Özet (TL;DR) @ 2018-09-28 08:17:30.885426: Bizans’tan Osmanlı’ya, Cumhuriyet’ten günümüze uzanan dönemi “aşk” ile anlatan kitap “İstanbul’un 100 Sevdası” 2. Baskısıyla yeniden okurlarıyla buluşacak. İBB Kültür A.Ş. tarafından yayımlanan…
Kitapta, sadece kişilerin hayatında değil medeniyetlerin kuruluşunda, devletlerin tarihinde, kultur ve sanatın seyrinde imzası bulunan "sevdalar" siyaset, sanat ve edebiyat dunyasının onemli simalarının "aşk"ları uzerinden anlatılıyor. "İstanbul'un 100 Sevdası"nda aşklarının izlerini bugun bile Ayasofya'nın sutun başlıklarında rastlayabileceğimiz İmparator Justinian ve dansçı kız Theodora'nın aşkından Yavuz'un "Beni bir gozleri ahuya zebun etti felek" dediği Şam guzeli ile bir kerecik bakışmasına; Evliya Çelebi'nin "Seyahatname"de anlattığı Melek Ahmed Paşa ve Kaya İsmihan Sultan'ın ruyalarla gelen ebedi ayrılığından Abdulhak Hamid Tarhan'ın "Hem refikam, hem validem, hem kızımdır" dediği Fatma Hanım'a; Tanburi Cemil Bey'in olum doşeğinde "Sizin için bad-ı ıstırap oldum" diyerek af dilediği eşi Saide Hanım'la munasebetinden Nazım Hikmet'in kol saatinin kayışına tırnaklarıyla adını kazıdığı Piraye'nin gururlu ayrılığına; Muzeyyen Senar'ın "Hayatımda ilk defa bir erkeğin omuzlarımdan butun yuku alarak beni sevebileceğini ondan oğrendim" dediği, ayrılsa da olene kadar sevdiği Tevfik Hamza'dan yakın arkadaşlarının en fazla altı aylık omur biçtiği Gonul ve Gazanfer Özcan aşkına, Sadri Alışık ve Çolpan ilhan'ın sanat, aşk evlilik ve mutluluk hikayesi…100 birbirinden farklı sevda uzerine olan bu kitap, aynı zamanda aşkın unutulan guzelliklerini de okuyucuya sunuyor.
Ş iirlerle şarkılarla bugune gelen sevdalar
İstanbul'un 100 Sevdası, yazar Kadriye Kaymaz ve Eser Postallı tarafından yayıma hazırlandı. Kitapta erken donemin sevdalarına dair izler şiirler, mektuplar ve seyahatnameler ile surulurken, 19. yuzyıldan itibaren yerini hatırat, roman ve roportajlara bırakmış. Geniş bir zaman diliminden seçilen "100 Sevda"nın hikayeleri, yazılı ve sozlu kaynaklardan edinilen bilgilerle teyit edilmiş.İşte o aşklardan bazıları
Justinian ile Theodora
**Anneye ra ğmen evlilik
**Theodora, Ayasofya'yı yaptıran unlu Bizans İmparatoru Justinian'in eşidir. İmparator Justinian, kotu şohretli bir dansçı olduğu bilinen Theodora'yla evlenip onu imparatoriçe ilan etmiştir. Rivayet odur ki Theodora ile evlenmek için Justinian, annesinin olumunu beklemek zorunda kalmıştır. Zira Bizans yasaları imparatorun, soylu olmayan birisiyle evlenmesine musaade etmemektedir. Annesinin rızasıolmadan bu işe kalkışamayan Justinian, annesinin olumunden sonra yasaları değiştirmiş ve Theodora'ya nikah kıyıp onu imparatoriçe ilan etmiştir. Justinian Ayasofya'da parlak mum ışıkları altında Theodora ile evlendi ve ona taç giyme merasimi yaptırdı. Justinian iktidarının birçokdoneminde, guçlu bir kadın olarak bilinen Theodora'nın etkisi altında kaldı. Bugunun Ayasofya'sının sutun başlıklarındaki monogramlarda dahi ikisinin isimlerinin baş harfleri Grekçe olarak gorulebilmektedir.
Yavuz Sultan Selim ile Şam guzeli
**Kalp durduran bir a şk
Yavuz Sultan Selim, bir sefer sonrası kışı geçirmek için otağına donerken
bir handa konaklıyordu. Misafir olduğu bu handa ozel hizmetlerine genç ve
guzel bir kız bakıyordu. Bu kız bir sabah temizlik için padişahın odasına
geldiğinde Sultan Selim'i gordu ve guzel kızın gonlu bir anda Cihangir
Padişah'a kondu. Genç kız padişaha can u gonulden aşık oldu. Aradan birkaç gun
geçti. Bir şeyler soylemeliydi padişaha, ancak buna cesaret bulamadı. Bir
sabah yine odada iş yaparken gozu Yavuz'un yatağının kurulduğu duvara ilişti.
Oraya: "Âşık olan neylesin!" diye sonradan bir şiir kıtasının ilk mısrası
olacak cumleyi yazdı. Çehre ve beden guzelliği kadar, şiir zevki de olan genç
kızın bu gonulden seslenişi, şair hukumdarı duygulandırmıştı. Tebessum etti ve
kızın mısrasının altına: "Derdi ne ise soylesin!" cevabını yazdı. Kız
padişahın yatağını toplarken okuduğu bu cevapla bahtiyar oldu ve duygusunu
açıkladı: "Ya korkarsa neylesin?" Yavuz, bu gonul selinin onunde, heybetinin
kapısını araladı, bu tertemiz duyguya değer verdi: "Hiç korkmasın soylesin."
Genç kız heyecandan ne yapacağını bilemiyordu. Koskoca bir cihan sultanına
ilan-ı aşkta bulunmak kolay şey olmasa gerek. İçinde bastıramadığı bir korku
olsa da, padişahın duygusuna cevap vereceği vaadinin sevinci içinde en guzel
elbiselerini giydi. Gozlerinde dunya mutluluğu, heybetli Hakan'ın odasına
girdi. Ancak her tarafı titriyordu. Butun gucunu topladı, başını kaldırdı,
Yavuz'un yuzune baktı. Guzel kız ayakta birkaç defa sallandı, sonra yere
yıkıldı. O masum, tertemiz duygularla atan kalbi bir anda durmuştu. Koca
hunkarı bu olum çok sarstı. Bu yuzden Mısır seferini bir sure erteledi. Guzel
kız için mermerden bir mezar yaptırdı. İsmini bile bilmediği bu genç aşık
kızcağız için yazdığı şiirin bir dortluğunu de mezar taşına yazdırdı.
Gazanfer-Gonul Özcan
Evlili ğe 6 ay omur biçtiler**
Gazanfer Özcan, İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun çocuk oyunları bolumunde
çalışmaya başlar. Gonul Hanım'la burada tanışırlar. Uzun ve sıkı bir
arkadaşlıkları olur, ancak bu arkadaşlıklarının gonul ilişkisine donuşmesi
için biraz daha zaman geçmesi gerekecektir. Bu sureçte ikisi de başkalarıyla
evlenirler. Bu evliliklerinden ikisi de çocuk sahibi olurlar. Ancak bir sure
sonra her ikisi de eşlerinden ayrılır. 1962 yılında Gazanfer Bey, evlenme
teklif eder Gonul Ülku'ye. Gonul Hanım once biraz şaşırsa da kabul eder bu
teklifi. Sanatçıların yakın dostları için de surpriz bir tekliftir bu. İki
sanatçının çatışacağını duşunerek bu evliliğe altı ay omur biçseler de boyle
olmaz. Gazanfer Özcan'ın 2009'daki vefatına kadar 47 yıl aynı yastığa baş
koyarlar.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.