Özet (TL;DR) @ 2018-10-22T19:12:00.000Z: Anayasa Mahkemesi (AYM), kadının evlenmeden önce çıkaracağına söz vermesine rağmen çarşaf giymeye devam etmesi nedeniyle mahkemenin boşanma kararı vermesinin, din özgürlüğünün ihlali olmadığına karar…



Anayasa Mahkemesi (AYM), kadının evlenmeden once çıkaracağına soz vermesine rağmen çarşaf giymeye devam etmesi nedeniyle mahkemenin boşanma kararı vermesinin, din ozgurluğunun ihlali olmadığına karar verdi.

AYM'nin kararında, boşanma kararını veren yerel mahkemenin çarşafı çağdaş bir kıyafet olarak değerlendirmemesine ilişkin 'negatif ton' eleştirisi yapıldı ancak 'evlilik birliğinin çekilmez hale geldiği' tespiti yapılarak boşanma kararı verildiği için bir ihlal oluşturulmadığı belirtildi.

' ÇARŞAFI ÇIKARMA SÖZÜNÜ TUTMADI'

AYM kararına gore, başvurucu A.Y ile M.Y., 2010 yılında evlendi. M.Y., 2012 yılında boşanma davası açarak eşinin evlenmeden once giyindiği çarşafı evlendikten sonra giymeyeceğine soz vermesine rağmen sozunu tutmadığı ve bu durumun evlilik birliğini çekilmez bir hale getirdiğini ileri surdu.

A.Y. de açtığı karşı davada, kocasından şiddet gorduğunu, hakaret ve baskılara maruz kaldığını, eşinin evi terk ettiğini belirterek nafaka ve tazminat talebinde bulundu.

Diken'den Kemal Goktaş'ın haberine gore, davaya bakan Kocaeli 3'uncu Aile Mahkemesi çok sayıda tanık dinledikten sonra kocanın açtığı davayı kabul etti.

' ÖRF ADETE AYKIRI, ÇAĞDAŞ DEĞİL'

(C) AA /

A.Y.'nin kocasına dair ileri surduğu iddialarını ispatlayamadığını belirten mahkemenin kararında şoyle dendi: "Taraflar gorucu usulu ile evlenmişlerdir. A.Y, evlenmeden once tarikat faaliyetlerine katılmış, dini eğitim almış ve buna bağlı olarak da çarşafla gezmektedir. Davacı ise devlet memuru olduğunu, evlendikten sonra eşinin çarşafla gezmesini istemediğini ve kapalı olarak hayatına devam etmesi ile birlikte daha çağdaş, sosyal hayata uyumlu bir şekilde giyinmesini istediğini belirtmiştir. Evliliğin başında davacının bu talebi davalı A.Y tarafından da kabul edilmiş, ancak davalının daha sonra kılık kıyafetini değiştirme konusunda verdiği sozu tutmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında da bu nedenle tartışmalar yaşanmış, bir kaç kez ayrılıp barışmışlar, ancak taraflar arasındaki anlaşmazlık çozulememiştir.

Davalının ailesi bu konuda katı davranmış ve kızlarının evliliğini bu şartlarda devam ettirmesini istememiştir. Davalı, çok kuçuk yaştan beri dini eğitim almış ve buna gore sosyal hayatı yaşamayı benimsemiş, davalının ailesi de bu davranış biçimini benimseyip desteklemiştir. Devlet memuru olan davacının ise buna katlanması beklenemeyecektir. Davacının sosyal durumu itibariyle evlilik oncesi anlaşmaları da dikkate alındığında çağdaş ozelliklere dayalı giyinme dışında geleneklere, orf ve adete uygun olmayan giyinme şeklinde davalının ısrarı sosyal şiddete yonelik bir davranıştır. Davalının giyim şeklini değiştirmeme konusundaki ısrarının geçimsizlik kaynağı olduğu anlaşılmıştır. Davalının inatçı ve dış etkenlere dayalı direnişi eşler arasında ortak hayatı çekilmez bir hale getirmiştir.

Davalının çarşafla dolaşmak konusundaki ısrarı, çok kuçuk yaşlardan beri dini eğitim alan davalının eşinin yaşam biçimine ayak uydurma konusunda istekli olmadığı, kendi değer ve inançlarına gore yaşama konusunda ısrarlı olduğu ve bu konuda ailesinden aldığı destekle birlikte, evlilik oncesi verdiği sozu yerine getirmemesinden kaynaklanan davranış biçiminin boşanma surecini başlattığı, davalının bu nedenle daha ziyade kusurlu olduğu kanaatine varılarak davacının dava açmakta haklı olduğu, taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, tarafların yeniden bir araya gelerek evlilik birliğini bu şartlar altında devam ettirmelerinin mumkun olmadığı kanaatine varılarak davacının davasının kabulune karar verilmesi gerekmiştir."

' ÇARŞAF KUSUR GİBİ GÖSTERİLDİ'

Mahkemenin kararına A.Y.'nin yaptığı temyiz başvurusu Yargıtay 2'nci Hukuk Dairesi'nce reddedildi.

Bunun uzerine A.Y., AYM'ye bireysel başvuruda bulundu. A.Y.'nin başvurusunda yaşam tarzının ve bu kapsamda çarşaf giydiğinin davacı tarafından evlilik birlikteliği oncesinde bilindiğini belirterek 'davacının kıyafetini yonlendirmesinin derece mahkemelerince de benimsendiğini ve giydiği kıyafet kusur gibi gosterilerek davacının davasının kabulu ile kendi davasının reddine karar verilmesinin' Anayasa'nın 24'uncu maddesinde korunan din ve vicdan hurriyetinin ihlali olduğunu ileri surdu.

MAHKEMEYE 'NEGATİF TON' ELEŞTİRİSİ'

AYM'nin 2015/6064 başvuru numarası ve 13 Eylul 2018 tarihli kararında ilk derece mahkemesinin kararında yer alan 'daha çağdaş, sosyal hayata uyumlu bir şekilde giyinmesini', 'davalının çok kuçuk yaştan beri dini eğitim aldığı ve buna gore sosyal hayatı yaşamayı benimsediği… devlet memuru olan davacının ise buna katlanmasının beklenemeyeceği', 'çağdaş ozelliklere dayalı giyinme dışında geleneklere, orf ve adete uygun olmayan giyinme şeklinde… ısrarının sosyal şiddete yonelik bir davranış olduğu', 'sosyal ve çalışma hayatını zorlaştıran bu tutum ve davranışın ısrarı' şeklindeki başvurucunun dini inancı gereği giymekte olduğunu belirttiği kıyafete ilişkin değerlendirmelerin negatif bir ton taşıdığının kabul edilebileceği belirtildi.

' DİN ÖZGÜRLÜĞÜ İLE İLGİSİ YOK'

Kararda şu ifadelere yer verildi: "Bununla birlikte başvurucu şikayetlerini soz konusu değerlendirmelere karşı değil, kendisinin giydiği kıyafetin evlilik birliğini eşlerin ortak hayatı surdurmelerini kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsan bir olgu olarak kabul edilmesine karşı ileri surmuştur. Bu kapsamda başvurucu, dini inancı gereği giydiği çarşafın boşanma davasının kendi aleyhine sonuçlanmasında esas alındığı iddiasındadır. Mahkememiz --derece mahkemelerinin bu kıyafete yonelik negatif tonlu değerlendirmelerine karşın- boşanma kararının başvurucunun giyim tarzı ile doğrudan bir ilgisinin olmadığını değerlendirmiştir. Mahkememize gore derece mahkemeleri, boşanma kararını evlilik birliğinin eşlerin ortak hayatı surdurmelerini kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılması olgusuna dayandırmıştır. Davanın tarafları arasındaki anlaşmazlığın bazı dinsel sebeplere dayanması otomatik olarak din ozgurluğune yonelik bir mudahalenin bulunduğu şeklinde bir sonuca ulaşmaya imkan vermez."

Karar, oybirliğiyle alındı.