Özet (TL;DR) @ 2018-10-13T12:26:25.000Z: NTV Radyo’da İrem Gökbudak’ın hazırlayıp sunduğu yeni rock programı Bizim Rock'çılar başladı. İlk programa Bulutsuzluk Özlemi’nden Nejat Yavaşoğulları katıldı. Nejat Yavaşoğulları müzik hikayesini NTV…
Nejat Yava şoğulları'nı başarılı bir mimar ve usta rock muzik sanatçısı olarak tanıyoruz. Onun yapabilecekleri, yaptıkları bunlarla sınırlı değil aslında... Muziğe kuçuk yaşlarda buyuk bir tutku ile başladı. Çunku anlatmak istediği çok şey vardı. İlk bestesini 17 yaşında yaptı ve çaldı da. Her ne istediyle onun peşinden gitti. Yazdığı her parçanın bir hikayesi var. Peki onu bu kadar farklı ve ozel kılan ne; ne anlatmak istedi, ne duşledi? İşte Nejat Yavaşoğulları'nın hikayesi...
İki bolum halinde yayınladığım programda Bulutsuzluk Özlemi'nden "Beynim Zonkluyor", "Kuturdet Beni Rutubet", "Sozlerimi Geri Alamam", "Yaşamaya Mecbursun", "Zamska", "Yine Duştuk Yollara", "Hazerfen Ahmet Çelebi" ve "Cezaevinde Bayram Goruşmesi" adlı parçaları çaldık. Dilerseniz bu parçalardan birini roportaja eşlik etmesi için açabilirsiniz. Programın tamamamını Nejat Yavaşoğulları'nın sesinden dinlemek için ise, aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.
" İLK UYANIŞLAR, ELVİS PRESLEY İLE..."
Çocukluğum guzel bir yerde; Anadolu Hisarı'nda geçti. Ailem oranın yerlilerinden. Denizci ve balıkçı bir ailenin çocuğum. Dayımla ben aynı odada kalıyordum. Dayım guzel sanatlara meraklıydı, her gece muzik dinlerdi. Gece saat 23:00'te başlayan Sezen Cumhur Önal'ın programı vardı. Yattığımız yerden onu dinlerdik. Muziğe yonelmemde onun uzerimde etkisi olduğunu duşunuyorum. Kendisi turkçe tango ve Elvis Presley'den şarkılar soyluyordu. İlk uyanışlar bende boyle başladı diyebilirim...
" İŞTE ARADIĞIM MÜZİK: SHE LOVES YOU!"
Hiç unutmuyorum bir gece Beatles grubundan "She Loves You" parçasını çaldı. "Benim aradığım muzik buymuş meğer!" dedim. Sonra okulda mandolin dersi almak isteyen var mı diye sorduklarında ben hemen varım dedim. Çok başarılı oldum ama gitmemeye başladım, hemen ileryemedik diye. Sabırsızdım sanırım. Sonra okula yeni bir muzik oğretmeni geldi. Mandolin ve keman dersi almak isteyen varsa ben verebilirim dedi. Çok guzeldi... "Ben istiyorum!" dedim.
" BALIKÇI OLMAK İSTİYORDUM"
Deniz tutkum vardı. Bizim gırgırımız vardı. çok cazipti benim için... Ama ailem balıkçı olmamdan korktular. Annem baba babamdan daha çok karışırdı çunku babam çoğunlukla denizde olurdu. Esasında iyi para kazanılıyordu bu işten ama kumar gibiydi... Annem çalgıcı olurum diye de korkuyordu. Benim oğlum muhendis, doktor olacak diye hayaller kuruyordu.
" SUAT HANIM TEYZE"Eski İstanbullu kadınlardan bir komşumuz vardı Suat Hanım Teyze... Bir gun onlara misafirliğe gitmiştik. Ben yine anneme gitar alalım diye sızlanıyordum. Suat Hanım teyze, "Bu niye zırlayıp duruyor Hatice Hanım?" diye sordu. Annem de "Gitar istiyor! Ya okulu bırakırsa diye korkuyorum" dedi. "Ya bırak çocuk istiyorsa gidip alın" dedi. Suat Hanım Teyze'ye borçluyum bu konuda... Onun sayesinde gitarı aldık.
" İLK BESTE: KORSAN MIRIK"
Mandolin doneminde bile kendi kendime beste yapmaya çalışıyordum. Öyle bir tarafım da vardı. Gitarı alınca, beste yapmak için bunu oğrenmem lazım dedim. O zamanlar İstanbul'da her yerden denize giriliyordu. Öğretmen aileleri de denize girmek için Anadolu Hisarı'na kampa gelmişti. Bir oğretmenin oğlu her oğleden sonra gitar çalıyordu. Bizim eve de geliyordu ses. Ne yapıp edip onunla tanıştım. Tanışınca beraber çalmaya başladık. Amerikan folk şarkılarını çok iyi biliyordu. Butun şarkıları çozmeye başladık. Sonra gitarda işleri geliştirdim ve beste yapmaya başladım. İlk bestem 17 yaşında yaptığım "Korsan Mırık"tır... Albumume koyarken de "Halil Amca Halil Amca kabimizde yaşıyorsun" diyorum. Korsan Mırık diye çaldığım zaman etrafımdakiler anlamıyorlardı. Ben de adamın ismini kullanayım dedim.
" İÇİMİZDEN GELEN SES"
Benim sesim guzel çirkin diye duşunmedik hiç. Çunku donem, oyle bir donem değildi. Mesela Bob Dylan'ın sesi için dispanserden yeni çıkmış galiba gibi yazılar çıkmıştır. Donem o donem işte! Daha doğal ve olduğu gibi her şey... Bu "içimizden gelen ses" diye yorumlanıyor. Önemli olan kendi sozunu, kendi muziğini yapıp soylemek... Dunyanın farklı bir dunya olacağını duşlemek... Sesi herkes tarafından guzel kabul edilen biri değilsen ama yine de muzik yapmaya, kendi şarkılarını soylemeye hakkın olan bir durumdu. Bugun de aslında dunyaya baktığımızda bu soylediklerimi destekliyor. Kendi soylemi olan muzisyenler kendine ait bir tarz da buluyor. Bob Dylan tize çıkamaz Freddie Mercury gibi değil ama Bob Dylan da Bob Dylan gibi soyluyor. Joe Cocker o da oyle tizlere çıkamaz ama o da kendisi gibi soyluyor! Bunun ornekleri çok...
" MİMARLIK HAYATI BAŞLIYOR"13-14 yalında kurek takımında dumencilik yapıyordum. Ailem aman okulunu aksatma diyordu. O donem her aile çocuğu okusun isterdi. Okuyup da ne olacak diye duşunulmezdi. Bir akrabam vardı, kurek takımında birlikteydik. Guzel sanatlar akademizi Mimarlıkta okuyordu. Onun çizimlerini gordum. Çizimleri benim kafama uygunmuş gibi geldi. Çunku işin içinde matematik, yaratıcılık, yorum; bir sanat vardı yani. O bolume resim sınavından geçilerek giriliyordu. Sınavları kazandım ve mimarlık bolumune girdim. Başka hiç bir okul ve sınavla ilgilenmedim. Bu benim hayatımda çok guzel bir şey oldu. Çok onemli arkadaşlıklarım oldu. Şimdi dunyaca unlu ressam ve heykeltraşlar gibi...
" BU ŞARKILAR NE BİÇİM ŞARKI!"
Yıllar sonra annem tabii çok boburlenmeye başladı; mimar oldum diye... Mesela evde bu şarkılar ne biçim şarkı bana çok dendi. Annemi kızdırmak için abuk subuk şarkılar da yapıyordum. Onları kimse bilmiyor. Butun arkadaşlarım gelip giderdi eve ama annem onlara hep iyi davranırdı. Bizim grubun ilk donemlerinde yaz sıcağında evin alt katında çalışırdık. Annem bize azır, bir tencere makarna yapardı. Bir donemden sonra karşı çıkmamaya ve hatta iftihar etmeye başladı muziğimle de...
" BULUTSUZLUK ÖZLEMİ"
Üniversite doneminde hep gruplarım oldu. Onlara bestelerimi çalalım dediğim zaman kuçumsuyorlardı. Önce belli bir kıvama gelmemiz lazım, sonra beste çalabiliriz diyorlardı. Ben de onlara "adam 15 yaşındayken de beste yapar, Mozart da yapıyordu, Bob Dylan da yapıyordu" diyordum. Ama ikna edemiyordum. Okulum bitti, iyi de bir mimardım ve işimi yapıyordum. Ne yapacağımı bilemiyordum. Derken askere gittim ve orada "ben muziksiz yapamam" dedim. Bu arada birçok oyunun muziklerini de yaptım. Askerlik donuşunde bir arkadaş BİLSAK'da konserler duzenleniyor sende çıkmak ister misin diye sordu. Peki dedim. Sina Koloğlu'na haber verdim. Gruba başkaları da eklendi. Grubun adı adlarımızdan oluşuyordu. Konserin adı ise Bulutsuzluk Özlemi'ydi. O konser guzel geçti ve Taksim Sanat Evi bizi çağırdı. Orada da yavaş yavaş dinleyici kitlemiz oldu. Her gelen bu şarkıları kaset yapın diyordu. Ve ilk albumu çıkardık. Sonra bir gun İnsan hakları Derneği Harbiye Açıkhava'da buyuk bir konser organize etti. O konserde biz de yer aldık. Çok ciddi isimler vardı. İlhan İrem, Yeni Turku, Mehmet Gureli, Cem Karaca falan... Biz çok farklıydık tabii... Çaldığımız şarkılar gelen izleyicide ve basında bir etki yarattı...
" İLK TÜRKÇE ROCK MÜZİK GRUBU" Diyorlar ki işte Bulutsuzluk Özlemi ilk turkçe rock muzik grubu... Aslında Barış Manço, Cem Karaca gibi isimlerle aynı donemdeyiz. Ama benim grubum için bunu soyleme sebepleri sanırım "soylem" farklarımız. Cem Karaca Anadolu Rock diye isimlendirdiğimiz daha kırsal temaları içeren, daha geleneksel halk muziğimizin soylemeni kullanıyor. Barış Manço "dağlar dağlar, yol ver geçem" diyor. Mesela "namus belasına gardaş" diyor. Ben hiç bir zaman "gardaş" demiyorum yazdığım sozlerde... "yol ver geçem" demiyorum. "yine duştuk yollara, ayağım gaz pedalında, ardımda fırtında..." diyorum. Başka bir soylem.
"HALKIN İÇİNDE BİR TİP"
O donemde her onune gelenin dovme yaptırması beni o tarzdan uzaklaştırdı. Gençken kupe de takmazdım. Bir de ben halkın içinde bir tipim. Mimarlık yapıyorum. Ameleye dik açıyı oğretiyorum, onun anlayacağı dilde... Beni kendilerinden farklı gormesinler istedim. Zaten saçlar nedeniyle bir fark olduğu belli... Kupeyle, dovmeyle falan kendimi onlardan kopartmak istemedim sanırım. Hayat esasında çok basit bir şey olması gerekirken giriftleşmiş olması bana ters geliyor.
" SÖZLERİMİ GERİ ALAMAM, YAZDIĞIMI BAŞTAN YAZAMAM"
"Uçtu Uçtu" albumunde kayıtlar bitmişti. O albumde "Yollarda" şarkısı vardı. Hatalı çalmışız... Album kaydından sonra da herkes bir yerlere gitmişti. Bu hatayla birlikte albume koyulabilir dedim ama hep aklımda kalacaktı. Duzeltmek için studyoya girdim. Orada akustik gitarla da "Sozlerimi Geri Alamam" parçasını çaldım. Alman bir arkadaş da eşlik etti. Öyle kaydetmiş olduk. Biz bu şarkıyı konser sonlarında adrenalin duşsun diye çalardık. Hani sozlerimi geri alamam diye, yumuşak bir şekilde veda ediyorduk. Ama şarkı sonra kendi kendine çok sevildi...
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.