Özet (TL;DR) @ 2018-10-14 08:21:22.578602: Derya Alabora 80’li, 90’lı yılların tozunu attırmış bugünse düşmüş bir yıldıza dönüşmüş bir şarkıcının; dramatik ve bir o kadar da eğlenceli öyküsünü, şarkılar eşliğinde anlattığı tek kişilik oyunuyla…



Bahar Çuhadır Foto: Emre YUNUSOĞLU

'Efsane Pars oyunculuğumun donum
noktası'

- 'Efsane Kadın' nasıl doğdu, oyunu anlatır mısınız biraz? 'Efsane Kadın' nasıl doğdu, oyunu anlatır mısınız biraz? - Metni Ali Kemal Guven'e ben ısmarladım, uzun zamandır boyle bir şey yapmak istiyordum. Sahnede şarkı soylemeyi de çok istiyordum, boyle bir tek kişilik oyun yapmayı da... Tam stand up gibi değil ama seyirciyle de paslaşması var. Oyunculuğum için bir donum noktası olduğunu duşunuyorum. Biz her zaman bir dorduncu duvarla oynarız ama şimdi seyirciyle ilişki kurarak o dorduncu duvarı ortadan kaldırmış oluyorum. Başta arabeskçi bir kadın istiyordum ama son noktada daha kırılgan, daha alaturka, fantezi muzik soyleyen bir kadın haline geldi. Eğlenceli bir oyun oldu, promiyeri Alanya'da yaptık. Çok iyi reaksiyon aldık. Biliyorsun, komedi zaman içinde oturan bir şey. İlk oyunlar olmasına rağmen gayet iyi reaksiyon verdi seyirci. Yonetmenimiz Naz Erayda bu oyuna çok şey kattı. Oyunun dramaturjisi ile sahne ve kostum tasarımı da Naz'a ait. Naz olmasaydı bu oyunu çıkartamazdık. Ezop Sahne de iki kadından oluşan bir kuruluş. Yonetmeniyle, yapımcısıyla, oyuncusuyla tam bir kadın oyunu oldu... Muzik direktorumuz Cumhur Bakışkan, yapımdaki tek erkeğimiz. Şarkılara buyuk katkı sağladı, altyapılarını yeniden oluşturdu.

'Efsane Pars oyunculuğumun donum
noktası'

- Nas ıl bir kadın Efsane Pars?
- Âşık olduğu insanlara butun servetini kaptırmış, bazıları da yok olmuş hayatından. Ve geldiği noktada hiçbir şeyi kalmamış, elinde avucunda iki gumuş kalmış. Onları da satıyor. Aslında duşmuş bir yıldız olarak başlıyor ve butun magazin de eleştiriyor; "Bu yapılır mı? Genç adamlarla otel odasında kalınır mı... Neden boyle?" gibi... Kadını yerin dibine batırıyorlar. O da kendini savunmaya çalışıyor. Aslında bir projesi var efsanenin. Sonunda o projeyi hayata geçiriyor. Ve "Efsane is back" diye geri donuyor finalde.

- Onu 'efsane' yapan ne?
- "Ben çok iyi bir oyuncu ve şarkıcı olmadım ama onların gordukleri en guzel duştum. Benim filmlerimde el ele tutuştular, benim şarkılarımla evlenme teklifi ettiler. Belki radyoda benim şarkımı dinlerken ilk kez opuştuler. Anılarını yarattım onların, tarihini yazdım" diyor. "Herkesin benimle bir anısı var. Filmlerim var, şarkılarım var"... Tabii ki biraz da hırslı bir kadın ama bu kotu anlamda bir hırs değil. Kendini var etmeye çalışan bir kadın. Asla duşuşu kabul etmiyor. "Gerçek bir yıldız asla duşmez. Sadece ara verir" diye bir lafı var. Biraz hayata dişlerini geçirmiş. Kaç yaşında olursa olsun tekrar kendini var etmiş bir kadın.

- Şarkılı, muzikli bir iş olması hazırlık surecinizi nasıl etkiledi?- Çok kısa zamanda çıkardık oyunu. Konservatuardan beri şan hocam, "Şan bolumune geç" derdi. Sesim iyidir ama tabii yıllar içinde sesimi -bir, iki muzikli oyun dışında- hiç kullanmadığım için soylemeye tam hazır bir halim yoktu. Fakat gozumu kapatıp studyoya girip hızla aldık parçaları.


80 'LER, 90'LAR DAHA ATEŞLİ, İNANÇLI YILLARDI...

- Pars 80 'li ve 90'lı yılların şohretlerinden. Bugunden geriye bakarsanız, o yılların sizdeki hissi, tadı nasıl?
- Galiba daha gerçek yıllar olduğunu duşunuyorum o yılların. Çunku şimdiki şarkılar bile hep o yıllardaki şarkıların yeniden aranje edilmesiyle oluşuyor. İnsanların duyguları daha yoğundu. Enerjileri, belki hayata bakışları çok daha farklıydı. Her şeye rağmen buyuk bir samimiyet olduğunu duşunuyorum; muziklerde, filmlerde... Belki şimdi daha iyi filmler yapılsa bile hala Yeşilçam'ın o şahane filmlerden vazgeçemiyoruz. Belki bir suru şeyini eleştiriyoruz ama hepimizin çocukluğu onlarla geçtiği için... Belki şimdiden oraya baktığımız zaman daha gerçek yıllar olduğunu duşunuyorum. Benim de gençliğime denk gelen yıllar; daha ateşli, daha inançlı, hayatı değiştirebileceğime inandığım yıllar. O yuzden o yıllardan birini oynamak da ayrı bir keyif veriyor bana.

- Pars 90 'larda değil de bugunun Turkiye'sinin sahne ve sinema dunyasında da efsaneleşebilecek bir isim miydi? Bugunku 'yıldızlar karması'nda yer bulur muydu kendine sizce?
- Belki bulurdu, belki bulmazdı. Bulabilirdi aslında. Bu yaşama tutunma arzusuyla.. Ama şimdi ben o donemki insanlara bakıyorum. Şarkıcı olarak, sinema oyuncularına baktığım zaman... Belki de Turkiye'nin geldiği noktada... Özellikle de kadın olduğun zaman yaş aldıkça yok saydıkları için belki bu yaşta bir kadın aynı ilgiyi goremeyebilirdi. Yeni yeni projeleriyle hayata tutunmak ve kendini var etme isteği one çıkıp kendini halka sevdirebilirdi de...

- Sizin sinema/tiyatro/m uzik dunyasındaki 'efsane' kadınlarınız kimler?
- Merly Streep. Aynı donemin kadınlarından... Turkiye'nin dışında bir yerlere baktığımız zaman, biraz aynı problemler devam etse de hala Merly Streep bence bir efsane. Bir yığın iyi oyuncu var ama bu kadın da... Bizim oyun açısından baktığımızda efsane bir karakter olduğunu duşunuyorum... Çok yetenekli ve hala seyretmeye doyamadığımız bir kadın. Madonna... Madonna bence gene bu klasmanda olağanustu kadınlardan biri. Hala bedenini bu kadar diri tutmak, hala canlı şarkı ve dans performansı... Bence olağanustu bir şey. Hala hayatttan vazgeçmemek, hala devam edebilmek. Ama tabii olanaklar da onemli.
Turkiye'de de Turkan Şoray var. Oyunda da bahsediyoruz ondan. O da efsane bir kadın. Muzeyyen Senar oyleydi. Zeki Muren... Bunların hepsi oyunumuzda da olan şeyler. Aslında bir suru efsane insan var Turkiye'de de. Metin Akpınar bu efsanelerden biri...

- Ge çen sezon başlayan, Deniz Çakır'la birlikte sahne aldığınız 'Beyaz'dan once bir suredir tiyatro sahnesine çıkmıyordunuz. 'Beyaz' bu sene de devam, şimdi de yeni oyun. Ne tetikledi sizi tekrar tiyatro yapmaya?
- Galiba burada biraz tatmin duygusu onemli. Ben sinema yapmaktan, kamera onunde olmaktan çok buyuk keyif alıyorum. Ama artık galiba benim için, geldiğim noktada sinema biraz daha geriye duşmuş bir şey. Az once de soz ettiğimiz gibi kadın hikayeleri çok az. O zaman tatmin duygusu olmuyor. Oysa tiyatro benim alanım. Sinemaya çok paralar yatıyor. Ona gore populer insanları, populer hikayeleri tercih ediyorlar. Tiyatro oyle değil, tiyatroda kendi hikayelerimizi anlatabiliyoruz. Bir de ben bugune kadar tiyatroda daha marjinal, daha karanlık, yeraltından hikayeler oynadım. Okuldan beri oyle hikayeler çok hoşuma gidiyor. Belki ilk defa daha ticari bir oyun yapıyorum: 'Efsane Kadın'.

- Bir de bu kez tek ki şilik bir oyun ki oyuncular çoğu zaman daha zor ya da ozel olarak tanımlar tek kişilik oyunları. Sizin için nasıl bir deneyim?
- Tek kişilik oyun çok zor tabii. Tek başınıza sahnenin ustundesiniz. O enerji... 1 saat 40 dakika suruyor aşağı yukarı. O enerjiyi oyle tutabilmek... İki kişilik oyun olduğu zaman biraz paylaşabiliyoruz o enerjiyi. Ama tek kişilik oyunda çok buyuk bir performans gostermek gerekiyor. Hele bir de boyle şarkı da soyluyorsanız... Arkada bir de daha onceden çektiğimiz filmler var. Onlarla birlikte epey onemli bir performans. Ama çok keyifli. Ben çunku biraz stand up'çılara hayranımdır. Çok seviyorum onları. Tek başına seyirciyle kurulan ilişkiler, kendi hikayeni anlatma... Bu tam oyle bir şey değil ama yine de çok keyif alıyorum seyirciyle kurduğu ilişkiden ve tek başıma orada olmaktan.

- Son d onemde kadın oyunculara belli bir yaştan sonra hikaye yazılmadığı konusunu sıkça konuşuyoruz... Sinema ve dizilerde henuz değil belki ama sanki tiyatro sahnesinde bu durum biraz kırıldı gibi, ne dersiniz?
- Yok, yok, çok haklısın. Az once de soz ettim; artık kadın oyunculara belli bir yaştan sonra hikaye yazılmıyor ne yazık ki. Tiyatro daha az paraya mal olan bir şey olduğu için orada daha hikayelerimizi anlatabiliyoruz. 300-400 seyirci yeterli olabiliyor. Sinemaya gitse kimse altından kalkamaz. O yuzden belki daha populer şeyleri tercih ediyorlar. Turkiye'de kadına bakışla ilgili bir şey. Bakıyorum, 30 yaşına gelmiş, anne... Başka bir hikayesi yok kadının. Oysa bir yığın.. Anne de olur, başka hikayeleri de olur. Ama galiba bizde toplumsal olarak oyle kabul edildiği için fazla hikaye yok. Oysa Turkiye gibi çok kulturlu, renk renk kadınların olduğu bir ulkede çok muazzam hikayeler olduğunu duşunuyorum. Belki bundan sonra hazır tiyatroya bulaşmışken bu yazıp sahneleme işini tekrar edebilirim. Yazıp derken... Birine bir oyun ısmarlayıp onun soluğuyla devam etmek galiba daha keyifli bir şey olacak.

' MASUMİYET' VE 'UĞUR' ÇOK ÖZEL...

- Derya Alabora denince akla hemen T urkiye sinemasının efsaneleşmiş kadın karakterlerinden olan 'Masumiyet'in 'Uğur'u geliyor. 'Uğur'un sizdeki yeri ne?
- 'Uğur' karakteri benim için çok onemli tabii. 'Masumiyet' çok ozel bir film benim için. Turk sinemasında çok karakter anlatılmaz genellikle. Belki bir, iki tane vardır hatırlayabileceğimiz. Bence 'Uğur' da onlardan bir tanesi. Gerçekten çok ozel, çok severek oynadığım bir karakter. Hep sinemada daha sert, belki 'Masumiyet'ten sonra ama dizilerde de komedi oynadım. Son Gupse'nin (Özay) bir, iki filminde komedi oynadım, onun dışında sinema ve dizi benim için ayrıldı. Dizi komedi, sinema daha ciddi işler gibi. 'Masumiyet' benim için çok ozel bir yerde duruyor. Zeki Demirkubuz da oyle.

* 'Efsane Kadın' 18 Ekim Perşembe, 20.30'da Baba Sahne'de.