Özet (TL;DR) @ 2018-10-07 08:20:24.127682: İçinde mutlaka ‘çay/kahve/kaybeden olma’ geçen metinler, sosyal medyada kullanılmaya uygun ‘vurkaç’ aforizmalar, bir cümlenin bir sayfayı dolduracak şekilde büyütüldüğü kitaplar... Geçen hafta Nilgün…
EDEBİYAT, YAYINCILIK,
KİTAPLAR ÜLKENİN TARİHİNE PARALEL GİDER
**Barbaros Altuğ /
Yazar, edebiyat ajanı
Latife Tekin ilk roman ı ' Sevgili Arsız Ölum'u zamanın buyuk
yayınevlerinden Adam 'a goturduğunde, Memet Fuat henuz 22 yaşındaki
gencecik bir kadının bu denli usta işi bir roman yazabilmesine hayret eder.
Yayımlamak için bir şartı vardır; Tekin ikinci romanını da yazmalı ve bu roman
da ilki kadar iyi olmalıdır. İşte ' Berci Kristin Çop Masalları' da o
ikinci romandır.
**
1980 'lerin başından soz ediyorum. Ülkenin, Kenan Evren'in faşist yonetiminden kurtulduğunu sanıp Özal derbederliğine sığındığı yıllar. Yay ıncılık ve kitap dunyası ise tum bu savrulmalara rağmen medeni ulkeler çizgisinde kalabiliyor. Pek çok alan bayağılaşmaya gonul eğse de yayıncılık ince eleyip sık dokuyarak yepyeni bir boyuta evriliyor. Erdal Öz'un Can Yayınları, İletişim, Metis, Adam birbiri ardına, sonradan Turk edebiyatının en buyuk isimleri olacak yazarları yayımlamaya başlıyor; Orhan Pamuk, Latife Tekin, Ahmet Altan b oyle ortaya çıkıyor.
D oneme layık yazarlar
Edebiyat, yayıncılık, kitaplar ulkenin tarihine paralel gider ve sonradan, o donem hakkında arkeolojik kazılar yapmamıza imkan verir. 2000'lere geldiğimizde yayıncılık da zincirinden boşanmış bir 'Bunu da yayımlayalım bakalım' ya da 'E bu da para getirir, okuyan varsa bize ne' çizgisine evrilmeye başlıyor. Bunun, politikayla ba şlayıp her alana yayılan bir çozulmeye, bir çurumeye ayna tuttuğunu da artık gorebiliyoruz.
Ne olursa olsun hesap sorulamama, su çustu yakalansan da bir şekilde uste çıkmayı becerme ve bunun artık kanıksanmaktan ote, olması gereken bir davranış biçimi olarak kabulu, elbette yayın dunyasına da yansıyacaktı. Entelektuelliğin, bilginin, duşunmenin aşağılandığı ve gerçek aydının yok değerine indirgenmeye çalışıldığı bu donem, kendine layık yazarları, yayıncıları da yaratıyor.
Saramago 'dan esinle (evet, esinlenseniz bile kaynağı anmak yayıncılığın, yazarlığın vazgeçilemeyecek kuralı, namusudur) kitap okumak denen bu marjinal uğraş elbette bu kirlenmeden kurtulacak. Çunku edebiyat illa ki kotulerin kazanmadığı bir dunyayı vaat eder. Bu vaat için yaşayanların dunyayı daha iyi bir yer yapacağına inançla; iyi yazarlar, iyi yay ıncılarla yola devam...
HER DERDE DEVA BU K İTAPLAR BİRAZ KANTARON YAĞINA BENZİYOR
Elif Key (Gazeteci,
yazar)
Her derde deva, aktarlar ın adeta assolisti kantaronun nasıl satıldığına dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama cilde, saça, mideye, yanığa, pişiğe, basura, sınav stresine ve hatta duğun anksiyetesine bile iyi geldiği soyleniyor. Aktarlarda uzerinde "Jetten bile daha hızlı" yazıyor. İ steyen içiyor, isteyen suruyor ve geçiyor. Bu kitaplar da biraz kantaron yağına benziyor. Aşk acısı çekene, dost kazığı yiyene, evini toplamayı beceremeyene, Japonlar kadar uzun ve mutlu yaşamak isteyene birinin çıkıp mucize formulu vermesi o kadar tuttu ki bu kitapların sonu gelmeyecek gibi duruyor. Çunku okuyoruz ve bir-iki gun mutlu Japon taklidi yapıyoruz, okuyoruz ve dolaplar duzenleniyor. Ne denirse yapmaya hazır binlerce insan, martılara simit atarsa hemen toparlayacağına, çay içerse kendine geleceğine, battaniye-kedi-kahve uçlusunun kaybedenler kulubu uyelerine iyi geldiğine inanıyor. Yaram ıza basacak tuzu Stefan Zweig mı uzatmış, Turgut Uyar mı yoksa bir Instagram fenomeni mi, bunun bir onemi yok. Yeter ki lafı uzatmamış olsunlar ve sihirli formulleri bir hashtag'e sığsın.
KR İZ KOŞULLARI PEK ÇOK YAYINCIYI HIZLI SATIŞI OLAN KİTAPLARA ZORLUYOR
Cem Erciyes / Doğan
Kitap Yayın Yonetmeni
**
' Sosyal medya dostu' diyebiliriz bu tur kitaplara. Kolay okunur, dikkat çekici, biraz romantik ve sosyal medyada paylaşmaya değer sozlerin bolca olduğu, grafik duzenlemede de ozellikle gorunur kılındığı kitaplar... Yazarları çoğunlukla iyi bir takipçi kitlesi edinmiş, sevilen, merak edilen kimseler oluyor. Yayılma hızı da sosyal medyayı iyi kullanmalarıyla alakalı. Çunku g unumuzde en iyi kitap tanıtım mecrasının da doğru kullanılan sosyal medya olduğunu biz yayıncılar gayet iyi biliyoruz.**
Bir sure daha benzer kitaplar goreceğiz bence. Kriz koşulları pek çok yayıncıyı hızlı satışı olan kitaplara zorluyor. Çok kazandırdığını ya da hiç değilse depoda bekleme riski az olduğunu duşundukleri için, bu tur kitapları denemeye devam edeceklerdir. Ama sonu çta kalıcı olmadıkları da bir gerçek; hızla listelere girip yuksek tiraja ulaşıyor, bir sure sonra da kaybolup gidiyorlar. G uçlu bir Turkçe edebiyat dalgası kendini gosterinceye kadar bu tur sosyal medya dostu kitaplar listelere ağırlığını koymaya devam edecektir.
HERKES SAHNEDE OLMAK İSTİYOR ARTIK, KİMSE ALKIŞLAYAN TARAFTA OLMAYI KABUL
ETMİYOR
Berbat Edebiyat (Bu ak ımın en çarpıcı orneklerini bulup paylaşan sosyal
medya platformu)
Bizce ' berbat edebiyat', edebiyatla uzaktan yakından alakası olmayan insanların, toplumun hassas noktalar ını (aşk, ayrılık, çay, rakı, adam/kadın vb.) gunluk konuşma diliyle ifade ederek vasat altı bir romantizmle laf kalabalığı yaptığı bir akım. İlgisi olmadığı halde edebiyat uzerinden prim yapan, cebini dolduran herkesi bu topluluğa dahil edebiliriz.
Daha once de vardı bu tarz kitaplar fakat sosyal medya kulturuyle dallanıp budaklandığı aşikar. Bu yayg ınlaşmanın temelinde iki şey var. İlki, yayınevlerinin salt 'para kazanma' kaygısı. Artık çoğu nitelik aramıyor. Tekel bayii zihniyetiyle yay ıncılık yapıyorlar. Populariten varsa ne yazdığının hiçbir onemi yok. İkinci sırada, insanların 'tutmuş' şeyleri taklit etmeleri yatıyor. Paulo Coelho , "İlk kitabımı yazmak 40 yılımı aldı" demiş vakti zamanında. Ş imdilerde ise kitap çıkarmak için bir WhatsApp konuşması yetiyor. Herkes sahnede olmak istiyor artık, kimse alkışlayan tarafta olmayı kabul etmiyor.
Bu akımın bizim donemimizdeki ilk temsilcilerinden biri Kahraman Tazeo ğlu. " Bir zamanlar benim olan ellerin, şimdi neden ellerin" kalibresinde cumleler kurup yuz binlerce satan biridir kendisi. Sonra Ahmet Batman var mesela. Var olup olmad ığı bile kesin olmayan birinin, yığınla şey yazan ama hiçbir şey anlatmayan satırları yine yuz binlerce satıyor. 'Berbat edebiyat' denildiğinde Hikmet An ıl Öztekin'e değinmemek olmaz elbette. " Her şey, guzel olacak" cumlesinin altına adını yazacak kadar enteresan biridir kendisi. " Bazen aklıma geliyor uzuluyorum, ya başkasına çay demlerse?" sorusuyla, edebiyatımıza yon vermiş (!) kişidir. Geçenlerde " Eylul, bari sen gitme" cumlesinin altına kendi adını yazmıştı yine.
Adaml ık/kadınlık tespitleri
Sosyal medyada gundem olan, Anne Frank içerikli intihal olayından sonra Nilg un Bodur'u tanımayan kalmamıştır zaten. " Sallama insanlar yerine, demlenmiş insanlarla sohbet etmeyi tercih ettiğimden beri acımıyor canım" demiştir mesela. Bir kitabının, madde madde mutlu olmayı tarif eden sayfasında ise " Instagram'da Şeyma Subaşı'yı takip etme" diyebilmiş kişidir. Evet, bir kitapta yazıyor bu! Bunlara ek olarak Miraç Çağrı Aktaş, Pucca, Caner Yaman, Zeus Kabadayı 'yı sayabiliriz. Kitabında hamile kalma tarifi veren Tu ğçe Işınsu'yu ve adamlık/kadınlık uzerine inanılmaz tespitler (!) yapan Tuba Ezici 'yi de unutmayalım...




Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.