Özet (TL;DR) @ 2018-09-23 08:17:00.572170: 20’nci yüzyılın en önemli opera sanatçıları arasında gösterilen Leyla Gencer, aramızdan ayrılışının 10’uncu yılında çeşitli etkinliklerle anılıyor.
15 ulkeden 44 şancının yarıştığı Leyla Gencer Şan Yarışması onumuzdeki hafta sonuçlanacak. Sanatçının ozel eşyalarına ve farklı donemlerinden kayıtlarına yer veren 'Leyla Gencer: Primadonna ve Yalnızlık' sergisiyse 15 Ekim'e kadar surecek. Serginin kuratoru, eski İstanbul Devlet Opera ve Balesi Muduru ve Genel Sanat Yonetmeni, Mimar Sinan Guzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yekta Kara, 'operanın Turk divası'nı anlattı: "Usta yorumcu, klasik opera yapısının dar sınırını aşmış, oynadığı rollerin biçemini canlı, yetkin kişiliğiyle yoğurmuştur. Her muzik cumlesine anlam, gerilim ve oyun katabilmiştir."
Opera ve çoksesli muzik alanında ulkemizin yetiştirdiği, yurtdışında bizi en geniş kapsamlı, en uzun sureli ve en mukemmel biçimde temsil etmiş tek sanatçı hiç kuşkusuz primadonna Leyla Gencer'dir. Primadonna kime denir? Opera sahnelerinde başrol oynayan kadın sanatçılara mı? Bu yan ıt kısmen doğru; çunku her başrol oyuncusu, primadonna olamaz. Kişilik, karizma, geniş bir seyirci kitlesini etkileme ve peşinden surukleme gucu, dunyanın en buyuk, en seçkin tiyatrolarında sahneye çıkabilme, az sayıda konser ve temsille sınırlı kalmayıp zirvede geçirilen uzun yıllar, kendisinden sonra gelen nesillerin bile aşamadığı ustun başarılar bu unvanı kazanmada tayin edicidir.
Ate şli iç dunyası...
Peki, nasıl primadonna olunur? Ses ve teknik yeterli mi? Elbette hayır. "Yorumun en buyuk duşmanı tekniktir" der unlu kemancı Yehudi Menuhin. Ger çekten de salt teknik beceriye saplanıp kalmış, 'guzel ton uretme' endişesiyle çabalayan, duygudan, yorumdan yoksun, kendini sadece sesine odaklamış şancıların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Oysa primadonna olabilmenin onkoşulu, guzel sesin, sağlam tekniğin otesinde iyi bir oyuncu, guçlu bir yorumcu ozelliğini kazanabilmektir. Tıpkı Leyla Gencer gibi.
Gencer, konuşurcasına şarkı soyler, doğallığının yanı sıra butun benliğini koyar ortaya. Her tur duygunun gokkuşağını sunar izleyicisine;, coşkuyla, tutkuyla canlandırır oynadığı karakterleri. En s ıradan, klişe figurlere bile yaşam kazandırmış bir sanatçıdır o. Yorumculuğunun ustun nitelikleri de elbet bu ozelliklerinden kaynaklanır. Usta yorumcu, klasik opera yapısının dar sınırını aşmış, oynadığı rollerin biçemini canlı, yetkin kişiliğiyle yoğurmuştur. Her muzik cumlesine anlam, gerilim ve oyun katabilmiştir. Canlandırdığı farklı karakterlere getirdiği yeni boyutlar, etkileyici anlatımı ve ateşli iç dunyasında bir fırtına gibi esen duygularının dışavurumuyla yalnız çağdaşı sayılan meslektaşlarına değil, genç kuşaklara da yol gosterici olmuştur.
M uziğin ozgur esinine inanan ve sanatçının ancak guçlu tutkularla yucelebileceğinin farkında olan Leyla Gencer, gelişmeye olan inancını da hep diri tutar. Bıkıp usanmadan çalışıp çok geniş bir repertuvar yapar. Massenet'nin 'Werther'indeki 'Charlotte'tan Verdi'nin 'La Traviata'sındaki 'Violetta'ya, Çaykovski'nin 'Maça Kızı'ndaki 'Lisa'dan Mozart'ın 'Don Giovanni'sindeki Donna Elvira'ya varıncaya dek değişik bestecilerin farklı operalarında, bambaşka ses ozelliklerini içeren partileri yorumlar.
Gluck ile Verdi arasındaki donemi kapsayan rolleriyse gerçek bir efsanedir. Ö zellikle Bellini ve Donizetti'nin kahramanlarına, bu iki onemli belcanto bestecisinin yarattığı kraliçe karakterlerine kattığı yorumla, opera tarihindeki rakipsiz konumunu pekiştirmiştir. Belcanto repertuvarının İtalya'da yeniden doğuşunu sağlayan sanatçı Leyla Gencer'dir. Belcanto okulunun çok onemli bir unsuru olarak kabul edilen orkestra şefi Gavazzeni ile kurduğu sanatsal işbirliği, bu repertuvarın 20'nci yuzyılın ikinci yarısında tekrar gundeme gelmesinde, opera sahnelerinde yer alarak başarı kazanmasında çok onemli bir etken olmuştur. Ondan başka hiçbir soprano, belcanto partilerinin tumunu bu yetkinlikte yorumlayamamış, Gencer'in gosterdiği ustun başarıya ulaşamamıştır.
Unutmamak gerekir ki, 1950'li ve '60'lı yıllarda opera dunyasında muthiş bir yarış vardır. Leyla Gencer i şte o zor donemde, opera dunyasında yer alan çok sayıda olağanustu iyi şarkıcıyı geride bırakarak, zirveye tırmanma ve bir omur boyu orada kalabilme başarısını gosterir. La Scala'da -yani opera evreninin tartışmasız en onemli kurumunda- 50 yıl baş tacı edilmiş, hala onunde saygıyla eğildiğimiz ve eğileceğimiz, ulkemizin yetiştirdiği efsanevi sanatçıdır o.
Leyla Gencer aynı zamanda kılı kırk yaran bir araştırmacı olmuş, pek çok opera kurumunun şiddetle gereksinim duyduğu dramaturgluk işlevini ustlenmiştir. Opera arşivlerinin tozlu raflarını araştırıp, eski, unutulmuş operaları bulup çıkarır, onları yeniden ve kendine ozgu bir biçimde yorumlayarak dunya operasına onemli katkılar sağlar. Gencer gen ç yaşta, operanın evrensel bir sanat olduğunu goz ardı etmemiş, uluslararası platformda yer alabilmek için kendini donanımlı kılmıştır. Kulturel altyapısının sağlam oluşu, kuçuk yaşta oğrendiği yabancı diller, çok okuması, muzik kulturunun gelişmesinde de onemli rol oynar. Sanatçı olarak kimsenin izinden gitmez, taklitten kaçınır, daima 'kendisi' olur, gerek şan tekniğinde, gerek yorumlarında son derece şahsiyetli, tamamen ozgun bir yol izler. **Her zaman i çin gerçek, sahici kimliğini korur, ne sahne ustunde, ne ozel yaşamında asla 'miş' gibi davranmaz.
** Vakur duru şuyla hayranlarına daima biraz mesafeli kalmıştır. Özel yaşamını geri planda tutmuştur. Sadece urettiği işlerle gundeme gelmiş, oynadığı her rol, verdiği her temsil buyuk olay olmuştur.
Bedel odedi mi?
Batılıların ona verdiği adla Leyla Gencer 'mutlak primadonna'dır. Vakur duruşuyla hayranlarına daima biraz mesafeli kalmıştır. Özel yaşamını geri planda tutmuş, mahremiyetini hep korumuştur. Sadece urettiği işlerle gundeme gelmiş, oynadığı her rol, verdiği her temsil, yaptığı her konser buyuk olay olmuştur. Herkesin saygısını ve hayranlığını toplamıştır. M ukemmeliyetçidir. Sonuçlardan kolay hoşnut kalmaz, azla yetinmez, kendisine ve başkalarına yonelik eleştirilerinde musamaha gostermez. Onun için sanat ve sahne kutsaldır çunku. Çıtayı hep en ustte tutar, asla kolaycılığa kaçmaz. Bu mesle ğin nasıl zorlu bir yarış olduğunu en iyi o bilir. Ve bu yuzden yaşamındaki her şeyi ikinci plana itip kendini butunuyle sanatına, operaya adamıştır.
Peki, bunları yaparken bedel odemedi mi hiç? Ödedi elbet; hem de çok... Her gerçek primadonna gibi o parıltılı dunyanın gerisinde fevkalade yoğun bir çalışma temposuna, sahnede durmaksızın verilen sınavlara, evde ya da otel odalarında, surekli oğrenerek geçirilen yalnız gunlere, gecelere dayalı bir yaşam surdu Leyla Gencer. Vatanından, ailesinden, dostlarından, eşinden uzakta...
' Leyla Gencer: Primadonna ve Yalnızlık' sergisi 10 Ekim'e kadar açık
Borusan Sanat'ın işbirliğiyle, İstanbul Kultur Sanat Vakfı (İKSV) tarafından
duzenlenen, kuratorluğunu Prof. Yekta Kara'nın yaptığı 'Leyla Gencer:
Primadonna ve Yalnızlık' sergisi, 10 Ekim'e kadar pazar hariç her gun
10.00-18.00 saatleri arasında Beyoğlu'ndaki Borusan Muzik Evi'nde
ziyaretçilerini bekliyor. Sergi; Leyla Gencer'in kişisel eşyalarından ozel bir
seçkiyle birlikte yaşamının farklı donemlerine ait kayıtlara odaklanıyor.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.