaten aklımızda olan soruları yoneltti. Neden bir hafta 10 gun beklendi, Yasin Aktay uzerinden emniyet ve MİT'in haberdar olmasına rağmen uçaklar neden kalktı, konsolos neden gitti, ustelik Viyana Sozleşmesi'nin bu konudaki açık hukumlerine rağmen gibi birtakım sporu işaretleri de zaten Turkiye'nin bu pazarlık surecinde çok onceden yer aldığını ve belli bir mesafe kaydettiğini de gosteriyor. Dolayısıyla ben Kaşıkçı olayıyla birlikte ustunluğunden ziyade ozellikle bu andan itibaren Kaşıkçı olayının da yeni bir kambur olacağı kanaatini taşıyorum. İşin garip tarafı Kaşıkçı kaybolduğu andan itibaren bunun cinayet olduğu konusu o kadar net konuşuluyordu ki bizim ortaya çıkarttıklarımız sadece konuşulanların teyidine yonelik birtakım gelişmeler oldu. Biz hiç kimsenin bilmediği bir sırrı ifşa etmedik bugune kadar. Zaten ozellikle Batı medyasına servis edilen bilgilerin veriliş surelerine bakıldığı zaman da bu çok açıkça ortaya çıkıyordu. Erdoğan bugun yaptığı konuşmayla her şeyi açıklayacağız derken tum dunyayı çok buyuk bir beklenti içerisine soktu. Bunu biraz once izlediğim Al Jazeera'den BBC'ye kadar hemen her yerde her yorumcu her sunucu gundeme getiriyordu. Bugun hiçbir şey açıklanmadı."
' YAPTIRIMLARDA DOĞALGAZ YANINDA PETROLDE DE KOLAYLIKLAR ELDE EDİLEBİLİR'
Diğer yandan Sezer, sıra ABD'nin kasımda İran'a karşı yururluğe sokacağı ve doğalgazı hariç tutan yaptırımlarına geldiğinde Turkiye'nin petrolde de muafiyet kazanabileceğini soyledi:
"İran ambargosu ile ilgili hususlarda onumuzdeki gunlerde belki birtakım gelişmeler meydana gelebilir. Doğalgaz bu kapsamda değil diye soylemiştim. Muhtemelen bu sureçte petrolun de Turkiye için kapsam dışına alınabileceğine yonelik bir kolaylık sağlanabileceğini duşunuyorum. Çunku İran ambargosu konusu da maddi anlamda Turkiye'ye vereceği zarar açısından hesaplanabilir, buyukluğu tahmin edilebilir bir hasar bırakacak. Bunda bir tereddut yok. Ancak bunun getireceği siyasi bir fatura ya da bir siyasi fırsat olacak. Dolayısıyla Turkiye'nin o cephede de nasıl bir sureç yuruteceği ya da ne alacağı ya da ne aldığı merak konusu."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.