Özet (TL;DR) @ 2018-09-29T11:36:07.000Z: Oyuncu Engin Altan Düzyatan, Türk sanatçıların eserlerine dizilerde yer verilmesi gerektiğini dile getirerek, "Çok değerli ressamlarımız ve heykeltıraşlarımız var. Onları nasıl daha fazla…



Beşiktaş'taki Sanatta Etkileşim konulu soyleşiye katılan oyuncu  Engin Altan D uzyatan, sanatla ilgilenenlerin bir derdi olduğunu soyleyerek, "Çunku hayatta bir derdi olmayan, bir şeylerin daha iyi olmasını istemeyenler sanatla ilgilenmez. Çunku sanatın aslında estetik bir altyapısı vardır ve bu altyapı, gorgu ve kulturu gerektirir. Bu kultur ve gorguye sahip olabilmek için de bir derdinizin olması gerekir" ifadelerini kullandı.

" ŞİMDİ BİZ BREZİLYA'YA DİZİ SATIYORUZ"

Diriliş Ertuğrul'da canlandırdığı Ertuğrul Bey karakteriyle beğeni toplayan oyuncu Engin Altan Duzyatan, Turk sanatçıların dunyaya tanıtılmasının onemine işaret ederek, "Televizyon dediğimiz araç, Turkiye'de 300-350 milyon dolarlık bir ihracat oranına sahip bir kol ve çok ciddi bir eğlence sektoru. Son yıllarda MBC'nin yasaklamasıyla 150 milyon duştu sanırım. 200 milyon dolar gibi bir ihracat payına sahip şu anda Turk dizilerinin dunyaya satılmasının karşılığı. Bu çok ciddi bir rakam. ABD'den sonra, en fazla diziyi Turkiye pazarlıyor şu anda. Ben çocukken Brezilya dizileri seyredilirdi. Biz Brezilya'dan ithal ederdik. Şimdi biz Brezilya'ya dizi satıyoruz" diye konuştu.

" ETKİLEŞİMİN SÜREKLİ VAR OLMASI GEREKİYOR"Sanatın ilkel insandan beri var olduğuna işaret eden Duzyatan, şunları kaydetti:

"Bir şeylerin gelişebilmesi için, etkileşimin surekli var olması gerekiyor. Etkileşim olmadan, sanatların kendi başına ilerlemelerini bireysel olarak ben pek mumkun gormuyorum. Sanat dalları her zaman birbirini etkilemiştir. Gorsel sanatlar plastik sanatları, plastik sanatlar da gorsel sanatları etkilemiştir. Mesela 'Eriyen Çizgi' sfumatoyu Leonardo da Vinci'nin bulduğu soylenir Batı dunyasında. Aslında Doğu dunyasına bakarsanız, yaklaşık 1000-1500 yıllık Çin kulturunden geldiği ve Çin kulturunde uzun sure kullanıldığı, Leonardo'nun da bundan etkilenerek Batı kulturune bunu taşıdığı gorulmuştur. Batı kulturu, Doğudan etkilenip (kendisini) bir yere taşımıştır."

" KENDİ KÖKENİMİZDEN UZAKLAŞIYORUZ"Turk sanatında geçmişten bugune yaşanan değişimleri ve etkileşimleri de değerlendiren oyuncu, belli bir noktadan sonra aşırı Batı etkisinin gorulduğunun altını çizerek, "Bu bir sureç. Burada kimseyi yargılamak ya da 'Neden Batıya yoneldik?' demek çok da doğru değil ama kendi koklerimizden ve kendi kulturumuzden uzaklaşıyoruz açıkçası. Batı sanatına bakarsanız, ne olursa olsun ilk once kendi kulturunden, sonra kendine en yakın kulturlerden ve sonra da diğer kulturlerden etkilenerek sanatlarını ileriye taşımışlar. Ancak ilk etkilendikleri kultur, kendi kulturleri. Bizdeyse, bir donem kendi kulturumuzden etkilenme ve kendi kulturumuzun içindeki zenginliği fark etmeyip, Batının içindeki zenginliğe yonelme olunca, gelişim biraz sekteye uğramış. Fakat gunumuzde boyle bir şeyden bahsetmemiz çok da soz konusu değil." değerlendirmesinde bulundu.

Engin Altan Duzyatan, dunyanın daha da kuçulduğunu ve kureselleştiğini dile getirerek, plastik sanatlarda urun veren Turk sanatçılarının tanıtımı amacıyla dizilerde sanatçıların eserlerine yer verilmesi gerektiğini ifade etti.

" DİZİLERDE ULAŞMA ŞANSIMIZ VAR"Dizilerde kullanılan objelerin 70 ulkedeki seyirciye ulaştığına dikkati çeken Duzyatan, "Çok değerli ressamlarımız ve heykeltıraşlarımız var. Onları nasıl daha fazla gosterebiliriz? Madem 70 ulkeye, televizyon dizisi pazarlıyorsunuz ve (dizide kullanılan) evin duvarlarına bir şeyler asıyorsunuz mutlaka. İKEA'dan alıp bir şeyler asmayalım. Sinemada belki bu kadar çok şansımız yok ama televizyon dizisi dediğimiz sektorde ulaştırma şansımız var. O zaman bu sektoru sadece eğlence sektoru olmaktan çıkarıp biraz daha ciddi bir sektor haline de getirebiliriz" açıklamasını yaptı. Usta oyuncu, gunluk yaşamdaki etkileşime de değinerek, gunumuzde kişilerin almak istediklerine kendisinin karar veremediği bir sureç yaşandığını aktardı.

YEMEK K ÜLTÜRÜ BİLE ETKİLENMEMİZİN SONUCU

Kişilerin kullandığı çantaya, kıyafete ya da yemek yeme kulturune başkalarının karar verdiğini kaydeden Duzyatan, "Yeme içme kulturumuz bile kişisel olarak birilerinden etkilenmemizin sonucu. Üzerimizde giydiğimiz kıyafetler de aslında birinden etkilendiğimiz için. Toplumun belli sınıfları var. Her toplum sınıfından birileri o toplumun neleri giymesi gerektiğine toplumu ikna edip, onları giydiriyor. Aslında hiçbirimiz kendi giymek istediğimiz bir şeyleri giymiyoruz. Birileri bize giymemiz gerekenleri soyluyor ve onları satın aldırıyor. İhtiyacımız var zannedip satın alıyoruz ustelik. Satın aldığımızda da mutlu oluyoruz." dedi.