Özet (TL;DR) @ 2018-10-18T13:59:00.000Z: Emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda Cemal Kaşıkçı öldü iddialarından sonra yaşananları değerlendirdi. Loğoğlu, Türkiye’nin olası cinayeti açığa çıkarmak için…



Seyr-i Sabah

13:59 18.10.2018(Guncellendi 14:56 18.10.2018) URL'yi kısaltın

Emekli Buyukelçi Faruk Loğoğlu, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda Cemal Kaşıkçı oldu iddialarından sonra yaşananları değerlendirdi. Loğoğlu, Turkiye'nin olası cinayeti açığa çıkarmak için elinden geleni yapması gerektiğini ama sorumlulara fatura kesmesi gereken tarafın Suudi Arabistan olduğunu vurguladı.

Ekim başından beri Turkiye gundemini meşgul eden Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan Konsolosluğu'nda oldurulduğu iddiaları, olayın içine birçok farklı devletin girmesi ve başkonsolosun Turkiye'den ayrılmasıyla yepyeni tartışmaları beraberinde getirdi. Emekli Buyukelçi Faruk Loğoğlu, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda bu iddiaları yorumlarken buyukelçi yetkililerinin ulkeden çıkma ya da burada yargılanma hakkına da açıklık getirdi. Loğoğlu: cinayet gibi olağanustu durumlarda soruşturmanın yapılabileceğini, ancak yapılan kanunsuzluğa fatura kesme işinin Suudi Arabistan'a duştuğunu soyledi:

' TUTUKLAMA YAPILABİLİRDİ'

(C) AP Photo / Evan Vucci

"Suudi Arabistan ile yaşadıklarımızın tek ve mutlak bir doğru cevabı yok. Suudi Arabistan başkonsolosunun ulkesine donmesine izin verilmesi çok yanlış bir hareketti. Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu'nun 'Ülkesine donmesine karışamayız' demesi ayrıca bir talihsizlikti. İlgili Viyana sozleşmelerinde konsolosluğun hangi gorevleri yerine getirebileceği belirtilir. İki ulke arasında ilişkileri duzeltmek kendi vatandaşlarına ihtiyaçlarına yanıt vermek gibi gorevleri bulunur. Ama bu belirtilenler arasında, ustelik konsolosluk mekanında bir cinayet işlenmesi ongorulemeyen bir durumdu. Bu olaydan sonra Turk makamları konsolosluk binasına girebilirlerdi. Polis araştırmaları devam ediyor siz bir muddet daha burada kalın denebilirdi konsolosa. Ülkesine gitmesine izin verilmeyebilirdi tutuklamak yerine. Ama bazı bakış açılarıyla tutuklama da yapılabilirdi.

Bir yandan polisin araştırma yapmasına izin verilmiş ve araştırmalar tamamlanmamışken hem de savcılık tarafından açılmış sorgulama varken başkonsolosun goruşme vermeye çağrılması şarttı. Goruşme yapılmaması Turkiye ve Suudi Arabistan arasında ortulu bir ortak anlaşmaya varıldığı, Suudi Arabistan'a çok da zarar verilmemesi istikametinde gidilmesi yonunde… Cumhurbaşkanı danışmanlarından birinin "Suudi Arabistan'ın çok ustune gitmiyoruz onlar da bunun değerini bilir" demesi dikkat çekiciydi ve soruşturmanın selametine ağır bir golge duşuruyor.

Cemal Kaşıkçı'nın hayatta olduğuna dair en ufak bir emare yok. Medyadan anladığımız kadarıyla polisin konsolosluk ve konutta yaptığı araştırmalarda deliller elde edildiği soyleniyor. Daha once ses ve goruntu kaydından bahsediliyor. Çok buyuk ihtimalle onun hayatta olmadığı sonucuna varmalıyız.

Soruşturma biter polis araştırması biter polis bulduklarını savcılığa iletir ama bu cinayetin faturasının Turkiye'nin kesmesine gerek yok. Bunu Suudi Arabistan yapmalı. Bu iş Veliaht Prens'e kadar uzanır mı uzanmaz mı, gelen 15 kişilik ekibe karşı nasıl işlem yapılacak bunu bilemeyiz… Ancak Suudi Arabistan'ın sorumlu budur, bu kişiyi cezalandırıyoruz demesi lazım. Ben Turkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin onemine inanıyorum. Bu işin polisiye yonleriyle açıklığa kavuşturmak bizim gorevimiz ama faturayı onlar keser. İlişkilerin daha da kotuye gitmesi yanlış olur diye duşunuyorum. Avrupa ulkeleri inanılır ve guvenilir olmasını bekliyoruz dediler. Turkiye'nin yaptığı araştırmanın ciddilikle yapılması lazım.

' KONGRE VE TRUMP FARKLI DÜŞÜNÜYOR'

Başkan Trump ile Amerikan Kongre'si arasında ciddi goruş ayrılığı var: Kongre Suudi Arabistan'a ağır yaptırımlar yapılsın istiyor. Fakat Trump bu ilişkileri kesmek istemiyor. Bunun İran boyutu var, Suudi Arabistan'a silah satışı boyutu var. Muttefik olarak goruyor ABD bu ulkeyi. Neticede Trump'ın dediği olacaktır. Trump bu hafta sonuna kadar durum aydınlanır diyor. Bazı yaptırımlar gelebilir ama bu durum aslında Turkiye'nin elini Suriye bakımından biraz daha guçlendiriyor. Suudi Arabistan, Suriye'den biraz daha geriye çekilecektir, PYD ve YPG'ye yardımlar azalacaktır diye duşunuyorum.

Ben maalesef kısa donemde Tuk Amerikan ilişkilerinde elle tutulur somut bir ilerleme goremiyorum. Pompeo'nun temaslarından sonra Turkiye'nin odak noktaları Gulen'in iadesi, Suriye yaptırımlarının kaldırılması gibi açıklamalar oldu. Goruşmeler sonrasında yapılan açıklamalarda tarafların onceliklerinin ortuşmediğini goruyorum. Yaptırımların kaldırılması biraz daha suruncemede olabilir. Diğer tutuklular konusundaki beklentilerinin devam ettiğini bilmek lazım ABD'nin. Hem Menbiç'te hem Fırat'ın doğusundaki sıkıntıların devam ettiğini duşunuyorum. Sonuç olarak Brunson'ın salıverilmesi Turk Amerikan ilişkilerinin gerçek gundemine donulmesi için bir fırsat yarattı. Benim gorduğum Turkiye tek bir nefeste butun sorunların çozulmesini istiyor. Bence bu doğru bir strateji değil. Turk tarafı olarak kendi halkına şunları istiyorum diyebilir ama uluslararası ilişkilerde oncelikler listesi yapılması lazım. Bunların sonuç alınabilecek konulara ağırlık verilmesi lazım. Pompeo'nun İran yaptırımları konusunda Turkiye'ye bir istisna yapılması konusuna bakılması lazım çunku bunlar 4 Kasım'da bunlar yururluğe girecek.

' DOĞU FIRAT İÇİN ORTAK ANLAYIŞ MÜMKÜN'

Cumhurbaşkanı PYD ve YPG orgutleri için 'Biz teror orgutlerini o bolgede darmadağın ederiz' diyor. Konunun derinine indiğimizde bizim bunu yapmamız gerçekten çok zor. Hem birlikte çalıştığı Rusya ve İran'ın ortak yaklaşımının olması lazım hem de Turkiye'nin ABD ile karşı karşıyla kalmayı goze alması lazım. PKK, ABD'nin çıkarlarına fayda sağlıyor. Suriye'deki nufusunu boyle koruyor hem de İran'a karşı olası bir harekatta oradan yararlanmak isteyecektir. Bir de İsrail faktoru var ki orada bulunmaları İsrail'i de rahatlatıyor. Ben, Fırat'ın doğusunun ABD ile konuşulmaya devam edileceğini duşunuyorum. Doğu Fırat için ortak anlayışa varılabileceğini kanaatindeyim.

Halkbank konusunda bir gelişme olabilir mi, evet ya da hayır diyecek bilgiye sahip değilim. Ama ABD'de yargı tamamen bağımsızdır. Halkbank konusu yargının elindedir. Yargı sureci devam ediyor. İlgili kişi hapiste. Bir şekilde yargı tarafından paket haline getirilip Trump yonetimine buyurun ne yaparsanız yapın denmesi ihtimali çok zayıf. ABD'de mahkemelerin dikkate aldığı bir siyasi boyut vardır. Bu boyut Kongre ve yonetimin ABD'nin ulusal çıkarları mevzu bahistir dediği konuda mahkemeler bunu dikkate alarak hareket edebilir."