Özet (TL;DR) @ 2018-10-22 08:18:24.830852: Berna Yılmaz... Türkiye’nin eski başbakanlarından Mesut Yılmaz’ın eşi... Kent Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı bir eğitimci ve 10 ay önce oğlu Yavuz’u kaybetmiş bir anne... Berna ve Mesut…



Berna Yılmaz: Yavuz'uma asla
kızamam

Y ıllar boyu en çok roportaj yapmak istediğim isimlerden biriydiniz. Keşke boyle bir acının uzerine olmasaydı. Oğlunuz Yavuz Yılmaz'ın kaybından sonra ilk kez konuşuyorsunuz. Çok zor bir soru biliyorum ama nasılsınız?

Nasılım? Evet, cevaplaması zor bir soru... Daha zor olan soru ise "Atlatabildiniz mi?" Bu soruya şoyle cevap vermek istiyorum: Atlatılacak bir şey yok. O acı daima bizimle gelecek. O acı da, Yavuz da bizim içimizde. Acımızı ailece beraber, kenetlenerek yaşamaya devam ediyoruz. Ama bu saatten sonra yas tutmak yerine Yavuz'un hatıralarını yaşatmak bizim birinci gorevimiz. Yaşadığımız tum guzel gunleri, anıları ve bıraktığı eserleri diri tutmak, hiç kaybetmemek için bunu yapmanın peşindeyiz. Yavuz için başarmamız gerekiyor.

Ç ok zor bir sınav. Yaşayan bilir sadece. Siz anlatın!

Hayat, insanı hiç beklemediği anda beklemediği imtihanlarla karşı karşıya getirebiliyor. Bizim de payımıza duşen bu oldu. Boylesine zor, acı bir imtihanla karşı karşıyayız ama tevekkuluz. Mukadderata inanan biriyim. Bu Allah'tan gelen bir hastalık ve yine Allah'tan gelen bir sonuç.

YAVUZ'UN HUZURU, KENDİ HUZURUM İÇİN DİK DURMALIYIM

10 ay oldu. Zaman ge çiyor ama acılar da sanırım bazen katlanıyor azalmak yerine. Yılmaz ailesinde neler oluyor?

10 ay oldu. Aralık'ın 17'siydi. Karşılamak o kadar kolay mıydı bu koca gunu, ayı. Hayır ve asla. Gunler, haftalar geçmek bilmedi. Şu an konuşmak zor. Noktayı "Hassasım" diye koyayım (Gozleri doluyor). Bu yaşadığımız şey; sozlere dokulecek kadar kolay değil. Ama inanıyorum ki ne kadar dik durursam ne kadar toplum içinde onun yapmak istediklerini yapabilirsem o kadar iyi olacak. Hem kendi huzurum için hem de onun huzurunu sağlamak için. Ailece biz boyle duşunuyoruz. Şu anda babası yani eşim Mesut Yılmaz, oğlum Hasan ve kızımdan ote gelinim Ceren ve kuçuk torunumuzla ailece yaşadığımız bu zorlukların ustesinden gelmeye çalışıyoruz.

Yavuz Bey 'in en buyuk hayali neydi?

Yavuz'un en buyuk hayali Kent Üniversitesi'nin kurulmasıydı, bu oldu. Benim Mutevelli Heyet Başkanı olduğum bu universite için buyuk çabalar sarf etmişti Yavuz'um. Onun hayalini gerçeğe donuşturmenin mutluluğunu yaşıyorum. Üniversitedeki tum çalışma arkadaşlarımızla en guzelini, en iyisini yaparak Yavuz'un oradaki huzurunu sağlamaya ve hayalini yaşatmaya var gucumuzle çalışıyoruz.

Berna Yılmaz: Yavuzuma asla
kızamam

O ĞLUMU YALNIZ BIRAKTIĞIMI HİSSEDİYORUM

Erkek çocuklar anneye daha duşkundur. Yavuz Bey'le iletişiminiz nasıldı? Sizinle her şeyini paylaşır mıydı yoksa mesafeli miydi?Yavuz'um içine kapanık bir çocuk değildi. Hayat dolu, enerjikti. Benimle her şeyini fazlasıyla paylaşırdı. Gizlisi saklısı yoktu. Yalnız Yavuz liseden itibaren yurt dışında okudu. Keza diğer evladım Hasan da oyle. Ama Yavuz yurt dışında yıllarını daha yalnız olarak geçirdi. Eşimin siyaset hayatı nedeniyle yoğun bir donemimizdi o zamanlar. Yavuz kendisini yalnız hissetti belki ve kendisiyle biraz daha baş başa yaşadı. Ben de şu an baktığımda onu yalnız bıraktığımızı hissediyorum. Belki de pişmanlık bunun adı.

Pi şmanlıktan ziyade oz eleştiri bu sanki...
Evet, bu bir oz eleştiri. Çunku o yıllar çok yoğun bir çalışma içerisindeydik. Siyaset kolay bir iş değil. Normal bir aile gibi yaşayamıyorsun. Her anın yoğun; bazen kendini bile ihmal edebiliyorsun. Donup arkana baktığına, "Kendimi ne kadar ihmal etmişim" diyebiliyorsun. Ben de eşi olarak Mesut'un daima yanında oldum. Çunku kendisini hep iyi temsil etmek istiyordum. Ha evet çok yoğundum ama çocuklarımı tabii ki unutmadım. Annelerinin sevgilerini onlardan eksik etmedim ama farkında olamadan yapılan bir ihmalkarlık olmuştur o yoğunluk dolayısıyla. Yurt dışında olmak Yavuz'un kendi tercihiydi. Biz de onun kararlarına hep saygılı olduk. Son derece ve daima demokrat bir aile olduğumuz için tum hayatımızı çocuklarımızın kararlarına saygılı olarak ve birbirimizi anlayarak goturduk. Ama kader Yavuz'u bizden erken aldı.

39 ya şında hayata veda etti, çok genç bir yaşta olum... Soru sormak bile zor geliyor.

Ölum demeye hala dilim varmıyor. Çok genç bir yaş ve hele evlattan bahsederken konuşmak kolay olmuyor. 39 yaş duşunsenize! Daha yaşayacak o kadar çok şey vardı ki... Hiç beklemediğimiz, hiç aklımızın ucundan geçmeyen bir şeydi bu. Hayat bizi beklemediğimiz bir yerden, çok ani vurdu. Kaldırmak da konuşmak da buna olum demek de zor ki ne zor! Ama Yavuz'um huzur içinde uyusun yeter... Tum duam bu. O hastalık Yavuz'umun olumune sebep oldu.

Epilepsi hastal ığından bahsediyorsunuz...

Evet, epilepsiyi duymuştum ama epilepsinin boyle ataklarla felce gelen sonuçlara sebep olabildiğini hiç bilmiyordum. Keşke de bilmeseydim. Sadece filmlerden duysaydık ya da...

B oyle amansız bir hastalığa kapıldığını ne zaman oğrendiniz?

2017 Mart ayında kendisi Almanya'dayken oğrendik. İlk atağı orada geçirdi. Öncesinde hiçbir hastalığı yoktu. Epilepsi hele, yoktu boyle bir şey... Biz o an oğrendik. Hep kilosunu ayarlamak için mucadele ederdi ama daima çok sağlıklı bir insandı, spor yapardı. Kaslar ve sinir sistemiyle ilgili bir rahatsızlık olamazdı, bu durum bizi şoke etti.

Almanya 'da neler yaşanıyor da epilepsi teşhisi konuyor?

Kardeşiyle orada bir şirket kurmuşlardı ve Yavuz onun başındaydı. Bir gece evinde sabaha karşı rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmış. Haberi alınca babası hemen yanına gitti. Daha sonra orada yapılan tetkiklerde, Turkçe'de 'iskemik atak' diye tabir edilen bir felç geçirdiği soyleniyor. 15 gun hastanede sonra da rehabilitasyon için klinikte kaldı. Daha sonra da artık Turkiye'ye donsun, bizimle olsun istedik.

Sonra ne oldu?

O donem universite için çalışıyordu. Bir gun arkadaşı Erol ile birlikteyken Yavuz duşuyor. Bu ikinci atağıydı onun. MS (Emes) hastalığından şuphelendiler ama değildi ve uçuncu atak da zaten gecikmedi. Biz Amerika'ya gitmeden 15 gun once. Hastaneden çıktıktan sonra dedik ki, "Biraz bizde dinlen. Daha sonra yine yalnız kalmak istersen kendi evine gidersin ama once iyi ol." Ki çok iyiydi de. Kendini zinde hissediyordu, sorun yoktu. Hatta oyle ki, biz yurt dışındayken bizim evde davet bile vermiş. İki gun oncesi sadece...

Hastal ık 2017'de başlamış. Ama bu hastalığın çaresi hiç yok muymuş?

Her şey çok kısa surede gelişti. 2017'nin Mart'ında başladı, 2017'nin Aralık'ında da zaten olan oldu. Sekiz ayda oluyor duşunun tum bunlar.

İ ntihar nedeni tamamen bu hastalık mıydı sizce?

Evet, başka ne olabilir ki? Çok cesur, çok guçlu, çok hayatla barışıktı benim Yavuz'um. Benim tahminim ve inancım şu ki; o çok mukemmeliyetçiydi. Her şey çok iyi olsun isterdi. Bence o, bugunu değil yarını duşunerek boyle bir karar verdi. Boyle bir ızdırabı, boyle bir eziyeti ne yaşamak ne de yaşatmak istedi sanki. Çok okuyan biriydi. Gece yarılarına kadar okurdu. Dunyanın her yerindeki en iyi doktorlardan goruş alarak hastalığını araştırmış. Gelen atakların sıklaşacağını, zaman içerisinde yetilerinden bir kısmını kaybedeceğini oğrenmiş. Bunu da benimle paylaşmıştı.

BİR GECE ÖNCE KAHVALTI İÇİN YER AYIRTMIŞ

Bunu size s oyleyince ne demiştiniz ona?

Ben de kabullenemedim. Boyle bir şeyi aklıma bile getirmediğim için "Mumkun değil oğlum, boyle bir şey olur mu? Kaç kişi bu hastalığı yaşayıp da iyileşti" demiştim. Tahmin ediyorum ki kendisi çok duyarlı ve cesur olduğu için ne bize o ızdırabı gostermek istedi ne yaşayacağı eksilikleri... Kimseye muhtaç olmamak ve o eksikliklerle yaşamamak için bu cesareti gosterdi.

Siz, "Keşke boyle bir şey yapmasaydı da yatağa duşseydi, ben onun her haline razıydım, yeter ki yaşasaydı" diyor musunuz?

Ah... Bu soruyla ve cevabıyla kendi içimde o kadar baş başa kaldım ki... Aynısını hep soyledim kendime. Kararına saygı duyuyorum. Ona nasıl kızabilirim ki, o benim canımdı.

Herhangi bir bunal ım, depresyon durumu soz konusu muydu?

Yok, hiç yoktu. Yanındaydık zaten biz, sureci hep birlikte yaşadık. Fakat eksikliklerinden sıkıntı yaşıyordu, bunu biliyorum. Bir an geliyordu eli titriyordu, bir an geliyordu konuşmada guçluk çekiyordu, bozukluk oluyordu. Ama doktorlar, bu durumun ilaçlarla geçeceğini soyluyordu. O ise buna inanmamış olacak ki... Nasıl buralara geldi aklım almıyor. Hatta bu intihar olayından bir gece evvel arkadaşlarıyla ertesi sabah için de Polonezkoy'de kahvaltı için yer ayırtıp randevulaşmışlar. Demek ki hatıralarda daha iyi kalmak istedi. Yavuz'uma asla kızamam. İnsan yavrusuna kızabilir mi? O yaptıysa bir bildiği vardır. Ben sadece saygı duyarım. Acım hala dunku gibi çok taze.

ALLAH 'OL' DERSE OLUR

Ya şadığınız bu ağır olay size ne oğretti?

Bir kere hayatta herkes her şeyi yaşayabilir. "Bu benim başıma gelmez" diye bir şey hiç yok. Kimse ne kınasın ne de dillendirsin. Bir gun bile kimse için hiçbir hadisede "Ay nasıl olur, bana yakışır mı?" gibi duşunceler içine girmemiştim. Hiç de girmem. Ama insanların da şunu bilmeleri lazım: Evlat kaybeden ilk aile biz değiliz. Evlat kaybeden tek anne de ben değilim. Hastalıkta, kazada, doğumda evlat kaybedenlerin acısıyla, benim acım arasında bir fark yok. Ben Mevlana felsefesine inanırım. Allah, "Ol" derse olur. Diyorlar ya, "Başbakan oğluydu. Nasıl yapar?" demesinler. Herkes her şeyi yaşar. Bizim yaşadıklarımıza bakın işte. Hastalık kime nasıl gelir hiç bilinmiyor. Ne para kurtarabiliyor ne de guç... Tıbbın da çaresiz kaldığı oluyor. Allah kimselere dermansız hastalık vermesin. Allah kimseye asla evlat acısı gostermesin.

SON 24 SAATTE YA ŞANANLAR

Son 24 saatte ne oldu? (21.10.2018)

daha fazla video için