Özet (TL;DR) @ 2018-10-04T18:39:00.000Z: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT World tarafından düzenlenen ‘Parçalanmış Bir Dünyada Barış ve Güvenliği Yeniden Düşünmek’ temalı forumun kapanış oturumunda konuştu. Rusya ile Türkiye…



Erdoğan İstanbul'da 'Parçalanmış Bir Dunyada Barış ve Guvenliği Yeniden Duşunmek' temasıyla duzenlenen 'TRT World Forum'un 'Parçalanmış Bir Dunyada Adaleti Aramak' başlıklı kapanış oturumuna katıldı.

' AFGANİSTAN'IN, YEMEN'İN HALİ ORTADA'

Birleşmiş Milletler'in (BM) adalet arayışının bir tesisi olması için kurulmasına rağmen şu an itibarıyla gelinen noktada BM'nin ne yazık ki bu adalet arayışına hala bir cevap oluşturamadığını belirten Erdoğan, şoyle devam etti: "Dunyanın değişik yerlerinde şu anda BM'nin gayretleri var. BM Guvenlik Konseyi'nden çıkan bir çok kararlar var. Fakat gorduğumuz gibi bu çıkan kararlarda da alınan bir netice yok. Afganistan'ın hali ortada. Guneyimizde Suriye'nin, Yemen'in hali ortada. Arakan, Rohingya ortada. Butun bunlara rağmen şu an itibarıyla BM maalesef herhangi bir şey yapamıyor. Hepsinde ote Kıbrıs ortada. Sene 1974, 2018. Kıbrıs çozulebildi mi, çozulemedi. Bir çok girişimler yapıldı ve ozellikle de çok kararlı bir adımı biz yine orada BM ile goruşmeler yaparak attık."

Erdoğan, merhum Kofi Annan'la bu konuda çok yoğun çalışmaları olduğunu dile getirerek, ancak herhangi bir netice alınamadığı gibi orada varılan kararın tam aksi bir netice çıkmasına rağmen ne yazık ki Guney Kıbrıs'ın oranın kararlarının tam tersine referandum neticesi verdiğini, 'almayacağız' demelerine rağmen Guney Kıbrıs'ın Avrupa Biriliği'ne alındığını anımsattı.

Bunların adalete aykırı girişimler, hamleler olduğunu kaydeden Erdoğan, bunun BM'nin de itibarının kaybına neden olduğunu vurguladı. Erdoğan, bu şekilde işin bir yerde tıkandığını ifade ederek, o donemin ABD Başkanı Bush'ın kendisinin de olduğu bir goruşmede Colin Powell'e "Bu işi sen çozeceksin, sana bu gorevi veriyorum" talimatı verdiğini, ancak bir netice alınamadığını, sonrasında gelen başkanların da bu sorunu çozemediğini soyledi.

Bir çok zirveler, toplantılar yapıldığını maalesef hep beklenenin Turkiye'den olduğunu vurgulayan Erdoğan, şoyle devam etti:

' BÜTÜN HER YERDE ADALET SİSTEMİ ÇÖKMÜŞ'

(C) REUTERS / Eduardo Munoz

- Bu şekilde çozume ulaşmaz. Aynı şeyi diğerlerinde goruyoruz. Şu anda Suriye'de yaşananlar. Afganistan çozume kavuşamadı. Yemen çozume kavuşamadı. Niye? Butun her yerde adalet sistemi çokmuş. Bir İsrail meselesi, bir Filistin meselesi çozume kavuşabiliyor mu? Kavuşamıyor. Niye? Çunku İsrail'in aleyhinde alınmış bunca kararlar var BM'de, bu kararların hiçbirinin uygulanabilirliği yok. Niye? İsrail kabul etmedikten sonra, ona uymadıktan sonra kalkıp da kimse burada bir şey soylemiyor veya soyleyemiyor. Niye? 5 tane daimi uye var. Bu 5 daimi uyenin bir tanesi 'Hayır' diyorsa mesele bitmiştir.

' DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR, HELE HELE BİRDEN KESİNLİKLE BÜYÜKTÜR'

-- İsrail'le ilgili ABD'nin İsrail'in aleyhine olan bir karara evet demesi mumkun mu? Değil. Demeyeceği için de netice ne oluyor. Gene onların lehine oluyor. Olması gereken ney? Olması gereken şu; 5 daimi uye donemi geçti. Niye? Bu, İkinci Dunya Savaşı'nın şartlarıydı, artık aynı şartları yaşamıyoruz, yeni bir donuşum, yeni bir değişime artık gitme zamanıdır. Dolayısıyla yeni değişim donuşumde, dunyada Birleşmiş Milletler'de şu anda 193 uye var ve bu 193 uyenin de içinde yer alacağı donuşumlu olarak daimi uye sıfatını kazanacağı bir Birleşmiş Milletler'in oluşması gerekiyor. Eğer bu oluşmazsa 5 tane uyenin dudakları arasında bu dunyada adalet tesis edilemez, bu mumkun değil. Onun için de ben diyorum ki dunya beşten buyuktur. Hele hele birden kesinlikle buyuktur.

' 7 KITANIN YER ALDIĞI BİR BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılanın, uygulamaların boyle olmadığını ifade ederek, BM Guvenlik Konseyi'nde dunyanın temsil edilmediğini, temsil edilen ulkelerin kıtalara dağılımına bakınca da dunyanın temsil edilmediğini dile getirdi. "Biz diyoruz ki butun kıtaların temsil edildiği bir BM Guvenlik Konseyi'nin olması lazım. Burada Asya da Afrika da, Avrupa da olması lazım. Bunun yanında daha otelere gidelim, 7 kıtanın yer aldığı bir BM Guvenlik Konseyi" diyen Erdoğan, bunun başarılması gerektiğini, bunu da dunyadaki siyasilerin yapacağını anlattı.

Erdoğan, "Bu 5 daimi uyenin işine gelir mi? Gelir veya gelmez" diyerek, bunun BM Genel Kurulu'nda gundeme gelmesi, tartışılması, dunyada bunun artık tamamen akıllara yerleştirilmesi, butun algı çalışması yapılması ve ona gore adımın atılması gerektiğini belirtti.

(C) AP Photo / Lefteris Pitarakis

Artık dunyanın Birinci Dunya Savaşı'nın, İkinci Dunya Savaşı'nın dunyası olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şoyle konuştu:

-- Emperyal, somurgeci bir mantıkla mucadele verenlere karşı Turkiye kuresel guçleri yanına toplamak suretiyle bir adım atmanın gayreti içerisinde. Biz bunu yapıyoruz. Bu konuda da  ozellikle de kuresel guçleri kabullenmiş, bunun mucadelesi içinde olan dunya ulkeleri zaten bu yaklaşımımıza olumlu bakıyor. Hangileriyle ikili goruşmeler yapsak, oturup muzakerelerde bulunsak, paneller, sempozyumlarda bunları konuşsak hepsi de haklılığımızı teyit ediyor. Ediyorlar da adımı atma noktasında acaba nereye varacağız? Mesele orada. Bunun için de çalışacağız.

' GEÇİCİ ÜYE OLSAN NE YAZAR, OLMASAN NE YAZAR'

(C) Sputnik / RIA Novosti

- Tabii bu yollar oyle kolay alınmıyor. Biraz mucadele gerekiyor, biraz zaman istiyor. Adımları atarken dunyadaki ozellikle de 5 uye içerisinde durumu nereye taşırız, bunlar onemli. Yoksa geçici uyelerin BM'de kıymeti harbiyesi var mı? Yok. Geçici uyeler sadece daimi uyelerin işaretine gore elini kaldırır indirir. Yaptığı iş budur. Bir de geçici uye seçilmek için de ellerinden geldiği kadar çırpınırlar. Halbuki geçici uye olsan ne yazar, olmasan ne yazar. Hiçbir kıymeti harbiyesi yok. 'Sadece BM'nin geçici uyesidir' diye bir sıfat kazanırsın.

İdlib'in Halep'in bir surgun yeri haline geldiğini, Halep'ten kaçanların İdlib'e gittiğini ve oranın nufusunun 3.5 milyona tırmandığını savunan Erdoğan, İdlib'in Turkiye'ye sınır olduğunu, varil bombaları ve konvansiyonel yuksek dozlu silahlar vurmaya başlayınca bu insanların Turkiye kaçmak zorunda kalacaklarını dile getirdi. Erdoğan, ozellikle de Samandağı, Yayladağı ve Hatay'dan Turkiye'ye giriş yapma yoluna gidileceğini belirterek, şoyle devam etti:

' HER ŞEYDEN ÖNCE KARŞIMIZDA İNSAN VAR'

-- Biz birçok tedbirler aldık. Bu insanları kalkıp da o bombalara teslim edemezdik. Nasıl 3.5 milyon Suriyeli şu anda bizim topraklarımızdaysa, yenileri de gelse kapımızı başkaları gibi kapayamazdık. Niye? Her şeyden once karşımızda insan var. Bu insanların olumune seyirci mi kalalım? Bu bizim ne insani ne vicdani, hiçbir anlayışımıza uymuyor. Tedbirlerimizi aldık. Bu arada da Soçi, Ankara ve Tahran zirvelerini yaptık. Bunların oncesinde Astana Sureci başladı. Astana Sureciyle birlikte devam eden bu zirveler her şeyden once bize bazı tedbirlerin alınmasını tavsiye etti.

' PUTİN İLE ADETA BİR FİNAL ZİRVESİ YAPTIK'

-- Biz Rusya, Turkiye, İran olarak çalışmaları başlattık. Gerek ilk Soçi Zirvesinde gerek ardından Ankara ve Tahran zirvelerinde çok guzel çalışmalar yapıldı. Bu çalışmaların ardından da rejimin Suriye'de İdlib'i bombalaması, İdlib'de çok sıkıntılı bir havanın esmeye başlaması bizim çok seri adım atmamızı gerektirdi. Sayın Putin ile goruşmemizi yaptık ve ardından da Soçi'de Putin ile bir adeta bir final zirvesi yaptık diyebiliriz. Bu final İdlib içindi.

' RADİKAL UÇLARIN İDLİB MERKEZİNDE BUGÜNE KADAR OLANLARI YAPMAMASINI TEMİN ETMEMİZ İSTENDİ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 maddelik bir muhtıra veya bir mutabakatın savunma bakanlarınca kendi onlerinde imzalandığını belirterek, bu mutabakatı o akşam atılan imzalarla devreye soktuklarını anlattı. Bunu devreye sokarken Putin'in ve kendisinin kararlılığı, heyetin çalışmalarının işlerini kolaylaştırdığını dile getiren Erdoğan, "Sayın Putin 'Rejimin bu bolgeye girmesine mani olacağız ama radikal uçların da İdlib'in merkezinde bu gune kadar olanları yapmaması' Bunu temin etmemiz istendi. Bunları beraber yapalım dedik" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Turkiye'nin İdlib'in çevresinde 12 gozlem noktası olduğunu, onun arkasında 10 tane Rusya'nın, onun arkasında da 6 tane İran'ın gozlem noktaları bulunduğunu dile getirerek, 15 kilometre ile 20 kilometrelik bir koridorun çok buyuk onem arz ettiğini soyledi.

Bu koridorun guvence altına alınmasının İdlib'in guvence altına alınması anlamına geldiğini vurgulayan Erdoğan, şoyle devam etti:

' TEMENNİMİZ DEVAMLILIĞI SAĞLAMAK'

-- Bizler o gozlem noktalarını her geçen gun guçlendirmeye başladık. Oralar guçlendikçe İdlib halkına da bir oz guven geldi ama bu radikal gruplar… Bu adımlar atıldıktan sonra, bizim şu anda onlarla goruşmeleri yuruten ekiplerimizle beraber İdlib'de şu ana kadar herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Temennimiz bunun devamlılığını sağlayalım. Bunu sağlamanın gayreti içerisindeyiz.

-- Rusya ile yaptığımız goruşmelerde vardığımız bir adım daha var. O da şu; İdlib tabi harabe. Buralarda belki 70-80 bini buldu geri donenler. Geri donuşler başladı. Zaten hedef bu değil mi? Bu. El Bab ve Afrin, butun o bolgelerde 250 bini bulan geri donuş var. Bu geri donuşler zaten verdiğimiz bu mucadelenin hasılasıdır. Bu hasılayı biz toplamaya başladık. Her ne kadar rakam 3,5-4 milyon da olsa bu geri donuşun başlaması olumlu gelişmeler.

' MÜLTECİLER ARTIK KAMPLARDA DEĞİL, ŞEHİRLERE TAŞIMAYA BAŞLADIK'

Erdoğan, bunların dışında da bazı tedbirler aldıklarını, adımlar attıklarını vurgulayarak, "Turkiye'ye gelen 3.5 milyon multeci artık kamplarda değil. Bunları kentlere şehirlere taşımaya çalışıyoruz" dedi.

' PUTİN'İN GAYET OLUMLU YAKLAŞIMI VAR'

Batı'ya ve dunyaya bakıldığında oralardaki durumun maalesef çok farklı olduğunu, "Onlar gibi davranamayacağız" diyerek ellerinden gelenleri yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, "Ama İdlib'de de gerçekten Sayın Putin'in gayet olumlu yaklaşımı var. Aynı şekilde İran'ın son İdlib'le ilgili aldığımız kararda olumlu yaklaşımı İdlib'e yonelik herhangi bir operasyonun içinde olmayacaklarını dair verdiği sozler var. Buralardan hareketle de bu adımları atmış oldu" diye konuştu.

' ŞİMDİ BİR DE SMALL GRUP OLUŞTU'

İstanbul'da Rusya, Fransa, Almanya'nın da katılacağı 4'lu zirvenin yapılacağını belirterek, zirvenin bu ay sonu veya kasım başında olacağını soyledi. Erdoğan, bu dortlu zirveden iyi bir netice almayı umduklarını anlatarak, "Şimdi bir de bir small grup oluştu. Bu small grupla neler yapılır, neler edilir bilemiyorum çunku small grubun içinde Turkiye yok, Suriye yok, Rusya yok. Kim var? Almanya, Suudi Arabistan, Fransa ve Ürdun'un bulunduğu 7 ulke var. Bizim şimdi 911 kilometre kuzeyde sınırımız var, 115 kilometre de batıda sınırımız var. Burada Turkiye yok, bunu anlatmak artık bize zor gelmeye başladı." diye konuştu.

' BİZDEN 7 ŞEHİT OLACAK, BİZ ONLARDAN 700 TERÖRİSTİ ÖLDÜRECEĞİZ'

Terorle mucadelede bayağı kabiliyetleri bulunduğunu soyleyen Erdoğan, "Bugun bizim 7 şehidimiz var. 7 Mehmedimiz şehit oldu. Duracak mıyız? Durmayacağız. Onlar bizden 7 şehit alacak, biz onlardan 700 tane teroristi oldureceğiz, uzerine uzerine gideceğiz. Kesinlikle durmak yok. Terorun bedelini onlara, o teroristlere odeteceğiz ve bunda kararlıyız. O insanların da bizim bu tecrubemizi gorerek mucadelelerini ona gore surdurmeleri lazım" dedi.

Birleşmiş Milletler konuşmasında buyuk devletlerin terore destek verdiğine vurgu yaparak "Bir gun o teror gelir ve sizi vurur" ifadeleri hatırlatılan Erdoğan, şunları soyledi:

' SURİYE'NİN KUZEYİNDE AMERİKA'NIN 22 TANE ÜSSÜ VAR'

-- Suriye'de 19 bin tır silah, muhimmat, araç, gereç, oradaki teror orgutlerine getirildi. Kim tarafından? Amerika tarafından. 3 bin kargo uçak, silah, muhimmat, araç, gereç oraya getirildi. Şu anda Suriye'nin kuzeyinde 22 tane Amerika'ya ait us var. Bunlar guçlendiriliyor, neyle guçlendirilecek. İşte bu getirilen silah, muhimmat, araç, gereç, bunlarla. Benzer şekilde 5 us de Rusya'nın var. Butun bunlar acaba niçin buralarda kuruldu, niçin bunlar var?

' BİZ SURİYE'Yİ TERK ETMEYECEĞİZ'

-- Bir taraftan lafa geldiği zaman 'Suriye'nin toprak butunluğu' diyeceksiniz. Öbur taraftan getirip 22 tane ussu orada kuracaksın. Öbur taraftan 'Deyrizor petrollerini  kim paylaşacak, nasıl paylaşacak?' bunların hesabını yapacaksın. Öbur taraftan Suriye fakirlik, garip gureba boyle bir durumun içerisinde diyeceksin, ondan sonra da bize 'burayı terk etmeniz lazım' diyeceksin. Hayır, biz orayı terk etmeyeceğiz. Ne zaman ki Suriye halkı seçimlerini yapar, seçimlerini yaptıktan sonra biz Suriye'yi sahiplerine terk eder, oradan ayrılırız.

' AMERİKA'YI SURİYE'YE DEVLET DAVET ETMEDİ, RUSYA'YI DAVET ETTİ'

-- Şu anda Amerika'yı oraya devlet davet etmedi ama Amerika orada. Rusya'yı devlet davet etti. Biz de diyoruz ki burada sulhu sukun sağlansın, çunku oraya bizi Suriye halkı, davet etti. 'Bizi kurtarın' dediler, 'gelin' dediler. İdlip'te İdlip halkı bizi davet etti. Afrin'de oyle. Biz onların daveti uzerine buralara gittik çunku nerede bir mazlum varsa biz elimizden geldiği kadar orada yardıma koştuk, koşmaya devam edeceğiz.

Turkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet destekli teror karşısında uluslararası bir mekanizma kurmanın mumkun olup olmadığı sorusu uzerine, bunun mumkun olduğunu soyledi.

Bunun da en onemli mekanizmasının Birleşmiş Milletler olduğunu aktaran Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu:

"Birleşmiş Milletler Guvenlik Konseyi'nden alınacak kararlarla burada bu adımları atmak mumkun. Birçok yerde mesela bizler geçmişten bugune Somali'de, Kosova'da Turkiye'ye birçok gorevler verildi. Bu gorevler bize verildiği zaman da biz gittik gorevlerimizi yaptık. Benzer butun bu noktada devlet teroru estirenlere karşı BM'nin alacağı kararlarla birçok adımlar atılabilir. Bunun da bana gore ana mercii, Birleşmiş Milletler'dir, Birleşmiş Milletler Guvenik Konseyi'dir. Mesela Kudus konusunda bir adım atıldı. Kim attı, bu adımı? Birleşmiş Milletler attı. Bizler muracaatımızı yaptık bunun sonucuna Birleşmiş Milletler oylamasını yaptı ve bu oylama neticesinde de Kudus'le ilgili karar istediğimiz doğrultuda çıktı. Bu kararı istemeyenler olabilir. Nitekim istemediler. O zaman Amerika'nın yanında 7 ulke yer aldı ama bunun karşısında 127 ulke bizim onergemizi destekledi ve boyle bir karar çıktı."

' KUDÜS'TE BİR GASP SÖZ KONUSU'

Erdoğan, Amerika'nın buyukelçiliğini Kudus'e taşımasından herhangi bir zarar gormeyeceklerini ifade ederek, şunları soyledi: "Ama insanlık bunu çok iyi biliyor ve kaydediyor çunku orası 3 dinin başkentidir ve 3 dinin orada hakkı var, hesabı var. Temeline bakarsak orada aslında Muslumanlar ve Hristiyanların ozellikle bir altyapısı var. Orayla ilgili çok çalışmalarım var.  Belediye başkanlığından itibaren oranın ozellikle yeraltı çalışmalarını yaptırdım ve o çalışmayla da nereden nereye geldiğimizi gosteren kitapçıklar hazırlattık. O zaman ilgili mercilere gonderdim ama şu anda orada bir gasp soz konusu. Sene 1948 Filistin'in toprak butunluğu neydi, İsrail'in neydi. Sene 2018 şu anda Filistin'in toprak butunluğu ne, İsrail'in ne. Tam tersine dondu. Yani 1948'deki Filistin maalesef şu anda yok o zamanki İsrail, şu anda yok tam değişti. Şu anda İsrail devasa buyudu, Filistin de devasa kuçuldu. Bu tabloları adalet anlayışının olduğu bir dunyanın çozmesi lazım, seslendirmesi lazım. İşte o yuzden soyluyorum, Birleşmiş Milletler'in ciddi bir reforma ihtiyacı var."

Erdoğan'ın konuşmasından diğer satır başları şoyle:

-- AB'de son yaklaşıldığının işaretlerini goruyorum. Bir an once yaklaşılsa da istikametimizi çizsek diye duşunuyorum. Boyle zulum olmaz. Bizimle mukayese edilemeyecek ulkeler AB'ye uye yapıldı. Alacaksanız alın almayacaksanız siz yolunuza gidin biz yolumuza gidelim, yormayalım birbirimizi. Bu mantıkla giderse AB konusunda bize duşen de 81 milyona gitmek, 81 milyon ne karar veriyor ona bakmak.

-- Bana Rusya'dan S-400 alamazsın derken, S-300 alan Yunanistan'a neden boyle bir şey demiyorsun? Ona yasak yok bize var. Kusura bakmayın biz buna uyamayız. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg Turkiye tercihlerinde serbesttir dedi. Biz ulkemizin savunması için boyle bir adım attık.

-- Bu millet aç kalmıştır susuz kalmıştır ama bağımsızlığını hiçbir zaman hiç kimseye kaptırmamıştır.