Özet (TL;DR) @ 2018-10-20 08:01:36.918040: Yeşilçam'ın usta oyuncusu Türkan Şoray, tüm hayatını sinema filmleri içerisinde yaşadığını belirterek, "Benim diğer oyunculardan farkım sanırım hiç özel hayatım olmadı. Yani her gün film çeviriyordum…



19.10.2018 - 15:28 19.10.2018 - 15:28

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakultesi'nde duzenlenen "Turk Sineması Gunleri" adlı programa konuk olan T urkan Şoray, Yeşilçam doneminde yaşadığı deneyimleri, yonetmenlik seruvenini ve sinema anılarını anlattı.

Şoray, Prof. Dr. Ergun Yolcu'nun oturum başkanlığını ustlendiği programda, sinema alanında çalışmaya ailesiyle yaşadığı ekonomik sıkıntılar dolayısıyla 15 yaşında başladığını soyledi.

Henuz 7 yaşındayken gittiği açık hava sinemasından etkilendiğini aktaran Şoray, "Gerçekten buyulendim ve o anı oyle kalmıştı. Daha sonra okula giderken sinemaya gidiyordum ama sinemada çalışmaya, sinemanın nasıl bir mucize olduğunu, nasıl bir tutku haline gelebileceğini bilmeden başladım. Çunku ilk filmimdeki kazanç ailemiz için gerekliydi" diye konuştu.

Turkan Şoray, kendi ozgurluğunu sinemada yeniden keşfettiğini dile getirerek, şoyle devam etti: "Filmlerde hayatları canlandırmak giderek beni cezbetmeye başladı. Mesela sinemaya girişimin birinci yılında Turkiye'nin en unlu yonetmeni Metin Erksan ile 'Acı Hayat' adlı bir film çektim. Filmde Ayhan Işık ve benim gibi tecrubesiz bir kız oynuyor. Çok acı çeken, alt tabakadan gelmiş, hayatta ezilmiş, çocukluğunda hiç mutluluk yaşamamış manikurcu bir kız rolu. Ben bu rolu yonetmen bana bir şey tarif etmeden canlandırmıştım. Hatta bu filmle Antalya Film Festivali'nden 'En İyi Kadın Oyuncu' olarak ilk odulumu aldım"

Tum hayatını sinema filmleri içerisinde yaşadığını anlatan Şoray, "Çok kuçuk yaşlarda okuldan film setine giderdim ve sinemada kahramanlar ne yaşıyorsa, ben onu yaşadım. Benim diğer oyunculardan farkım sanırım hiç ozel hayatım olmadı. Yani her gun film çeviriyordum ve bu giderek hayatımın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Filmlerde acıları, aşkların en buyuğunu, duyguları en derinlemesine yaşıyordum" ifadelerini kullandı.

Yeşilçam'da bazı yonetmen ve yapımcıların imkansızlıklardan dolayı aksiyon sahneleri gibi birçok onemli unsuru tam anlamıyla yerine getiremediklerine işaret eden oyuncu, "Yapımcılar eğer Turk sinemasından kazandıklarını tekrar Turk sinemasına yatırsalardı sinema daha iyi bir sermaye haline gelirdi" yorumunu yaptı.

Şoray, daha çok melodram ağırlıklı filmlerde rol aldığını belirterek, şoyle konuştu: "Oynadığım birçok karakter hayal mahsulu, daha yuzeysel karakterlerdi ama seyirci seviyordu. O sıralarda da Lutfi Akad, Metin Erksan çok gerçekçi filmler çekiyorlardı. Ben 'Neden gerçeğe yakın filmlerde ben yer almayayım ki?' diye çok uzuluyordum. Sonra ben Lutfi Akad'la çalışmak istediğimi soyledim. Akad, 'Ana' diye bir film hazırlamıştı bana. Kan davası hikayesiydi ve ben o makyajlı suslu hallerimden sonra ilk defa şalvar giydim. Tarlada çapa yapan bir koylu kadını oynadım. Konu çok guzeldi, ben de karakterimden çok memnun olmuştum."

Yapımcı İrfan Ünal'ın teklifiyle hasbelkader yonetmen koltuğuna oturduğunu ifade eden Turkan Şoray, "Bir filmin kaptanı gerçekten yonetmen. Oyuncu veya senaryo ne kadar guzel olursa olsun, yonetmen o filmi iyi çekemezse, bir dil tutturup anlatamazsa, filmin guzel olması mumkun değil" dedi.

Tecrubeli oyuncu, sinemanın kitleler arası en etkili iletişim aracı olduğuna vurgu yaparak, sinema alanında oğrenim goren oğrencilere, "Sinemada bir dil tutturmak lazım. Önemli olan hikayeyi nasıl anlatacağınız. Ayrıca mutlaka filmin bir ritminin de olması lazım. Yonetmenin filmdeki olayı yaşatabilmesi için konunun içerisine girmesi lazım. Mekan konusu da çok onemli" diye konuştu.

Yeşilçam'a yonelik eleştirileri değerlendiren Şoray, "Bugun Turk sinemasına pek sıcak bakmayanlar, şunu bilmeli ki Turk sineması tamamen halkımızın, oz kulturumuzun yarattığı bir sinema. O zaman da aydınlar bir takım yorumlar yapıyorlardı. Yeşilçam'da filmler çekildiği zaman eğer halkımız sinemalara gitmeseydi, takipçilerimiz olmasaydı, bizleri sevmeseydi Turk sineması olmazdı. Onun için Yeşilçam sinemasını hiçbir zaman kuçumsememek lazım." ifadelerini sozlerine ekledi.

Yaklaşık 2 saat suren soyleşinin ardından Turkan Şoray, oğrencilerin sorularını cevapladı. Program sonunda ayrıca Şoray'a İstanbul Üniversitesi tarafından "Onur Belgesi" takdim edildi.