Özet (TL;DR) @ 2018-09-23 08:17:21.107595: ‘Potanın Perileri’, İspanya’da dün başlayan ‘Dünya Basketbol Şampiyonası’nda yeni bir tarih yazmak istiyor... Peki onlar bu şampiyonaya nasıl hazırlandılar? Her şeyden öte bu ülkede kadın…



Yeni bir tarih yazma
vakti

Atakoy'deki Sinan Erdem Spor Salonu'nda bir akşamustu... A Milli Kadın Basketbol Takımı antrenmanda... Sporcular antrenorlerinin "Koş!" komutuyla beraber tek tek sahanın bir ucundan diğer ucuna 'uçuyor'. Dikkatlerini o kadar vermişler ki sahanın dışına donup bakmıyorlar bile... Onlar, yaz tatili doneminde, koca bir sezonun mental ve fiziksel yorgunluğu hala omuzlarındayken yoğun bir kamptalar. Birçok arkadaşları tatil yaparken ya da bireysel eksikleri uzerine çalışırken onların gundeminde, İspanya'da dun başlayan 2018 FIBA Dunya Basketbol Şampiyonası var.

Yeni bir tarih yazma
vakti

Turkiye'de kadın basketbolunun hikayesi, azim dolu olduğu kadar huzunlu de... 1950'lerin sonunda sadece İstanbul ve Ankara'daki kız liselerinde oynanıyordu. Nihayet 12 Eylul 1964'te milli takım çatısı altında ilk maça çıkıldı. Munih'te, Batı Almanya'ya karşı... Turk sporcuların sadece beş sayılık bir farkla yenilmesi umut verici olsa da uç yıl içinde oynanan milli maç sayısı, yediyle sınırlı kaldı. Sonrası, koca bir boşluk. Turkiye'de milli kadın basketbol takımının olmadığı bir donem var: 1967-1987 arası... Bu 20 yıl boyunca Erkek Milli Takımı'nın maçlarına devam ettiğini soylememize gerek yok.

Yeni bir tarih yazma
vakti

' Bir zamanlar hep ikinci plandaydık'

1987'de kaldıkları yerden devam... Özellikle ilk senelerde hep kaybettiler. Elemelerde başarısız olunca Avrupa Şampiyonalarına katılamadılar, Dunya Şampiyonası ve Olimpiyatlar da bir hayalden ibaretti. O milli takımın oyuncularından biri, Zeynep G ul Ene'ydi. Bugun A Milli Kadın Basketbol Takımı'nın menajeri olan Ene, donemin en iyi tanıklarından biri: **" Beşiktaş'ta ve Galatasaray'da oynarken ya şampiyon oluyorduk ya da ikinci... Buna rağmen, ne yaparsak yapalım, kadın sporcu olarak her zaman milli takımlarda ikinci planda olduğumuzu hissettim. Bize hep 'Siz bir başarılı olun da ondan sonra size yatırım yaparız' deniyordu. Mesela biz erkek milli takımının formalarını giyiyorduk, bize ayrı forma yapılmadı. Erkekler beş yıldızlı otelde kalırken, biz uç yıldızlı otelde kalıyorduk. Onlar maçlara direkt uçuşla giderken, biz daha ucuz diye uç aktarmayla gidiyorduk. Bu yıllarca boyle devam etti. Onlar bir yılda 15 milli maç oynarken, biz uç maça çıktığımızda 'Siz bu sene çok maç oynadınız' deniyordu."

Yeni bir tarih yazma
vakti

** Tu ğce Canıtez, çok çalışsalar da İspanya'da emeklerinin karşılığını alacaklarını soyluyor.

A Milli Kadın Basketbol Takımı'nın hikayesi, yarışa çok geriden başlayıp arayı kapatmak için çok çalışan bir takıma yaraşır turden... 2011'de Polonya'da duzenlenen 33. Avrupa Şampiyonası, onemli bir tarih mesela. Finalde Rusya'yla oynayıp Avrupa ikincisi oldular. 2012'de Olimpiyat beşinciliği, 2013'teki Avrupa Şampiyonası'nda bronz madalya, 2014 FIBA Kadınlar Dunya Şampiyonası'nda dordunculuk derken hep yukarı doğru giden bir ivme yakaladılar.

Şimdi hedeflerinde İspanya'dan madalyayla donmek var. Zeynep G ul Ene, "Başka bir milli takımımız yok. Kadın basketbolu, ulkemizde hak ettiğinden daha az bilinen bir spor branşı. Oysa sporcular inanılmaz emek veriyor. Birçoğu Avrupa kupalarında da oynuyor, sezonun yorgunluğunun ardından bizimle kamp yapıyor. Aylarca evlerine gidemiyorlar, sosyal hayatları kalmıyor. Bu çok onemli bir fedakarlık. Tek isteğimiz, Tenerife'de bu emeğin karşılığını almak" diyor.

Yeni bir tarih yazma
vakti

Ko ç onlardan çok 'Memnun'

Şampiyona oncesi koç Ekrem Memnun'la da konuştuk. "Kadın basketbolunun seyircisinden çok, takipçisi var. Sosyal medyadan, televizyondan takip eden bir grup var ama salona gelenlerin sayısı az. Kadın basketbolu için iletişimin daha iyi yapılması gerektiğini duşunuyorum" diyen Memnun bir anısını anlatıyor: "Galatasaray'da çalıştığım donem, 'Eurolig şampiyonu' olduk. Bu, bir Turk takımı için ilkti. Ondan sonraki ilk maçımızda sadece yedi bilet satılmıştı, çok uzulmuştum. Kadın basketbolu daha mı az destekleniyor yoksa oyun mu daha az seviliyor, bilmiyorum. Herkesin sorumluluğu olduğunu duşunuyorum. Antrenorlerin, yoneticilerin, kuluplerin ve pazarlama ekiplerinin... 30 senelik antrenorum. Kaba bir hesapla, kuluplerin basketbol okullarına gelen çocuklar, anne-babaları, kardeşleri ve 1-2 arkadaşı derken 150 bin kişiye dokunmuş oluyoruz. Biz 150 bin kişi içinden bir kulubun kadın takımını takip edecek 1500 kişi çıkarabilirdik!"

Yeni bir tarih yazma
vakti

Tilbe Şenyurek, "Bu sporun kadını-erkeği yok. Aynı eforu ortaya koyuyoruz" diyor.

Ev han ımı olmamız gerektiğini duşunenler var

Milli takımın en kuçuğu, 18 yaşındaki İ layda Guner. Guner, asosyalliğini kırması için basketbola gonderilmiş. Şimdi daha kolay arkadaş edinen biri olduğunu duşunuyor. Tilbe Şenyurek ise onu en mutlu eden şeylerden birinin, dolu bir tribun karşısında oynamak olduğunu anlatıyor. Peki, tribun her zaman dolu mu? Hayır... Şenyurek'e gore Ankara'da oynanan milli takım maçlarında tribunler İstanbul'a gore daha çok dolu olsa da kendilerine şunu sormadan edemiyorlar: " Sosyal medyadan destekliyorlar, o zaman maça gelen seyirci sayısı neden bu kadar az?" Şenyurek, erkek basketbolculara gosterilen ilginin çok daha yuksek olduğu goruşunde: " Bunun uzuntusunu yaşıyoruz. Cinsiyetçilik demek istemiyorum ama erkek basketbolunun daha eğlenceli olduğunu soyluyorlar. Bence basketbolun kadını-erkeği yok. Biz de aynı eforu ortaya koyuyoruz. Turnuva kaçırmadık, mutlaka çeyrek finali goruyoruz, ilk beşteyiz. Başarılı olduğumuzu duşunuyorum." **

Yeni bir tarih yazma
vakti

Olcay Çakır Turgut, basketbol aşkına 12 yaşında ailesinden ayrılıp Manisa'dan İstanbul'a taşındı.
**

' Benim işim de bu'

Fenerbahçe'de oynamak için 12 yaşında ailesinden ayrılıp Manisa'dan İstanbul'a gelen Olcay Çakır Turgut'un da bu konuda soyleyecekleri var: " Ev hanımı olmamız gerektiğini duşunenler var. Ama benim işim de bu ve çok buyuk başarılarımız var. Erkekler daha fazla destek ve ilgi goruyor. Bazen 'Ülkemizi iyi temsil etmiyorsunuz, size verilenleri hak etmiyorsunuz' yazanlar oluyor. Bu yorumlar kırıcı. Sanki kotu bir şey yapıyormuşuz gibi hissettiriyorlar. Çabalıyoruz, emek veriyoruz." Turgut, kendisine surekli " Ne kadar şanslısın, butun ulkeleri geziyorsun" dediklerini de soyluyor. Peki, gerçekten oyle mi? Fenerbahçeli sporcu Tu ğçe Canıtez anlatıyor: " Gittiğimiz ulkede sadece basketbol salonunu goruyoruz. Gunun geri kalanı yolda, uçakta ve sahada geçiyor. Bir markete gidersek işte o ekstra oluyor."

" Sporcuyu ne kadar çok koşturursam o kadar iyi olur" anlayışı geride kaldı

Milli Takım sporcuları arasında 7 Mayıs'tan beri kampta olanlar var. Bazı gunler yoğun, bazı gunler daha hafif antrenmanlar tercih ediliyor. Yıllar içinde antrenman sistemi de iyileşti. "Sporcuyu ne kadar çok koşturursam o kadar iyi olur" anlayışı geride kaldı. A Milli Kadın Basketbol Takımı, iki yıldır 'catapult' adlı bir aletle çalışıyor. Bu, içinde GPS olan bir yelek. Antrenmanda oyuncu kaç metre koşmuş, kalbi kaç atıyor, tum ayrıntılar monitorde goruluyor. Sporcular, antrenman sonrası soğuma hareketlerini yapıyor. Kuçuk bir hatırlatma: Turkiye'nin maçları TRT SPOR'dan naklen izlenebilir.