Özet (TL;DR) @ 2018-10-02T19:25:00.000Z: AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK sonrası açıklamalarda bulundu.



Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM toplantısı dolayısıyla geçen hafta ABD'ye gittiğini daha sonra da Almanya'ya bir "devlet ziyareti" gerçekleştirdiğini hatırlatan Çelik, BM toplantısında verilen mesajların dunyadaki konjonktur açısından ozel bir onemi olduğunu soyledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve yonetiminin işbaşına geldiğinden beri daha once gorulmeyen bir tablo ile karşı karşıya gelindiğini belirten Çelik, "İlk defa belki de 2. Dunya Savaşı'ndan sonra transatlantik ilişkilerde bu derece tartışmanın yaşandığı bir donemden geçiyoruz." diye konuştu.

Çelik, bir bakıma 2. Dunya Savaşı'ndan sonra kurulan duzenin aynen devam etmediği konusunda herkesin mutabık olduğunu ancak bu durumun neye evrileceği konusunda ise kimsenin bir kestirimde bulunmadığını bildirdi.

Geleneksel olarak ABD başkanlarının Avrupa entegrasyonunu desteklediklerini ancak ilk defa Başkan Trump'ın İngiltere'nin Brexit surecini desteklediğini anımsatan Çelik, bunun çok şaşırtıcı olduğunu ifade etti.

(C) Sputnik /

Trump'ın Almanya Şansolyesi Angela Merkel'i goç konusunda eleştirdiğine dikkati çeken Çelik, "Halbuki goç konusunda belkide duvarlar ormek yerine kopruler kurma konusunda diyaloğa en açık lider şu anda Avrupa'da Sayın Merkel." dedi.

Paris İklim Anlaşmasıyla ilgili bir tartışmanın da ortaya çıktığını ancak en onemli tartışmanın NATO meselesi ile ilgili ortaya çıktığını dile getiren Çelik, Başkan Trump'ın Avrupa ulkelerinin NATO'ya daha çok yardım etmesi gerektiğini, kendilerinin Avrupa'nın guvenliğini tek başına mevcut butçelerle karşılamayacaklarını soylediğini aktardı.

Çelik, "Bu tabii hakikaten 2. Dunya Savaşı sonrası kurulan liberal duzendeki en buyuk çatlaklardan bir tanesi. Çunku esas olarak Amerika ve Avrupa arasındaki bu guvenlik konsensusu bu duzenin omurgasını oluşturuyor, bu duzenin omurgasına donuk açık bir ifadeydi bu." diye konuştu.

Tartışmalar uzerine Merkel'in "Artık guvenliğimiz açısından eski dostlarımıza guvenemeyeceğimizi Avrupa'nın kendi başının çaresine bakması gerektiğini duşunuyorum" demek zorunda kaldığını vurgulayan Çelik, "Bu ifadeler 2. Dunya Savaşı sonrasında çıkarılan dersler, kurulan duzen, ortaya çıkan liberal konsensus, bu çerçevede oluşan NATO guvenlik konsepti ve benzeri konularda ciddi bir sarsıntı olarak onumuze geldi." ifadelerini kullandı.

' BM'NİN BÜYÜK BİR REFORMA İHTİYACI VAR'

Trump'ın son olarak, İran'la ilgili P5+1'in gerçekleştirdiği nukleer anlaşmadan çekileceğini anlatan Çelik, Avrupa ulkelerinin ise bu anlaşmanın arkasında olduklarını ve anlaşmanın devam etmesi gerektiğini soylediklerini belirtti.

Ömer Çelik, "Butun bu tablo şunu ortaya koyuyor, dunyadaki bildiğimiz kuralların, usullerin, bildiğimiz paktların ciddi bir şekilde sarsıntı geçirdiği ya da bunların ciddi bir eleştiriye tabi tutulduğunu hem de sistemin içinden eleştiriye tabi tutulduğunu ve sarsıcı bir şekilde çeşitli zeminlerde ele alındığını gosteriyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM toplantısında "Dunya 5'ten buyuktur" ifadesi altında değerlendirilebilecek mesajların buyuk bir ilgiye sahip olduğunu açık bir şekilde gorduklerinin altını çizen Çelik, şunları soyledi:

"14'e yakın baş başa goruşmeleri oldu Sayın Cumhurbaşkanımızın, butun bu goruşmelerde aslında Birleşmiş Milletlerin buyuk bir reforma ihtiyacı olduğu, bu reformun gerçekleştirilmesi konusunda herkeste bir arayış var fakat kimse Cumhurbaşkanımız kadar berrak bir şekilde ifade edemiyor. Hatta şunu ifade edebiliriz ki ikili goruşmelerde bu goruşe katıldıklarını soyleyenler, bununla ilgili analizlerini, hazırlıklarını paylaşanlar maalesef dışarıda bazen bunu açıkladıkları şekilde net bir şekilde ortaya koyamıyorlar. Dolayısıyla bir bakıma Turkiye Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulundaki konuşmasıyla da hem dunyanın vicdanı olma konusundaki liderliğini surduruyor hem de bu bahsettiğim duzenin değişimi, 2. Dunya Savaşı sonrası kurulan liberal duzendeki sarsıntılar yeni arayışlar paktların yer değiştirmesi gibi bir takım denklemler içerisinde, bu yeni arayışlar içerisinde model ortaya koyabilen, Birleşmiş Milletlerin yapılanmasından tutun da diğer ilişkilere kadar model ortaya koyabilen bir ulke olarak ortaya çıkıyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onerdiği modelleri goruştuğu liderlerle de paylaştığını dile getiren Çelik, "Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu bu tablonun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda çok buyuk bir ilgi gorduğunu goruyoruz." ifadesini kullandı.

Ömer Çelik, butun bu tartışmaların ortasında her tarafla konuşabilen, her tarafla ilişkisini surdurebilen, her tarafla kopruler kurabilen merkezi ulke olarak Turkiye'nin konumunu surdurmeye devam ettiğine dikkati çekti.

Erdoğan'ın daha sonra Almanya'ya "devlet ziyareti" gerçekleştirdiğini anımsatan Çelik, bu ziyaretin iyi planlandığını, Almanya tarafından iyi bir şekilde hazırlanıldığını aktardı.

' ALMANYA'NIN EV SAHİPLİĞİ EN ÜST DÜZEYDE'

Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier ve Şansolye Merkel'in ev sahipliklerinin en ust duzeyde olduğunu vurgulayan Çelik, Turkiye ile Almanya arasında uzun zamandır sorunlar yaşandığını, sorunları aşmak için diplomasinin kanallarının açık olduğuna işaret etti.

Çeşitli zeminlerde çeşitli formuller bulmaya ve beraberce çozum uretmeye çalıştıklarını anlatan Çelik, şoyle devam etti:

"Cumhurbaşkanımızın her zaman ifade ettiği gibi masadan kalkmak gibi bir anlayışımız yok. Haklı olduğumuz konuları sonuna kadar gur bir sesle ifade ederiz ama her zaman da çelişki olan, çatışma olan alanlarda masada diplomasinin butun yollarını, stratejinin butun imkanlarını kullanarak çozum bulma irademizi kullanırız. Nitekim bu bakımdan baktığımızda Almanya ile aramızdaki sorunların çozulmesi, yeni bir sayfa açılması bakımından bu ziyaretin arzulanan amacına ulaştığını ifade edebiliriz."

Alman basınında gorduğu bazı ifadeler uzerine bu haberlerin kendi seyahatleriyle ilgili olup olmadığını merak ettiğine değinen AK Parti Sozcusu Ömer Çelik, "Bu seyahatin gerçek dinamiklerini ve gerçek gundemini yansıtmaktan çok uzak kendi itibarlarını bile sıkıntıya sokacak kadar bu ziyareti başarısız gostermek için bu ziyaretin sonuçlarını olumsuz bir şekilde resmetmek için çok gayret edilmiş birtakım makaleler, haberler gorduk. Ta baştan gudumlu bir şekilde ortaya koyulmuş." değerlendirmesinde bulundu.

Ziyarete ilişkin objektif haberlerin de bulunduğunu anımsatan Çelik, şunları kaydetti:

"Halbuki bu ziyaret ozellikle de bu bahsettiğim Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa arasındaki tartışmalar ortaya çıkarken Uzak Doğu'daki gerilim ortadayken, Suriye ve Irak'ta bu sureçler devam ederken, aynı şekilde ABD'nin İran'a donuk tutumuyla Avrupa'nın tutumu arasındaki bu farklılık ortadayken ve Arap Baharı'nın gerçekleştirildiği ulkelerin pek çoğunda bu istikrarsızlık surerken esasında Avrupa ile Turkiye arasındaki yakınlaşmanın ne kadar onemli, ne kadar gerekli ve ne kadar stratejik olduğunu bir kere daha ortaya koyuyor. Dolayısıyla bunu sabote etmek, bunu sabote etmeye çalışmak esasında Avrupa'nın çıkarlarına da aykırıdır, Almanya'nın da çıkarlarına aykırıdır. Biz yaptığımız resmi goruşmeler itibarıyla gezinin gerçek gundeminin bu ilişkilerin yakınlaşmasına donuk guçlu bir iradeyi ortaya koyduğunu ve bu sonuçları urettiğini net bir şekilde goruyoruz."

' AVRUPA'NIN DEAŞ'I AŞIRI SAĞDIR'

AK Parti Sozcusu Çelik, "Avrupa'nın DEAŞ'ı aşırı sağdır. Ortadoğu için DEAŞ ne ifade ediyorsa, Avrupa için de aşırı sağ onu ifade etmektedir." şeklinde konuştu.

MHP 'NİN AF TEKLİFİ

MHP'nin af teklifine dair de Çelik, "Partideki çalışma ve değerlendirme tamamlanmamıştır, son aşamasındayız ama tam bir nokta koyulmamıştır." ifadelerini kullandı.

' AP'NİN FON KARARI İDEOLOJİK'

Çelik, AP'nin fon kararı ile ilgili, "Buradaki yaklaşım demokratik bir yaklaşım değil, dayanışma içinde bir yaklaşım değil. Tamamen ideolojik bir yaklaşımdır. Maalesef AP'yi bu ideolojik fanatizm giderek kıskaç altına almaktadır" dedi.

' CHP, AVRUPA AŞIRI SAĞININ FOTOKOPİSİ'

(C) Sputnik /

(MCKINSEY TARTIŞMASI) "Şimdi ondan once dikkatimizi çeken bir şey oldu. BM toplantısında Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanımızın Kudus'ten bahsetmediğini soluyor. İsrail'deki gazete bile Kudus'e Filistinlilere sahip çıktığına dair haber yaptı. Ama bu mesajlar Kılıçdaroğlu'na ulaşmıyor. En temel konularda bile yanlış bilgiler ureten bir genel başkanla karşı karşıyayız. Goruş almak başka bir şeydir. Yerli ve yabancı pek çok kurumdan goruş alınmaktadır. Goruş almak başka bir şeydir. Bu kurumlara icra vermek başka bir şeydir. Şimdi dolayısıyla burada enterasan bir şey olmuş. Sayın Kılıçdaroğlu'nun ezanımızı bayramımıza saldıranlar konusunda boyle bir hassasiyet durumuna gelmesi sevindiri. Ama diyor ki bu dediklerinden para istediklerini millete nasıl anlatacaksınız. Arkadaşlar kim kimden para istiyor? Dunyanın butun ulkeleri kendi ulkesine yatırım çekmeye çalışıyor. Turkiye de bunu yapıyor. Devletin mali bilgileri Turkiye Cuımhuriyeti'nin kasasındadır. Yerli ve yabancı birçok kurumdan bilgi aldıktan sonra siyasi irade olarak uygun politakları belirlersiniz ve icratı gerçekleştirirsiniz. CHP'nin sosyal demokrat siyasetle ilgili danışmanlık alması lazım. CHP, Avrupa aşırı sağının fotokopisi olmaktan oteye geçemiyor."