Özet (TL;DR) @ 2018-10-03T14:34:58.000Z: Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okul yöneticilerinin idare değil yönetişim yapması gerektiğini belirterek, "Okul liderliğine, orkestra şefliği olarak bakıyoruz. Çok büyük ustalar orkestrayı…
Turkiye
14:34 03.10.2018URL'yi kısaltın
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okul yoneticilerinin idare değil yonetişim yapması gerektiğini belirterek, "Okul liderliğine, orkestra şefliği olarak bakıyoruz. Çok buyuk ustalar orkestrayı yonetirken elinde batonu bile tutmazlar, yani kontrol etmezler. Eğer kontrol temelli bir durum varsa orada idarecilik vardır, yoneticilik yoktur" diye konuştu.
Başkent Öğretmenevi'nde duzenlenen 'Eğitim ve Okul Liderliği Çalıştayı'nda kamu ve ozel sektorde gorev yapan okul yoneticileri ve eğitim bilimci akademisyenler ile bir araya gelen Bakan Selçuk, "Okul yoneticilerinin idare değil, yonetişim yapması" gerektiğine değinerek, lider algısının onemini anlattı.
Selçuk, "Okul liderliğine, orkestra şefliği olarak bakıyoruz. Dunya çapında isim yapmış orkestra şeflerine bakın, bunların hepsinin ortak ozelliği 'kontrol' kelimesinde yatıyor. Çok buyuk ustalar orkestrayı yonetirken elinde batonu bile tutmazlar, yani kontrol etmezler. Hatta oyle bir Alman şef var. Kollarını kavuşturuyor ve sadece mimikleri ile orkestrayı yonetiyor. Bunu babaannem de yapardı. Sadece mimikleriyle evdeki butun harekatı yonetirdi. Yani sağ kaşını kaldırırsa, çık dışarı demekti. Parmağını kaldırırsa, kolonya getir demekti. Bunun gibi 10-12 tane hareketi vardı ve hiç birimiz hizmet içi eğitim almadan bunu oğrenmiştik. Bununla anlatmak istediğim şey şu: Eğer kontrol temelli bir durum varsa orada idarecilik vardır, yoneticilik yoktur. Eğer yoneticilik bir şekilde bizi surecin içinden çıkarmıyorsa, dışarıdan bakma fırsatı vermiyorsa gerçekten yoneticilik değildir. Dışarı çıktığımızda zaten lider olmuşuzdur, yoneticiliği de aşmışızdır" diye konuştu.
Beklentilerinin okulun içini bir hayat sahnesine donuşturmek olduğunu vurgulayan Selçuk, "Eğer biz okulu yaşayan bir yere donuşturursek ve çocukların sanki bir pazarın ortasındaymış gibi, sanki bir lunaparktaymış gibi, sanki sokakta oynuyormuş gibi, sanki arkadaşlarıyla bir kar obeğinin ustunde kayıyormuş gibi hissettirirsek, okul canlanır" dedi.
' GERÇEKTEN NESİLLERİ KAYBEDİYORUZ'
Selçuk, okul denildiğinde ilk olarak derslerin akla geldiğini ancak okulun bir hayat sahnesi olarak gorulmesi gerektiğini belirtti.
Ders dışındaki saatlerin hayati onem taşıdığını kaydeden Selçuk, şunları soyledi:
"Bir ortaoğretim kademesindeki okulda seçmeli derslerle beraber yaklaşık 15 ders var. Bu durumda yapılan şey, bir çocuk nasıl felç edilir, hobilerinden nasıl uzaklaştırılır, bir çocuk nasıl sosyalleştirilmez… Butun bunları duşunduğumuzde biz neye izin veriyoruz? Yuzeysel olarak daha çok ders olmasına izin veriyoruz. Bunun onune geçmemiz lazım. Gerçekten nesilleri kaybediyoruz. Bizim bu anlamda sınıfın içinde ne yapıldığına olan dikkatimizi azaltmamızda yarar var. Bu çocuğun sınıfın dışında ne yaptığına daha çok odaklanmak zorundayız. Öğretmenin de sınıfın dışında daha çok ne yaptığına odaklanmalıyız."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.