Özet (TL;DR) @ 2018-10-07 08:19:09.834860: Artık siz de biliyorsunuz, ‘Kadıköy is the new black’. Yakın zamanda ‘dünyanın en havalı 50 semti’ listesine bile girdi. Sizin için sahaya indim. Gerçi çok açılamadım, kapımın önüne kadar çıkabildim…
Hiç oyle kaşınızı kaldırmayın çunku ben bu kapıdan girdiğimde burası hiç de oyle şekilli bir sokak değildi. Hatta o zamanlar muhitimiz karşının taksileri tarafından " Çok sıkıcı yer, emekli memur muhiti gibi" diye tanımlanıyor, bizim sokak ise (dik bir yokuşa sahip olmasının da etkisiyle) mahallenin genelinden de daha sessiz sakin, pek kimsenin geçmediği bir nokta olarak kalıyordu.
10+ y ıl once kapının onunde surekli vukuat çıkmasından sıkıldığımız bir donem bile olmuştu. Pek trafiği olmadığından okul kıran gençler için sigara içip yuksek sesle ergenlik yapma, çok da uzağımızda olmayan barlar sokağında halledilemeyen opuşme koklaşma veya karşılıklı rıza dahilinde birbirini darp etme gibi amaçlar için tercih edilir olmuştu.
Bir gun televizyonda haberler açık, "Konya'da polisle hırsız arasında başlayan amansız kovalamaca nerede bitti?" diye bir anons geçti. İçeriden eşbaşkanın sesi geldi: " Bizim evin onunde bitmiştir, kriminal olay sonuçta, nerede bitecek?" O derece yani.
*
Bugun oyle bir durumumuz yok, bakkala giderken Evrencan G unduz'un klip çekiminin ortasından geçiyor, evden çıkarken sokağın başında Mert Fırat oturuyorsa adama ayıp olmasın, hırpani dolanmayalım diye ustumuze çekiduzen veriyoruz. Siz de biliyorsunuz, sonuçta 'Kadıkoy is the new black'.
Kadıkoy'un yeni barlarını, pub'larını, kafelerini ziyadesiyle oğrendiniz. O yuzden size ikinci baskı olmasın diye mahallede kafe olmayan az sayıdaki dukkanı dolaşayım dedim.
Beton grisi duvar hipster 'lığa yeter mi?
Ö nce kooperatif dukkanına daldım çunku aşırı yolumun uzerindeydi. Gelmişken peynir ve yumurta alacaktım ancak kart geçmiyormuş. " Bankacılık sistemine karşıyız, komisyon alıyorlar" dediler. "E ben karşı değilim abi, yansıt fiyatına komisyonu, ben odemiş olayım" dedim. Öyle olmuyormuş. "Jandarma, biz komunist değiliz" diyerek kos kos ayrıldım.
BerberimÖzkan'a geçtim. Özkan'ı mutenalaşma çerçevesinde yeni dolandırdılar. Bunun bildiğiniz eski kasa, normal bir berber dukkanı vardı. Vatandaşın biri gaza getirmiş, "Dukkanı yenileyeceğim, muşteri profilimi geliştirmem lazım" falan gibi şeyler soyler oldu. "Oğlum koltuklarını değiştir, eskimişler; kalanı kalsın aynı. Neticede bir şey olmayacak, yine biz geleceğiz gele gele" dedik, dinlemedi.
D ukkanı artık gore gore sıkıldığımız çiğ beton endustriyel konsept mimari yaptılar, Özkan'ın bir araba parasını aldılar, sonuçta da kendisi hipster'ların favori berberine donuşmedi elbette. İçeride hala biz varız ve " Özkan'ım, Ali Koç işi niye boyle oldu ya" gibi muhabbetlerimizle kaliteyi aşağıya çekmeye devam ediyoruz.
*
Özkan karşısına açılan bakery'ye kurulmuş. Zira ikisinin de duvarları beton grisi ama bakery paraya para demezken Özkan diyor. Analiz de etmiş meseleyi kendince, şoyle yorumladı:
"Şimdi kanka, bak şu sakallı eleman dukkanın sahibi. Gelmi ş burada ara sokakta kuçucuk dukkana 5 bin lira kiraya girmiş. Aşağıda da bi dukkanı var. Bu paraya buraya girilir mi, neyine guveniyorsun diyeceksin. Şoyle, bu arkadaş solcu. Gir içeri sor butun muşterilere, hepsi solcuyum der. Bu da o damarı tutmuş. Ha komunist adam 30 liraya mayal ı ekmek, 40 liraya kahvaltı tabağı satar mı diyeceksin. Valla bunlar satıyor, onlar da alıyor. Mekana da işte solcu ismi koymuş. Sabahtan şu kapıdaki bisiklete atlıyor. A şağı, Migros'a gidip indirimdeki taze kaşarı alıyor. Gelip burada kaşarlı yumurta yapıp sana 25 liraya veriyor. Fırını var. Bardak çayın yanına bi kuçuk kurabiye atıyor orda. 7.5 liraya onunde. Dukkan dolu. Gunde 2 bin lira minimum cirosu var. Dort çalışan çarpı 1400 duş, kirayı, elektriği duş; gerisi bu sakallının işte. Aşağıdaki dukkanı da boyle dolu, gidersen gorursun."
"Peyniri aslında kooperatiften alsa iyi yaparmış, gerçi orada da kart geçmiyor" dedim, Özkan kooperatifmiş, kartmış, hiç takılmadan sakallıya yağdırmaya devam etti.
Siz o 3 liray ı anca Mert Fırat'tan alırsınız
Sahafa da bakay ım çıkmışken dedim. Dukkanı boşaltıyormuş. "Gelip gidip istiyorlar, kafe yapacaklarmış, veriyorum valla ben de, Bodrum'a taşınacağım" dedi. Sonra d ukkanı 300 bin TL hava parası karşılığı bana devretmeye karar verdi.
"Usta bende oyle bir para yok, olsa da ayrıca n'apıcaktım ki burayı" diyorum, " Abi kitap kafe yaparsın, çaydan kahveden yapıştır. Millet zaten artık Instagram çekmeye geliyor dukkana sadece, her Instagram'cıya bir çay versen tamam" diyor. Arada da " Şu kitabı da al, Orhan Pamuk'a git 'Abi ben bunu İhsan Oktay Anar'a hediye edeceğim, ona imzalar mısın' de, Orhan Pamuk'un Anar'a imzaladığı kitap acayip para eder" gibi cin fikirlerle geldi.
"Sen hiç hayatında Orhan Pamuk gordun mu? Ben bir kere aynı asansore bindim, bayağı ustune çekiduzen verip onune bakıyorsun, hiç boyle antine kuntine, şakaya gelecek bir insan değil bence" diyecektim, demedim; sahaf da mahalleyle beraber delirmi ş sonucuna varıp kaçtım ordan.
*
En temizi bana belediyenin bakmas ıydı. Yoğurtçu Parkı'na indim kafe olacaksa bu olsun madem diyerek. Turk kahvesi alıp tartan pistin kenarına oturdum. Koşanlara gozlerimle gulumseyip 'Kendinizle olan mucadelenizi yurekten destekliyorum' mesajı verirken, kopeklere goz kırparak 'O yanındaki sumsuğu ek, beraber kaçalım' şekli yaptım bol bol.
Belediye de zaman ın ruhunu ucundan kıyısından yakalamış, kaşarlı tosta domates isterseniz 3 lira ekstra kesiyor. O 3 lirayı anca Mert Fırat'tan alırsınız, ben vermem, bu da boyle biline...
**Berberim Özkan'ı mutenalaşma çerçevesinde yeni dolandırdılar. Dukkanı endustriyel konsept mimari yaptılar ama kendisi hipster'ların favori berberine donuşmedi elbette.
**

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.