Özet (TL;DR) @ 2018-10-13T19:34:00.000Z: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Erciyes Üniversitesi'nde konuştu. Erdoğan üniversitelerin özgürlüklerine vurgu yaptığı konuşmasında, "Türk üniversiteleri tarihlerinin en özgür, en güçlü dönemini…



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Erciyes Üniversitesi'nde konuştu. Erdoğan universitelerin ozgurluklerine vurgu yaptığı konuşmasında, "Turk universiteleri tarihlerinin en ozgur, en guçlu donemini yaşıyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erciyes Üniversitesi Akademik Yıl Açılış Toreni'ne katıldı. Konuşmasına tum katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, universite oğrencilerine, akademik ve idari personeline yeni akademik yılda başarılar diledi.

' ÜNİVERSİTELERİN ÖNCÜLÜK ETMEDİĞİ KALKINMA HAMLESİ HEDEFİNE ULAŞAMAZ'

Erciyes Üniversitesinin de bu sureçte şehrin ekonomik, ticari ve kulturel hayatının gelişmesi için her turlu katkıyı vereceğine inandığını vurgulayan Erdoğan, "Şu gerçeği hepimiz çok iyi biliyoruz; universitelerin destek olmadığı, onculuk etmediği bir kalkınma hamlesinin hedefine ulaşması mumkun değildir. Halktan kopuk, şehrinden kopuk, ulkenin ve milletin dertlerinden kopuk bir universitenin ne kendisine ne de memlekete bir faydası olur" diye konuştu.

' ÜNİVERSİTELERİN STANDARTLARINDA PEK ÇOK BAŞARIYA İMZA ATTIK'

Ülke olarak son 16 yılda çok buyuk bir donuşum yaşadıklarını, bu donuşumun sadece ekonomide, yatırımlarda, demokrasi ve siyasi temsilde değil universitelerin standartlarında da pek çok başarıya imza attıklarını dile getiren Erdoğan, "Son 16 yıldaki değişim sadece universite, oğretim gorevlisi veya oğrenci sayılarında gerçekleşmemiştir. Elbette bu alanlarda cumhuriyet tarihimizin tamamında yapılanlardan kat be kat fazlasını 2002'den bu yana hayata geçirdik." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 76 universiteden aldıkları universite sayısını, 206'ya çıkardıklarını, 2002 yılında 2,5 katrilyon lira olan yuksek oğretim butçesini 2018 yılında yaklaşık 28 katrilyon liraya yukselttiklerini, 2002'de 494 olan meslek yuksek okulu sayısını 996'ya, 171 olan yuksek okul sayısını 464'e taşıdıklarını dile getirdi.

' 3 MİLYON ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİNE SAHİP OLDUKLARINI SÖYLEYEN MERKEL'E BİZİMKİ YAKLAŞIK 8 MİLYON DEDİM'

Üniversite oğrencisi sayısını 1 milyon 656 bin 18'den bugun 7 milyon 616 bine ulaştırdıklarına dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Geçenlerde Almanya seyahatimde sordum, Şansolye bana şunu soyledi, 'yaklaşık 3 milyon universite oğrencimiz var' dedi. Bizim işte sayı bakın ortada, neredeyiz, bizimki de yaklaşık 8 milyon. Belki keyfiyet kemmiyet meselesi, tartışılabilir, ayrı bir konu. Yani bugun keyfiyette iyi değilsek bile yarın inanıyorum ki keyfiyette de biz onları yakalayacak ve aşacağız. Bunu kimlerle yapacağız? Hocalarımızla yapacağız. Onun için bizim guzel bir sozumuz var, 'eser muessiriyle değerlidir.' Onun için hocalarımız da kendi değerlerini, eserleri olan oğrencileriyle yukseltecektir. Bu konuda kendilerine buyuk gorev duşuyor."

' OCAK AYINDAN İTİBAREN LİSANS BURSU 500 TL'

Erdoğan, 16 yıl once burs/kredi olarak ayda 45 lira verildiğini hatırlatarak, ocak ayından itibaren lisans oğrencisine 500, yuksek lisans oğrencilerine bin, doktora oğrencilerine bin 500 lira burs/kredi vermeye başlayacaklarını soyledi. Bu yıl karşılıksız burs verilen oğrenci sayısının 150 bini bulduğunu kaydeden Erdoğan, 2002'de gunluk 50 kuruş olan yurtlarda kalan oğrencilerin yemek yardımını toplamda gunluk 12,5 liraya çıkardıklarını vurguladı.

' ÖZGÜRLÜĞÜN MERKEZİ OLMASI GEREKEN ÜNİVERSİTELER YASAKLARLA GÜNDEME GELİYORDU'

Asıl buyuk değişimin universitelerin rolunde ve konumunda yaşandığına dikkati çeken Erdoğan, "Uzun yıllar ulkemizde universiteler ya oğrenci olaylarıyla ya da ideolojik dayatmalarla anılageldi. Özgurluğun ve bilimsel duşuncenin merkezi olması gereken kurumlar, daha çok yasaklarla, çatışmalarla, ikna odalarıyla veya kapılarında gozyaşı doken başortulu kızlarımızla gundeme geliyordu." diye konuştu. Öğrenciliğinin sağ sol çatışmalarının birçok universiteyi esir aldığı kasvetli bir doneme denk geldiğini anlatan Erdoğan, aynı şehirden gelen, aynı mahallede senelerce birlikte oynamış gençlerin siyasi kamplaşmanın kurbanı olduğunu aktardı.

' ÖĞRENCİYE ÜNİVERSİTEYİ ARATMADIK, AYAĞINA GÖTÜRDÜK'

"Biz oğrenciye universiteyi aratmadık, universiteyi oğrencinin ayağına goturduk." diyen Erdoğan, en buyuk başarılarının bu olduğunu soyledi. "Hakkari'deki bir gencin Ankara'ya, İstanbul'a geldiğinde kalabileceği bir yer var mı?" endişesini ortadan kaldırdıklarını belirten Erdoğan, Hakkari, Kars, Ağrı, Şırnak'a universite kurduklarını anlattı.

' BUNLARI GÖRMEMEK ÇOK BÜYÜK NANKÖRLÜK OLUR'

(C) Fotoğraf : Instagram

Turkiye'nin 81 vilayetinde universitelerin olduğuna işaret eden Erdoğan, şoyle devam etti: "Herhalde bunları gormemek çok buyuk nankorluk olur. 1980'de Turkiye'yi darbe ortamına suruklemenin hesabını yapanlar, bu planlarını hayata geçirmek için 27 Mayıs oncesinde olduğu gibi olayların fitilini yine kampuslerden ateşlediler. Besledikleri veya kandırdıkları provokatorler aracılığıyla universite gençlerini birbirine duşurduler. Ellerinde her turlu imkan bulunduğu halde sokakları sakinleştirmek yerine kışkırtmayı yeğlediler. Olaylara mudahale etmek yerine aylarca kendi ifadeleriyle darbe şartlarının olgunlaşmasını beklediler. Darbe sonrasında da adaleti yine kendi ifadeleriyle bir sağdan bir soldan asarak sağlayacaklarını duşunduler. Boylece milletin vicdanında çok uzun yıllar kapanmayacak yaralar açtılar."

' 1960 DARBESİ KAPKARA BİR LEKE'

1980 oncesinde sahnelenen bu oyunun ilk kez yaşanmadığını ifade eden Erdoğan, Turkiye'de daha sonra her 10 yılda bir tekrarlanacak antidemokratik mudahale kapısını açan 27 Mayıs 1960 darbesi olduğunu vurguladı. Bu darbenin siyasi tarihe kapkara bir leke olarak kazındığını dile getiren Erdoğan, 12 Eylul darbesiyle 27 Mayıs darbesi arasında onemli benzerlikler bulunduğuna dikkati çekti.

' SÖZDE AKADEMİSYENLER YÖNETİCİ OLDUKLARI ÜNİVERSİTELERİ NAZİ KAMPLARINA ÇEVİRDİ'

(C) AA / Cem Özdel

Erdoğan, 27 Mayıs oncesinde bir taraftan bunlar yaşanırken diğer taraftan kimi universitelerin  darbeyi meşrulaştırmak için adeta seferberlik ilan ettiklerini anlatarak, şoyle dedi: "1960 darbesiyle başlayan bu kotu gelenek, ne yazık ki hem 12 Mart muhtırasında hem 12 Eylul darbesinde hem de 28 Şubat mudahalesinde birçok universitemiz tarafından surdurulmuştur. Özellikle 28 Şubat doneminde mevcut hukumeti devirmek için oluşturulan beşli çeteye, daha sonra ana muhalefet partisinin de milletvekilliğini yapmış olan kimi profesorlerin verdikleri destek hiçbir zaman unutulmayacaktır. Bu sozde akademisyenler, sadece darbe çığırtkanlarına destek vermekle kalmamış kendileri yonetici oldukları universiteleri adeta Nazi kamplarına çevirmişlerdir."

' UZAYA FÜZE GÖNDERDİNİZ DE BAŞÖRTÜSÜNE Mİ TAKILDI?'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, universite girişlerine kurulan ikna odaları, kılık kıyafetinden dolayı kapı dışarı edilen oğrencilerin, dereceye girip odul almaya hak kazandığı halde ağzı kapatılarak sahneden indirilen genç kızların goruntulerinin o donemin utanç sahneleri olarak hafızalara kazandığını soyledi. Birincilikle okulunu bitiren bir kıza diplomasının verilmemesine ilişkin Erdoğan, "Bu yenilir yutulur bir iş mi? Bu katlanılır bir iş mi? Neymiş, başında başortusu varmış. İşte bu millet, bunları affetmedi ve affetmeyecek. Siz, uzaya fuze gonderdiniz de başortusune mi takıldı? Bu nasıl bir yaklaşımdır?" sozlerine yer verdi.

' MESLEĞİNİN ONURUNU KORUYAN AKADEMİSYENLERİMİZ ÜZERİNDE AĞIR BİR TRAVMA BIRAKTI'

(C) AA /

Okulunda birinci olan bir kızın tekme tokat sahneden indirilmesini bir baba olarak kabullenmesinin mumkun olmadığını, aynı şeyleri annelerin de yaşadığını belirten Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Buradaki hocalarımızın o sıkıntılı donemlere ya oğrenci ya da genç bir akademisyen olarak yakinen şahit olduklarını duşunuyorum. Turkiye'nin son 16 yılda bu kara gunlerin izini silmesini demokrasimiz adına çok onemli goruyorum. Hem mesleğinin onurunu koruyan akademisyenlerimiz hem de universite kapılarında gozyaşı doken evlatlarımız uzerinde ağır bir travma bırakan o gunler hamdolsun artık tarihe karışmıştır."

Erdoğan, şunları dile getirdi:

' SİZİN ÜLKE MÜSLÜMAN DEĞİL Mİ DEDİLER'

-- Benim kızım ulkemde başortulu olarak okuyamayacak, ABD'de başortulu olarak okuyabilecek. Bu ne buyuk çelişkidir? Bana diğer ulkelerin liderleri, 'Niçin senin kızın burada?' dediklerinde 'Başortusunden dolayı benim ulkemde okuyamadı.' dediğimde bana o liderler, 'Nasıl olur?' diye sordular. 'Maalesef boyle.' dedim. 'Sizin ulke Musluman değil mi?' dediler, 'Halkı Musluman.' dedim. Başka bir şey diyemedim.

-- Üniversiteleri bilim ve araştırma yerine vesayetin ideoloji uretim merkezleri olarak goren zihniyeti hep birlikte çope attık. Turkiye son 16 yılda sadece ekonomide, eğitimde, sağlıkta, altyapıda, ust yapıda değil aynı zamanda universitelerimizin ozgurleşmesinde de buyuk bir devrime imza atmıştır. Açık ve net ifade ediyorum, nasıl şafağın ışıkları gecenin karanlığına alışmış gozleri kamaştırırsa yeni Turkiye'nin aydınlığı da bu karanlık donemlerden nemalanan çevreleri rahatsız ediyor.

-- Turk universiteleri tarihlerinin en ozgur, en guçlu donemini yaşıyor.

-- Teror propagandası yapmak fikir ve duşunce ozgurluğu anlamına gelmez.

-- Biz universitelerde tep tipçiliğe karşıyız. Turkiye'nin tum renkleri universitelerde olmalıdır.