Özet (TL;DR) @ 2018-10-10T16:15:00.000Z: Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolmadan önce nişanlısı Hatice Cengiz'e "Bana bir şey olursa ara" dediği AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, "Kaşıkçı'nın kaybolmasıyla ilgili yapılan…



Turkiye

16:15 10.10.2018(Guncellendi 16:21 10.10.2018) URL'yi kısaltın

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolmadan once nişanlısı Hatice Cengiz'e "Bana bir şey olursa ara" dediği AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, "Kaşıkçı'nın kaybolmasıyla ilgili yapılan yorumlarda Suudi Arabistan'a verip veriştirmenin bir anlamı ve faydası yok. Turkiye ve Suudi Arabistan birbirine mecbur iki ulkedir" dedi.

AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, Yeni Şafak'taki yazısında Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolmasıyla ilgili farklı senaryoların ortaya atıldığını ancak oldurulduğune yonelik iddiaların doğrulanmadığını yazdı.

Elde olan tek kesin bilginin Kaşıkçı'nın konsolosluğa girdiği ama normal yollarla çıkmadığı olduğunu belirten Aktay, şu ifadeleri kullandı:

"Bir yandan da soruşturmayı buyuk bir gizlilik ve titizlikle yuruten MİT, emniyet ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın çalışmaları devam ediyor. Onların ulaştığı bulgular resmi bir ciddiyet ve kesinlikte 'bilgi' olarak sunulmuş olacaktır. O zamana kadar elimizde şu anda var olan tek kesin bilgi Kaşıkçı'nın konsolosluğa girmiş, ama normal yollarla hala çıkmamış olduğudur. Yine eş zamanlı olarak konsoloslukta bulunup Kaşıkçı'nın konsolosluğa girişinden iki saat sonra içi gozukmeyen araçlarla çıkarak konsolosluk rezidansına gitmiş, oradan da 4 gunluğune ayrılmış odalarında kalmayıp apar topar geldikleri ozel uçaklarla ayrılan bir grubun varlığı var."

' TÜRKİYE İLE SUUDİ ARABİSTAN BİRBİRİNE MECBUR İKİ HALK, İKİ ÜLKE'

Twitter

"Resmi bir açıklama yapılıncaya kadar çok bilinmeyenli olayla ilgili hayal gucunun uretemeyeceği bir senaryo yok" diyen Aktay, ihtiyatı elden bırakmamak gerektiğini soyledi.

Konuyu Turkiye ve Suudi Arabistan ilişkileri açısından da değerlendiren Aktay, "Kaşıkçı'nın konsolosluk binasında kaybolmasıyla ilgili yapılan yorumlarda Suudi Arabistan'a verip veriştirmenin bir anlamı ve faydası yok. Turkiye ve Suudi Arabistan birbirine mecbur iki halk iki ulkedir. Kaderleri birbirine bağlıdır. Kaşıkçı'nın başına gelenleri sorgulayıp Suud makamlarından bunun açıklamasını beklemek asla Suudi Arabistan'a duşmanlık anlamına gelmez" dedi.

Aktay, katıldığı bir Arap televizyon kanalında soylediklerini de aktardı:

' TÜRKİYE, 'DERİN DEVLET' TECRÜBESİNİ YAŞAMIŞTIR'

"Velev ki, bu olay basına yansıyan vehamette gerçekleşmiş olsa bile topyekun S. Arabistan'ı tohmet altında bırakan açıklamalardan kaçınıyoruz. Elbette devlet hukuksuz işler yapmaz, yaparsa o devlet değildir. Bu durumda halkını temsil eden bir devletin imkanlarını kullanan ve kendini derin devlet mesabesinde goren çetelerin işgali karşısındayız demektir. Devleti o unsurlardan temizlemek zaruridir. Turkiye boyle bir 'derin devlet' tecrubesini yaşamıştır. Devlet adına kanunsuz işler yapanların yakasına yine devlet adına yapışılmış ve devlet bu unsurlardan temizlenmiştir."

Aktay, yazısına şoyle devam etti:

"Dolayısıyla bizim talebimiz S. Arabistan devletinin her şeyden once, neticede Turkiye'ye ve butun insanlığa karşı bir kusur irtikap eden bu kanunsuz yapıların ortaya çıkarılmasıdır. Hangi duzeyde olurlarsa olsunlar. Bunu yapmanın S. Arabistan için kolay olmadığını elbette biliyoruz. Nitekim Turkiye için de bunu yapmak kolay olmamıştır, ama gerçek bir devlet olmak için, veya devleti işgal etmiş çetelerden kurtarmak için bu bir zarurettir.

O yuzden Kaşıkçı'nın davasını gutmek asla S. Arabistan'a duşmanlık değil, bilakis gerçek dostluğun ifasıdır. Esasen Kaşıkçı'nın en onemli davalarından biri de Turkiye ve S. Arabistan ilişkilerinin bir kader olduğunu vurgulamak ve bu ilişkileri geliştirmekti.

Kendisiyle ilgili en çok hatırladığım ifadeleri, S. Arabistan resmi veya yarı resmi medyasında Turkiye aleyhine ne kadar soylem ve faaliyet olursa olsun, Turkiye'nin bunlara tepki vermeme olgunluğunu ne kadar takdir ettiği ve bunun boyle devam etmesi gerektiği yonundeydi.

Kaşıkçı'nın başına gelenler elbette bu davasını geçersiz kılmıyor, bilakis bu konuda fazladan bir hassasiyet sergilemeyi gerektiriyor."