Özet (TL;DR) @ 2018-09-20T19:59:51.000Z: ABD Başkanı Donald Trump'ın 43. ABD Başkan George W. Bush'a Afganistan ve Irak işgalleri sebebiyle yönettiği eleştirileri, Emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu ve ABD uzmanı Özdemir Akbal, Sputnik'e…



ABD Başkanı Donald Trump'ın 43. ABD Başkan George W. Bush'a Afganistan ve Irak işgalleri sebebiyle yonettiği eleştirileri, Emekli Buyukelçi Faruk Loğoğlu ve ABD uzmanı Özdemir Akbal, Sputnik'e değerlendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, ulkesinin tarihindeki gelmiş geçmiş en buyuk hatanın, ABD'nin 43. Başkanı George W. Bush'un Afganistan ve Irak işgalleri olduğunu soyledi. Hill TV'ye verdiği roportajda Trump ''Ülkemizin tarihinde yapılmış, gelmiş geçmiş en kotu hata, ABD'nin Bush tarafından Ortadoğu'ya sokulmasıdır" ifadelerini kullandı. Trump'ın bu sert sozleri, ulkesinin YPG'nin de içerisinde yer aldığı Demokratik Suriye Guçleri'ne yuzlerce TIR silah yardım yapmaya devam ettiği bir donemde gelmiş olması itibariyle dikkat çekici oldu. Başkanlık adaylığı doneminden bu yana sık sık ABD'nin Ortadoğu'dan çekilmesi gerektiği soylemleriyle one çıkan Trump bu ifadelerle, ulkesini bolgeden çekme niyetine işaret ediyor olabilir mi? Trump, bu sozleriyle ABD'nin bolgeden çıkmasına yonelik niyet beyan ediyorsa, Suriye'nin kuzeyinde DSG'ye yapılan silah yardımının hız kesmemesi onemli bir çelişki değil mi? Sputnik'in bu sorularını, Emekli Buyukelçi Faruk Loğoğlu ve ABD uzmanı Özdemir Akbal yanıtladı.

' TRUMP'IN SÖZLERİ KASIM'DAKİ ARA SEÇİMLERE YÖNELİK OLABİLİR'

Trump'ın sozlerinin Kasım ayında gerçekleşecek ara seçimlere az zaman kala sarf edildiğinin altını çizen Loğoğlu "Başkan Trump'ın yaptığı bu açıklamanın Amerikan iç politikası bakımından ilginç bir yonu var. Bir cumhuriyetçi başkanın, başka bir Cumhuriyetçi başkana çok ağır ifadelerle ve ağır bir şekilde yuklenmesi son derece ilginç. Bunun Cumhuriyetçi Parti içerisindeki dengeler açısında ne gibi sonuçları olur veya Kasım ayında yapılacak ara seçimlere ne gibi bir etkisi olur, bunu kestiremiyorum. Ama bu açıklamanın mutlaka bir etkisi olacaktır. Trump'ın herhalde kendine gore bir bildiği var ki durup dururken boyle bir çıkış yaptı" yorumunda bulundu.

Loğoğlu "Trump tum ilişkileri, savaşları rakamlar uzerinden, maliyetleri itibariyle değerlendiriyor. Trump 'şu kadar trilyon dolar harcandı' dediği zaman bu belki de Amerikan kamuoyu bakımından olumlu bir etki yapacaktır. Trump bu çıkışını 'ABD bunları dışarıda harcamasa, ulke içerisinde harcasa bunun topluma çok daha olumlu etkisi olur' algısı oluşturmak adına yapıyor da olabilir" diye konuştu.

' BUSH'UN HAMLESİNİ YANLIŞ BULUYORSA, TRUMP NEDEN AFGANİSTAN, IRAK VE SURİYE'DEN ÇEKİLMİYOR?'

ABD Başkanı'nın açıklamalarının 'tarihi gerçeklere uymadığını' soyleyen Loğoğlu "Trump'ın bu sozleri tarihi gerçekliğe uymuyor. ABD'nin Ortadoğu'ya, buna Afganistan, Pakistan, İran ve diğer ulkeleri katarsak, mudahil oluşu George W. Bush'tan çok daha evvelki yıllara dayanır. Dolayısıyla George W. Bush, ABD orada hiç yokken, ulkeyi oraya sokmuş değil. Boyle bir değerlendirme tarihi gerçeklere aykırı olur. Trump bunun yerine 'Saddam Huseyin'e yonelik savaş başlatılması gereksizdi, tutarsızdı, inandırıcı değildi veya yanlıştı. Bu savaş buyuk felaketlere yol açtı' deseydi; o zaman açıklama daha inanılır bir çıkış olabilirdi. Ancak cepheden Bush'u Ortadoğu'ya sokmakla suçlaması inandırıcı değil" dedi.

Loğoğlu "İkinci onemli bir nokta daha var. Madem Trump'a gore bu, bu kadar yanlış bir şeydi; o zaman kendi yonetiminin Afganistan'dan, Irak'tan hatta Suriye'den çekileceğine dair neden en ufak bir işaret yok? Hatta Trump yonetimi, Afganistan için yeni bir strateji ortaya koydu, ona gore hareket ediyor. Yani Amerika hala Trump'ın gitmemesi gerektiğini soylediği yerlerde varlığını surduruyor. O nedenle de Trump'ın soylediğini objektif anlamda anlamak, kabullenmek mumkun değil" dedi.

' TRUMP'IN TUTARLI OLDUĞU TEK KONU İRAN'DAKİ REJİMİ DEĞİŞTİRME SAPLANTISI'

Peki, Trump'ın bu sozleri ulkesini bolgeden çekme niyetine işaret ediyor olabilir mi? Loğoğlu bu soruyu ise şoyle yanıtladı:

"Olabilir ancak Trump, Suriye'den çekilmeye ilişkin niyetini daha once çok daha net şekilde ifade etmiş olsa da ABD, halen Suriye'de varlık gosteriyor. Hatta kendisinin tayin ettiği ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey kısa bir sure once 'ABD'nin Suriye'den çekilmeyeceğini, ABD'nin orada hala işi olduğunu' soyledi. Bu noktada Trump'la ilgili vurgu yapılması gereken konu, Trump'ın İran saplantısı. Trump, İran'la uğraşıyor. Trump, İran'la uğraşırken bir noktada Suriye ve İsrail'e yaklaşımları da İran'a olan bakış açısından etkileniyor. Evet belki, henuz İran'a yonelik askeri bir operasyon ufukta gorunmese de gidişat boyle surerse operasyon bile gundeme gelebilir" dedi ve şoyle ekledi:

"ABD'nin PYD/YPG ile ilişkileri ve YPG'nin Fırat'ın doğusundaki varlığının surmesi Amerika'nın işine geliyor. Onlarla işbirliği yaparak olası bir İran saldırısı durumunda Turkiye'deki usleri kullanamayacağına gore Fırat'ın doğusundan bu operasyon için yararlanmak isteyecektir. Yani Trump'ta tutarlılık ararsanız, çok yanılırsınız. Ben aramıyorum. Trump'ın tek tutarlı olduğu konu, İran konusu oldu. O da maalesef tehlikeli bir tutarlılık. Trump, butun hukuk kaidelerini ihlal ederek İran'daki rejimi değiştirmeye çalışıyor. Trump, Suriye konusunda tutarsız, İran saplantısı konusunda da tutarlı."

' TRUMP, OBAMA'YI HAKARETE VARAN ŞEKİLDE ELEŞTİRSE DE; 2012'DEKİ STRATEJİYİ DEVAM ETTİRİYOR'

ABD uzmanı Özdemir Akbal ise Trump'ın bu çıkışının kamuoyundaki 'ABD'yi Evangelistler yonetiyor ve hepsi birbirine bağlıdır' soylemine boşa çıkardığına işaret etti.

Akbal "Trump'ın Bush tarafından gerçekleştirilen ve her ne kadar uluslararası kamuoyunda bir 'mudahale' ifadesiyle yumuşatılmaya çalışılsa da, ozellikle Irak'ta, tam bir 'işgal' faaliyetine donuşen faaliyetler içerisinde bulunmasının 'uygun' olmadığını ifade etmesini bir kaç açıdan ele almak mumkun. Öncelikle Trump'ın bu sozleri, Turk kamuoyundaki 'ABD'yi Evangelistler yonetiyor ve hepsi birbirine bağlıdır' soylemini ortadan kaldırıyor. Neticede Bush da Trump da Evangelist. Dolayısıyla bu soylemin Amerikan politikasını incelemede tam manasıyla bir gerçekliği olmadığını goruyoruz" dedi.

Trump'ın sert eleştirilerine rağmen Obama doneminde temeli atılan politikaları surdurduğune işaret eden Akbal "Özelikle Obama hukumetinin, 2012'den itibaren almış olduğu, ABD'nin Afganistan ve Irak savaşlarının neticesinde yuklendiği ağır ekonomik yukun altından kalkabilmesi için bir kısıtlama politikası vardı. 5 Ocak 2012 tarihinde, Leon Panetta'nın ABD Savunma Bakanı olarak gorev yaptığı donemde ABD Savunma Bakanlığı, ABD'nin kuresel olçekte bu faaliyetlerinin ozel kuvvetlerle, kuçuk operasyon birimleri halinde yurutuleceği; asıl problemin ise bolgesel muttefiklerin eliyle çozumleneceği şeklinde bir strateji belirlemiş. Trump, her ne kadar Obama yonetimini harekete varan sozlerle eleştirmiş olsa da aslında bu stratejik eğilimi devam ettiriyor."

' TRUMP'IN 'SURİYE'DEN ÇEKİLECEĞİZ' AÇIKLAMALARI İŞİ BÖLGESEL AKTÖRLERLE GÖTÜRME İSTEĞİNE İŞARET EDİYOR'

Irak ve Afganistan'daki geniş çaplı harekatın devam ettiğinin ve bunun ABD açısından ağır ekonomik yuk olduğunun altını çizen Akbal "Boyle bir ağır yukun altından kurtulmak için ABD açısından bolgesel muttefiklerle birlikte hareket etme zorunluluğu doğuyor. Son donemde, Trump'ın 'Suriye'den çekilmek istiyoruz, çekileceğiz' şeklinde açıklamalarını da bundan yola çıkarak anlamlandırmak gerekiyor. Zira Trump'ın çekilmekten kastettiği şey, aslında tam olarak, Bush doneminde olduğu gibi Amerikan askerinin botlarının yere basarak işgal faaliyetleri gerçekleştirmeyeceği. Trump bunun yerine bolgedeki muttefik olarak seçmiş olduğu unsurlarla iş birliğine gidiyor" dedi ve şoyle devam etti:

"ABD bu bağlamda, ozellikle Suudi Arabistan'la çok aktif bir işbirliği çabası içerine giriyor. Suudi Arabistan, ABD'ye Suriye politika konusunda ekonomik anlamda buyuk bir yardımcı. Muhaliflerin yaklaşık 300 milyon dolarlık odemesini Suudi Arabistan ustleniyor. ABD'nin istediği Turk basınına 'Arap NATO'su' diye yansıyan yapıya benzer bir yapının Suriye'de yer alması. Ancak bu noktada ciddi sıkıntı var. Arap devletlerinin askeri faaliyet yurutme konusunda fazla bir etkinliği olmadı. Dolayısıyla Katar, Suudi Arabistan gibi ulkeler ekonomik yuku taşıyorlar. Peki, ABD'nin silahlı gucu kim olacak? Bu noktada da PYD teror orgutunun askeri kanadı YPG, bir aktor olarak ortaya çıkıyor. ABD'nin bitmek tukenmek bilmeyen bu yardım silsilesine devam etmesinin en onemli nedenlerinden birisi ABD'nin YPG yerine kendisinin askeri çıkarlarını savunabilecek herhangi bir unsur tespit edememiş olmaması. Trump'ın 'Suriye'den çekileceğiz' sozleri, ABD'nin Suriye'deki etkisinden vazgeçmesi anlamına gelmiyor; tam tersine bu etkiyi bolgesel aktorler eliyle surdurmek istemesi anlamına geliyor. Dolayısıyla Trump, Bush'u, sureci çok daha az kayıpla geride yonetmek yerine doğrudan faaliyete girmiş olmasından ve Irak'ta nasıl biteceği belli olmayan bir maceraya suruklemiş olmasından dolayı eleştiriyor. Ayrıca bunu soyleyecek olmama şaşırsam da Trump'la bu konuda hemfikirim."