Özet (TL;DR) @ 2018-10-17T22:52:00.000Z: Kaşıkçı olayının Suudi Arabistan ile Türkiye arasında krize neden olabilecekken büyümediğine dikkat çeken Cahit Dilek, ABD’nin aracılığıyla İran’a karşı Türkiye-Suudi Arabistan işbirliğinin…
Eksen
22:52 17.10.2018(Guncellendi 02:03 18.10.2018) URL'yi kısaltın
Kaşıkçı olayının Suudi Arabistan ile Turkiye arasında krize neden olabilecekken buyumediğine dikkat çeken Cahit Dilek, ABD'nin aracılığıyla İran'a karşı Turkiye-Suudi Arabistan işbirliğinin gelişebileceğini belirtti. İhvancıların son kalesinin İstanbul olduğunu soyleyen Dilek'e gore Kaşıkçı ile Turkiye'ye bir mesaj verilmek istendi.
(C) AA / Raşit Aydoğan
Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna girdikten sonra haber alınamayan ve oldurulduğu iddia edilen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın akıbeti eşliğinde Turkiye-Suudi Arabistan-ABD uçgenindeki gelişmeler tartışılıyor. ABD Başkanı Donald Trump, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'yu Riyad'ın ardından Ankara'ya gonderdi. Pompeo, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la goruştu.
Kaşıkçı olayı ve Turkiye-Suudi Arabistan-ABD uçgeninde ilişkileri nasıl etkileyeceğini 21. Yuzyıl Turkiye Enstitusu Başkanı Cahit Armağan Dilek ile konuştuk.
' SES KAYDINDAN BAHSEDİLİYOR, ORTADA SES KAYDININ BİR DÖKÜMÜ YOK'
Cahit Dilek, Kaşıkçı olayının açıklığa kavuşmamasının nedeni olarak kimsenin sonucunda nasıl etkileneceğini kestirememesi olarak gosterdi. Kaşıkçı'nın kaybolduğu gun bir ses kaydından bahsedildiğini hatırlatan Dilek, henuz kamuoyuna boyle bir ses kaydın dokumunden bahsedilmediğini belirtti:
"Sadece bu olay değil ama dunyanın başka yerlerinde yaşanan ya da Turkiye'de yaşanan başka olaylar da boyle karmaşık bir çizgi veriyor. Çunku artık her şey birbiriyle çok bağlantılı hale geldi. Teknoloji, uluslararası ilişkiler birbiriyle bağlantılı hale geldi. Super guç dediğimiz Amerika tek başına hareket edemiyor. Dolayısıyla olaylar birbiriyle çok yakından bağlantılı. Sanki olay başka bir ulkede olmuş da biz uzaktan bir yerden haber alıyormuşuz gibi bir Turk kamuoyuna haberler yansıyor. Kaynak da Turk yetkililer. Neden Turk basını kullanılmaz da onlar one çıkartılır bilmiyorum. Bir şekilde burada kimse bu işi sahiplenmek istemiyor gibi bir hal var. Biraz da bu işin nereye varacağını kimse kestiremediği için zamana yayma şekli gelişti. 15 gun oldu ortada hiçbir şey yok. Daha ilk gunden itibaren bir ses kaydından bahsediliyor fakat ortada bir ses kaydının dokumu yok. Öldurulduğu soyleniyor ilk gunden beri fakat ortada ne ceset var ne parçası var, hiçbir şey yok. Herkesten sanki bir şeyin kanıksanması bekleniyor gibi bir manzara var.
' ABD, TÜRKİYE'Yİ EN ZAYIF ANLARINDAN BİRİNDE YAKALADI'
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik'in Yeni Birlik'te yayımlanan yazısını değerlendiren Dilek'e gore bu yazı, Kaşıkçı olayı ile ilgili Turkiye'den hala neden resmi bir açıklama gelmediğini, soruşturmanın yavaş ilerlediğini ortaya koyuyor. Dilek, aslında Suudi Arabistan ile Turkiye arasında krize neden olabilecek bu olayın buyumediğine dikkat çekti, ABD'nin aracılığıyla İran'a karşı Turkiye --Suudi Arabistan işbirliğinin gelişebileceğini ekledi:
"İlnur Çevik'in açıklamaları 15 gundur Turkiye'nin neden yumuşak tavır gosterdiği, niye boyle sert açıklamalarda bulunmadığının açıklamasını yapmış bir şekilde. Olay ilk başladığı zaman Turk hukumetinin yavaştan almasını gorduğum zaman normal şartlarda bu olay Turkiye ile Suudi Arabistan arasını açacak krize yonlendirecek bir olay aslında, Amerika'nın da araya girmesiyle oyle bir hal aldı ki bu sanki Turkiye ile Suudi Arabistan'ı ortaklaştıracak ozellikle İran'a karşı bir ittifaka yonlendirecek şekilde gelişiyor demiştim. İlknur Çevik'in bu yazısından da bu tespitimin doğru olduğunu duşunuyorum. Brunson krizi de bununla ilgili. Turkiye'nin 24 Haziran ile birlikte bırakın hukumet değişikliğini bir sistem, bir rejim değişikliğine gittiğini bu arada zaten en az iki senedir dengeliyoruz diyen bir kriz olduğunu goren Amerika'nın Turkiye'yi en zayıf anlarından birinde yakaladığını duşunuyorum. Onun dışında bu Brunson krizini Trump'ın bir şekilde tırmandırdığını duşunuyorum. Bunun karşılığında bir şekilde Brunson'ı aldılar. Turkiye'nin dış krediye ihtiyacı olduğunu biliyorlar. Benim anladığım Turkiye'ye tabiri yerindeyse bir ahlaksız teklifle gelebilirler buradan. Turk hukumetinin buna karşı çok dikkatli davranması lazım. Turkiye bir şekilde Suudi yonetiminin bu olaydaki rolunun ustunu kapatıp onun karşılığında da bir ekonomik kredi sağlanması, dış yardımın Suudiler uzerinden sağlanması boylece Turkiye ile Suudi Arabistan'ı birbirine bağımlı hale getirerek bunun Ortadoğu'da ozellikle Suriye bağlamında ve sonrasında İran'a karşı ittifaka donuşen operasyonda Suudi Arabistan ile Turkiye'yi yan yana hareket ettirmeye yonelik bir manevra olarak kullanacaklar diye duşunuyorum."
' İHVANCILARIN SON KALESİ İSTANBUL'
Dilek'e gore ihvancıların son kalesi İstanbul ve Suudi Arabistan bu yuzden Kaşıkçı olayı ile Turkiye'ye bir mesaj vermek istedi. Dilek, Brunson'ın bırakılmasının Turkiye'nin çıkarları için kullanılamayacağını belirtti:
"Trump'ın eski ulusal guvenlik danışmanı çok net açıklamalarda bulunmuştu. Artık dunyada ihvanın tek temsilcisinin AKP olduğunu soyluyordu. Bolton da ondan farklı duşunmuyor aslında. Dolayısıyla butun bu ihvancıların İstanbul'da toplandığı, artık hareketlerini buradan yonettiği bir şekilde duşunulduğu zaman bu olayın da burada gerçekleşmesi Turkiye'ye bir mesaj olarak değerlendiriyorum. 'Sen de bu ihvan konusunu bırak ve artık Suudi Arabistan ve Mısır ile birlikte ortaklığa katıl' diye bir mesaj verildiğini duşunuyorum. Zaten ihvancıların son kalesi burası. Katar bile hepsini sınır dışı etti. Kaşıkçı'nın ihvan ile olan bağlantısını duşunduğumuz zaman bu operasyonla birlikte artık buranın da onlar için guvende olmadığını mesajının da verildiğini duşunuyorum. Bu bizi muhtemelen geri adım attırmaya zorlayacaktır. Brunson krizini oyle bir çarptı ki Amerika, o da şu: Brunson verilmeden biz bir sonraki hiçbir adımı atamayacağız şeklinde diyalogu bu şekilde kurmuşlardı. Bundan sonra konusu artık daha yeni başlıyor. Brunson'ın verilmesini 'sarı okuz' olarak değerlendirmiştim. Hemen ertesi gun Amerika'nın dışişleri bakanı tweet attı, 'Biz tutuklu Amerikalıların da bırakılmasını istiyoruz' dedi. Artık onlar da çozulmeden bizim Amerika'dan alacağımız bir şey yok."
' HEDEF TÜRKİYE'NİN SURİYE KUZEYİNDEKİ PYD YAPILANMASINI KABULLENMESİ'
Dilek, ABD'nin Menbiç'te oyalanmasının hedefinde Turkiye'ye Suriye'nin kuzeyindeki PYD yapılanmasını kabullenmesi olduğunu ifade etti. Brunson'ın tahliye edildiği ve İdlib mutabakatının yapıldığı gun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ısrarla Fırat'ın doğusunu gundeme getirdiğine dikkat çeken Dilek, Erdoğan'ın iç kamuoyundaki gundemi değiştirmeye çalıştığını soyledi:
"Amerikalıların Suriye politikasında dayatmalarla bizi karşı karşıya bırakacaklarını duşunuyorum. Onlardan bir tanesi de Amerikan Genelkurmay Başkanının ya da diğer bakanlarının soylediği Menbiç konusundaki oyalanma bir şekilde devam edecek. Oradaki oyalamaların hedefi de Turkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki PYD yapılanmasını kabullenmesi. Orayı ikinci Kurdistan olarak değerlendiriyorum. Birinci Kurdistan Irak'ın kuzeyinde oldu. 'İlk başta karşı çıktınız şu anda aranız çok iyi, ekonominiz gelişti, ticaretiniz gelişti. Benzer bir şeyi Suriye'nin kuzeyindekilerle de yaşayacaksınız. PKK ile bağlantılı olanları bir şekilde elimine ettik' en son açıklama onu gosteriyor. Diyor ki Dunford, 'Biz artık siyasi seviyedekileri de karavana geçireceğiz. PKK'lı varsa alacağız'. Biz oradaki teroristleri askeri kanattakileri temizledik mesajı veriyor aslında. Bizim cumhurbaşkanı ya da dışişleri bakanının 'Biz oraya gireceğiz, temizleyeceğiz' açıklamalarının aslında boşa çıkartıyor bu onların tamamen iç politikaya yonelik olduğunu gormemiz lazım. İdlib mutabakatı yapıldığı gun konuşulmasın diye muhtemelen veya Brunson'ın bırakıldığı gun Cumhurbaşkanı Erdoğan ısrarla Fırat'ın doğusunu gundeme getirdi. Tamamen iç kamuoyuna yonelik gundemi değiştirmek. Konjonkturler, aradaki askeri politik durum itibariyle çok da gerçekleşmeyecek. Turkiye'nin hamle yapmasını mumkun olmadığı bir durumda gundemi değiştirip asıl konuşulması gerekenleri gundem dışı bırakmaya çalışan bir açıklama olarak goruyorum. Bu iş Suudi-Turk ortaklığına doğru gidiyor. Pompeo'nun bugunku Turkiye ziyaretinde Kaşıkçı ne kadar konuşuldu çok da emin değilim. Orada masaya baktığımızda ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey var. Orada PYD ve Suriye, İdlib konusu konuşuldu muhtemelen. Orada Turkiye ile Amerika araya Suudi Arabistan'ı da katarak Suriye'de yeni hamleler peşinde, yeni senaryolar konuşulduğunu duşunuyorum."
Etiketler:
PYD, Andrew Brunson, Muhammed bin Selman, İlnur Çevik, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ABD Başkanı Donald Trump, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cemal Kaşıkçı, Menbiç, Suriye, ABD, Suudi Arabistan, Turkiye
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.