Özet (TL;DR) @ 2018-10-22T23:37:00.000Z: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP ile yerel seçimdeki olası ittifaka ilişkin, "Temelini Cumhur İttifakı'nın oluşturduğu anlayışı koruyacağız, onu devam ettireceğiz" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, EKOTÜRK televizyonunda katıldığı yayında soruları yanıtladı.
EKOTÜRK'un yayın hayatına başlamasının hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, "Gorsel yayınlarda gerçekten ekonomi buyuk onem arz ediyor. Bugune kadar da bu konularla ilgili yalan yanlış birçok haberler malum yapılıyor. EKOTÜRK'un bu boşluğu dolduracağına inanıyorum, bu vesileyle de başarılar diliyorum" diye konuştu
AK Parti'nin katıldığı ilk seçim olan 3 Kasım 2002 seçimleri hatırlatılarak aradan geçen 16 yıl sonra o gunku hedeflerinden ne kadarının gerçekleştiğine ilişkin bir soru uzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2002 3 Kasım'ı bizim için çok anlamlı bir çıkıştı ve bize başarı grafiğinde yer bulmayanlar, başarılı olamayacağımızı soyleyenler çok buyuk bir hezimete uğradılar" ifadesini kullandı.
Seçimde iki siyasi partinin parlamentoya girdiğini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"O zaman yuzde 63 gibi parlamentonun içerisinde bir orana sahip olduk, bu tabii çok buyuk bir guçtu aslında. İki siyasi partiden parlamentonun oluşması da ayrı bir guç katıyordu. Fakat hedeflerimiz buyuktu çunku Turkiye'yi biz gerçekten çok farklı bir konuma taşımanın hesabı içerisindeydik. Altyapıyla, ustyapıyla değişen bir Turkiye, ekonomide dunyada ilk 10 içerisine girmemizin gereğine inanmıştık ve bu inançla beraber yol yuruyorduk. Tabii ileri teknolojiyi yakalayan bir Turkiye olmayı hedefliyorduk"
' GİRİŞİMCİYE GÜVEN VEREN İKTİDAR'
Her şeyden once girişimciye guven veren bir iktidar olmanın hesabı içerisinde olduklarını dile getiren Erdoğan, "Yola çıkarken de dort ilkeden bahsetmiştik eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Bunun uzerine Turkiye'yi inşa ederek yuruyeceğiz demiştik. Tabii buna enerjiyi, ulaşımı, tarımı ilave ettik ve haysiyetli bir dış politika diyerek yola çıktık ve bu yolculuğumuz o gunden bugune şoyle bir başarı getirdi, nedir? AK Parti bir defa hiç geriye gidiş, donuş, duşuş boyle bir şeyi yaşamadı" şeklinde konuştu.
Bugune kadar girdikleri tum seçimlerde birinci ve açık ara onde olan bir parti olarak çıktıklarını soyleyen Erdoğan, konuşmasını şoyle surdurdu:
"Gerek genel seçimlerde gerek yerel seçimlerde AK Parti gucunu artırarak hep devam ettirdi, korudu ve şu anda da yine aynı gucunu koruyor. İnşallah onumuzde malum bir Mart 2019 seçimleri var. Bu bir yerel seçim ama yerel seçim olmasına rağmen orada da yine çok ciddi bir başarıya imza atacağımıza inanıyorum çunku partimizin tum kadroları buna hazır, iller buna hazır, ilçeler, beldeler buna hazır. Bu azimle, bu gayretle inşallah ulkemizi hem muasır medeniyetler seviyesinin ustune çıkartacağız, ekonomideki gucumuzu daha da artırarak yolumuza devam edeceğiz ve ileri teknolojiyi de bu noktada yakalamış bir Turkiye olarak gençlerimizi buraya surukleyeceğiz".
' TEMELİNİ CUMHUR İTTİFAKI'NIN OLUŞTURDUĞU ANLAYIŞI KORUYACAĞIZ'
Yerel seçimlerde de MHP ile olası birlikteliğe yonelik bir soru uzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu konuyla ilgili olarak benim gorevlendirdiğim arkadaşlar var, Sayın Bahçeli'nin gorevlendirdiği arkadaşlar var, şu anda goruşmelerini yapıyorlar. Bu arada bizim de Sayın Bahçeli ile bir araya gelmek suretiyle atacağımız adımlar var ama henuz somut olarak 'şu şoyle olacak, bu boyle olacak' diye bir şey yok. Temelini Cumhur İttifakı'nın oluşturduğu anlayışı koruyacağız, onu devam ettireceğiz" değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul'a olan ozel ilgisi hatırlatılarak yaptığı seyahatlerde kendisini etkileyen, ilham veren şehirlerin sorulması uzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macaristan'a yaptığı ziyareti hatırlattı.
Macaristan'ın başkenti Budapeşte'nin tarihi konumuyla buyuleyen bir şehir olduğunu ve ortasından akan Tuna Nehri'nin İstanbul Boğazı gibi şehri ikiye ayırdığını soyleyen Erdoğan, "Butun eserler tarih kokuyor, boyle bir ozelliği var, onu da ciddi manada korumanın gayreti içerisindeler. Bu bakımdan gerçekten Budapeşte beğendiğim, sevdiğim şehirlerden bir tanesi" dedi.
Bir soru uzerine Estergon Kalesi'ne gidemediklerini belirten Erdoğan, "Gul Baba Turbesi çok çok ince dokunmalarla hakikaten restorasyonu yapılmış, gayet guzel bir şekilde çevre duzenlemesi yapılmış çunku bundan 10 sene once gittiğimde bu guzellik yoktu ama şimdi hem muzesiyle hem turbenin kendisi her yonuyle ele alındı ve TİKA ile Macaristan yonetimi ortaklaşa orayı yaptık. Guzel bir eser ortaya çıktı" ifadesini kullandı.
Prag, Moskova, Berlin ve Roma'nın da kendine has ozellikleriyle guzellikleri bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Tarihi dokusunu korumuş olan şehirler veya ulkeler geleceğe çok farklı mesajlar veriyor." dedi.
' VAKIF ESERLERİMİZİ AYAĞA KALDIRDIK'
"Zaten İstanbul'u da guçlu kılan bu değil mi?" ifadesini kullanan Erdoğan, şoyle devam etti:
"İstanbul'un tarihi guzelliklerini koruyor ve bunu daha da biz diyoruz ki geliştirelim, artıralım ve bu tarihi dokunmaları elden kaybetmeyelim. Biz şu ana kadar 5 bine yakın ulke genelinde vakıf eserlerimizi ayağa kaldırdık. Bunu niye yapıyoruz? Bunu yapmamızın sebebi, onlar varsa sen varsın. Geçmişi olmayanın geleceği olmaz, biz bunun için de o tarihi eserlerimize sahip çıktık, çıkıyoruz".
Edirne, Tokat, Konya, Kayseri, Sivas gibi şehirlerde dipdiri ayakta duran tarihi eserlerin gorulebileceğini soyleyen Erdoğan, buralarda tarihi eserlere nasıl sahip çıktıklarını herkesin gorduğunu vurguladı.
İstanbul'da Sultanahmet, Suleymaniye gibi bazı eserleri ciddi manada ele aldıklarını dile getiren Erdoğan, bunlara yenilerini de ilave ettiklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Butun bunların geçmişten geleceğe ne yaptık? Geçmiş yapıldı da siz ne yaptınız? sorarlar adama. Onun için de bunlarla devam ediyoruz. Butun bunların yanında zamanın dilini de yakalamak gerekiyor" ifadesini kullandı.
İstanbul'da yer alan Miniaturk'un yanında bulunan mezbahayı ele aldıklarını ve kongre kultur merkezine donuşturduklerini anlatan Erdoğan, şimdi Haliç Kongre Merkezi'nin halkla butunleşen bir yer haline geldiğine işaret etti.
(C) AA / Arif Hudaverdi Yaman
Butun bunlarla bir zenginliğin ortaya çıktığını belirten Erdoğan, "Bu sene mesela bizim 40 milyonun uzerinde bir turist gelme durumuyla karşı karşıyayız. Bunlar eğer siz bu doneleri ortaya koymazsanız boyle turist buraya çekemezsiniz. Bunlar var olduğu için bu kadar turisti çekebiliyoruz. Az once soylediğim sadece bu camilerimiz yıkılmayla karşı karşıyaydı, Fatih Camii yıkılmayla karşı karşıyaydı ama bunları hep ele aldık, hamdolsun bu hale getirdik. Daha da iyi olacak" dedi.
İstanbul uzerindeki hassasiyetlerinin artarak devam ettiğini kaydeden Erdoğan, başkentte de eski eserleri meydana çıkarmanın gayretiyle yola çıktıklarını belirtti.
Erdoğan, "Başkent Ankara'da da yeni bazı eserlerle burayı zenginleştirmenin gayreti içerisindeyiz. Bu dil de malum dildir ve bu dili de Kultur Turizm Bakanlığımız olsun, belediyemiz olsun bunlar yakalamış vaziyetteler." diye konuştu.
Melike Hatun Camisi'nin ciddi bir zenginlik kattığını, Ulus'taki tarihi eserleri ele aldıklarını anlatan Erdoğan, şoyle devam etti:
"Aynı şekilde yine devam eden kuzey istikametindeki camimiz, kulliye gayet guzel bir şekilde. Ama hepsinden ote tabii şu anda çatısı altında şu soyleşiyi yaptığımız Cumhurbaşkanlığı Kulliyesi herhalde artık Cumhuriyet tarihinde bir noktadır, bir damgadır ve buradaki Selçuklu, Osmanlı, modern mimarinin bir sentezi bu eserde var. Boyle bir sentezle beraber de geleceğe buradan bir haber olsun diye bu eseri inşa ettik. Mimarından muhendisine, işçisine kadar butun arkadaşlarıma da ozellikle teşekkur ediyorum".
' HALİÇ'TE YENİ BİR MUHTEŞEM PROJE HAZIRLANIYOR'
Haliç'te yurutulen imar çalışması sırasında, o bolgenin doldurulup kapatılmasının gundeme geldiğinin belirtilmesi uzerine Erdoğan, hocaların o donemde, "Eğer burayı temizlemeye kalkarsanız yani bu içerideki çamuru çıkarmaya kalkarsanız, bu yakalar kayar. Boylece çok buyuk bir felaketle karşı karşıya kalırız" dediklerini aktardı.
Konuya ilişkin yurt dışı ile de çalışmaların yurutulduğunu, bunun neticesinde "Boyle bir tehlike yok" denildiğini anlatan Erdoğan, o bolgeden malum çamuru, balçığı aldıklarını, 9,5-10 kilometre ilerdeki Alibeykoy'de buyuk bir taş ocağına taşıdıklarını hatırlattı.
O bolgede 600 bin metrekarelik bir alanda Vialand'ın oluştuğunu belirten Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu:
"Mesele o ufku verebilmek bunu gorebilmek, bunu gorduğunuz zaman birçok şey değişiyor. Ama bunu kendi akışına bırakırsan bunlar olmaz. Şu anda Haliç'te o koku filan vesaire kalmadı, kalmadığı gibi Haliç'te koprude balık tutuluyor. Balık turleri çok çok arttı. Biz bununla da kalmadık ne yaptık? Boğaz'ı oradan Haliç'e bağladık. Çunku Boğaz'dan oraya gelen suyla oradaki devir daim meselesini hallettik, çunku kendi içinde ureten değil ama Boğaz'dan oraya gelen suyla beraber Haliç'in suyu tamamıyla temizlenmiş oldu. Şu anda Sadabad vesaire filan butun oralarda bu temizliği goruyoruz. Sadabad biliyorsunuz çok berbat durumdaydı ama o suyu oraya bağlayınca Sadabad Deresi filan buralar çok daha guzel bir hale gelmiş oldu. Haliç'te oyle bir sorunumuz kalmadı. O işi bitirmiş olduk."
Zaman zaman orada kurek yarışlarının da yapıldığını dile getiren Erdoğan, yeni yapılan kopruyle beraber ayrı bir ozellik ve ayrı bir gucun bulunduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi Haliç'te yeni bir muhteşem proje hazırlanıyor. Bu proje devreye girdiği anda, şoyle bir uç senemizi zannediyorum alacak, yani orası çok ciddi bir çekim alanı olacak. Muzeler, alışveriş imkanları var, butun bunlarla beraber oradaki oteller vesaire filan Haliç'in kenarı Kasımpaşa, Haskoy o taraftaki çok buyuk bir zenginliğe kavuşmuş olacak. Boylece bu tersaneler kısmını biz şimdi bu şekilde bir çekim alanına kavuşturmuş olacağız." diye konuştu.
' TİKA, DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA'
Dunyadaki vakıf medeniyetiyle ilgili yapılanlar konusunda değerlendirmesi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİKA'nın dunyanın dort bir yanında işbirliğini genişleterek devam ettirdiğini anımsattı.
Ağırlıklı olarak işe Balkanlar'dan başlandığını ancak burada kalınmayarak tum dunyaya yayıldıklarını dile getiren Erdoğan, ozellikle de az gelişmiş ulkelerin TİKA'nın çalışma alanı olduğunu vurguladı.
Erdoğan, ikinci derecede gelişmekte olan ulkelere de gidildiğini, buralarda birincil olarak eğitim ve sağlık uzerinde durulduğuna işaret ederek, bu ulkelerde TİKA'nın yuruttuğu çalışmalara değindi.
TİKA'nın Bosna Hersek'te ihya ettiği eserlerin bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, Makedonya'da da çalışmaların surduğunu, Balkanlar'ın dort bir yanında çalışma yuruttuğunu, ayrıca Yunus Emre Enstitusu'nun yuruttuğu çalışmaların da bulunduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macaristan'da Gul Baba Turbesi ile ilgili TİKA'nın Macar yonetimiyle işbirliğine gittiğini ve bu çalışmayla bu turbenin ve çevresinin duzenleme işinin gerçekleştirildiğini aktararak, "Dunyanın dort bir yanına bu sesimiz, TİKA ile Yunus Emre ile bunların hepsi ile beraber gidiyor. Bu çalışmalar yayılarak genişleyerek devam ediyor." değerlendirmesini yaptı.
ERDO ĞAN, İLK KAZANCINI ANLATTI
Erdoğan'a yayında hayattaki ilk işi ve kazancını nasıl elde ettiği ve bunu nerede harcadığı da soruldu.
(C) AA / Cem Öksuz
İstanbul Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde yatılı okuduğunu hatırlatan Erdoğan, o donem yaşadıklarını, "Rahmetli anacığım beni okula goturup teslim ettiği zaman o hafta çok dokunaklı bir haftaydı, çok gozu yaşlı gecelerim oldu. Çunku hiç anadan babadan ayrı kalmamışsınız. Boyle oraya getirdiler, İstanbul'un içindesiniz ama Fener'in tepesinde lisede orada artık bir yeni donem başlıyor" sozleriyle anlattı.
Lisedeyken arkadaşlarının çoğununun Anadolu çocuğu olduğunu, hepsinin de evlerine bir şeyler gondermek istediklerini ifade eden Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu:
"Ben de o zaman şunu duşundum. Dedim, en iyisi ben buraya kartpostal getireyim. Önce kartpostalı temin yollarına gittim. Ama ikinci veya uçuncu sınıfa geçtiğimde, Cağaloğlu'ndan kartpostal aldım. Markayı soylemeyeceğim, bildiğim kadarıyla o marka hala var. Halk otobusune biniyordum, Eminonu'nden yuruyordum Çağaloğlu'na, oradan kartpostal alıyordum. Tabii ilk anlarda çok fazla değil, 100 tane filan alıyordum. Sonra o kartpostalı arkadaşlarıma satıyordum ve bitince tekrar gidip alıyordum.
İlk gelir kaynağım bu. 'Ne yaptın deyince?' Bir kitabevinin sahibinin oğlu ile aynı sınıfta okuyorduk. Şu anda tabii yaşıyorsa Allah selamet versin, olduyse Allah rahmet eylesin, ben de kendisine o zaman dedim ki; kaynak eser olarak sizden şu eseri taksitle alabilir miyim? Üçuncu sınıftayız artık veya 4 de olabilir. Ondan sonra 'tamam' dedi. Sağ olsun bana orada guzel bir kıyak yaptı. Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu'nu aldım, Ömer Nasuhi Bilmen'in…"
Erdoğan, kendisine 8 ciltlik bu eserin alınması için uzun bir vade yapıldığını belirterek, ilk alışverişinin bu olduğunu, ticarette de en karlı yatırımının hala kutuphanesinde bulunan bu eser olduğunu ifade etti.
Bunun dışında da hafta sonları eve geldiğinde Kasımpaşa'daki bir taş fırından bayat simit aldığını ve bu simitleri annesinin file içerisinde buhara yatırdığına değinen Erdoğan, ertesi gun top sahasına giderek o simitleri, taze simitlerin yarı fiyatına sattığını dile getirdi.
Oradan da ciddi bir gelir elde ettiğini aktaran Erdoğan, babasının da kendisine sembolik haftalık verdiğini soyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Paraya karşı titizliğim boyleydi ve bu ekonomik davranış, bizi işte kitapların alımını vesaire, ustadın kitaplarını yavaş yavaş almaya bu aradaki biriktirdiklerimle almaya başladık ve boylece bir kutuphaneye kendi evimde babamın yaptırdığı bir kitaplığım vardı, orada oluşturmaya başladım." şeklinde konuştu.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.