Özet (TL;DR) @ 2018-09-30 08:19:26.800007: Düşünün: Anne tarafından neredeyse her üye, sanat tarihine iz bırakmış. Baba tarafı kraliyet ailesi üyesi. Anılarınızda neler olurdu? Dünyaca ünlü ressam Fahrelnissa Zeid’in oğlu, devrik Irak…
Aslı BARIŞ Fotoğraflar: Selçuk ŞAMİLOĞLU

"Annemi o kadar ozluyorum ki! O, benim cennetimdi. Hayatımdı. Aklıma gelebilecek tum duşuncelerimdi. Karakteri, insancıl yonleri, yeteneği... Onun hayatında olabildiğim için çok şanslıyım. Eğer imkanım olsaydı, dunyada bir gun daha geçirebilmesi için milyarlarca yıldızı feda etmeye hazırım." 82 yaşında, elinde baston, uzerinde açık kahve takım elbisesi sakin sakin anlatıyor annesine ozlemini. Kalabalık bir otel lobisinde oturuyoruz; Hali, tavrı, sadeliğiyle, dışarıdan 'sevimli bir dede' havasında. Ama o bir prens; Ürdun Kralı Abdullah ile devrik Irak Kralı Faysal'ın kuçuk kardeşi Emir'in oğlu. Ve annesi de sanat tarihinin en onemli ressamlarından Fahrelnissa Zeid.
Aile anılarından o kadar doğal bahsediyor ki; zannedersiniz kaynıyla eltisinin altın gununu anlatıyor. Oysa anılarında yer alan teyzesi gravur sanatçısı 'Alyoşa' Aliye Berger, dayısı 'Halikarnas Balıkçısı' Cevat Şakir Kabaağaçlı, kuzeni seramik sanatçısı Fureya Korel... Liste uzayıp gidiyor. Şaşkınım; Roportaj yaptığım hiçbir isim annesinin Ataturk, Kraliçe Elizabeth, Adolf Hitler'le olan anılarını ya da babasının tahtının nasıl elinden alındığını boylesine 'normalmiş' gibi anlatmadı.
Bir i şaret bekliyorum
Prens Ra'ad bin Zeid'in sebebi ziyareti İstanbul'daki iki sergi: Annesi Fahrelnissa Zeid'in ve kızı Nissa Raad'ın Dirimart'taki sergilerini ziyaret edecek. "Kızım da ressam. Harika eserleri var. Anneme benzerliği var mı bilmiyorum. O modern sanata daha meyilli, yaşının getirisi olarak. Ama annemin eserlerinde olan bir his geliyor... Onun da tablolarına saatlerce bakmak istersiniz ya, benzer bir hissi alıyorsunuz. Sanırım seçtiği renkler ve imgeler kadar ruhunu da veriyordu tabloya. Bu yuzden onun eserlerine saatlerce bakmak istiyorsunuz. "Çocukluğundan bahsediyoruz: "Annem 14 yaşından beri resim yapıyordu. Ben ise kendimi bildim bileli onun yanında oturdum ve izledim. Buyuk tuvallerde resim yapmaya başladığı donemlerde her zaman yanında oturturdu beni. Çok kuçukken hoşlanmıyordum bu durumdan, çunku sessizlik isterdi. Sonra alıştım, sevdim, aşık oldum bu surece. Birdenbire başlardı. 'Anneciğim, ne oldu başladın? diye sorardım. O da: 'Bir işaret bekliyorum. Harekete geçmem için bir hareket.' Bir kere başladı mı asla durduramazdınız. Ama çok hızlıydı zaten, çoğu tablosunu bir haftada bitirirdi."
Sanatçı eşi Emir Bin Zeid,kızı Şirin ve Prens Ra'ad'la Bağdat'ta (1939) Aile ağacına biraz yoğunlaşalım: Prens Ra'ad, Fahrelnissa Zeid'in ikinci evliliğinden olan oğlu. Zeid, yazar İzzet Melih Devrim'le 1920'de, henuz 19 yaşındayken evlendi. Ancak iki çocuğu Şirin ve Nejad Devrim'in babasından çapkınlıkları nedeniyle 1934'te boşandı. Aynı yıl, Ürdun Ankara temsilcisi, I. Faysal'ın kardeşi Emir bin Zeid ile evlendi. Çunku Fahrelnissa'ya gore "Kimse daha once ona boylesine derin bakmamıştı". Prens'le uvey kardeşleriyle olan ilişkisinden bahsediyoruz: "Şirin benim en buyuk oğretmenimdi, annemden sonra. Sakin, uzlaşmacı olmayı ondan oğrendim. Abim Nejad'la çok anlaştığımı soyleyemem. Hem aramızda çok yaş farkı vardı hem de buyuk bir egoya sahipti. Yine de severdik birbirimizi..."
Zeid, Londra'da 'Voyage of the Man Moon' tablosunu yaparken... Bu eser, Dirimart'ta 4 Kasım'a kadar gorulebilir. Fahrelnissa Zeid'in eşi 1935'te Irak Buyukelçisi olarak Almanya'ya yollandı. Ancak 1938'de çift Bağdat'a geri donmek durumunda kaldı ve Fahrelnissa buyuk bir depresyon geçirdi. O donem henuz 3 yaşında olan prens, hayal meyal hatırlıyor: "Aslında uzun kalmamışlar. Ama depresyona girmiş. Yataktan çıkmak istemiyordu. Doktorlar geldi, testler yapıldı... Ne olduğunu bulamıyorlar. En sonunda doktor 'Hazretleri, bence siz Paris'e gitmelisiniz. Oranın havası size iyi gelebilir' dedi. Ve mucize! Birdenbire iyileşti, Paris'e gitti, hiçbir şeyi kalmadı."
Fahrelnissa Zeid'in 1980'de yaptığı otoportresi
Tavuk kemi ğinden heykeller1946'da Prens, Irak'ın Londra Buyukelçisiyken
Bağdat'ta olan ihtilal hayatlarını değiştirdi: Emir bin Zeid'in kuzeni Kral,
yakınları ve başbakan olduruldu. Çift, 24 saat içerisinde Londra'yı terk etmek
zorunda kaldı. Paris'e kaçan aile, kendilerine yeni bir hayat kurmak durumunda
kalmış. Prens, donemi şoyle anlatıyor: "Annem çok sosyal olduğu için belki de
daha zorlandı. Mesela hayatında ilk defa o zaman mutfağa girmişti. Sonuçta,
pişirmek için aldığı tavuğun kemiklerinden heykel yaptı!"Bu, Fahrelnissa
Zeid'in doğal kaynakları ilk değerlendirişi değil: "Beni plaja yollar, çakıl
taşı toplatırdı. Koca taşları bir çantaya koyar, sırtımda taşırdım. Saatlerce
topladığım çakıllara bakardı. Sonra onları boyar, yuzler yapar, hayat verirdi.
Kuçukluğume dair en sevdiğim anılardan." Yine de tum anılar tozpembe değil:
"Annemi gormeye her gidişimde geriliyordum. "Kolay değildi. Hiç kolay değildi
çunku nasıl bir ruh hali içinde olabileceğini kestiremiyordum. Duygu geçişleri
yoğundu."
Teyzem Aliye 'nin peluşlu cenazesi
Konu ailenin diğer fertleriyle ilişkilere geliyor: "Aliye Teyzem (Berger) ve Ayşe Teyzem'i çok severim. Annem yeğeni Fureya'yla (Korel) çok yakındı. Kuçukken çok zaman geçiremedik, çunku Turkiye'ye çok sık gelmiyordum. Uzun sure yatılı okudum: Ürdun ve Bağdat'ta... Ama ara ara Turkiye'ye gelip gittim. Buyukada'daki evimizde pek çok anım var."
Ve kara mizaha kaçan bir anısını paylaşıyor: "Annem ilgi çekmeyi de çok severdi. Ailesinin diğer kadınları da oyleydi. Hatırlıyorum da, Aliye Teyzem Buyukada'da bahçeye çıkmak istemişti. Kırmızı rujunu surmesine yardım ettik, onsuz gezmezdi. İki dirhem bir çekirdek bahçeye çıktı, oturduk. Ertesi gun vefat etti! Annem tabutuna sarmak için pembe bir peluş bulmuştu. Kabristana giden yol yokuştu, insanlar ustu peluş sarılı tabutu taşımaya çalışıyorlar, peluş kayıyor, tabut neredeyse duşmek uzere. Filmlerden çıkmış bir sahneydi."Aile hayatında yaşanan trajedileri, amcası Cevat Şakir'in dedesi Şakir Paşa'yı oldurmesini ya da babasının tahtından edilmesini de sakin sakin anlatıyor: "Evet, trajik şeyler var aile ağacımızda. Ama hayat boyle bir şey değil mi? Bazen çekiyorsunuz işte. Biz de çektik."Fahrelnissa, 1975'te eşi oldukten sonra Umman'a taşınmış: "Yalnız kalmaya dayanamazdı. Her gun onu gormeye gitmezsek, ertesi gun isyan eder, 'Ne oldu Çin'e mi taşındınız?' diye isyan ederdi. 90 yaşına kadar resim yapmayı surdurdu. Sonlara doğru, kolunu kaldıracak kuvvet bulamıyordu. Kolunu kaldırmasına yardım ediyorduk." Prensin şahsi koleksiyonunda neler vardır, duşunmeden edemiyorum ve iştahla soruyorum. Aldığım cevap şaşırtıcı: "Annem herşeyi verirdi, dunyevi şeylere çok fazla takılmayan biriydi. Özgurleşme ihtiyacı mı, ne derseniz deyin. Bir suru sorumluluğu vardı: Bir prensesti, sefireydi, entelektueldi, Doğulu modern kadının sembollerindendi. Ataturk hayranıydı. Kendisiyle tanışıyorlardı, biliyorsunuz. İsmini Ataturk'un yazdığı gibi kullanıyordu. Annem her şeydi işte. Tum bunlar belki 'normal' biri için çok fazla. Ama onun için değil."
Zeid, kızkardeşi Aliye Berger'le 1971'de.
SON 24 SAATTE YA ŞANANLAR

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.