Özet (TL;DR) @ 2018-10-08T21:51:00.000Z: Ramazan Bursa’ya göre Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda ortadan kaybolan ve öldürüldüğü öne sürülen Cemal Kaşıkçı, mutlak monarşi ile derin bağları olan bir kişilik. Bursa, Kaşıkçı'nın…
Ramazan Bursa'ya gore Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda ortadan kaybolan ve oldurulduğu one surulen Cemal Kaşıkçı, mutlak monarşi ile derin bağları olan bir kişilik. Bursa, Kaşıkçı'nın olduğu iddialarının aksine hayatta olma olasılığına da dikkat çekti ve iddialar için kanıt gerektiğini vurguladı.
Suudi Arabistan vatandaşı gazeteci Cemal Ahmet Kaşıkçı'dan, 2 Ekim'de ulkesinin İstanbul'daki Başkonsolosluğu'na girdiğinden beri haber alınamıyor. Turk yetkililer Kaşıkçı'nın konsoloslukta oldurulduğunu soylerken, Suudi yetkililer ise iddiaları reddediyor. Suudi Arabistan mutlak monarşisiyle yakın bağları bulunan ve son bir senede muhalefet saflarına geçerek Washington Post gazetesinde yazılar da Kaşıkçı'nın kaybolmasını Kudus TV İran Temsilcisi Ramazan Bursa ile konuştuk.
' SUUDİ ARABİSTAN'IN EN ETKİLİ AİLELERİNDEN BİRİSİNİN MENSUBU'
Ramazan Bursa, Cemal Kaşıkçı'nın 'sıradan bir gazeteci' olmadığı ve kraliyet ailesine danışmanlık ve basın sozculuğu gorevleri de icra etmiş mutlak monarşi ve hanedanlığın bir parçası konumunda olduğuna dikkat çekti. Kaşıkçı'nın ailesinin kokenlerinin vaktiyle Kayseri'den goç etmiş unlu aileye dayandığını belirten Bursa'ya gore, Cemal Kaşıkçı, Suudi Prensi Turki Faysal'a olan yakınlığı sayesinde mutlak monarşinin pek çok sırlarına haizdi::
"Gazeteci Cemal Haşıkçı, aslında Kaşıkçı diyelim ona biz. Turkiye, Kayseri'den Kaşıkçı ailesinden. Ama çok eskiden Suudi Arabistan'a goçmuşler. Oradaki resmi ismi Cemal Haşıkçı ama ozel isimler bire bir tercume edilir. Aslında Cemal Kaşıkçı ailesi uzun zamandır dunyanın değişik zamanlarında ve değişik noktalarında karşımıza çıkmış bir aile. Kaşıkçılar, Suudi Arabistan'a goçtukten sonra Suudi Arabistan'ın ilk kurucu kralı Abdulaziz el-Suud ile yakın ilişki kuruyor Cemal Kaşıkçı'nın ataları. Oradan başlayan bir hanedan yakınlığı ve bunun beraberinde getirmiş olduğu ekonomik ve siyasi guç karşımıza çıkıyor. Ve şu anda hem hanedana yakınlığı bakımından hem de ekonomik bakımdan Suudi Arabistan'ın en etkili ailelerinden bir tanesinden konuşuyoruz. Hatta meşhur Adnan Kaşıkçı olayı vardır. Onunla da akraba oldukları soyleniyor. Zaten biliyoruz. Diğer taraftan Cemal Kaşıkçı, elbette atalarının Suud hanedanına olan yakınlığını devam ettirmiş bir isim. Suud hanedanının asil ismi ifade edilen Prens Turki Faysal ile yakın ilişkisi olmuş hatta çalışma arkadaşlığı yapmışlar. Prens Turki Faysal, Londra ve Washington buyukelçisiyken bası danışmanıydı Cemal Kaşıkçı. Sonra Prens Turki Faysal, buyukelçilik gorevlerinden sonra Suud istihbaratının başına geçti ve uzun donemde burada kaldı. Buradan ayrıldıktan sonra enteresan bir şekilde Prens Turki Faysal iki yıl evvel karşımıza çıktı. Prens Turki Faysal, İran'da son olaylarda da ismini tekrar duyuran İran-Irak savaşında çok aktif rol ustlenen Halkın Mucahitleri Örgutu'nun Paris'te 2016'da yapılan yıllık toplantısını finanse ettiği ortaya çıktı, hatta toplantıya katıldı. Toplantıda bir konuşma yaptı. Bu da dikkat çekici. Dolayısıyla Cemal Kaşıkçı, hem hanedanı olan yakınlığı hem yaptığı gorevler itibarıyla bilhassa Prens Turki Faysal'a olan yakınlığı munasebetiyle birçok işin içerisinde olmuş ve Suudi Arabistan ile ilgili birçok bilgiye sahip, hatta belgeye sahip olduğunu soyleyebilirim."
' GEÇMİŞTE EL KAİDE İLE İLİŞKİSİNİN YANI SIRA PRAGMATİK DÜŞÜNCE DÜNYASI VARDI'
Ramazan Bursa, Kaşıkçı'nın ABD'deki seçimlerde Trump'ın seçilmemesi gerektiğini yazdığı için kendisine Twitter kullanma, konferans verme ve televizyon programlarına katılma yasağı konduğunu anımsatırken, kendisinin de kısa bir sure hapse dahi girdiğini belirtti. Kral Salman'ın tahta geçmesiyle Turkiye'den de bazı isimlerden bir ekip kurulduğunu anlatan Bursa, bu kişilerin ulkede duzenlenen 'operasyonda' da rol oynadıkları goruşunu dile getirdi:
"Aslında Kaşıkçı, Suudi Arabistan'da bildiğimiz Vahhabiliği duşunceye tam olarak bağlı olduğunu soyleyemeyiz. Kaşıkçı biraz daha Vehhabilikten ve Selefi çizgiden uzak daha liberal diyebileceğimiz bir duşumce yapısına sahip. Dolayısıyla biraz da pragmatik bir zihin dunyası var. Hatta 1980'li yıllarda El-Kaide ile ilişkisi ve El-Kaide ile Afganistan'a gidip Bin Ladin ile roportajları vs. bunlar zaten biliniyor. Şunu hatırlatmam gerekir. Kral Selman tahta geçtiği zaman bir ekip kuruldu. Abu Dabi merkezli bir ekipti bu ve birçok ulkeden insan bu kuruluşun içerisindeydi ya da ilintiliydi. Turkiye'den de isimler var. Bunlar finanse edildiler. O donemde şoyle yazılar çıktı. Cemal Kaşıkçı o zamanlar El Hayat gazetesinde yazıyordu. O zamanda koşelerinde şunu savundular. Ölen Kral Abdullah, bir Amerikancıydı ve dolayısıyla Kral Selman oyle değil. Kral Selman ile ciddi anlamda Suud dış politikası değişecek ve İslam dunyasına Suudi Arabistan daha yakınlaşacak iddiaları vardı. Yani eskiyi karalayarak yeniyi sunmak istiyorlardı. O zaman Turkiye'de buna benzer yazılar çıktı bazı gazetelerde, bazı isimler boyle yazılar yazdı. Aslında Turkiye'de bu çıkan yazılara baktığımız zaman belki birileri fark etmemiş olabilir ama birebir aynı manaya gelecek farklı cumlelerle farklı yazılar çıktı Arap coğrafyasının tamamında. Bu bir operasyondu. Bu operasyonun içerisinde Cemal Kaşıkçı rol almıştı. Ta ki 2016 Amerikan seçimlerine kadar bu ilişki devam etti. 2016 Amerikan seçimleri doneminde Cemal Kaşıkçı Amerikan halkının Trump'ı seçilmemesi gerektiğini yazdı. Bu yazı El Hayat gazetesinde yayınlanmadı. Cemal Kaşıkçı'ya Twitter kullanma yasağı, konferans verme yasağı ve televizyon programlarına katılma yasağı verildi. Kısa bir donemde bir grupla beraber hapse alındı. Ve ilk çıkanların içerisindeydi. En Amerikancı olarak Muhammed Bin Nayef bilinirdi. Ama Amerika, Muhammed Bin Nayef'e karşı Muhammed Bin Selman'ı destekledi. Bu sadece bir veliaht değişimi değildi. Bunun Mısır ile Suveyş Kanalı ile Tiran ve Sanafir adalarının Suud'a geri verilmesiyle ve aynı şekilde bu iki ada stratejik adalar. Burada Amerika ve İsrail askeri ussu kurulmasıyla ilişkili."
' CEMAL KAŞIKÇI BAŞLI BAŞINA BİR MUHALİF DEĞİLDİ'
Bursa'ya gore Suudi monarşisiyle derin bağları olan Cemal Kaşıkçı 'başlı başına bir muhalif' değildi ancak veliaht prens Muhammed Bin Selman'ın geçen sene ulkedeki rakip prensler ve onde gelen iş adamlarını luks bir otelde hapsedilmesinden de tedirginlik duymuştu:
"Muhammed bin Nayif'in devrilip Muhammed Bin Selman'ın tahta geçmesi sonrası Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan'dan ayrıldı. Çunku ciddi bir değişiklik olduğunu fark etti. Neyin nasıl olacağı belli değil, tedirgin oldu ve ayrıldı. Amerika'ya yerleşti, zaten Amerikan vatandaşıydı. O sırada da eşi ondan boşandı. Hanedanın eşine boşanması konusunda baskı yaptığı iddia ediliyor. Washington'a yerleşti. Kaşıkçı, Kasım 2017'de Muhammed Bin Selman'ın prens ve iş adamlarını otelde hapsedene kadar gayet rahattı Amerika'da. O donemde Suudi Arabistan, İngiltere'de, İsviçre'de bazı operasyonlar yaptı. Orada muhalif birkaç ismi ve birkaç prensi derdest edip Riyad'a getirdi. Öyle ki Londra'dan uçağa binen prens Mısır'a gidecekti. Uçağın Riyad'a indiğini gordu. Bu onu çok tedirgin etti, korkuyordu zaten. Yakın dostlarına da tedirgin olduğunu soyluyordu. Nişanlısı da ayrıca bir tartışma konusu. Riyad'daki aile biz bir nişanlısı olduğunu bilmiyoruz diyor. Fakat neticesinde Cemal Kaşıkçı, konsolosluğa girerken telefon ve cuzdanını ona teslim ediyor. Yasin Aktay'ı ve Turan Kışlakçı'yı ara diye tembihleme yapıyor. Zaten Cemal Kaşıkçı'nın medeni durum belgesi almak için konsolosluğa gittiği belirtiliyor. Cemal Kaşıkçı, otelde yaşanan gelişmeler sonrası bir tedirginlik sahibiydi. Başlı başına bir muhalif değildi. Suudi Arabistan'ın uzun donem operasyonlarının içerisinde bulunan Prens Turki Faysal gibi bir isimle uzun yıllar çalışmış bir adamda bahsediyoruz ve bu adam bir zaman sonra muhalif oluyor."
' SUUDİ ARABİSTAN, TÜRKİYE'NİN İRAN YAPTIRIMLARINA UYMAYACAĞINI AÇIKLAMASINDAN RAHATSIZDI'
Bursa, Turkiye'nin İran'a yonelik Amerikan yaptırımlarına uymama yonundeki açıklamalarından Riyad'ın oldukça rahatsızlık duyduğunu anımsattı. Turkiye'nin Cemal Kaşıkçı'nın hayati durumuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadığını soyleyen Bursa, tum oldu haberlerinin aksine Cemal Kaşıkçı'nın sonraki gunlerde kameralar karşısına çıkma ihtimalinin bulunduğuna değindi:
"Aslında Turkiye, İslam ordusunun içinde bulundu. Turkiye yapısı itibarıyla zemini ciddi mezhepçiliğe dayanan bir projenin içerisinde bulunası onu rahatsız eder. İslam ordusu kuruldu ama yakın donem içerisinde Arap NATO'su kurulması planlanıyor. Dolayısıyla Pakistan ve Turkiye'nin İslam ordusuna yuklenen gorevleri bir bolumune itiraz ettiğini duşunuyorum. Ortadoğu'da mezhepçilikten ziyade milliyetçiliğin yukselişte olduğunu değerlendirirsek o zaman taşların yerli yerine oturduğunu gorebiliriz. Muhammed Bin Selman, bu operasyonu yapmak suretiyle kime ne mesaj verdi, bunu aslında sorgulamak lazım. Bir defa muhaliflere şunu soyledi: 'Belki Suudi Arabistan toprakları içinde yaşamıyor olabilirsiniz, belki Batı'da yaşıyor olabilirsiniz. Ama muhalif olsanız bile sesinizi kesin, oturun oturduğunuz yere'. Bir benzeri sizin başınıza gelebilir. Suud muhalifine verdiği tepki bu. İkincisi ise Turkiye'ye bir mesaj verdi. Turkiye'nin hem Katar politikasından hem Suriye politikasından bilhassa Astana sureci sonrası politikasından hem de bir Amerikan muttefiki olarak Suudi Arabistan, İran yaptırımlarına Turkiye'nin uymayacağını açıklamasından fevkalade rahatsızdı. Suudi Arabistan'ın Turkiye ile birtakım konu bazlı problemleri olabilir. Ama Suudi Arabistan'ın İran ile ontolojik problemi vardır, yani varoluşsal problemi vardır. Dolayısıyla yaptırımlara uymamak ontolojik bir sorun yaşadığı ulkenin kuvvetlenmesi anlamına geliyor. Bu kabul edilemez bir hataydı bu yuzden. Turkiye yetkililerinden habersiz bir şekilde bir operasyon gerçekleştirilmeye çalışıldı. Şimdi oldu mu kaldı mı diye bir tartışma var. Bir iki uçakla 15 kişi geldi. Aynı saatlerde konsolosluktaydı Kaşıkçı. Ama son bir gundur benim de kaynaklarımdan aldığım bilgiye gore hayatta olduğu durumu kuvvetlendi. Suudi Arabistan'ın İstanbul konsolosu şunu soyledi: 'Bu konuda Turk yetkilileri dahil Suud'u suçlayacak her kim açıklama yaparsa yapsın bu Katar ve İhvan komplosudur.' Bu Suud propagandasıdır. Fakat şoyle bir şey var. Cumartesi gunu de Suud'dan bir istihbarat heyeti geldi. Turkiye bununla yakından ilgileniyor. Kaşıkçı'nın olup olmediğini bilmiyoruz. Bu kadar Turk- Arap medya derneği dun oldu, başımız sağolsun, gıyabi cenaze namazına hazırlanıyoruz dese de son elde ettiğim bilgiler bunu tam desteklemiyor, hatta olduğu haberi bir ağırlık kazanmıştı Cumartesi gunu. Şimdi olmediği haberi bir ağırlık kazandı. Çunku bu oldu ve cesedine işkence yapıldı diyorsa bunun birtakım delilleri olması lazım. Turkiye henuz bir açıklama yapmış değil. Önumuzdeki gunlerde Cemal Kaşıkçı'yı kameralar onunde gorursek şaşırmamak lazım."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.