Özet (TL;DR) @ 2018-09-17T01:59:28.000Z: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri Şeyh Temim’in Cumhurbaşkanlığı filosuna hediye ettiği VIP Jumbo Jet…



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdo ğan, Azerbaycan d onuşu uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Kafkas İslam Ordusu'nun Baku'yu ozgurluğune kavuşturmasının yuzuncu yıldonumu nedeniyle Baku'de duzenlenen katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu, Osmanlı Devleti'nin zor  gunlerinde Ermeni ve Bolşevik çetelerine karşı kazanılmış tarihi bir zaferdir. Ordunun başında Enver Paşa'nın o zaman 28 yaşındaki kardeşi Nuri Paşa bulunuyordu. Bu savaşta biz 1130 şehit verdik. Turkiye'den sonra en fazla Turk şehitliği malum Azerbaycan'da bulunuyor. 100 yıl sonra Turkiye Azerbaycan ilişkileri guçlenerek her alanda gelişmeye devam ediyor. Gorkemli gosteriler ve resmi geçit toreni de ulkelerimiz için gurur vericiydi. Mehteran takımımız, komando birliğimiz ve Turk Yıldızları orada gorevlerini istisnai bir şekilde yerine getirmiş oldu" dedi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile goruşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, goruşmede ikili ilişkileri ve bolgesel sorunları ele aldıklarını belirtti. Bolgesel konularda, Yukarı Karabağ meselesini gundeme getirdiğini vurgulayan Erdoğan, "Buradaki surecin acımasız yanı, ABD-Rusya-Fransa'dan muteşekkil Minsk uçlusunun adeta oyalama taktiği içinde olması. Duyarlı davranmıyorlar. Nitekim, 1992 yılından bu yana yani 26 yıldan beri sureç adeta suruncemeye bırakılmış vaziyette. Minsk uçlusunun asli gorevi, Yukarı Karabağ'da işgal altındaki toprakların bir an once gerçek sahiplerine verilmesinin sağlanmasıdır. Temenni ediyoruz ki bunu bir şekilde başarma imkanı doğar" açıklamasını yaptı.

CUMHURBA ŞKANI ERDOĞAN: O UÇAK BENİM ŞAHSIMIN DEĞİL, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'NİNDİR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar Emiri Ş eyh Temim bin Hamed Al Sani'nin Cumhurbaşkanlığı filosuna hediye ettiği VIP Jumbo Jet için ilk kez konuştu. Muhalefet tarafından gundeme getirilen uçağın satın alındığı iddiasına ilişkin Cummhurbaşkanı Erdoğan, "Katar Emiri uçağı Turkiye'ye hibe etti. O uçak benim şahsımın değil, Turkiye Cumhuriyeti  Devleti'nindir" şeklinde yanıt verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:"Sağırları incitmek istemem. Ama bahsettikleriniz, duymuyorlar ama uyduruyorlar. İşin aslı nasıl peki? Katar bu uçağı satıyordu, hatta rakam bildiğim kadarıyla 500 civarındaydı. O esnada biz de ilgilendik. Katar Emiri, bundan haberdar olunca uçağı Turkiye'ye hibe etti; 'Ben Turkiye'den para almam; bunu Turkiye'ye hediye ediyorum, hibe ediyorum' dedi. O uçak benim şahsımın değil, Turkiye Cumhuriyeti  Devleti'nindir. Turkiye Cumhuriyeti Devleti'ne verilecek boyle bir uçak, CHP'yi niye rahatsız ediyor? Ya da onların tvkanallarını niye rahatsız eder? Bunları anlamak mumkun değil. Ben bunlara hukuki davalar açtım. Bunlar mahkeme mahkeme surunecekler. Hepsi, genel başkanları da oyle. Atar atar iftiraları, biz davaları kazanıyoruz; o odemekten bıkmıyor, biz de kazanmaktan bıkmayacağız, devam edeceğiz. Sozunu ettikleri uçak şu anda boyanıyor. İnşallah her şey bitikten sonra bir seyahati de onunla yaparız. Ama Turkiye Cumhuriyeti'nin uçağına bineceksiniz, benim uçağıma değil."

RIZA SARRAF 'IN SERBEST OLMASI MÜMKÜN DEĞİL (YANINDAKİ KADIN AVUKATI)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD'de hapis yatan R ıza Sarraf'ın New York'taki meşhur bir restoranda yemek yerken goruntulenmesinin ardından, davayı yakından takip eden Amerikalı hukukçuların Sarraf'ın'ın serbest kalmasının hukuken mumkun olmadığını soylemelerine ilişkin şunları soyledi:

"Sarraf'ın serbest kalması mumkun değil, mumkun olur mu? Bir taraftan oyle diyorlar, şu diyorlar, kelepçeli diyorlar ama demek ki orada bu kelepçelerin dışında  başka kelepçeler de var. Demek ki o hukukçular bu işi iyi bilmiyor, çunku goruntulendiği yanındaki bayan onun avukatı zaten."

" CUMHUR İTTİFAKINDAN YANA OLDUĞUMUZU HEP SÖYLEDİM"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Lideri ile Devlet Bahçeli ile yerel seçimlerde ittifak yapıp yapmayacaklarına ilişkin soruları şoyle yanıtladı:

"Daha yaptığımız hiçbir şey yok. Biz sadece gonlumuzden geçeni soyluyoruz. Biz her zaman bu tur ittifaka hazırız. Bu, belli yerlerde mi olur, butunu ile mi olur, daha belli değil. Bu bir genel seçim değil, yerel seçim. Yerel seçimde ozellikle adayların muhatabı ya da adayların durumu çok onemli. Şimdi boyle bir seçimde tabii ki cumhur ittifakından yana olduğumuzu hep soyledim, hala da soyluyorum. Ama bunu yaparken geçirdiğimiz seçimleri de goz onune almalıyız. Geçirdiğimiz tum bu seçimleri masaya yatırmak, adımları ona gore atmak lazım."

" PUTİN İLE ÖNCELİKLİ OLARAK İDLİB MESELESİNİ ELE ALACAĞIZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugun gerçekleştireceği Soçi ziyaretinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte Suriye meselesini ele acaklarını bildirdi. İdlib'teki surecin bu şekilde devam ederse, durumun katlanılması ağır sonuçlar doğuracağını soyleyen Erdoğan, "Sayın Putin ile ikili konularımızı ozellikle Suriye meselesini ele alacağız. İdlib'teki son durumu bir kez daha değerlendireceğiz. İstanbul'da malum dortlu bir goruşme yapıldı; Turkiye Rusya, Fransa ve Almanya'dan temsilci arkadaşlarımız Suriye konusuyla ilgili bir on hazırlık goruşmesi gerçekleştirdiler. Bilahare, konuyu tabii ki liderler seviyesinde değerlendirmemiz gerekecek. İdlib'te bu sureç boyle devam ederse bunun katlanılması ağır sonuçları olabilir. Buna  fırsat vermeden, hem Rusya hem koalisyon guçleri ile bir çozum bulmamız lazım. Koalisyon guçleri içerisinde malum ABD farklı bir yerde duruyor. Almanya ve Fransa ile daha once goruşmelerimiz oldu. Rusya ile zaten işin içindeyiz. Pazartesi yapacağım goruşmede, ardından BM Genel Kurulu'nda, ayrıca Almanya'ya yapacağım ziyarette bu konuları ele alma fırsatımız olacak" İfadelerini kullandı.

" TÜRKİYE BATI GİBİ DAVRANAMAZ, MAZLUMLAR İÇİN KORUYUCU BİR TUTUM İZLENECEK"

Turkiye'nin İdlib'teki girişimlerinin bir neticesini aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Turkiye'nin batı gibi davranamayacağını ve İdlib'teki mağdurlar için çok daha koruyucu bir tutumda olacağını açıkladı:

"İdlib'te durum iki uç gundur sakin. Yapılan girişimlerin bir neticesini aldık gibi gorunuyor. Fakat hala biz tatmin olmuş değiliz. İşin siyasi ve insani yukunu Turkiye çekiyor. 3,5 milyon multeci bizim ulkemizde. İdlib'ten yine bir goç harekatı olursa insanların geleceği, sığınacağı yer yine Turkiye gozukuyor. Bizler bazı hazırlıkları yapmış vaziyetteyiz. Bu on hazırlıklarla Suriye tarafında bazı çalışmalarım��z var. Biz batı gibi davranamayız. Bizim davranışımız çok daha koruyucu olacaktır. Fakat yuk de hafif değil, yuk ağır. Bu ağır yukun altından kalkmak da kolay değil. Sabırla bu işi çozmeye, bunun altından kalkmaya gayret edeceğiz."

" ORTADA BİR TERÖR DEVLETİ VAR"Cumhurbaşkanı Erdoğan Turkiye ve Rusya'nın Suriye'de ortak bir operasyon yurutup yurutmeyeceğine ilişkin şu ifadeleri kullandı."Biz Suriye'de uzerimize duşeni zaten yapıyoruz. Afrin'de ve, Cerablus'ta yaptıklarımız ortada. Biz teror orgutlerinin hepsiyle mucadele ediyoruz. Hakeza, İdlib'te de yine terorle mucadelemiz var. Tahran zirvesinde bunları en guzel şekilde konuştuk. Dedik ki, terore karşı bir mucadele verelim. Terore karşı vereceğimiz bu mucadelede hepimizin  ortak aklının olduğunu gorduk. İdlib'te bizim  12 gozlem noktamız var, Rusya'nın 10 gozlem noktası var, İran'ın az sayıda  var. Bu gozlem noktaları ile oradaki saf, temiz, masum insanları koruma gayreti içerisindeyiz.Ama şu anda rejimin acımasızlığını, oralarda nasıl teror estirdiğini herkes goruyor. Ortada bir teror devlet var. Tahran'da yaptığımız goruşmede ben Sayın Putin'i daha olumlu gordum. Temenni ederim ki kendileri oolumlu yaklaşımlarını bundan sonra da devam ettirirler. İdlib'te içeride muhaliflerin arasında bulunan teror gruplarına karşı hep birlikte adımları atalım, tedbirleri alalım. Ama bahane ureterek orayı bombalamak gibi bir adımın içinde de olmayalım. Bizim temennimiz budur."

" ATEŞKES HERKES İÇİN GEÇERLİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib için ateşkes çağrısını yenileyerek, Turkiye'nin İdlib'teki gozlem noktalarını, başkalarının orada insiyatif alarak masum insanları zor durumda bırakmasının onune guçmek için guçlendirdiklerini ifade etti:

"Bunları Tahran'da konuştuk; silahların bırakılması, ateşkes, herkes için geçerli olan bir şey... İdlib'tekigozlem noktalarımızı guçlendirdiğimiz doğrudur. Bu hususta zaafımız olamaz, guçlendirmeye de devam edeceğiz. Zira biz gozlem noktalarını guçlendirmeyecek olursak, başkaları daha farklı yerlerde orada insiyatif alıyorlar ve aldıkları bu insiyatiflerle de oradaki masum, mağdur insanları zorda bırakıyorlar.

" BU YÜKÜ PAYLAŞMALARI LAZIM"

Bu meselede en sıkıntılı olan ulke Turkiye'dir. Bizim dışımızda oraya sınırı olan yok çunku. 115 km batıda, 915 km kuzeyden sınırımız var. Her taraftan sınırı olan ulke biziz. Buradan çıkacak insanların geleceği yer de Turkiye. Buradan çıkıp İran'a gitmeyecek, Irak'a gitmeyecek, Rusya'ya, Almanya'ya, Fransa'ya gitmiyecekler. Herkesin geldiği yer Turkiye. Bu nedenle aslında Turkiye'ye yardım etmeleri, bu işin yukunu paylaşmaları lazım. Ama bu hususta yeterince duyarlı olduklarını soyleyemeyiz. O nedenle kusura bakmasınlar, biz de a'dan z'ye kendi tedbirlerimizi almak durumundayız."

" HERKES PARSELASYONU YAPMIŞ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib meselesine ilişkin sozlerini şoyle surdurdu:"Lafta herkes Suriye'nin toprakbutunluğunden soz ediyor. Ama uygulamaya baktığınız zaman, herkes parselasyonu yapmış. Bir ulkenin 22 ussu var, bir diğerinin  5 ussu var. Üsler kurulmuş. Turkiye olarak bizim ise oyle bir derdimiz yok. Parselasyon, şu, bu derdinde değiliz biz. Nihai duşuncemiz: Bir, anayasanın hazırlığı; ikincisi iseseçimlerin içeride ve dışarıda  tum Suriyelilerin katılımı ile yapılması. Bunun neticesinde orada kimler var ise gelin hep beraber Suriye'yi terk edelim. Bundan daha başka çıkış yolu olamaz."

" ABD, YPG'Yİ BÖLGEYE YERLEŞTİRMEK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPIYOR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin Suriye'deki adımlarına ilişkin değerlendirmesinde, ABD'nin çatışma bolgesine YPG'yi yerleştirmek için elinden geleni yaptığını belirterek, sozlerini şoyle surdurdu:

"ABD diyor ki 'Bizi buraya  rejim çağırdı'. Biz de diyoruz ki, 'Sizi rejim çağırdıysa bizi de buraya  Suriye halkı çağırdı. Aramızdaki fark bu. Biz rejimi tanımıyoruz, Suriye devletini tanımıyoruz, onlar tanıyor. Biz Suriye halkını tanıyoruz. Onlar bizim kardeşlerimiz. Onlar bizi davet etti, bizde bu davet uzerine gittik. Şu anda kimse orada İdlib'te ellerinde Rus bayrakları ile dolaşmıyor, ABD bayrakları ile dolaşmıyor, Alman ya da Fransız bayrakları ile dolaşmıyor. Turk bayrakları ile dolaşıyor. Bunun bir anlamı var. Bunlar Turkiye Cumhuriyeti vatandaşı da değil, Suriye vatandaşı. Biz bu mağdur, mazlum insanları yalnız bırakamazdık, kaldı ki bunların birçoğu ile akrabalık ilişkimiz var, ilişkilerimiz bu kadar derin. YPG en buyuk tehdit, ABD bunları buraya yerleştirmek için elinden geleni yapıyor."

" SÖZÜMÜZ NE İSE SÖZÜMÜZDE DURDUK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye meselesinde ABD ile Turkiye'nin ilişkilerine dair sozlerini, "Bizim tavrımız son derece net. Tavrımız ne ise boyle devam edecek. Niye geri adım atalım? Biz, iki ileri bir geri, boyle bir mantıkla hareket eden bir ulke değiliz. Biz Turkiye'yiz. Gereği neyse bunun gereğini yapacağız. ABD'ye teklifimizi ta  başta yaptık. Dedik ki: 'Rakka'da siz teror orgutleri ile birlikte adım atıyorsunuz. Eğer Rakka'dan  teror orgutlerini, DEAŞ'ı boşaltacaksanız, gelin bunu beraber yapalım. Bak biz iki tugay gorevlendiriyoruz. ÖSO'yu da yanımıza alıyoruz, siz bize sadece lojistik destek verin, hava desteği verin, biz burayı temizleyelim.' Bunu, bizzat Trump'a soyledim. Daha sonra heyetler arası goruşmede soyledim. Dediler ki, 'Biz YPG-PYD ile yapacağız'. Biz de, 'O sizin takdiriniz. Siz yolunuza biz yolumuza!' Akabinde adımımızı attık.  Afrin ondan sonra başladı. Cerablus ile El Bap, ondan sonra başladı. Biz DEAŞ'tan orayı temizledik. Afrin'i malum o teror orgutlerinden temizledik. Bunun için kimseden izin almadık. Biz sadece Suriye halkının davetine icabet ettik. Bu icabete uyan Turkiye gereğini yerine getirdi. Şimdi de İdlib'de Rusya ile olumlu şekilde bunun ilk adımını Sayın Putin ile biz Hamburg'taki G 20 zirvesinde konuştuk. Orada ikili goruşmemizde hassas olarak ne gerekiyorsa bunları ele aldık. Şu ana kadar neyi konuştuysak harita uzerinde  aynı istikamette yolumuza devam  ettik. 12 gozlem noktasını orada konuştuk, orada kararlaştırdık. Şu anda bu yolculuğumuz boyle devam ediyor. Biz oradan herhangi bir sapma yapmadık. Sozumuz ne ise o sozumuzde durduk. Ne aldatan olacağız. Ne aldanan olacağız. Burada bir zulum var, bu zulmun de  karşısında duracağız" şeklinde surdurdu.

" KIBRIS'TAKİ ASKER SAYIMIZI AZALTMAYACAĞIZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, batı basınında, TSK'nın KKTC'de kalıcı ve kapsamlı bir deniz ussu kurmak istediği iddiasına ilişkin, "Bizim KKTC'de us diye bir sorunumuz yok. Niye? Bizim topraklarımızdan oraya ulaşmak, Doğu Akdeniz'e varmak dakikalarla konuşulacak bir şey. Orası bize çok yakın mesafede" şeklinde yanıt vererek sozlerini şoyle surdurdu:

"Yunanistan'ın bu bolgeye oyle bir yakınlığı yok. Bizim boyle bir sorunumuz yok. O işin sadece psikolojik boyutu var. Bu açıdan ihtiyaç duyacak olursak us de kurabiliriz. Oradaki varlığımız onemli. Araç gereç konusunda da guçlu olmak durumundayız. Yok efendim neymiş, asker sayımızı azaltmalıymışız! Kusura bakmasınlar, biz orada asker sayımızı azaltmayacağız. Artıracağız, azaltmayacağız. Laf dinlemiyorlar; dinleselerdi, Kofi Annan'la biz bu işi çozerdik. Annan planında  biz her şeyi kabul ettik, ama onlar sattı. Referandumda verdikleri soz neydi, ne yaptılar? Biz evet dedik, onlar hayır dedi. Onları tuttular AB'ye aldılar bizi dışarıda bıraktılar. Bundan sonra bizim için orada kendi ilan ettiğimiz reçete ne ise biz bu reçeteyi uygulamaya koyarız."

" İŞ BANKASI'NDAKİ CHP HİSSELERİ HAZİNE'YE GEÇMELİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP), bir TV kanalı satın aldığına ilişkin iddialara dair şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bir TV kanalı açmış açmamış çok onemli değil. Partili birinin televizyonu da olabilir. Bunlar onemli değil. Ama daha onemli bir suç var. Siyasi partiler banka kurabilir mi? Hayır, kuramaz. Ama şu anda CHP, Gazi Mustafa Kemal Atat urk'u suistimal ederek, onun Cebi Humayunundan dediğim, İş Bankası hisselerinin yuzde 28'inin sahibi durumunda. Oradan para alamıyor ama yonetim kurulunda dort uyesi var. Bu dort uye ne iş yapar? Buna bir bakılması lazım. Ben diyorum, bir defa Gazi Mustafa Kemal Ataturk'un bu tur bir varlığı herhangi bir siyasi partinin etiketi altına giremez. Girse girse Hazine'ye girer. Öyle mi?...

" VAKIFLARIN DA BANKADA HİSSESİ VAR"

Vakıfbank'ta da Vakıflar Genel Mudurluğu'nun ciddi bir hissesi var. Vakıflar Genel Mudurluğu'nun bu hissesini genel mudurluğe aktarmak için gerekli talimatı verdik. Oradan gelecek gelir vakıf yatırımlarında kullanılsın. Zaten haram. Vakıflar Genel Mudurluğu'nun haramla ne alakası olur? Olmaması lazım. Bunu Vakıf Katılım'a veya genel mudurluğe vermesi lazım ki Vakıflar Genel Mudurluğu butun eserlerinde bu harcamaları yapsın. Bu çok çok ciddi bir imkan."

" ALMANYA ZİYARETİNDEN ÜMİTLİYİM"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eylul ayının son gunlerinde Almanya 'ya yapacağı ziyaret hakkında da açıklamalarda bulundu. Almanya Cumhurbaşkanı Frank- Walter Steinmeier ve Ba şbakan Angela Merkel ile g oruşeceğini belirtti.İkili ilişkileri her açıdan ele alacaklarını soyleyen Erdoğan "Uzun bir aradan sonra Almanya ile boyle bir goruşme, bundan sonraki sureci inşallah çok daha olumlu etkileyecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı, ziyareti kapsamında Alman iş insanlarıile bir araya geleceğini ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Koln'de yaptırdığı camiyi de açacağını bİldirdi:

"Almanya ile olan munasebetlerimizi, siyasi, askeri, ekonomik, ticari, her açıdan ele alacağız. Terorle mucadele de ele alacağımız konulardan bir tanesi olacak. Almanya bizler gibi bu işi çok ciddiye almış vaziyette. Uzun bir aradan sonra Almanya ile boyle bir goruşme bundan sonraki sureci inşallah çok daha olumlu etkileyecektir. Ben umitliyim. Gerek Almanya Cumhurbaşkanı gerek Şansolye ile yaptığımız telefon goruşmelerinde de bu havayı gordum. Sureç içerisinde ozellikle Almanya'daki FETÖ ve PKK faaliyetlerini de değerlendirme imkanımız olacak. Orada buyuk Alman şirketleriyle bir araya geleceğiz. Diyanet İşleri Başkanlığımız Koln'de guzel bir camii inşa etti. Bu camiinin açılışını da inşallah bu seyahatte yapacağız.