Özet (TL;DR) @ 2018-10-02T14:00:00.000Z: Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, Seyr-i Sabah programında ekonominin son günlerdeki durumu ve McKinsey ile yapılan anlaşma konusundaki görüşlerini dile getirdi. Prof. Kozanoğlu, işçilere yaklaşımlar ve…



Seyr-i Sabah

14:00 02.10.2018(Guncellendi 14:49 02.10.2018) URL'yi kısaltın

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, Seyr-i Sabah programında ekonominin son gunlerdeki durumu ve McKinsey ile yapılan anlaşma konusundaki goruşlerini dile getirdi. Prof. Kozanoğlu, işçilere yaklaşımlar ve tazminat gibi konularda IMF ve McKinsey'in birbirine çok benzediğini soyledi.

(C) AA / Gokhan Balcı

Turk ekonomisi zor zamanlardan geçerken McKinsey danışmanlığı da en az ekonomik gelişmeler kadar çok konuşulmaya başlandı. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, Seyr-i Sabah programında hem ekonominin durumunu hem de McKinsey'den alınan danışmanlık konusundaki fikirlerini anlattı. Kozanoğlu, İngiltere'de de McKinsey'den danışmanlık alındığını, ancak bu danışmanlığın bir ihalenin sonucunda alınmaya başlandığını ve 1.7 milyon pound'luk maliyetinin halkla şeffaf bir biçimde paylaşıldığını dile getirdi:

' MCKINSEY İMAJ PARLATMAK İÇİN İSTİHDAM EDİLMİŞ GİBİ'

"AKP iktidara geldiğinden beri bir taraftan neo-liberal politikaları uyguluyor obur taraftan kayırmacılık, kollamacılık, kamu kaynaklarını kendi yandaşlarına kullandırma politikalarını birlikte yuruttu. Zaman içinde korumacılık kollamacılık daha da one çıktı. McKinsey ulkenin dış borçlarını dondurebilmesi finans çevrelerinde itibarının artırılması, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın imajının parlatılması için istihdam edilmiş bir hareket gibi gozukuyor. Bu kurumun yılda 10 milyar dolarlık geliri olduğu soyleniyor. İmajı iyice yıpranmış bir ulkenin pazarlanması çok kolay değil. Ülke ekonomisinin onumuzdeki donemde dış borçlarının odenmesinde sıkıntıların yaşanması McKinsey'nin de imajını zedeleyecektir. Yanlış bir izlenim yaratılıyor: IMF, Turkiye'ye para verme konusunda istekli de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Berat Albayrak istemiyor gibi konuşuluyor. IMF'nin alacağı kararlarda ABD'nin veto yetkisi var. ABD'nin kararlardaki ağırlığı yuzde 17 civarında. IMF'de bir kararın alınması için yuzde 85 çoğunluğa ihtiyaç var. Turkiye'ye ilişkin bir programın zaten onaylanması mumkun değil. IMF'nin kaynakları sınırlı. Uzun yıllardan beri IMF kapısına giden Turkiye buyukluğunde bir ulke olmadı. Çunku IMF kaynakları buyuk programları organize edecek duzeyde değil.

IMF ile McKinsey arasında şu gibi benzerlikler var: Esnek emek politikası uygulayın, işçileri işten kolay çıkarın, tazminat sorun olmasın. Enflasyonun yukseldiği donemlerde işçi maaşlarına enflasyon farkları koymayın gibi konular her iki kurumda da benziyor. Kemal Derviş'in uyguladığı acil eylem programında yuzde 6.5 faiz fazlası vardı. Borçları odemek için butun harcamalarınızı kısın deniyordu. İdeolojik anlamda McKinsey ve IMF birbirine yakın.

(C) AA /

Ekonomi burokrasisinde de çalıştım. Turkiye'de hazine ve maliye gibi bir olçude DPT ve Eximbank gibi liyakat temelinde yani sınavlarla Turkiye'nin belli okullarında okumuş başarılı olmuş uzmanlarla ekonomi burokrasisi yonetiliyordu. Teknik bilgisi anlamında kalibreli insanlar bulunurdu. Şimdi bu mekanizmalar yıprandı yandaşlar için iş kapısı haline geldi. Erdoğan'ın bakanları arasında ekonomiyi yonetme konusunda ciddi tecrubesi olan kimse kalmadı. Ne yazık ki yurt dışından borç alabilmek, ekonominin gidişatına yonelik rakamlara bakabilmek için dışardan yardım almak gerekiyor. Bu nedenle McKinsey'e başvurmak gerekiyor. İngiltere'de McKinsey'nin çeşitli kapsamlarda istihdam edilmesi soz konusu oldu. Demiryollarının ozelleştirilmesi ve Brexit gibi konularda birlikte çalışıldı. Brexit ile ilgili yapılan ihaleyi McKinsey kazandı ve 1.7 milyon pound odeneceği soylendi. İhale açılmış ve ne kadar odeneceği kamuoyuna net bir biçimde açıklanmış. Ciddi bir şeffaflık var. Ekonomideki rakamların çok gizlenmemesi gerekir. Kamu ozel sektor ortaklıklarının olması bekleniyor. Bunların hangi olçude bizim gibi sade yurttaşların riskinin ne olduğunu bilemiyoruz. Gizli bilgiler makro ekonomik rakamlarla ilgili şeyler zaten olmaz olmamalı. Askeri stratejilere yonelik gizli bilgiler tabi ki olur.

Turkiye'nin geçmiş krizlerine donduğumuz zaman, hepsinde iç talebiniz yavaşlarsa ekonomide durgunluk olursa TL'nin değer kaybı birlikte gelmiştir. Boyle donemde ulke ithalat yapamaz hale gelir iç talep olmadığı için ihracat artar. Yeter ki elimizde kalmasın urettiklerimiz denir. Bunun sonucunda da cari işlemle açığı daralır. Turkiye'nin odemeler dengesinde yaşadığı sıkıntı cari işlemler açığı az bile olsa bunu finanse edememek. İhracat belli bir noktaya kadar arttıktan sonra daha fazla artamaz. Çunku Turkiye'de yuksek katma değerli uretim yapılamıyor.

Nisan ayından başlayarak doğal gaza zam geliyordu. Bizim gibi sade yurttaşlar bunu bir gazete haberi olarak okuyoruz. Nisan ayından itibaren kaloriferler yanmıyor. Ne yazık ki Turkiye'de onumuzde bir kış var. Yukselen faturaları odemekte guçluk çekeceğiz, faturalar yuksek diye kaloriferleri daha az yakalım diyeceğiz. Yaşlıların çocukların olduğu apartmanlarda tartışmalar olacak. Petrol urunlerinde henuz zam yapılmadı. Bunlar da kamu butçesine yuk olarak gelecek."