Özet (TL;DR) @ 2018-10-08T09:08:00.000Z: Konkordato ilan eden 3 binden fazla şirketin yüzde 75'ini inşaat şirketleri, beton santralleri, yapı malzemeleri satanlar ve hırdavatçıların oluşturduğu belirtildi.



Ekonomi

09:08 08.10.2018(Guncellendi 09:13 08.10.2018) URL'yi kısaltın

Konkordato ilan eden 3 binden fazla şirketin yuzde 75'ini inşaat şirketleri, beton santralleri, yapı malzemeleri satanlar ve hırdavatçıların oluşturduğu belirtildi.

Sozcu gazetesi yazarı Nedim Turkmen, Turkiye genelinde şu ana kadar ticaret mahkemelerine konkordato başvurusu yapan 3 binin uzerinde borçlu olduğunu kaydetti. Listenin 75'inin inşaat şirketleri, beton santralleri, yapı malzemeleri satanlar ve hırdavatçılardan oluştuğunu belirten Turkmen'in yazısı şoyle:

(C) AA / Mehmet Akif Parlak

"Alacaklılarına ve ozellikle bankalara olan borçlarını odeyemeyeceğini goren şirketler, ilk onceleri birer ikişer konkordato talep ederken, artık haftada 50'şer, 60'şarlık gruplar oluşturmaya başladılar. Turkiye'nin tamamında şu ana kadar ticaret mahkemelerine konkordato başvurusu yapan 3 binin uzerinde borçlu var. Bu liste uzerinde kısa bir çalışma yaptığımda çok çarpıcı sonuçlarla karşılaştım. Listenin yuzde 75'i inşaat şirketleri, beton santralleri, yapı malzemeleri satanlar ve hırdavatçılardan oluşuyor.

Enerji şirketleri, devletten katkı paylarını 1 yıldır alamayan sağlık kuruluşları, yine devletin teşvik primlerini odemediği hayvancılık ve besicilik ile uğraşanlar, temizlik ve hizmet işi ile uğraşanlar, araç kiralama şirketleri ve son olarak da ayakkabı sektorundeki şirketlerle liste uzayıp gidiyor.

' SONUÇ: İFLASLAR, KONKORDATO TALEPLERİ VE İNTİHARLAR…'

İnşaat sektoru, 2002 yılının sonunda başlayan AKP iktidarı doneminde altın çağını yaşayan ve dunyaya neredeyse 'İnşaata dayalı buyume modeli'ni biz bulduk' dedirtecek durumda iken; bir anda dibi boylayan bir sektor haline geldi. İktidar, ulkemizdeki değişim ve buyumenin sembolu olarak hep inşaat sektorunu gosteriyordu. Bu acıklı filmi kısaca ozetlemek istiyorum sizlere. Hukumetin, belediyeler aracılığı ile imara açtığı yeni alanlarla birlikte, memleketin her yerinde 15 sene once inşaat seferberliği başlatıldı. Bakkallar bile inşaatçılığa soyundu. Yolu inşaatçılık, muteahhitlik ile kesişmeyen kimse kalmadı, memlekette inşaatçı sayısı birden 300 binin ustune ıktı. 'Bu işte çok para var' diyen, cebinde sermayesi olmamasına reğman inşaatçılığa soyundu. Sonuç: iflaslar, konkordato talepleri ve intiharlar…

(C) REUTERS / Murad Sezer

İnşaat sektoru, son 15 yılda 7.5 milyon konut ureten, yılda ortalama 1 milyon 350 bin konutun satıldığı ve bunun 600-650 binlik bolumunun birinci satış olarak gerçekleştirildiği, konut sahipliği oranının yuzde 60, kiracılık oranının yuzde 24.5 olduğu, doğrudan ve dolaylı 2 milyon 300 bin kişiye istihdam imkanı sağlayan ve yarattığı katma değerle GSYH içindeki yuzde 9'luk paya ilaveten dolaylı olarak etkilediği sektorlerle ekonomideki payı yuzde 30'lara ulaşan çok onemli bir sektor.

Son 16 yılda bulduğumuz ucuz ve sıcak paranın 630 milyar dolarını yatırdığımız inşaat sektoru, artık uzatmaları oynuyor. İnşaat sektorunu kurtarmak için hukumet hemen yabancıya konut satışı ipine sarıldı. Turk vatandaşı olabilmek için asgari 1 milyon dolarlık konut satın alma şartı 250 bin dolara duşuruldu. Konut stoğunun 2 milyonun uzerinde ve yabancıya 2018'in ilk 8 ayında satılan konut sayısının 18 bin 540 adet olduğu dikkate alındığında, bu yontemle de inşaat sektorunun sorununu çozmek pek olası gorulmuyor. Oysa ki hukumet, bu yola 'yabancıya 650 bin konut satma' hedefiyle çıktı. İnşaat sektorunun Turkiye'deki ekonomik krizin baş mağduru haline gelmesinde, sektordeki firmaların konut satışları ile birlikte doğan ve yuzde 18 KDV maliyetine katlanıp yuzde 1 KDV ile satış yapılmasının doğal sonucu olan, indirimli oran kaynaklı KDV iade alacaklarını bir turlu odemeyen devletin rolunu de goz ardı etmemek gerekiyor."