Özet (TL;DR) @ 2018-10-05T13:49:00.000Z: Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, Seyr-i Sabah programında sağlık çalışanlarına yapılan saldırıları değerlendirdi. Yılmaz, TTB’nin önerdiği yasal…
Seyr-i Sabah
13:49 05.10.2018(Guncellendi 14:17 05.10.2018) URL'yi kısaltın
Turk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bulent Nazım Yılmaz, Seyr-i Sabah programında sağlık çalışanlarına yapılan saldırıları değerlendirdi. Yılmaz, TTB'nin onerdiği yasal değişikliklerle bu saldırıların onune geçilebileceğini dile getirdi.
Son yıllarda hasta ve hasta yakınlarının sağlık personeline yaptığı saldırılar ve bunun sonucunda yaşanan olumlerin sayısı katlanarak arttı. Gorevini zor koşullara rağmen yerine getirmeye çalışanları koruyan bir sistemin bulunmaması bu artışta onemli bir rol oynadı. Turk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bulent Nazım Yılmaz, yaşanan son olayda Sağlık Bakanlığı'nın cenazede ust duzeyde temsil edilmemesini ve bu konuda onerdikleri yasal değişikliklerin dinlenmemesini eleştirirken atılması gereken adımlar konusunda yetkilileri goreve çağırdı:
' DERDİMİZİ ANLATABİLMEK İÇİN MECLİS BAŞKANINDAN RANDEVU BEKLİYORUZ'
(C) Fotoğraf : DHA
"2 Ekim gunu İstanbul'da Haznedar'da psikiyatri uzmanı arkadaşımız planlı bir biçimde olduruldu. Uzun suredir takip ettiği bir hastası tarafından olduruldu ki bu çok dramatik bir durum. Uzun zamandır geliyorum diyen, bizim de haykıra haykıra soylediğimiz Sağlık Bakanlığı ve Turkiye Buyuk Millet Meclisi'nden randevu istediğimiz ama bir turlu yanıt alamadığımız bir durumdu bu. Çok geriye gitmeyelim bundan bir buçuk ay once Urfa'da bir asistan hekimi arkadaşımızın başında parke taşı kırıldı. Biz o olaydan sonra birinin başında parke taşı kırılacak kadar vahşileştirilen bir sağlık ortamının olduğunu soylemek için tabip odalarıyla buluştuk. Meselenin korkunç bir duzeye geldiğini belirtmek için oradan bir bildirge yayınlayıp Meclis'e gonderdik. O gunden beri Meclis başkanından randevu bekliyoruz. Son dort senedir her 14 Mart'ta gonderdiğimiz ve cevap alamadığımız bir yasa tasarısı var.
2012 yılında Nisan ayında vahşi bir cinayete kurban giden, 18 yaşından gun almamış bir hasta yakını tarafından bir meslektaşımız olduruldu. O gunden beri sağlıkta şiddete yonelik bir çalışma talep ettik. Yasal onlemler alınmasını istedik. O donemde kimse bunu kabul etmedi. Ersin Arslan'ın oldurulmesiyle birlikte Turkiye'nin birçok vilayetinde tabip odaları onculuğunde bu işi kabul etmiyoruz tepkileri çıktı. İktidar bu tepkiyi gorerek bizim de destek verdiğimiz bir araştırma komisyonu kurdu. Bu araştırma komisyonu 2013 yılı başında raporu tamamladı. Raporda 'Sağlıkta şiddet ortamı vardır ve bunu da diğer şiddet olaylarında ayırmak gerektir' deniyordu. 2013 yılında bu yasa çıkarıldı ama bizim beklediğimizden çok uzak bir metinle çıktı.
Bizim en temel vurgumuz Turkiye'de sağlık sistemi donuşum programı kapsamında bilimsel akılcı ve toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak bir sistemle yonetildiğimiz. Bilimsel çağdaş ve toplumcu bir sağlık anlayışı basamaklandırmaya ihtiyaç duyar. Koruyucu sağlık hizmeti esas alınmalı toplumun hastalanmaması için çaba gosterilmelidir. Bu, çokertilmiş durumda. Sadece reçete yazılan bir sisteme donuşturulmuş durumda. O yuzden hastaneler kalabalık acil servisler ana baba gunu. Turkiye'de yılda 140 milyon insan acil serviste bakılıyor. Bu sağlık sistemi bir kaosa neden oluyor. Bu sağlık sistemi tamamen tuketime endeksli.
Öncelikli olarak topluma siyasal sorumluluğu olanların mesajı net vermesi gerekiyor. Sağlık bakanı bizimle beraber Haznedar'da olsaydı bu bir mesaj olurdu. Şehitlerin cenazesine gitmeleri gibi bir mesaj olurdu bu. Sağlık bakanlığını gormediğimiz gibi burokratlar da oraya gelmedi. Biz 23 Ekim'de Turk Tabipler Birliği olarak ordaydık. Hiçbir şekilde net bir mesaj goremedik orada. Buna karşılık, sağlık çalışanları ve hekimleri hedef gosteren bir dili surekli olarak kamuoyunda goruyoruz. Bugun hekimler iş yerlerine tedirginlikle gidiyorlar. Sağlık sistemi şiddeti ureten bir sistem haline donuşmuş durumda. Acil olarak sağlık sistemini değiştirmemiz gerekiyor. Bu sağlık sistemi piyasacı kar maksimizasyonunu on plana çıkarıyor. İlk istediğimiz şey sağlıkta şiddete karşı yasa tasarımızın bir an once kabul edilmesi. Sağlıkta hekime şiddet uygulayanlara cezaların artırılmasını oneriyoruz. TTB olarak tutuklama ve cezalandırmadan yana tavır sergilemedik. Toplum için bedel odeyen bir orgutuz. Ama sağlıkta şiddete karşı yasa tasarısını bir an once geçirmek lazım. Bu toplumun lehinedir. Hekimlere gozunuzu meclise dikin bizimle olun diyoruz. Meclis'teki çoğu parti de bizimle aynı goruşte.
İkinci aşamada ciddi bir tartışmanın başlatılması gerekiyor. Mevcut sağlık sisteminin sağlık sorunlarını çozmek yerine daha da derinleştireceği ifade ediliyor. Soylediklerimiz gerçekleşti ve bugun sağlık sorunları arttı. Performans sistemi hekimleri teşvik etmeyi planlarken tam tersi personel ustundeki psikolojik baskı yarattılar. Ben meslek şovenizmi yapmadım. Hekimlik değerlerini insanlık değerlerinden ayrı tutmuyoruz. Ben şunu memnuniyetle soyluyorum ki hekimler iyi ki bu zor şartlara rağmen nobetlerde polikliniklerde acil servislerde buyuk bir fedakarlıkla o kadar şiddet ve saldırıya eşitsizliğe siyasal baskıya rağmen elinden gelen butun gucu vermektedirler. Hekimlik sadece bilimsellik değil fedakarlığa da dayanır. Bugun bu kadar yozlaştırmaya rağmen sağlık alanında birçok başarıya imza atılıyorsa bunlar hekimlerin fedakarlıklarla olmaktadır. Hekimler topluma karşı sorumluluklarının bilincindeler. Ben toplumu hekimlere sahip çıkmaya çağırıyorum."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.