Özet (TL;DR) @ 2018-09-27T22:33:00.000Z: Prof. İlhan Uzgel’e göre, Trump’ın BM kürsüsünden “Küreselleşme doktrinini reddediyoruz” mesajı çok önemli. Bunda Çin’in dünya sisteminde öne çıkmasının etkili olduğunu vurgulayan Uzgel, tercihin…
Prof. İlhan Uzgel'e gore, Trump'ın BM kursusunden "Kureselleşme doktrinini reddediyoruz" mesajı çok onemli. Bunda Çin'in dunya sisteminde one çıkmasının etkili olduğunu vurgulayan Uzgel, tercihin yapısal mı yoksa konjonkturel mi olduğunun kuresel gidişatı etkileyeceğini belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'ndaki konuşmasında ve duzenlediği basın toplantısında İran ve Suriye konularında sertlik yanlısı bir tutum takınırken, Amerika'nın uluslararası kurumlara olan bağlılığını da sorguladı. "Tek istediklerinin ABD'nin egemenliğine saygı duyulması olduğunu" one suren Trump'ın "Kureselleşme doktrinini reddediyoruz" sozleri de dikkat çekti.
Dunya politikalarında en etkili ulkelerden birisi olan ABD'nin liderinin BM Genel Kurul toplantısı vesilesiyle verdiği mesajları ve soylemlerini uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. İlhan Uzgel ile konuştuk.
' AMERİKA GÖÇMEN KARŞITLIĞINI BİRAZ KAŞIMAK İSTİYOR'
Prof. İlhan Uzgel'e gore, Trump'ın Amerika'yı one çıkartan ve korumacılık yanlısı soylemleri yeni değil, başkan seçilme surecinden bu yana gundemde tutuyor. Ancak bunu daha ziyade iç politikada ve goçmen karşıtlığını kaşımak için kullanageldiğine vurgu yapan Uzgel, ilk kez BM kursusunde dunyaya mesaj verirken kureselleşme doktrininin reddedildiği soyleminin kullanıldığına dikkat çekti:
"Trump ile ilgili sorunlarımızdan bir tanesi onun kendisini çok one çıkaran, biraz da çok alışagelmediğimiz bir siyaset yapma arzusunun surdurmesinden kaynaklanıyor. İçerik bazen çok arka planda kalabiliyor. Özellikle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki kureselleşmeyi reddediyoruz tarzındaki çıkışı aslında bir suredir seçim kampanyasından bu yana taşıdığı bir soylemdi. Ama bu soylem Trump'ın attığı tweetler, ulke içindeki ozel hayatından başlayan, seçimlerin Rusya'nın mudahalesine kadar devam eden çok sayıda skandalvari olay vs. bu kısım geride kaldı. Amerika kureselleşmeden kısmi çekiliyor durumu akademik çevrelerce de tartışılıyor bir suredir. Nedense Turkiye, İdlib ile uğraşıyor, içeride ekonomik kriz var. O yuzden bu tartışma hiç dile gelmedi. Oysa seçim kampanyasından beri bir kureselleşme karşıtı soylem tutturmuş durumda Trump ve bunu değişik bir boyuta taşıdı. Çunku şimdiye kadar kureselleşme karşıtı soylemleri konuşmalara serpiştirilmiş ve bu kadar net değildi. İkincisi de hep iç kamuoyuna yonelikti. Amerika goçmen karşıtlığını biraz kaşımak istiyor. Amerika biraz daha korumacılığa gitmek istiyor. Dolayısıyla kendi seçmenine, iç kamuoyuna, uzun suredir geliri artmayan orta sınıflara yonelik bir çiçek atma, gonlunu atma gibi duruyordu. Bir uluslararası ortamda hatta dunyanın demokratik sayılabilecek bir yerinden dunyaya ilan etti. Yani 'Ben artık kureselleşme istemiyorum' dedi. Bu çok onemli bir olaydı.
' ABD ÇEKİLİRSE DAHA SIKINTILI BİR DÜNYAYA DOĞRU GİDECEĞİZ'
Trump'ın soylemlerini irdelerken ABD'nin 'kureselleşme karşıtı' tutumunun yapısal mı yolsa konjonkturel ve geçici mi olduğunun belirlenmesinin onem taşıdığını belirten Uzgel'e gore, ABD'nin kureselleşmeden çekilmesinin yansımaları tum dunyayı derinden etkilemeye aday:
"Bu bir yapısal donuş mu yoksa Trump yonetimi ile ilgili geçici, konjonkturel bir geri çekilme mi? Bu bir yapısal donuş mu bunu tam olarak bilmiyoruz. İşaretleri var ama dunya stilinde. Amerika çekilirse kureselleşme çok buyuk bir darbe yer. Turkiye'de kureselleşme çok tartışmalı bir konuydu. Turkiye'de kureselleşme çok negatif algılandı. Turkiye'de kureselleşme bolunmuş devletler fikri uzerinden tartışıldı maalesef. Onun karşısında yer alan milliyetçi, jeopolitiği one çıkaran kapanmacı siyaset daha tehlikeli boyutlar içerir. Şimdi bu anlaşılacak. İkincisi bu eğer yapısal bir donuşum ise bunun sonuçlarını biz giderek daha fazla yaşayacağız. Daha tehlikeli, daha içe kapanan, ticaretin azaldığı, her ulkenin kendi ekonomik çıkarının çok daha fazla oncelikli ve dunya ekonomisinde ticaretten kaynaklanan bir daralmaya doğru gidişi de gorebiliriz. Son 3-4 yıldır dunyadaki ticaret artmıyor. Dolayısıyla bu da kureselleşmeden çekilmenin işaretlerinden biri olarak goruluyor. Eğer kureselleşmeden çekilme olursa biz daha fazla otokratik rejimlerle yaşayacağız, devlet-toplum ilişkileri daha baskıcı bir şekilde şekil alacak. Biraz daha sıkıntılı Turkiye ve dunyaya doğru gideceğiz. Onu gosteriyor."
' KÜRESELLEŞMEDEN TAM OLARAK ÇEKİLME MÜMKÜN DEĞİL'
Kureselleşmenin artık ABD'nin tam olarak çıkarına işlememesinin ve bunun Amerikan siyasetinde 'telaşa yol açmasının' da Trump'ın soylemlerinde etkili olduğunu anlatan Prof. Uzgel'e gore, Amerika, hegemonyasını restore etmek için kureselleşmeden geçici olarak bir miktar çekiliyor olabilir:
"İkinci ihtimal de bundan sonra Amerika'nın Trump yonetimi altında gunluk deyimle bir şekilde kureselleşmeye ayar vermesi, bazı duzenlemeler yapması yani revize etmesi gibi bir durumla da karşı karşıya olabiliriz. Amerikan hegemonyası şoyle bir fikre sahip: Bir suredir kureselleşme surecinden ticaretin, finansın, bilginin hızlı yayılmasından 'Biz kaybediyoruz' gibi bir fikre kapıldı. Çok buyuk ticaret açıkları verildi. 'Bu da Bizim hegemonik konumumuzu ozellikle Çin ve Almanya'ya karşı zayıflatıyor. Biraz rakiplerimizi ve Çin'i zorlayalım. Geçici bazı kayıpları giderelim. Sonra tekrar kureselleşmeye geri doneriz' gibi bir fikir de olabilir. Bu her ikisinin geçerli olacağını zaman içinde goreceğiz. Amerika, kendi hegemonyasını restore etmek için kureselleşmeden geçici olarak bir miktar çekiliyor olabilir. Ama Trump kesin hatlarla konuşuyor. Mesela Suriye'den çekileceğiz diyor. NASA'yı kapatacağım diyor. Biraz daha yuksek vurgulu, abartılı bir dille dile getiriyor bunları. Dolayısıyla boyle bir şeyle karşı karşıya olabiliriz. Hiçbir zaman kureselleşmeden tam olarak çekilme mumkun değil. Finansal hareketlere hiç dokunulmadı. Trump, hep ticaretten bahsediyor. Sıcak paranın butun dunyada hızlı dolaşımına ilişkin kapanma işaretlerini hiç gormuyoruz. Kureselleşmeye dair bir revizyon yapıldığı gerçeğiyle karşı karşıya olabiliriz."
' ESAS MESELE ÇİN'İN YÜKSELİŞİ VE ABD'NİN BUNU BİR TÜRLÜ DURDURAMAMIŞ OLMASI'
Uzgel, ABD'nin asıl probleminin Çin'in yukselişi olduğunu da dile getirdi. Uzgel, Çin yukselirken eğer ABD mudahale etmezse bir on yıl sonra çok geç olabileceği goruşunde:
"Kureselleşmeden çekilme sonrasında topyekun bir savaş ihtimali yok gibi. Lokal çatışmaya doğru gidebilir. En onemli risklerden biri bu. Mesela Guney Çin Denizi'nde lokal çatışma olabilir. Boyle bolgesel, kuçuk çaplı çatışma, bir yoklama çıkar. Burada esas mesele Çin'in yukselişi ve Amerika'nın bunu bir turlu durduramamış olması. Bu Trump'ı aşan bir konu. Çin yukselirken eğer bu noktalarda dizginleyemezse, biraz geriletemezse, bir on yıl sonra çok geç olmuş olacak. Eğer Amerika ile Çin'in dış ticaret yoluyla elde ettiği çok buyuk ticaret fazlasını azaltamazsa bu birikimin dunyanın başka yerlerinde jeoekonomik yani ticari araçları kullanarak birikiyor. O kazancı gunluk hayata yani siyasete bolgesel kazanımlara çeviriyor. Ama ileride daha stratejik bir Amerika'nın meydan okuma surecine girebilir. O yuzden de bunu onceden engellemeye çalışıyor aslında. Kureselleşmeden Amerika'nın kaybettiği yonundeki inancın temel noktalarından bir tanesi Çin'in bundan daha fazla faydalanıyor olduğu duşuncesi. Amerika diyor ki 'Biz kureselleşmeyi başlattık. Biz kaybediyoruz, Çin kazanıyor'. O zaman biz biraz geri çekilelim. Şu anki yaşadığımız sureçte bunu Trump'a soyletiyor."
' AMERİKA MÜTTEFİKLERİNİ HER ON YILDA BİR SIKIŞTIRIR'
ABD'nin her 10 yılda bir muttefiklerini sıkıştırdığına dikkat çeken Uzgel, ABD'nin Çin'in yukselişine kureselleşmeden çekilerek engel olmaya çalıştığını dile getirdi. Washington yonetiminin bunu yaparken yanlış bir yerden hareket ettiğini, ozellikle Avrupa'yla ve Almanya ile birlikte hareket edilmemesinin seçildiğini soyleyen Uzgel'e gore, bu durum Amerikan sisteminin Avrupa'yı bir miktar Rusya'ya kaybetmesine yol açacak:
"Bu 10-15 yıl once Avrupa'da olsaydı. Avrupa buyuk bir olasılıkla Çin'e karşı Amerika'nın yanında hizaya gelecekti. Fakat boyle bir sureç yaşamıyoruz. Tam tersine Almanya, 'Ben artık Avrupa'nın en guçlu ulkesiyim' diyor. Almanya 2. Dunya Savaşı'ndan bu yana en aktif dış politika surecini yaşıyor. Oysa eskiden Almanya şu anki Guney Kore gibiydi. Amerika'nın dumen suyundan giden bir ulkeydi. Amerika bu kureselleşme ile ilgili tartışmayı ortaya attığında Çin'e karşı yeni bir hamle yapmasının en buyuk çelişkili noktası Avrupa'yı yanına alamamış olması. Çok yanlış bir yerden hareket ediyor. Bir taraftan Çin'in yukselişini ben kureselleşmeden çekilerek engelleyeyim derken aynı zamanda Avrupa'yı da cezalandırmaya çalışıyor. Avrupa'yı bir miktar Rusya'ya doğru kaybetmeye başlayacak Amerikan sistemi. Çin'in yukselişine karşı bir hamlede bulunacaksa burada en kritik aktorlerden bir tanesi Avrupa'yı once yanına alması idi. Fakat bunu yapmadı. Tam tersine Trump seçildiği gunden itibaren Almanya ve Merkel ile uğraşıyor. Amerika bunu her on yılda bir yapar aslında. Yani yeni bir şey yoktur. Muttefiklerini sıkıştırır. 'Kureselleşmenin hegemonyası işlevini yerine getirirken çok fazla kayıplarım oluyor, biraz da sizden fedakarlık istiyorum' der. Artık Almanya kabul etmiyor. Bunu Japonya kabul etti, 'Ben yeni ticaret anlaşması yapacağım' dedi ve diz çoktu. Japonya'nın bir arka bahçesi yok ama Almanya'nın var. Almanya Avrupa sistemini de arkasına alıp buna direniyor. Amerika'nın şu an hem Almanya başta olmak uzere Avrupa ile ilişkileri bozulacak hem de Çin'e karşı bu hamlesinin başarısız olma ihtimali yukseliyor."
' ERDOĞAN, ALMANYA İLE İLİŞKİLERİ DÜZELTMEK İÇİN CAN ATIYOR'
Uzgel'e gore Trump yonetiminin ABD'nin kuresel rollerine dair tutumu Turkiye yonetimini de etkileyecek nitelikte. Ankara'nın sıkıntılı bir donemin ardından yeniden Batı ile ilişkileri rayına oturtmaya çalıştığına dikkat çeken Uzgel, Batı sisteminden kopmak değil ama Doğu'yu koz olarak kullanmanın hedeflendiği goruşunu dile getirdi. Uzgel, Erdoğan hukumetinin ozellikle de ekonomik kriz nedeniyle Almanya'yla ilişkileri duzeltmeye ve ortak hareket etmeye can attığını soyledi:
"Erdoğan hukumetinin şu andaki ekonomik koşulları altında Batı'ya alternatif bulması mumkun değil. Batı sisteminden uzaklaşmasının imkanı yok. Çunku zaten çok kırılgan durumda. Almanya ile ilişkileri duzeltmek için can atıyor Erdoğan. O kadar sıkışmış durumda ki… Dolayısıyla da oyle Rusya'ya, İran'a, Çin'e, Avrasyacılık'a girebilecek bir durum yok. Bunu yalnızca bir pazarlık unsuru olarak kullanıyor. Bence fena da kullanmıyor. Amerika'yı burada Rusya ile birlikte dengeli bir şekilde ciddi bir olçude goturebildi. Fakat çok ağır bir bedeli oldu. Turkiye açısından iktisadi sonuçları oldu. Önce biraz Rusya idi, Almanya, Hollanda ile ilişkilerimiz, yani daha çok Avrupa ekseni ile ilişkilerimizi duzeltmeye çalışıyor. Burada çok kotu bir pazarlık yaptı: 'Siz bize insan hakları konusunda fazla yuklenmeyin. Biz de bu multecileri burada tutalım'. Aslında pazarlığın temel unsurları para değildi, zaten doğru durust gelmedi ve kullanılamadı. Amerika'ya karşı elini biraz guçlendirmeye çalışıyor. Rusya ile ilişkilerinde S-400'u alacağız diyor. Alıp almayacağı hala net değil ve bu konuda da Amerika'ya karşı bir pazarlık unsuru olarak kullanıyor. Dış politikasındaki sıkışıklığı, kuresel sistemdeki bu ayrım uzerinden aşmaya çalışan bir yol izliyor.
' ANKARA'NIN TERCİHLERİ İÇİN İRAN ÖNEMLİ, TÜRKİYE AVRUPA'YA MUHTAÇ'
''Almanya ve Avrupa Birliği genel olarak Turkiye'yi tolere etmeli. Butun bu otoriterleşme, insan hakları ihlalleri konusunda eleştiriler çok cılız kaldı. Normalde bir 10 yıl once bu konudaki eleştiriler çok daha sert olabilirdi. Çok daha Turkiye'yi hizaya getirici bir nitelik taşıyor olabilirdi ama bundan kaçındılar ve yapmadılar. Kritik nokta İran ile ilgili gelişmelerde bellim olacak. Turkiye orada Avrupa ile ortak hareket etmeye çalışıyor, oradan bir guvence buldu. Amerika, 'Ya bizimle hareket edeceksin ya da bizim karşımızda olacaksın' diyecek. İngiltere, Fransa, Çin, Rusya, İran ile ayrı bir odeme sistemi uzerinden ticaret yapma yolunu açıyorlar. Turkiye ona mı dahil olacak yoksa Amerika ile bir ara yol uzerinden mi anlaşacak? Avrupa, Turkiye'yi sıkıştırmıyor. Fakat Turkiye istediğinde de yardımcı olmuyorlar. Erdoğan yonetimi açısından Avrupa ile ilgili en onemli sorun bu. Bugun çok ciddi bir doviz ihtiyacı var. Avrupa bunu ben karşılamayacağım dedi. Dolayısıyla da ekonomik kriz ağırlaştığında gidebileceği başka bir yok. O da kuresel finans ve onun başında da Amerika duruyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.