Özet (TL;DR) @ 2018-10-22T21:35:00.000Z: Hasan Sivri’ye göre Kaşıkçı vakası hem ABD’de Trump için büyük önem taşıyan ara seçimleri etkileyebilecek, hem de Suudi Arabistan’daki iktidarı değiştirebilecek bir hale dönüştü. Sivri’ye göre, Suudi…
Hasan Sivri'ye gore Kaşıkçı vakası hem ABD'de Trump için buyuk onem taşıyan ara seçimleri etkileyebilecek, hem de Suudi Arabistan'daki iktidarı değiştirebilecek bir hale donuştu. Sivri'ye gore, Suudi Arabistan'ın genç veliaht prensi Muhammed bin Selman'ın geleceği de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklayacaklarına bağlı
(C) REUTERS / REUTERS
Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın olumunun arkasındaki sır perdesi surerken, olay hem ABD hem Suudi Arabistan içerisindeki rakip kanatların kapışmalarını getiren uluslararası bilek gureşine donuştu. Suudi Arabistan'ın hafta sonunda Kaşıkçı'nın olumunu kabullenmesi ve olumune dair 'oykuyu' değiştirmesinin ardından uluslararası tepkiler artarken, dikkatler de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Salı gunu grup toplantısında yapacağını belirttiği 'detaylı' açıklamaya çevrildi.
Kaşıkçı vakasındaki son durumu Arap basınında yorumlarıyla tanınan gazeteci Hasan Sivri ile konuştuk.
' KAŞIKÇI OLAYI ORTADOĞU TARİHİNDE BİR DÖNÜM NOKTASI'
Hasan Sivri, dunya tarihinde Kaşıkçın olayına benzer bir olay yaşanmadığını, bu vakanın Ortadoğu tarihinde de çok onemli bir donum noktası olduğuna dikkat çekti. Olayın ABD'de Kasım'da yapılacak seçimlere etkileri dahi bulunduğunun altını çizen Sivri, durumun Trump aleyhine gelişebileceğini vurguladı. Sivri, Suudi Arabistan içerisinde de veliaht tartışmaların başladığını soyledi:
"Son Arap Baharı'ndan sonra Ortadoğu'da stratejik anlamda, kısa, uzun vadeli etkileri olabilecek buyuk değişimler yaşandı. Bu olay hem Suudi Arabistan tarihinde hem de Ortadoğu tarihinde çok onemli bir donum noktasını oluşturacak. Dolayısıyla Arap alemi de farklı eksenlerde, pozisyonlarda konumunu almaya ve bir şekilde buna hazırlık yapmaya başladı. Dunya tarihinde muhtemelen benzer bir olay yok. 20 kusur gundur dunyanın gundemini meşgul eden bir mevzu oldu. Hala cesedi bulunamayan Kaşıkçı'nın hem Amerika içinde hem Suudi Arabistan içinde hem bolgede ihvan ile karşı eksen arasında çekişme noktası haline geldi. Herkes Kaşıkçı uzerinden kendi ajandasını hayata geçirmeye çalışıyor. Kasım'daki ara seçimlerde Amerikalılar bu mevzuyu kullanıyor. Özellikle Demokrat ve Cumhuriyetçi senatorler de var bunların arasında. Trump yonetimini Bin Selman'a sahip çıkmakla itham edip Trump'ı koşeye sıkıştırmak uzere hareket alıyorlar. Hem de Suudi Arabistan ile Amerika arasındaki tarihi ilişkileri etkileyebilecek açıklamalarda bulunabiliyorlar. Veliahttı katil ve despot bir yonetici olarak tanımladı Sanders. Senatodaki dış ilişkiler başkanı bunun da ilerisine giderek veliahtın bırakması gerektiğini ve artık işlediği suçların sınırı geçtiğini bunun içerisine Katar'ı kuşatma ve Hariri'yi Suudi Arabistan içinde tutuklamayı da alarak veliahtı hedefe koydu. Dolayısıyla veliaht tartışmasını açarak Suudi Arabistan içerisinde de bazı iddialar var. Kraliyet mensuplarının bir araya gelmek istediği ama Muhammed Bin Selman'ın bunu engellediği ve kuçuk gruplar halinde toplantılar yapıldığına dair iddialar var."
' KATAR, RİYAD'I HEDEFE KOYARAK TÜM GÜN KAŞIKÇI OLAYINI İŞLİYOR'
Musluman Kardeşler kanadını temsil eden Katar basınının gun boyu Kaşıkçı olayı ile ilişkili canlı yayınlara yer verdiğine dikkat çeken Sivri, Katar'ın Riyad'ı itibarsızlaştırmak için boyle bir yayın politikası izlediğini belirtti, Kaşıkçı olayından ciddi derecede yararlandığını ekledi:
"Veliaht Prens'in kardeşi Halid bin Selman ABD'ydi, geri çağrıldı. O da Muhammed Bin Selman'ın çatısı altında hareket ediyor. Dolayısıyla Amerika'daki seçimleri etkileyecek bir çekişme noktası haline getiriliyor. Suudi Arabistan içinde veliaht tartışmalarına kadar gidiyor. Katar en başından beri butun medyası ile ozellikle tum gun sadece bu mevzuyu işleyerek bulunmaz bir ustat olarak gorduğu Kaşıkçı'nın katlini Suudi Arabistan'ı itibarsızlaştırmak ve Suudi Arabistan'ı surekli olarak hedefe koyarak bundan yararlanmaya çalışıyor."
' İSRAİL BUGÜNE KADAR RESMİ BİR TAVIR ALMADI'
Sivri'ye gore İsrail'in, şimdiye kadar Kaşıkçı olayıyla ilgili Suudi Arabistan'a karşı resmi bir tavır almaması dikkat çekici. Sivri, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Suudi Arabistan ziyaretine atıf yapan Sivri, Trump'ın İran'ı hedef tahtasına koyarken Filistin sorununda Yuzyılın Anlaşması'nı devreye sokmaya çalışan Ortadoğu politikalarını veliaht prens Muhammed bin Salman onculuğundeki Suudi Arabistan'a dayadığını anımsattı:
"Katar ve Suudi Arabistan'ın Amerika'da halkla ilişkiler şirketleri dahil emekli senatorler, emekli generaller, gazeteciler, medyada tanınan isimler uzerinden kendi politikalarını, kendi durdukları yeri yansıtacak, kendi prestijlerini yukseltecek adımlar atıp bu insanlara ve şirketlere paralar akıttılar. Fakat bugun goruyoruz ki Katar bu para akıtımını yapmadan da senatodakiler Trump idaresini hedefe koyarak Bin Selman'ı eleştiriyor ve Suudi Arabistan'da bir değişime gidilmesi gerektiğini soyluyor. Fakat burada çok zor bir halka var. Çunku Trump geldiği andan itibaren Bin Selman ile Ortadoğu'da çok ciddi ilişkilere girildi. Çok stratejik anlaşmalar yapıldı. Bunlardan bir tanesi yuzyılın anlaşması. Trump'ın damadını da İsrail'i ve Suudi Arabistan'ı yakınlaştırıp burada Filistin davasını hedef alan bir anlaşmaya doğru girdikleri ilişki. İkincisi ise İran'ı kuşatma mevzusu. İran'ın Ortadoğu'da aktivitelerini ve nufuzunu sınırlamaya yonelik bir ikilinin girdiği ilişkiler var. Burada senatonun atacağı adımlar aynı zamanda Trump'ın adımlarıyla Arabistan ile girilen bu stratejik ilişkileri de etkileyecek. Bu yuzden sadece Veliaht Bin Selman'ı etkileyecek adımlar olmayacak. Hem kraliyet içerisindeki tartışmayı da alevlendirip burada herkesin konum almasına neden olacak kendi pozisyonunu guçlendirmek için hem de Ortadoğu'da İran'ı kuşatmak adına diğer adımlarda atılan adımları da etkileyecek. Bu yuzden bugune kadar İsrail'in resmi bir tavır almadığını goruyoruz. Çunku bu konuda Bin Selman'ın getirdiği kolaylıklar, Suudi Arabistan'ın normalleşme hareketine liderlik etmesi ve ortak çıkar olması anlamında İran'ın hedefe konması ve aralarında yaptıkları anlaşma İsrail için muthiş noktalar. Aslında Ortadoğu'da her insan hak ihlali ya da herhangi bir mevzuda direkt pozisyon alıp lafını soyleyen İsrail'in bugun sessiz kalması da buna işaret. Washington Post'ta Trump'tan duyduk bunu: 'Guçlu ve ulkesini seven bir Muhammed Bin Selman' şeklinde Selman'ın yanında yer alan bir tavır var. İkincisi Pompeo'nun ziyaretinden sonra Suudi Arabistan'ın bu çıkış yolu olarak gorduğu hatayla oldurulduğu senaryosu hayata geçirildi. Bence bu Pompeo'nun onerisiydi. Trump yonetiminin Arabistan'a bir çıkış yolu bulmaya çalıştığına işaret etmek istiyorum. Pompeo'nun Arabistan'ı ziyareti esnasında CNN de Arabistan'ın çıkış yolu olarak gorduğu 'hatayla olduruldu' şeklindeki senaryonun bazı kısımlarını sızdırmıştı. Burada Trump ile Bin Selman arasında bir irtibat olduğunu da anlıyoruz. Amerikalı senatorler de bunu goruyor ve buna karşı bir tavır alıyor. Fakat Turkiye'nin de burada ozellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yarın yapacağı açıklamanın veliahtın geleceğini etkileyeceğine dair manşetler de gorduk."
' SUUDİLERİN KAŞIKÇI'YA DAİR AÇIKLAMALARI ULUSLARARASI KOMUOYUNUN GÜVENİNİ ZEDELEDİ'
ABD ile Suudi Arabistan'ın daha once bu kadar yakın ilişkiler kurmadığını ifade eden Sivri, Suudi Arabistan tarafından yapılan 'yanlışlıkla oldu' açıklamasının başta halk olmak uzere uluslararası kamuoyunun guvenini zedelediğini soyledi:
"Demokrat senatorlere ya da Trump yonetimine tepkili olan yetkililer buradan Trump'ı sıkıştırmaya çalışıyor. Fakat şu ana kadar Trump'ın Bin Selman ile girdiği ilişkileri daha onceki Amerikan-Suudi tarihinde bu kadar derinlikte goremiyoruz. Bu yuzden de hem Yemen savaşında hem Suudi Arabistan'ın bolgede aldığı bazı adımlara muhalif içeride prensler olduğunu da biliyoruz. Dolayısıyla Trump'ın şu ana kadar İsrail'in lehine olan bazı adımları Arabistan ile aldığı bazı adımların etkileyebileceğini de goruyoruz. Buna veliahtın gorevi bırakmasına dair baskıların açıkçası bir karşılığı da olabilecek duzeye geldik. Çunku Arabistan, butun yetkilileri ile beraber en başından beri reddettiği bir senaryoyu kendi medyasında kendi halkına işlediğini yalanlama senaryosunun ardından 'Evet konsoloslukta oldu' gibi bir açıklamayla halkına ve uluslararası kamuoyuna guven noktasında zafiyetler vermiş oldu. Bugun 15 gundur halkına 'Bize karşı bir komplo var. Bu adam konsolosluktan çıktı' diyen veliaht bu senaryoyu kabul ederek aslında şu ana kadar hiç vermediği bir fotoğrafı vermiş oldu. Bu halkta guvensizlik yaratıyor, uluslararası kamuoyunda da Muhammed Bin Selman'a yonelik baskıları arttırmak için muthiş bir fırsat oluyor.
' BİN SELMAN'IN GELECEĞİ ERDOĞAN'IN ELİNDE'
Sivri, Muhammed Bin Selman'ın geleceğinin ve ABD ile ilişkilerin duzelmesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Salı gunu grup toplantısında Kaşıkçı ile ilgili yapacağı açıklamaya bağlı olduğu değerlendirmesinde de bulundu:
"Almanya ve Avrupa Birliği'ni başını çektiği bir hamleyle Bin Selman'ı hedefe alması da bu şekilde yorumlanabilir. Uluslararası Af Örgutu'nun de şu ana kadar Avrupa Birliği'ne baskıları vardı. Arabistan'da tutuklu olan insan hakları ihlallerinin geldiği noktaya dair yorumları vardı. Bugun artık konsolosluk olayında bu çelişen tavrı gosterebilen Suudi Arabistan'ın içinde hapishanelerinde neler olduğunu kimse tahayyul edemez. Buna dair endişeler daha da artacak olacak. Butun bunlar Muhammed Bin Selman'a yonelik baskıları arttıracak, Amerikan tarafından gorevi bırakmasına dair baskıları arttıracak. Fakat İsrail ve Trump ile gerilen ilişkiler bu konuda Amerikalıların daha ihtiyatlı davranmasını gerektirebilecek. Yarın Erdoğan'ın da 'Butun ayrıntılarıyla açıklayacağım' dediği açıklama bu işin belirleyicisi olacak. Burada Bin Selman'ı işaret edecek mi etmeyecek mi sorusu da çok onemli. Burada Trump ile Erdoğan arasındaki irtibat kurulduğunu ve koordinasyon halinde gidildiğini gosteriyor. Erdoğan'ın elinde biraz da bin Selman'ın geleceği."
' KATAR İÇİN KAŞIKÇI OLAYI MÜTHİŞ BİR FIRSAT'
Sivri'ye gore Kaşıkçı olayı, Turkiye tarafından hem ABD'ye hem de Suudi Arabistan'a karşı koz olarak kullanılıyor. Katar için Kaşıkçı olayının muthiş bir fırsat olduğunu yineleyen Sivri, Katar'ın dun konsoloslukta yanan ışıkları bile analiz edecek kadar olaya titizlikle yaklaştığına dikkat çekti:
(C) REUTERS / REUTERS
"İşin başka bir boyutu da Turkiye'nin Katar krizinden sonra hem Korfez'de hem Suudi Arabistan'ın batısındaki bir adayı alarak oranın nufusundan bahsedebiliriz. Dolayısıyla Arabistan için bir endişe soz konusu Turk nufusu açısından. Katar'ı koruyan Turk nufusunun Arabistan'a sorun yaratacağını duşunuyorlar Suudiler. Buna dair bir pazarlık da soz konusu. Yarın Erdoğan'ın açıklayacağı ve içinde tum ayrıntılar olacak dediği bu açıklama açıkçası hala pazarlık aracı olarak kullanılıyor hem Suudi Arabistan hem Amerika ile. Bin Selman'ın da geleceğini etkileyebilecek, tehlikeye atabilecek bir açıklama olacak. Şu ana kadar Bin Selman'a baskı yapan ve bırakması gerektiğini soyleyen Amerikalı demokrat senatorler içinde muthiş bir baskıyı arttırma aracı olarak kullanılabilecek. Fakat burada başka bir mevzu da Katar'ın buradaki pozisyonu. Katarların medyasına baktığımızda Al Jazeera'nin birçok dilde yayını var. Bunlardan bir tanesi de Arapça yayın yapan televizyonu. Başından beri bu olayı konsolosluk binasıyla, evini canlı şekilde veren Suudileri çıldırtan bir yayın politikası izliyordu. Hatta onceki gunlerde 'Suudi Arabistan ile ilişkileri de duşunmemiz gerek' diyen Turk yorumcuyu bir Katarlı spiker olayına da şahit oldum. Dun de konsoloslukta yanan ışıkları bile analiz eden bir yayın politikası var. Burada Jazeera ve Katar ihvan medyasının eline muthiş bir fırsat geçmiş durumda. Bunu muthiş bir şekilde kullanmaya çalışıyor.
' KATAR'IN TÜRKİYE'DEN BEKLENTİLERİ VAR'
Sivri, Katar'ın Turkiye'den beklentileri olduğunun altını çizdi, İhvan'ın rolune işaret etti. Sivri, Kaşıkçı olayının birden fazla boyutu olan bir konuya donuştuğunu belirtti:
"Katar'ın Turkiye'den beklentileri var. Bunun içerisinde Katar'a yonelik kuşatmanın da ortadan kalkmasına dair. İşin başka bir boyutu da ihvanın buradaki rolu. Çunku Turk ana akım medyasından çok daha derin ve geniş işleyen bir yerde duruyor Katar için durum. Karşı tarafta ise burada başarısız bir sınav veren Suudi medyası var. Bunun içerisinde kraliyet divanına yakın bir gazete var. Fakat diğer basın ve medya araçları Arabistan'da çok başarısız oldu. Bugun sorumlu olarak gorevinden azledilen iki tane yonetici de aslında Suudilerin sosyal medyadaki kampanyasını yurutuyordu. 'Kaşıkçı kayboldu, konsolosluktan çıktı' kampanyasını yuruten insanlar bugun gorevinden azledilen sorumlulardı. Bu işin Katar ve ihvan boyutu da Turkiye ve Arabistan arasında konuşulan bir başka boyut olduğunu duşunuyorum. Arabistanlıların endişesi Turk nufusu ve bunu daraltmak istiyorlar. Fakat karşı taraftaysa ekonomik ilişkilerden dolayı da Turkiye'nin Katar'la ilişkileri son zamanlarda çok derinleşti. Burada onların da pozisyonunu da etkiliyor diye duşunuyorum. Bugunden yarına kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasıyla çok şey de değişebilir. Çunku birçok boyutu olan bir mevzuya donuştu. Hem Amerika'daki seçimleri etkileyecek hem Amerika ile Turkiye'nin gerilen ilişkilerini bir şekilde yoluna koyabilecek bir anlaşmada çıkabilir yarınki açıklamada. Hem de Katar'ın Ortadoğu'da dengeleri daha da değiştireceğine işaret eden Katar krizinin de etkilendiği bir boyutu var bu işin. Bugun Muhammed Bin Selman'ın geleceği Katar'ın bolgedeki kuşatmadan nasıl sıyrılacağı, Amerika'nın Turkiye ile ilişkileri de garip bir şekilde yarınki açıklamaya bağlı."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.