Özet (TL;DR) @ 2018-10-02T20:26:00.000Z: FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili 'darbe çağrışımı' davasında, Ahmet ve Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak dahil 6 sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istinaf mahkemesi tarafından…



FETÖ'nun 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili 'darbe çağrışımı' davasında, Ahmet ve Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak dahil 6 sanığın ağırlaştırılmış muebbet hapis cezası istinaf mahkemesi tarafından onandı.

İstanbul Bolge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 'FETÖ'nun medya yapılanmasının darbe çağrışımı' davasında, tutuksuz sanık Mehmet Altan ile tutuklu sanıklar Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve Şukru Tuğrul Özşengul'un, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 'anayasayı ihlal' suçundan verilen ağırlaştırılmış muebbet hapis cezasına karşı yaptıkları istinaf başvurularının esastan reddine karar verdi.

YARGITAY YOLU A ÇIK

Daire, tutuklu sanıklar Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve Şukru Tuğrul Özşengul'un bu hallerinin devamına hukmetti.  Bu kararla, tum sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince 'anayasayı ihlal' suçundan verilmiş ağırlaştırılmış muebbet hapis cezaları onanmış oldu. Sanıklara, karara karşı 15 gun içinde itiraz hakları bulunduğunu hatırlatan ceza dairesi, kararını Yargıtay yolu açık olmak uzere aldı.

Buyuk salonda yapılan duruşmada, tum sanıkların savcılık mutalaasına karşı beyanları alındı.

' AYM KARARINA RAĞMEN'

Tutuksuz sanık Mehmet Altan, mutalaaya karşı savunmasında Anayasa Mahkemesi'nin kendisi hakkında verdiği ihlal kararını hatırlatarak şunları soyledi:

"Anayasa Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda mahkemenizce tahliye edilmeme rağmen duruşmanın savcısı bu karara itiraz etti. Bu itiraz once mahkemeniz, sonra da 3. Ceza Dairesi tarafından reddedildi. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun kararı mahkemenizce kabul edildi ve bu karar nedeniyle devlet bana tazminat odedi. 21 Eylul'deki duruşmada, savcı tum bunlar yokmuş gibi, benim yeniden muebbet hapse çarptırılmamı istedi. Hukuken boyle bir şey mumkun olabilir mi?"

Savcılığın mutalaasını eleştiren Altan, "Tum sanıkları birlikte hedef alan, şahsi ayrıma gitmeyen bir mutalaanın hukuksal bir içeriği var mı? Lutfen savcı benimle ilgili suç olduğunu iddia ettiği delilleri gostersin'' dedi.

**

(C) AA / Onur Çoban

'MADDİ NETİCESİ YOKSA NASIL BİR NETİCESİ VAR?'**

Tutuklu sanık Ahmet Altan da cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mutalaasını eleştirerek şoyle konuştu:

"Duruşma boyunca bir tek sanığın bile savunmasını dinlemeden, elindeki telefonla oynayan savcının mutalaasına bir bakalım. Savcının ilk saptaması, 'suçun maddi neticesi bulunmamaktadır.' Bir suçun maddi bir neticesi yoksa nasıl bir neticesi vardır. Hukukta 'manevi netice' diye bir şey var mı? Bizim karşımıza maddi ve somut kanıtlardan soz eden tek bir yargı mensubu çıkmadı."

' SİZ ANAYASAYI REDDEDİYORSUNUZ'

(C) AA /

Anayasa Mahkemesi'nin bu dosyada verdiği hak ihlali kararına değinen Altan, şunları soyledi:

"Biz anayasaya uymayı reddeden yargıçlar ve savcılar tarafından yargılanıyoruz. Anayasayı reddeden bu yargıçlar ve savcılar, sadece kendilerinin bildiği gizli yasalara gore mi bizi yargılıyor? Bu savcı neden Anayasa Mahkemesi ve onun kararlarını yok sayıyor."

CEZA DA İRESİ BAŞKANI'NDAN İKİ KEZ 'UYARI'

Bu sırada araya giren Ceza Dairesi Başkanı Taner Akıncı, Altan'ı savunma hakkı kapsamı dışına çıktığı gerekçesiyle uyardı. Altan'ın konuşmasına "Savcı ciddi bir suç işliyor. Ben suç işlemiyorum. Anayasa Mahkemesi'ni yok sayamazsınız" diyerek devam etmesi uzerine yeniden araya giren Başkan Akıncı, "Esasa yonelik savunmanızı yapın. Savcı beyin kişiliğine yonelik saldırıda bulunamazsınız. 'Bu savcı' diyerek ithamlarda bulunuyorsunuz. Mutalaaya karşı savunmanızı yapın" diye ikinci kez uyarıda bulundu.

(C) AA / Onur Çoban

Bunun uzerine Ahmet Altan, sozlerine şoyle devam etti:

"Bir savcı nasıl Anayasa Mahkemesi'ni yok sayar, bunu sorma hakkına sahip değil miyim? Elbette buna karşı çıkma hakkım var. Savcı, bizim için ağırlaştırılmış muebbet isterken onundeki dosyayı bir kere okumamıştır."

Savunmasını "Sayın yargıç içinde subliminal, manevi cebir, soyut tehlike gibi yasalar ve hukukta hiçbir karşılığı bulunmayan bir dosya var. Umarım hukuka, anayasaya, yasalara uygun bir karar verirsiniz'' şeklinde tamamladı.

' DARBECİ DEĞİLİM'

Diğer sanıklar da savcılığın mutalaasını kabul etmediklerini ifade ederek, beraatlerini ve tahliyelerini istedi.

Mutalaaya karşı savunmasını yapan tutuklu sanık Nazlı Ilıcak, darbeci olmadığını, FETÖ'nun amacına hizmet etmek amacıyla suç işlemediğini ifade etti.

' DELİL YOK'

Ilıcak, "Hiçbir somut olguya dayanmayan niyet okumaya dayalı delilleri birbir çuruttuğumu zannetim, fakat hiç bir yargılama yapılmamış gibi ortaya koyduğum deliller yok sayılıyor" ifadelerini kullandı. Nazlı Ilıcak, 2011'de yazdığı bir kitapta dezenformasyon yaptığının iddia edildiğini belirterek, "FETÖ'nun olmadığı donem ben ne dezenformasyon yapmışım bilmiyorum?" diye konuştu.

Hakkındaki bir diğer delilin ise HTS kayıtları olduğunu vurgulayan Ilıcak, "2006-2015 arası 5 kişiyle 3-5'i geçmeyen telefon konuşması. Bu tarihte bu isimlerin teror orgutu uyesi oldukları bilinmiyor. O HTS kayıtları aslında FETÖ ile bir bağlantım olduğunu değil aksine olmadığımı gosterir. Zira orgut bağı, çok daha fazla telefon trafiğini gerektirir" şeklinde konuştu.

' BEN ATATÜRK KADINIYIM'

Ilıcak, 43 yıllık meslek hayatının hiçbir safhasında cemaate ait diye bilinen yayın kuruluşlarında çalışmadığını savunarak, "Ben niye cezaevindeyim, diye kendi kendime soruyorum. Amacı şeriata dayalı bir diktatorluk kurmak olan bir yapı bana ne menfaat sağlayabilir ki? Ben Ataturk kadınıyım. Bir şeriat devletini ben neden isteyeyim" dedi.

**

' MEHMET ALTAN KARARI BENİM İÇİN DE UYGULANSIN'**

Mehmet Altan hakkında Anayasa Mahkemesi'nce verilen ihlal kararının kendisi için emsal olduğunu kaydeden Ilıcak, bu kararın kendisine de uygulanmasını talep etti. Yargıtay'ın şart koştuğu FETÖ uyeliği kıstaslarının hiç birine uymadığını savunan Ilıcak, şoyle devam etti: "Benim hiçbir eylemim suç teşkil etmiyor. Kitaplar, fotoğraflar, gazetede yer alan roportajlar suç değil. Hiç değilse yazılarımın ve tweetlerimin orgut talimatıyla kaleme alındığı ispatlanmalıydı. Ben orgutun hiyerarşik yapısı içinde yer almamak suretiyle bilerek ve isteyerek orgutun amacına hizmet etmiş olabilir miyim? Bir kere ben bu cemaatin suç işlemek uzere kurulmuş, devleti ele geçirmeye kilitlenmiş, TSK içinde orgutlenerek darbe yapacak potansiyele ulaşmış bir yapı olduğunu 15 Temmuz oncesi idrak edemedim. ****

' BEN DİNDAR İNSANLAR DİYE SAYGI GÖSTERİRKEN ONLAR DİNİ İSTİRMAR EDİYORMUŞ'

FETÖ'nun amacına hizmet etmedim. Ben Balyoz ve Ergenekon davalarını desteklerken ilk başta benim amacım suç işleyen askerlerin de hesap verdiği bir Turkiye, askeri vesayetten kurtulmuş bir Turkiye idi. FETÖ'nun amacı ise Turk Silahlı Kuvvetlerini ele geçirmekmiş. Ben dindar insanlardır, diye saygı gosterirken, onlar dini istismar ediyormuş. 15 Temmuz oncesi cemaati hayırsever dindar insanlardan oluşan bir sivil toplum orgutu gibi gormem, hiçbir suretle suç işlediklerini bilip goz yumduğum şeklinde değerlendirilemez. Benim yanılgıya duşmem onların suç işlemesini kolaylaştırmamıştır."

Ilıcak, FETÖ'nun işlediği suçları destekleyen, onunu açan tek bir cumlesi bulunmadığını, kendisinin FETÖ'yle ideolojik bir bağlantısı ve menfaati olmadığını ileri surdu.

' GÖZLERİMDEN AKAN ACI'

Davanın bir onceki celsesinde savunma yaparken zaman zaman gozyaşlarını tutamadığını belirten Ilıcak, şunları soyledi:

"2 yıldır terorist, darbeci, casus gibi haketmediğim isnatlarla karşı karşıya kalmak, kelepçelenerek oradan oraya taşınan bir eşya muamelesi gormek. Turkiye'nin daha ozgur, daha demokrat bir ulke olması için gosterdiğim çabanın kenara atılması… İşte butun bunların biriktirdiği bir acı benim gozlerimden akan. Hayatım kadar sevdiğim memleketimde uğradığım haksızlık çok canımı yaktı. Bu haksızlığa son verin. Benim gibi koşe yazarlarının hemen hepsi tahliye oldu. Zaman gazetesinde yazanlar da dahil. Ben hiçbir suç işlemedim. Beraatimi talep ediyorum."