Özet (TL;DR) @ 2018-09-22 08:20:26.223681: Bundan üç yıl önceydi. Bir havalimanında Buket Uzuner’i aramış söyleşi yapıyordum. Bana ‘Toprak’ı anlatıyordu. ‘Tabiat Dörtlemesi’nin ikinci kitabını... Aradan üç yıl geçti. Bu kez aradığım kişiye…



Tabiat D ortlemesi' romanlarınızın uçuncusu 'Hava', uç yıl aradan sonra yayımlandı. Neden bu kadar uzun surdu?

- Son yıllarda bazı okurlar romanları 'fazla uzun surede yazıyorum' diye ciddi ciddi sitem ediyorlar bana. Oysa on yıl oncesine kadar, bir yazara daha teri soğumadan bir sonraki romanı sorulmazdı, biz sormazdık hiç. Yazarın, yazdıklarını demlemesi gibi okurun da okuduğunu zihnen hazmetmek için zamana yayması doğaldı. Şimdi kitapların bile 'raf omru' diye bir kavram var! Bu belki her yıl bir roman yazan yazarların ortaya çıkmasıyla tıpkı fast-food tipi hızlı beslenme gibi kitaplar da çabuk okunuyor. Halbuki teknoloji ne kadar ilerlemiş, hayatlarımız hız kazanmış olsa da taş devrindeki insanın yediklerini hazmetme suresiyle bizimki arasında hiçbir sindirim evrimi geçirmedik. Kapitalist sistem daha çok satsın diye, hızlı yazan yazarlar istiyor ve bunları uretiyor. Ben onlardan değilim, olamam ve olmam da. Bir okur olarak benim sevdiğim yazarlar da yazıyı demleyenlerden.

' Hava' için de diğerlerinde olduğu gibi on araştırmalarınız ve saha çalışmalarınız oldu mu?

- Evet, roman için araştırmaya bayılıyorum. Sadece konuları, karakterleri değil, mekan çalışmayı da çok seviyorum. 'Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu' romanı için Çanakkale koylerinde beş yıla yakın yaşadım, bu sırada oğlum çok kuçuktu, maddi ve manevi zorluklar yaşadım ama hiç şikayetçi değilim, çunku mekan bir romanın ana karakteridir ve mekanın toprağıyla kulturunu anlamak iyidir. 'Hava' romanı için Kayseri ve Kapadokya'da çalıştım. Dunyanın ilk tıp okullarından birini Kayseri'ye kuran Selçuklu kadın sultanı Gevher Nesibe'yi ve eski Turklerin kadim geleneklerinde kutsal saydıkları karakuşu, yani kartalı araştırdım.Tabii hava deyince akla ilk gelen iklim ve hava kirliliği de romanın meselelerinden biri oldu.

Buket Uzuner son romanı 'Hava'yı anlattı: Tabiat anaya ihanet, butun
destanlarda felaket getirir ve her destanın arkasında gerçek bir hikaye
vardır

Betonu a ğaçla, toprağı GDO'suz atalık tohumla, suyu HES'siz akışıyla, bortu boceği tabiattaki değe riyle gormeye korleştiğimiz surece hasta çocuklarımız, torunlarımız olacak.

Ger çekten bu seri Şamanlığı mı anlatıyor?

- Adına ozellikle 'Tabiat Dortlemesi' dediğim bu dizi, tabiatla insan arasında bozulan aşk ilişkisini anlatıyor. Yani aslında bu bir aşk dortlemesi. Hikaye çok klasik: İnsan, en buyuk aşkı olan tabiata ihanet etti, o da şimdi intikam alıyor. Yalnız tabiatın intikamı insan turunu bu gezegenden tamamen silebilir. Bunlar benim romantikleştirdiğim ilişkiler değil, çunku tum dunya kulturlerinde tabiata binlerce yıl 'tabiat ana' denmiş. Onun doğurgan, guçlu ve bereketli varlığı, canı ve ruhu olan insani dişi bir karakterle ozdeşleştirilmiş. İnsanlık tarihi içinde tabiata en çok saygı duyan geleneklerden biri şamanlık olmuş. Kızılderili dediğimiz, Amerikalı yerli halklar, Guney Sibirya'daki Turk kabileleri, İskandinavya'daki Pagan Vikingler gibi... Ben sadece onların tabiata gosterdiği saygı ve sevgiyi hatırlamamızı onemsiyorum. Hatırlarsak belki ağaçlara, hayvanlara, bortu boceğe, arıya, yunusa, geyiğe, kartala, toprağa, suya ve havaya ihanetten vazgeçebiliriz!

Peki siz Şaman mısınız?

- Hayır, ben Şaman değilim. Turkçe soylersek kam değilim. şamanlığın tabiata saygısı ve sevgisine, insanları cinsiyetlerine gore ayırmayan, fazla tuketmenin saygısızlık olduğu, başkalarını yargılamayan guçlu felsefesine hayranım.

Defne, bu kez bizi nerelere g oturecek, ne gibi maceralar yaşayacak?

- Gazeteci Defne Kaman, edebiyatımızda adı ve soyadıyla anılan ender kadın kahramanlardan biri. Üstelik yetişkin bir kadınken macera yaşayan bir karakter. Macera, hayatta ve edebiyatta sadece oğlan çocukları ve erkekler için hoş gorulur çunku. Araştırmacı-gazeteci Defne Kaman bu kez nukleer enerji ve iklim değişikliği konularında çalışıyor. Eğer işler yolunda giderse yakında bir Netflix dizisi olma şansına kavuşarak, dunyaya da şanını duyuracak. Bu konuda yapımcı ve iletişimci arkadaşım Elif Dağdeviren'in Defne Kaman hayranlarına bir surprizi olabilir, ben de bu kadarını biliyorum şimdilik.

Buket Uzuner son romanı 'Hava'yı anlattı: Tabiat anaya ihanet, butun
destanlarda felaket getirir ve her destanın arkasında gerçek bir hikaye
vardır

Sizce bug un Turkiye'nin en buyuk çevre sorunu nedir?

- Bence oncelik, bizim enerji için fosil yakıt, petrol ve komur kullanıyor olmamız. Bunların da ne surdurulebilir  ne de  temiz enerji oluşuyla ilgili muazzam hava, toprak ve su kirliliğine bağlı olumcul sağlık sorunları yaratması. Betonu ağaçla, toprağı GDO'suz atalık tohumla, suyu HES'siz akışıyla, bortu boceği tabiattaki değeriyle gormeye korleştiğimiz surece hasta çocuklarımız, torunlarımız olacak. Tabiat anaya ihanet etmek butun masal ve destanlarda felaket getirir. Her destan ve masalın arkasında gerçek bir hikaye vardır. daha çok karışıyorum.