Özet (TL;DR) @ 2018-09-23 08:17:15.893662: “Colette” ve “Fındıkkıran ve Dört Diyar” (The Nutcrackers and The Four Realms) adlı filmlerin başrol oyuncusu Keira Knightley ile Barbaros Tapan Los Angeles’ta buluştu. Tapan, İngiliz oyuncuyla…
◊ "Colette" onceki gun Amerika'da gosterime girdi. Harika bir performanstı, tebrik ederim. Film, Fransız yazar Sidonie Gabrielle Colette'nin hayat hikayesini anlatıyor.
Kocas ı Parisli yazar Henry Gauthier-Villars'ın kendi ismiyle yayınlanan kitabını eşi Colette gizli olarak yazıyor. Kitap çok buyuk başarı kazanınca ise yazdıklarını sahipleniyor. "Colette"nin hayata meydan okuyan hikayesini izledik. Siz onun ozguvenini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bence ozguven bir sureç, herkeste hemen ortaya çıkmıyor. Colette'de benim hoşuma giden şey korkusuz değil cesur olmasıydı. Yani korkularıyla yuzleşecek cesareti vardı.
◊ Y onetmen Wash Westmoreland filmde cinsel kimliklerin de araştırıldığından bahsetti. Biraz açar mısınız bu konuyu?
- Şoyle ki Colette iki cinsiyetli olduğunu soyluyor ve bizlere dayatılan kalıplara karşı çıkıyor. 1800'lu yılların sonundan bahsediyoruz bu arada... Kadınlar buyuk, kabarık elbiseler giyiyor. Nasıl erkek gibi davranabilirler diye duşunebilirsiniz. Mesela o donemde kadınlar ayakları ve kolları birbirine yakın, koltukta çok yer kaplamayacak şekilde otururmuş, erkekler ise daha rahat bir şekilde. Colette de erkeklere ozgu fiziksel tavırlar sergilemekten çekinmemiş. Öyle davrandığı için de kimseden ozur dilememiş. Kendini olduğu gibi kabul ettirmek istemiş.
◊ Colette 'nin elbiselerine bile yansımış bu başkaldırı...
- Evet... Daha maskulen giyiniyor. Dik yakalar, kravat tarzı fularlar... Kadınların erkek gibi giyinmesinin yasak olduğu donemde bile maskulen bir tarz yaratmış. Biliyor musun, ben de çocukken buyuyup erkek olacağım diye duşunurdum. Çunku oyun parkında biz kızlar guçlu olsak da yanımıza gelip "Hayır biz varız, sizden daha guçluyuz" hissi veriyorlardı. Tabii ki oyle değillerdi ama oyle davranıyorlardı...
◊ S oylediğiniz oldukça ilginç geldi. Yeniden doğma şansınız olsaydı erkek olarak dunyaya gelmek ister miydiniz?
- Asla... Hayat çok kolay olurdu o zaman. Bir de beyaz adam olarak doğduğumu duşunsene, tum dunya ayaklarımın altında olurdu. Hiç ilgimi çekmez. Savaşmak daha guzel...,
İ Yİ ANNE OLMAYI DENİYORUM
◊ Biraz kad ın olarak gerçek hayattaki anne ve eş rollerinizden konuşalım o zaman...
- Evet onlar da rol ama aynı zamanda benim hayattaki en onemli seçimlerim. Çocuğum olmasını seçtim, sevdiğim ve yanında olmak istediğim partnerle evlenmeyi seçtim. Olduğum gibiyim, daha iyi anne olmayı deniyorum. Ama ne kadar denersem deneyeyim, hatalarım olacak. İyi gunler, kotu gunler olacak ama hep kızımın annesi, kocamın da eşi olacağım.
◊ Filme geri d onmek istiyorum, Colette Parisli yazarla evlenince ortamı değişti. Daha luks bir çevreye girdi. Siz kendinizi hangi ortamda daha rahat ifade edebiliyorsunuz?
- Bence kimse dumduz değil. Colette ile başlayacağım... Tamamen dışa donuk, ilgiyi seven, tanınmaktan hoşlanan biri ama aynı zamanda kuçuk bir kasabadan gelmiş, yalnızlığı, kendi kendine kalmayı seven bir kadın.
Bu ikilikler hepimizin hayatında var. Kendimden ornek verirsem, film setlerinde kalabalığın içindeyim, yaptığım iş ilgi çekiyor ama ozel hayatımda hiç boyle biri değilim. Tamamen sakin, ozel ve gizli bir hayatım var.
◊ Colette kocas ı adına yazarken kocasının kendisine hiç kredi vermemesi size neler hissettirdi?
- O doneme bakalım. Colette yazmaya başladığında kadın yazar yoktu. O donemde Colette "yazar olup para kazanacağım" diyemezdi. İlişkilerine gelirsek, biri para kazanıyor diğeri destekliyor. Yazar olarak tanınan, para kazanma olasılığı yuksek olan erkek taraf. Dolayısıyla Colette de kocasını destekliyor. Sonra kocasının en buyuk hit eserini yazıp kendine en kuçuk kredi bile verilmeyince Colette'de bir uyanış oluyor.
◊ Size de yapt ığınız bir işten dolayı kredi verilmediği, başkasının ustune konduğu bir durum oldu mu?
- Benim hakkım olan krediyi başkasının almasına hiç izin vermedim.
◊ Ge çenlerde uçakta "Bend It Like Beckham"ı izledim. Futbol alanında da oldukça yetenekliymişsiniz. Önceden oynuyor muydunuz?
- Kızımla oynuyoruz. Gerçi kızım futbolun mantığını sevmiyor. "Eller varken neden ayaklarla uğraşıyoruz" diyor. (Guluyor)
◊ Peki futbol ma çlarını izlemeyi sever misiniz?
- Evet, hatta ara sıra maçlara da giderdim. Ama şimdi evde saplantılı bir futbol hastası ile yaşadığım için tum zevkim kaçtı. Zaten eşimin tuttuğu takımı da desteklemiyorum.
◊ Hangi tak ım?
- O Tottenham Hotspur'u destekliyor, ben ise West Ham United'ı...
◊ Ge çenlerde okul mezuniyet toreninde arkadaşınızı optuğunuz için başınızın belaya girdiğini okudum. Bu olay doğru mu?
- Evet... 15-16 yıl onceydi. Mezuniyet torenimde balonların altında herkesin yaptığı gibi opuştuk.
Bizim fotoğraf olay oldu, uygunsuz bulundu.
Çunku iki kız opuşmuştuk. Şimdi İngiltere'de boyle bir durum olsa sorun olacağını zannetmiyorum.
◊ Etkilendi ğiniz kadınlar oldu mu?
- Cinsel olarak mı?
◊ Be ğendiğiniz kadınlar diye sorayım...
- Evet, oldu. Kimler olduğunu soylemeyeceğim, eşimin hoşuna gideceğini zannetmiyorum ama oldu.
BU FiLMi NASIL ÇEKTiK BEN DE ANLAMADIM
◊ Gelelim T urkiye'de de 1 Kasım'da gosterime girecek "Fındıkkıran ve Dort Diyar" (The Nutcrackers and The Four Realms) filminize...
- Hala filmin bitmiş halini gormedim. Filmde buyuk pembe bir pasta gibi gorunuyorum... Uzun zamandır ciddi, duygusal, ağır filmler yapıyorum. Boyle eğlenceli bir projede yer almayı uzun zamandır istiyordum. Pembeler içinde tatlı bir karakter oynamak guzel bir değişiklik oldu.
◊ Y onetmenlerin çalışma tarzını hep merak ederim. "Fındıkkıran ve Dort Diyar"daki yonetmeniniz Lasse Hallstrom ile çalışmak nasıldı?
- Lasse en baştan bana kaosu seven bir yonetmen olduğunu soyledi. Tahmin edemezsin, gerçekten kaosu seviyor! Prova yapmamıza izin vermedi. Bir sahneyi başından sonuna kadar çekmedi. Filmi nasıl çektik, ben de anlamadım. Çok ilginçti... Ortaya nasıl bir şey çıktı ben de merak ediyorum.
KENDiMi AVRUPALI HiSSEDiYORUM
◊ Neden Los Angeles 'ta oturmayı tercih etmiyorsunuz?
- Çunku kendimi çok Avrupalı hissediyorum. Avrupa Birliği'nden ayrıldıktan sonra kendimi daha çok Avrupalı hissediyorum.
İngiltere'ye bağlıyım. Doğduğum yer, yetiştiğim kultur sonuçta... Amerika'ya da gelmeyi seviyorum...

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.