Özet (TL;DR) @ 2018-10-14 08:19:22.465980: Dünya tarihinde ilk kez iki hafta önce bir binanın bilinçaltı, hatıraları ve gördüğü rüyalar, ‘yapay zekâ’ sayesinde dile geldi. Gerçekleşmesini sağlayansa 33 yaşındaki bir Türk, medya sanatçısı Refik…
Bazı insanlar yuzunde oyle bir tebessum taşır ki, kolay kolay kırılacak cinsten olmadığını baştan anlarsınız. Ne kadar eleştiriye, strese, yoğun baskıya maruz kalsa da 7 yaş kikirdemesini asla eksik etmeyen, siyah-beyaz portresindeki duruşundan 10 yıl daha genç ve sıcak, 'Turkiye'nin yeni gururu' Refik Anadol onlardan biri. Soz konusu ilham oldu mu, gozu tasarımcılardan çok mimarlarda. Belinden duşen pantolonu dahil tum kıyafetinin (ve buyuk ihtimalle gardırobunun) baştan aşağı siyah olmasından tutun, unlu mimar Frank Gehry hayranlığına kadar. En buyuk hayalinin gerçekleşmesinde, son işinin odağında, Los Angeles'ta onunde buluştuğumuz binada bile Frank Gehry imzası var. Boşlukları dolduralım: Los Angeles Filarmoni Orkestrası'nın 100'uncu sezon açılışı için 'tarihe geçecek bir sanat deneyimi' aranıyordu ve fikir Turkiyeli medya sanatçısı Refik Anadol'dan geldi. İstanbul Maltepe doğumlu, Kadıkoy Anadolu Lisesi ve Bilgi Üniversitesi mezunu Refik'ten... "Eğitimimde bir şeyin eksik olduğunu biliyordum ama tam olarak tanımlayamıyordum" dedikten sonra, 2012'de Los Angeles'a yerleşti. Bitirme tezi olarak hayranı olduğu mimar Frank Gehry'nin en meşhur binasını, Walt Disney Konser Salonu'nu, tam da Gehry'nin tasarlarken hayal ettiği gibi tuval gibi kullanarak binanın gorduğu ruyaları bize yansıtan Refik Anadol ile 'o bina'nın onundeyiz. İstanbul Salt Galata'daki 'Arşiv Ruyası'nın, Pilevneli Galeri'deki sergisinin onemini paylaşıyor oncelikle: "Salt Galata'da yaptığımız 'Arşiv Ruyası', Vasıf Kortun'un bir nevi jubile işi, en ufkumu açan işlerden biri oldu."
Refik'in urettiği ilk sanat işinden son projesine ozde hep teknoloji yatıyor. Teknolojinin bize yaptıkları, yapacakları ve yapabilme kapasitesine dair tum hikayelerden ilham alarak kendini geliştirmiş biri. "Bundan iki sene evvel yapay zeka gibi son derece kompleks bir dunyanın içine bir sanatçı olarak girmek pek mumkun değildi. İki sene insanlık tarihi için goz açıp kapamak kadar kısa, teknoloji dunyası içinse epey uzun bir zaman" diyor. Oysa şimdi yapay zeka yardımıyla veritabanını alıp hareket eden, duşunen, duş goren, duşunu anlatan tablolar, heykeller yaratıyor.
Hayat ını değiştiren film
"Hayatımın değiştiği yaz" dediği, teknolojiyle beraber hayat tutkusunu ve amacını keşfettiği donem, 7 yaşına denk duşuyor; iki 'hayati an' aynı yaz gerçekleşiyor. İlki, eve 'Commodor 128'in gelmesi, ikincisiyse Maltepe'deki 'videokasetçi'nin girişinde, gerçeklik algısını altust eden o film posterini gormesi: "Uçan arabalar, yakın gelecekte inşa edilmiş binalar, bir cyborg'un diğer cyborg ile kurduğu ilişki... Duyguları, anıları, heyecanları... 'Blade Runner'ı (Bıçak Sırtı) izledikten sonra sanki zihnim başka turlu hayal kurmaya başladı. O geceden beri de hayal kurmayı hiç bırakmadım."Başrolunde Harrison Ford'un olduğu, Ridley Scott'ın 1982 yapımı filmi 'Blade Runner', distopik bir gelecekte, 2019 yılının Los Angeles şehrinde geçer. Filmle aynı adı taşıyan polis biriminde çalışan Holden'ın (Ford) isyancı replikantları (kopya insanları) bulma çabasına tanıklık ederiz. Filmdeki 'distopik' Los Angeles geleceğine uç yıl kaldı. Henuz topluma insanla ayırt edilemeyecek benzerlikte olan replikantlar karışmadı ama bir Turk genci, replikant uretiminde kullanılan 'yapay zeka' kurgusuyla, bir binanın 100 yıllık bilinçaltını, hatıralarını ve gorduğu ruyaları tum dunyaya gostermek için son hazırlıklarını tamamlıyor. Soz konusu bina, Los Angeles'ın siluetiyle ozdeşleşmiş, yaşayan en muhim mimarlardan Frank Gehry'nin başyapıtlarından: Walt Disney Konser Salonu. İkonik binanın tam karşısındaki geniş otopark alanındayız ve etrafımız Los Angeles'ta geçen filmlerden aşina olduğumuz seslerle çevrili: Ambulans sirenleri, korna sesi, ustu açık arabalardan yukselen Latin ritmler... "Tahminimce tum bu sesler, 7 yaşındayken bilinçaltımda takılı kaldı. Bu yuzden, şu an bu şehirde, tam bu noktada, boyle bir projeyi konuşuyoruz. Gitmeye çalıştığımız yakın geleceğin tam ortasındayız aslında."
Refik Anadol,
Los Angeles Filarmoni Orkestrası'nın 100'uncu yılı şerefine, Walt Disney
Konser Salonu binasını sanatının bir parçası haline getirdi.
' Gelecek kahini' unvanıyla İstanbul'da
Refik Anadol'un bir sonraki durağı "Bağımın kopması mumkun değil" dediği
İstanbul. Ziyaretinin asıl sebebi, 'Yeni Öğrenme', 'Veri Çağında Profil
Oluşturma', 'Toplum ve Kultur Üzerinde Algoritmaların Etkisi', 'Dijital
Alanlarda Kullanıcının Gizlilik ve Yasal Hakları ile Özgurlukleri' alanında
ureten, oğreten ve araştıran isimlerin bir araya geleceği Digilogue Summit -
Future Tellers '18. 19-20 Ekim tarihlerinde Zorlu
PSM'de gerçekleşecek
buluşmada Refik, 'WDCH Dreams' projesinin baştan sona nasıl gerçekleştiğini
anlatacak.
Binanın cephesine yansıtılan desenlerin kaynağı Los Angeles Filarmoni arşivi. Refik Anadol , arşivden aldığı goruntu ve ses kayıtlarını, renkli ve dinamik desenler olarak yeniden yorumladığı veri noktalarına donuşturuyor. Boylece binanın 'hafızasını' gozle gorulur bir sanat işine donuşturuyor.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.