Özet (TL;DR) @ 2018-10-22T13:12:00.000Z: Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burak Küntay, Seyr-i Sabah programında Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinin kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan durumu değerlendirdi. Küntay, ABD’nin Suudi…



Seyr-i Sabah

13:12 22.10.2018(Guncellendi 13:55 22.10.2018) URL'yi kısaltın

Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burak Kuntay, Seyr-i Sabah programında Cemal Kaşıkçı'nın oldurulmesinin kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan durumu değerlendirdi. Kuntay, ABD'nin Suudi Arabistan ile imzaladığı 1 milyar dolarlık anlaşmayı tehlikeye sokacak adımlar atmayacağını iddia etti.

Suudi Arabistan'ın Cemal Kaşıkçı'nın başkonsoloslukta oldurulduğunu kabul etmesinin ardından tum gozler başta Amerika Birleşik Devletleri olmak uzere batılı ulkelerin alacağı tutum ustune çevrildi. Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burak Kuntay, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda ABD'nin Suudi Arabistan ile imzaladığı 1 milyar dolarlık askeri anlaşmanın ABD Başkanı Donald Trump tarafından ulkesine buyuk başarı olarak sunulduğunu, bunu tehlikeye sokacak adımlardan ozellikle kaçınacağını soyledi:

' ÖNCE KAŞIKÇI'YI TANIMAK LAZIM'

"Kaşıkçı meselesi Turkiye ve dunya gundemine birden girdi. Kaşıkçı, ABD politikası ve medyasını takip etmeyenler için bilinmeyen bir isimdi. ABD'de muteber bir gazetede yazan Suudi Arabistanlı ama mevcut kral ve veliaht prensine karşı tepkili, bir onceki veliaht prense çok daha yakın bir gazeteciydi. Mutemadiyen Suudi Arabistan'ı eleştiriyordu. Suudi Arabistan'ın petrol ve askeri kaynaklı ilişkileri belli temeller ustune oturuyor: Tabii ki para ustune donen bir ilişki bu. Kaşıkçı'nın orada yaptığı analizler bu ilişkileri Suudi Arabistan olarak etkiliyor. ABD'de bazı senatorlerin de sesini yukseltmeye başladığını iki yıldır goruyoruz.

İşin magazinsel tarafıyla bakarsak olayın uluslararası boyutunu kaybediyoruz. Bazı noktalarda derin de ilişkileri var Kaşıkçı'nın. Turkiye'ye gelip Suudi Arabistan konsolosluğuna giriyor bir daha çıkmıyor. Konunun Turkiye, Amerika ve Suudi Arabistan aktorleri var. Olayın Turkiye'de yaşandığını bir kenara bırakacak olursanız bir hafta sonra ABD'yi alakadar edecek bir şey yok. Suudi Arabistan bir şeyin farkında ki bu mevzu fazlasıyla Suudi Arabistan kaynaklı yaşanıyor. Turkiye ile ilişkiler zaten kotu olduğu için mevzu ABD ve Suudi Arabistan arasında. Trump soylemleri hiçbir klasik jargon içinde gitmiyor. Mesela elinde nukleer silah olan birine bir ABD başkanı o çok tatlı adam, o benim canım demez. Trump uç gun once roket adam dedi ardından birbirimizi çok seviyoruz dedi. Finansal gerçekler ustunde oyun kuran iyi bir anlaşmacı.

Trump'ın belki de seçildiğinden beri ABD ekonomisine dış politika kaynaklı en buyuk girdisi olarak yaşanacak olan seçimlerde en buyuk kozu Suudi Arabistan ile yapılan 1 milyar dolarlık askeri anlaşma. Mesela Kaşıkçı değil çok daha farklı bir noktada seyrediyor ilişkiler. Butun uluslararası ticaret anlaşmalarında her konuda farklı bir usluba gelindi. Bunların henuz donmuş bir artı etkisi yok. Ama Suudi Arabistan ile yapılan 1 milyar dolarlık anlaşma onemli bir girdi ve kaynak. Tek başarı gibi gosterilen dış ticaret politikası varken Trump, ABD kamuoyundan ciddi bir baskı yiyor. Ben Trump'ın bu işten sıyrılacağını zannetmiyorum. İkilemde olmak için bir tarafın soylediği şeyleri dikkate almak lazım. Trump eyvah şimdi ne yapacağız demiyor. Kafasındaki karar mekanizması belli. Nereden biliyoruz? Kaşıkçı arbede sonucunda olmuştur denince bunun hemen ardından Trump tweet attı: Bu işin sorumlularının ustune gidilmesinden çok memnunum Suudi Arabistan bunun ustune gidecektir dedi. Suudi Arabistan'da bir takım insanların kellesi verildi, kral ve veliaht prens konunun dışında tutuldu ve iş bitti.

Trump bakış açısında bir başkan 1 milyar dolarlık bir ticari anlaşmayı çope atamaz. Olaylar istediği kadar gerilsin ve sert bir noktaya gelsin Donad Trump kraliyet ailesinin bilgisi yok oradaki bazılarına cezalar verilecektir diyecektir. ABD Kongresi'nde çok buyuk bir değişiklik olmadığı durumda bu bir milyar dolarlık anlama da devam edecektir. Ben Trump'ın fuze anlaşmasından çekilmesini de vahim gormuyorum. Reagan -- Gorbaçov ile başlayan, daha sonra Bush ile devam eden nukleer silahsızlanma parametreleriyle şimdikiler çok farklı. O gunku mevcut nukleer silahlarla bugunku sayı arttı. Bugun İran, Hindistan, Pakistan, Çin ve İngiltere'deki silahlarda artış var. Dunyanın en buyuk nukleer gucu ABD mi? Evet. Ben de artırıyorum diyor. Zaten artırıyordu. Bunun ciddi anlamda imaj olarak bambaşka bir nokta. Dunya siyasetinde ciddi bir etkisi olacağını duşunmuyorum. Trump'ın butun iç ve dış politika algısı şuna dayalı Ben ABD'yi guçlendireceğim, goçmen almayıp iş gucunu artıracağım diyor. Orduyu guçlendireceğim diyor. Bunlar seçim vaadi soylemleri. Mevcut caydırıcılık konseptini bir kenara koyarsak zaten nukleer fuze sonrası bir savaşın yapılacak durumu kalmaz. Bunlar siyasi koz olarak dunya gundeminde tutulur."