Özet (TL;DR) @ 2018-09-25 08:02:24.879606: Türkülerinde hep "Garip" mahlasını kullanan ve ölümünün üzerinden 6 yıl geçen "Bozkırın Tezenesi" Neşet Ertaş, dillerden düşmeyen eserleriyle Anadolu insanının gönlünde taht kurmaya devam ediyor.
Anadolu Ajansı
25.09.2018 - 07:25 25.09.2018 - 07:25
Yaşamını surdurduğu İzmir'de 25 Eylul 2012'de hayatını kaybeden ve Kırşehir'de toprağa verilen bozlak ustası, 6. olum yılında çeşitli programlarla anılıyor.
Orta Anadolu Abdal kulturunun son temsilcilerinden Ertaş'ın ismi, Kırşehir'de Kultur ve Sanat Merkezi, Gonul Sultanları Kultur Evi ve birçok kurumda yaşatılıyor. Bozlak ustasının, babası Muharrem Ertaş'ın mezarının yanındaki kabri, yurt içinde ve dışından gelen sevenlerinin akınına uğruyor.
Yazar Yaşar Kemal'in ilk defa dillendirmesiyle "Bozkırın Tezenesi" olarak unlenen Turk Halk Muziği'nin efsane ismi, saz ve soz ustası Neşet Ertaş, 1938'de Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesinde dunyaya geldi.
Doğduğunda gelenek olarak gobeğinin ustune babasının sazı konulan Ertaş, Abdal kulturunun o zamanki temsilcilerinden olan babası Muharrem Ertaş ile gittiği duğunlerde once oyun oynayarak, daha sonra da sazıyla turkuler soyleyerek hayata atıldı.
Her Abdal çocuğu gibi muziğe doğuştan ilgisi olan Ertaş'ın ilk çalgısı, annesi Done Ertaş'ın çamaşır yıkama tokacına tel takmak suretiyle yaptığı oyuncak bağlama oldu. Okula gidemeyen ve okuma yazmayı ağabeyinden oğrenen Ertaş, kuçuk yaşlardan itibaren bağlama ve saz çalarak kendini geliştirdi.
Babası ile 8 sene boyunca Kırşehir'in ilçeleri, Nevşehir, Niğde, Kırıkkale, Yozgat ve Kayseri'de adeta koy koy gezerek kendi deyimiyle "duğunlere şenlik katan" Ertaş, daha sonra Kırşehir'de kendisi gibi yetenekli diğer muzisyenlerle Abdallar Topluluğu'nu kurarak duğunlerde sazını çalmaya devam etti.
Neşet Ertaş, 1957 yılının sonunda İstanbul'a gitti ve ilk plağı olan "Neden Garip Garip Ötersin Bulbul" turkusunu babasıyla seslendirdi. Anadolu'da halk ozanı olarak tanınmaya başlayan Neşet Ertaş, o tarihten sonra yeni plaklar ve kasetler çıkararak sanat hayatını surdurdu, İstanbul'da 2 yıl boyunca çalıştıktan sonra Ankara'ya yerleşti ve burada sahne almaya başladı.
Askerliğini tamamladıktan sonra çalıştığı bir gazinoda Leyla isimli bir kızla tanışarak evlendi. Bu evliliğine karşı çıkması nedeniyle babasıyla bir sure kuskunluk yaşayan Ertaş'ın eşinden 3 çocuğu dunyaya geldi.
Neşet Ertaş, parmaklarındaki felç nedeniyle 1978 yılında Almanya'ya giderek bir sure burada tedavi gordu, bu nedenle ara verdiği sanat hayatına 2000 yılında İstanbul konseriyle geri dondu.
Bozlak ustası Neşet Ertaş, UNESCO tarafından Somut Olmayan Kulturel Mirasın Korunması Sozleşmesi kapsamında Yaşayan İnsan Hazineleri Turkiye Ulusal Envanteri'ne alınarak "yaşayan insan hazinesi" kabul edildi. Ertaş, Suleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığı doneminde kendisine teklif edilen "devlet sanatçısı" unvanını ise "Herkes bu devletin sanatçısı" diyerek kabul etmedi.
Eserlerinde Anadolu insanının acılarını, kederlerini, sevinçlerini ifade eden Ertaş'a İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tarafından 2011'de fahri doktora unvanı verildi.
Bozlak kulturunun devamını sağlamak amacıyla Kırşehir Ustalar Muzik ve Oyun Topluluğu'nun kurulmasına onculuk eden bozlak ustası, 25 Eylul 2012'de İzmir'de tedavi gorduğu hastanede yaşamını yitirdi.
Ankara Guzel Sanatlar Üniversitesi Rektoru Prof. Dr. Erol Parlak, Neşet Ertaş'ın hayatını ve eserlerini "Garip Bulbul Neşet Ertaş" adı ile iki cilt kitap halinde yayımladı.
Turkulerinde ve yazdığı şiirlerde hep "Garip" mahlasını kullanan Neşet Ertaş, "Yalan Dunya", "Vay Vay Dunya", "Kırşehir'in Gulleri", "Neredesin Sen", "Gonul Dağı", "Muhur Gozlum", "Zuluf Dokulmuş Yuze", "Yaraladı Bu Aşk Beni", "Yolcu", "İki Buyuk Nimetim Var", "Hapishanelere Guneş Doğmuyor", "Evvelim Sen oldu, Ahim Sensin", "Seher Vakti", "Aşkın Beni Deli Eyledi", "Deli Boran", "Dertli Yoldaş", "Dinek Dağı" gibi dillerden duşmeyen turkuleriyle Anadolu halkının kalbinde taht kurdu.







Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.