Özet (TL;DR) @ 2018-10-22T03:18:18.000Z: Kış hazırlıklarının ilk maddesi “bağışıklık stoklarını gözden geçirmek” olmalı.



22.10.2018 - 06:18

Kış hazırlıklarının ilk maddesi "bağışıklık stoklarını gozden geçirmek" olmalı.İlk sırayı da "D vitamini" rezervi ne durumda araştırmak almalı. Nedeni net ve açık: D vitamininiz yetersiz ise "guvenlik kuvvetleriniz", yani "bağışıklık sisteminiz" guçsuz kalıyor. Özellikle çocuk ve yaşlıların, duşkun ve hastaların, organ yetmezliği bulunan, bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananların bu konuda daha dikkatli olmaları lazım. Yapılacak şey ise son derece kolay ve basit: Aç karnına yaptıracağınız bir "D vitamini" testi (25 OH VİTAMİN D) rezervlerinizin ne durumda olduğunu anlamaya yetiyor. Bu test Sağlık Bakanlığı'nın en kuçuk birimlerinde bile yapılabiliyor. Bana gore test sonuçlarını aldığınızda orada yazılı rakam eğer 50'den, hele hele 30'dan duşukse hiç beklemeden rezervleri arttırma çabasını hemen başlatmanız gerekiyor. Nasıl mı? Buyurun... (Not: Kış hazırlıklarının diğerlerini gelecek hafta yazacağım.)

D V İTAMİNİNİN NORMALİ NE? 

Biraz once de yazdığım gibi bedende yeteri kadar D vitamini olduğundan emin olmak için '25 OH VİTAMİN' seviyesinin 50'nin uzerinde olması gerekiyor. Kanaatime gore optimum değerler ise 70-90 aralığı. 100'un ustune çıkmamak en doğru olanı. 30 ve ustunu normal sayanlar var ama benim duşuncem guvenlik çizgisinin 50 nanogram/mililitre'den sonra başladığı yonunde. Guçlu bir bağışıklık sisteminin de, kemikler, dişler, kaslar, kalp-damar sistemi ve beynimizin de 50 rakamının uzerindeki değerlerde daha guvende olduğu duşuncesindeyim.

G ÜNEŞLENMEK Mİ TAKVİYE Mİ?

D vitamini stoklarını yıl boyu surekli dolu tutmak, ozellikle kış aylarında bunu surdurebilmek kolay değil. Farklı metabolik sureçlerde gece-gunduz surekli kullanıldığından ve besinlerle kazanılan D vitamini de zaten yeterli olmadığından rezerviniz zamanla azalabiliyor. Bu nedenle de "yılda bir-iki kez, iki hafta" yaptığınız -ama onu herkes yapamıyor- yaz tatili guneşlenmeleri cildinizde D vitamini uretip stoklamanız için yeterli olmuyor. Doğru olanı yılın her mevsimi, her ay guneşi bulur bulmaz bedeni guneşle buluşturmak, saat 11.00 ile 13.00 arasında 20-30 dakika guneşten faydalanmak. Eksik miktarı takviyelerle de tamamlamak mumkun. Ne var ki "takviye D vitamini" urunleri maalesef "guneşle cildin buluşması" ile uretilen " doğal, sulfatlı D vitamini" nin yerini tam olarak tutmuyor. Guneşle gelen mor otesi ışınların (UVB) etkisiyle derinizin derin tabakalarında kolesterolden uretilen D vitamininin sulfatlı yapısı nedeniyle hem yağda hem de suda çozunme ozelliği var. Dolayısıyla kanda keyifle dolaşıyor ve bedenin her hucresine kolayca girebiliyor. Yapay D vitaminleri ise sulfatsız. Bu nedenle sadece yağda eriyebilme ozellikleri var ki bu da onların gucunu bir hayli azaltıyor. Ama yine de -ozellikle guneşlenme imkanı yoksa- takviye urunlerden faydalanmak da doğru bir yaklaşım. Etkisi sınırlı kalsa da hiç yoktan iyi. O da işe yarıyor.

NET İCE ŞU: EN ETKİLİSİ GÜNEŞLE KAZANILANI

Özetleyelim: UVB ışınlarının etkisiyle guneşlenerek cildinizde urettiğiniz sulfatlı doğal D vitamini, her yere kolayca nufus edebiliyor. Hucre içinde sulfat bağı ayrıldığında ise bir enerji açığa çıkıyor ve bu enerji etkinliği daha da arttırıyor. Kısacası "sulfat bağı" rahmetli Ahmet Aydın hocanın deyimi ile adeta bir "guneş pili" gorevi yapıyor. Netice olarak doğal D vitamini bağışıklığı guçlendirmede de, belleği, kalbi korumada da, kemiklere, dişlere destek olmada da takviye olarak kullanılanlardan daha başarılı. Takviye olarak kullanıldığında gunluk doz erişkinler için 800-1000 unite civarında olmalı. Yuksek dozlarda ve hekim kontrolu dışı kullanımlardan kesinlikle uzak durulmalı. Unutmayalım: Sağlığımızın devamlılığını sağlayan genlerimizin yaklaşık yuzde 10'u, aktive olmak için D vitaminine ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyaç en çok da bağışıklık sistemini ilgilendiriyor.

KI Ş DEPRESYONUNUN NEDENİ NELERDİR?

"BU kış yine depresyona mı gireceğim" korkusu ile kıvrananlar haklılar. Kış depresyonu probleminin arkasında "kronobiyoloji" meselesi var. "Kronobiyoloji", yani bedensel ve ruhsal sureçleri yoneten "zaman takvimi" burada devreye giriyor. "Mevsimsel duygu bozukluğu" olarak da bilinen "kış depresyonu", yani sonbahar kışa donerken başlayan hafif depresif ruh haline kışların ve gecelerin daha uzun, gunduzlerin daha kısa geçtiği ulkelerde sık rastlanıyor. Sebep olarak da kış aylarında gunduzlerin kısalıp gecelerin uzaması, neticede de bedenin "gunduz-gece ritmi" nin bozulması, beyindeki doğal hormonal yapılanmanın bu değişime kronobiyolojik, yani "zaman-biyolojik dongu ilişkisi" bakımından ayak uyduramaması gosteriliyor. Beyne "keyif, umut ve haz hissi" yukleyen "serotonin, dopamin, endorfin" gibi "çok ozel" bazı maddelerin uretiminin uzun sureli karanlık sebebiyle aksaması keyfi kaçan beynin oluşturduğu depresif ruh halinin en muhtemel nedeni.

İ ŞARETLERİ NELERDİR?

Mevsimsel duygu bozukluğunun ilk işaretleri olarak ofke ve gerginlik hissi, mutsuzluk, bitkinlik, ilgi kaybı, unutkanlık, konsantrasyon azalması, uyku bozuklukları, iştah değişimleri ile kilo almalar gosteriliyor. Eğer sizde de sonbahar ile kış aylarında bu işaretlerden bazıları hemen her yıl tekrar edip duruyorsa, ozellikle "depresif, mutsuz bir ruh hali, enerjisizlik ve bitkinlik durumu, mutsuzluk ve ilgi kaybı" gibi belirtilerden ikisi aynı anda varsa lutfen dikkatli olun.