Özet (TL;DR) @ 2018-10-12T21:41:00.000Z: Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milyarlarca insanın umut bağladığı uluslararası sistem kelimenin tam anlamıyla çatırdıyor" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı'nda duzenlenen, 4. Uluslararası Yuksek Mahkemeler Zirvesi akşam yemeğinde, dunyanın farklı ulkelerinden İstanbul'a zirve için gelen konuklara teşekkur etti.
Adaletin hangi ırktan, hangi inançtan, hangi renkten, hangi coğrafyadan olursa olsun tum insanlığın ortak değeri ve talebi olduğunu kaydeden Erdoğan, "İlk insandan beri peşinden koşulan, aranan, mucadelesi verilen bu kavram, medeniyetlere rengini veren en temel değer olmuştur. Mensubu olduğumuz medeniyet de adaleti mulkun, yani devletin, ulkenin, toplumun temeli saymaktadır. Bunun için bizim adliye binalarımızın kapılarında, mahkemelerimizde hakimlerimizin arkalarındaki duvarda hep bu yazı yer alır. Yine bizim kulturumuzde 'Şeriat'ın kestiği parmak acımaz' diye bir soz vardır. Yani yargının verdiği kararın sonuçları ne kadar ağır olursa olsun, bireyler ve toplum nezdinde kabule şayandır anlamındaki bu soz de adalete olan saygıyı ve guveni ifade eder" diye konuştu.
' İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN'
Erdoğan, şoyle devam etti:
"Ecdadımızın bir başka sozu daha vardır ki o da esasında adalete vurgu yapar. Bu soz, Osmanlı Devleti'nin manevi kurucusuna atfedilen, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' ifadesidir. Sadece ulkemizin ve bolgemizin değil, dunyanın her yerinde derin izler bırakmış olan Hazreti Mevlana'nın adalet konusunda şahsen sık sık başvurduğum çok onemli sozleri vardır. Her şeyden once Mevlana Hazretleri, hukuku, adalet denizinde bir katre olarak gorur. Mevlana Hazretleri, 'Hakimler, Tanrı'nın olçusu ve terazisi gibi hareket etmek zorundadır' der. Asıl onemlisi Mevlana Hazretlerine gore, adalet demek her şeyin yerli yerinde olması demektir. Bu yaklaşımı da ayakkabının ayakta kulahın başta olmasıyla orneklendirir. Şayet bunların yeri değişir, ayakkabı başa çıkar, kulah ayağa inerse adalet terazisi bozulur. Sadece ulkemizin değil, genel olarak Doğu felsefesinin ozunde adalet konusu vardır. Batı'daki devrimlere, kanlı sosyal donuşumlere baktığımızda hepsinin de temelinde oyle veya boyle bir adalet arayışının yattığını goruruz. Gunumuzde de bir ulkenin gelişmişliğinin veya geri kalmışlığının en onemli olçulerinden biri hukuk sistemlerinin iyi çalışıp çalışmadığı yani adalet mekanizmasının işleyip işlemediğidir. Peki madem ilk insandan bugune kadar adalet, hukuk, kanun bu kadar onemli, oyleyse niye hala bunca zulum, bunca haksızlık, bunca feryat, bunca goz yaşı vardır. İnsanlık daha dun Bosna'da, çok daha yakın zamanda Myanmar'da, Suriye'de 10 binlerin, yuz binlerin, milyonların hunharca katledilmesine engel olamıyorsa, yeryuzunde nasıl adaletten bahsedebiliriz?".
' ÇAĞRIMIZIN TEMELİNDE ADALET TALEBİ VARDIR'
"Batı toplumlarının çope atarak israf ettiği yiyecekler, Afrika'daki tum açları doyuracak boyuta ulaşmışsa burada hangi adaletten soz edilebilir?" diyen Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu:
"Sadece kendi guvenlik ve refahı için mazlumlara, mağdurlara kapılarını kapatan ulkelerin gelişmiş sıfatını taşıdıkları bir dunyada hangimiz kendimizi adalet dairesi içinde hissedebiliriz. İnsanların, toplulukların, devletlerin, uluslararası kuruluşların kendi aralarında surekli bir adalet tartışması yaşanıyorsa, hep birlikte durup duşunmeli, kendimizi sigaya çekmeliyiz".
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM başta olmak uzere dunyada amacı insanlığın topyekun guvenlik ve refahını sağlamak olan pek çok kurumun, bu doğrultuda imzalanmış pek çok uluslararası belgenin bulunduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:
"Üzuntuyle belirtmek durumundayım ki ne bu kurumlar ne de bu belgeler ongorulduğu şekilde çalışmıyor.Milyarlarca insanın umut bağladığı uluslararası sistem, kelimenin tam anlamıyla çatırdıyor. 'En kotu duzen duzensizlikten iyidir' sozu, kotu duzenin surmesine değil, tam tersine bir an once ıslahının gerekliliğine işaret eder. Biliyorsunuz Turkiye olarak, her fırsatta Birleşmiş Milletler'de ozellikle de Guvenlik Konseyi'nde reforma ihtiyaç duyulduğunu soyluyoruz. 'Dunya 5'ten buyuktur' diye formule ettiğimiz bu çağrımızın temelinde adalet talebi vardır. Dunyadaki 193 ulkenin kederinin sadece 5 ulkeye, hatta bir ulkeye bağlı olması en buyuk adaletsizliktir. Bunun için biz sistemin yeniden kurulmasını istiyoruz. Buranın tamamen reforme edilmesinin gereğine inandığımızı soyluyoruz. Dunyadaki kıta, inanç, kultur dağılımlarını gozeten, adil bir yapı tesis edilemeden Birleşmiş Milletler'in ve Guvenlik Konseyi'nin insanlığın geleceğinde varlığını surdurebilmesi mumkun değildir. Turkiye, çoğunluğu Suriye'den olmak uzere Irak, Afganistan, Afrika'dan gelen 4 milyonun uzerinde sığınmacıya ev sahipliği yaparak, uluslararası toplumun hem yukunu taşıyor hem onurunu kurtarıyor. Üstelik bunu uluslararası toplum ve kuruluşlardan kayda değer bir yardım almadan yapıyoruz. Şu an itibariyle 33 milyar dolar biz sadece Suriye'den gelen multeciler için harcama yaptık".
SUR İYE'DEKİ GELİŞMELER
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Suriye'deki gelişmelere değindi:
"Son olarak İdlib'te sağladığımız istikrar ile 10 binlerce insanı olumden, milyonlarca insanı da sefaletten kurtardık." diyen Erdoğan, "Turkiye olarak Suriye'de huzuru tesis ettiğimiz her yerde ilk olarak guvenlik ve adalet sistemini işler hale getiriyoruz. Bunu başarmadan diğer hususlarda mesafe katedemeyeceğimizi, buyuk fedakarlıklarla oluşturduğumuz huzur iklimini koruyamayacağımızı biliyoruz" ifadesini kullandı.
Erdoğan, "Üstelik bu teror orgutleri, kontrolleri altındaki bolgelerde insanların can ve mal guvenliğine en buyuk tehdidi oluşturuyor. Buna rağmen lafa geldiğinde ağızlarından demokrasiyi, insan haklarını, hukuk devletini duşurmeyenler bu orgutleri desteklemekte, palazlandırmakta hiçbir beis gormuyorlar" diye konuştu.
Erdoğan, temsil ettikleri tarih ve medeniyetin gereği olarak adalet çizgisinden ayrılmadan kendileri, bolgedeki kardeşleri ve tum insanlık için en iyisini yapmanın mucadelesini verdiklerini soyledi.
Demokrasisine, ozgurluğune ve hukuk devleti ilkesine sahip çıkma kararlılığını 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi sırasında canıyla ortaya koymuş bir ulke olarak bu konuda çok rahat olduklarını vurgulayan Erdoğan, Turkiye'nin yaşadığı tum sıkıntılara rağmen bolgesinin istikrar ve guven abidesi konumundaki bir ulke olduğunu dile getirdi.
' ÜZERİNDE EN ÇOK DURULACAK HUSUSLARDAN BİRİSİ YARGI BAĞIMSIZLIĞI'
Yuksek Mahkemeler Zirvesi'nde uzerinde en çok durulacak hususlardan birinin yargı bağımsızlığı olduğuna işaret eden Erdoğan, şoyle konuştu:
"Karşınızda okul kitaplarında yer alan bir şiiri okuduğu için hapse mahkum edilmiş ve demir parmaklıklar ardına girmiş birisi olarak duruyorum. Dolayısıyla yargı bağımsızlığının anlamını ve onemini bizzat yaşayarak oğrendim. Bunun için ulkeyi yonetme sorumluluğunu ustlendiğimizde, milletimize, ulkemizi eğitim, sağlık, adalet ve guvenlik temeli uzerinde yukseltme sozu verdik. Goreve gelir gelmez adalet teşkilatımızın fiziki altyapısının geliştirilmesinden, insan kaynağının zenginleştirilmesine ve mevzuatının yenilenmesine kadar bir dizi reformu hayata geçirdik".
' 245 ADALET SARAYI HİZMETE SOKTUK'
Bugun hakim ve savcı sayısının 17 binin uzerine çıktığını ifade eden Erdoğan, bu sayının hala yetersiz olduğunu bildiklerini dile getirdi.
Yuksek nitelikli personel alımı ve bunların en ileri duzeyde eğitimiyle sayıyı arttırdıklarını anlatan Erdoğan, bakanlıktaki ve adliyelerdeki yardımcı personel sayısını 61 binden 140 bine çıkartarak burada da onemli bir mesafe katettiklerini soyledi.
Hukumete gelene kadar Turkiye'de adliyelerin çoğunlukla hukumet binalarının alt katlarındaki kotu şartlara sahip yerlerde faaliyet yuruttuğunu aktaran Erdoğan, "Biz kalitenin fiziki iyileştirmeyi gerektirdiği anlayışıyla, ulke çapında mimarisi ve diğer altyapısıyla çok ileri standartlara sahip 245 adalet sarayı inşa edip hizmete sunduk. Yine adalet sisteminin onemli bir unsuru olan adli tıp hizmetlerini yaygınlaştırdık ve modernleştirdik. Temel kanunlarımızın tamamını, gunun şartlarına uygun hale getirerek yeniledik" dedi.
Erdoğan, istinaf mahkemelerini kurarak, Yargıtay ve Danıştay'daki yığılmanın onune geçtiklerini, şu ada 9 bolge adliye ve 7 bolge idare mahkemesinin hizmete geçtiğini ifade etti.
' MAHKEMELERE GİTMEDEN ÇÖZÜM ÜRETECEK ALTERNATİFLER GETİRDİK'
Vatandaşlara alternatif bir hak arama yolu olarak Kamu Denetçiliği'ni kurduklarını hatırlatan Erdoğan, "Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkını getirerek, vatandaşlarımızın hak arama yollarına bir yenisini daha ekledik. Ara buluculuk ve uzlaştırma konularında mahkemelere gitmeden çozum uretecek alternatifler getirdik. İnsan haklarından kişisel verilerin kullanımına kadar geniş bir alanda kurumsal yapılar oluşturduk. Birçok yontemi, kurumu, duzenlemeyi ve uygulamayı hayata geçirerek, ulkemizin demokratik hukuk devleti niteliğini guçlendirdik. İnşallah bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.
Erdoğan, bu zirvede tartışmaya açılacak olan yargıda şeffaflığa ilişkin İstanbul deklarasyonunun, adaletin tesisi ve yargıda şeffaflığın guvence altına alınması konusundaki çalışmalarda bir donum noktası olacağına inandığını ifade etti.
4. Uluslararası Yuksek Mahkemeler Zirvesi'nin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, zirvenin duzenlenmesine ve oturumlara katkıda bulunan başta Yargıtay Başkanı İsmail Ruştu Cirit'e teşekkur ederek sozlerini tamamladı.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.