Özet (TL;DR) @ 2018-09-17T04:08:20.000Z: Hepimizin gözü, dili, eli hatta beynine musallat yeni bir sorun var. Sorunun yol açabileceği sağlık problemlerini geçen hafta yazdım, çözüm önerilerini ise bu haftaya bıraktım.
17.09.2018 - 07:08
Hepimizin gozu, dili, eli hatta beynine musallat yeni bir sorun var. Sorunun yol açabileceği sağlık problemlerini geçen hafta yazdım, çozum onerilerini ise bu haftaya bıraktım.
İsterseniz gelin once şu onemli soruya yanıt arayarak yola çıkalım: Sosyal medya bağımlılık yapar mı? Evet, yapar! Neden mi? Beyindeki dopaminerjik sistemle, yani bize keyif veren DOPAMİN bazlı organizasyonla "dalga geçtiği" için! Nedir o sistemin ozu, ozeti? Ne yapar o dopamin denen muzip madde? Şudur: Dopamin bir çeşit beyinsel hammadde. Üretimindeki artış bizi uyarır, arzularımıza yonelik durtuleri harekete geçirir. O arzuların en başında da takdir edilmek (like almak), izlenmek (daha çok "retweet" veya "repost edilmek"), daha çok takipçi kazanmak gibi Instagram, Facebook, Twitter, Youtube "gel gelleri(!)" vardır. Sosyal medyanın savurgan kullanımı neticesinde dopamin beyninizi bir kez ele geçirdi mi, yandı gulum keten helva! Sonrası girişi kolay, çıkışı zor bir yolculuktur... Adı "SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI"dır. Kısacası, bu da bir tur psikolojik bağımlılık gibidir. Çaresi de sosyal medya toksinlerinden en azından bir sure uzak kalabilmektir.
İ LK ÜÇ: EN AZ 3 HAFTA LAZIM
Önce telefonunuzdaki sosyal medya uygulamalarının tamamını silin. Onu yeniden eskisi gibi pirupak, eskisi gibi saf ve temiz bir "klasik" telefon haline getirin. WhatsApp gruplarından çıkın. Twitter'ı boş verin. Instagram hesabınıza veda edin. Facebook'a elveda deyin. Olmadı mı? Hiç olmazsa 3 haftalık "sosyal medya boykotu" yapmayı deneyin. Instagram'a, Twitter'a girmeyin. Face'de sohbet etmeyin. Youtube'da video izlemeyin. Bu arada ciddi bir "işaret parmağı perhizine" girin. O parmağın telefonunuzla temasını en aza indirin! "Peki, ya sonra ne olacak? Butun hesaplarım silinince ben dımdızlak kalmaz mıyım?" mı diyorsunuz? Korkmayın, kalmazsınız! Sosyal medya hesaplarının hepsinde bir sureliğine "dondurma" ozelliği de var. Hesabınızı dondurup korumaya da alabiliyorsunuz. İstediğiniz zaman da yeniden geri donebiliyorsunuz. Başarılı bir sonuç için minimum 3 hafta sabretmeniz, sosyal medya orucunuzu en az 3 hafta bozmamanız lazım. Ben 4 hafta, yani yuvarlak rakam 1 aylık bir detoks surecinin daha etkili olacağını duşunuyorum. Kalıcı bir detoks içinse yaklaşık 3 ay lazım. Eğer orucunuzu 3 ay kadar surdurebiliyorsanız koklu bir başarı garanti. Bundan sonrasında ipler sizin elinize geçiyor.
İ KİNCİ ÜÇ: HESAPLARI DONDURMAYI DA DENEYİN
Unutmayın, bu da bir tur DİYET. Ve bunda da diğer diyetlerde olduğu gibi başarının ilk kuralı "kararlılık". Kararınızdan vazgeçmeyecek, ne Facebook, Youtube, Twitter ne de Instagram'a en az 3 hafta elinizi surmeyeceksiniz. "Yok arkadaş. Ben değil 3 hafta, 1 gun bile uzak duramam" diyorsanız size onerilen çozum şu: Kendinize bir "paylaşım saati" belirleyin. Paylaşımlarınızı ve sosyal medya izlemelerinizi sadece o saat dilimi ile sınırlayın. Sosyal medya hesaplarınızdan vazgeçmek istemiyorsanız hesap dondurma dışında başka bir yol da şu: Guvendiğiniz bir arkadaşınıza tum sosyal medya hesaplarınızın şifrelerini verin. Değiştirip yeni şifreler oluşturmasını, bu şifreleri bir kenarda sağlam bir şekilde saklamasını ve size en az 3 hafta asla vermemesini isteyin. 3 haftalık detoksun sonunda o şifreleri yeniden alabilirsiniz. Karar sizin!
SA ĞLIKLI BESLENMEKTEN VAZGEÇELİM Mİ?
TAV ŞANA KIZIP DAĞDAN VAZGEÇİLMEZ
Beslenmenin hemen her yaşta sağlığın belirleyicisi olduğunu inatla, sabırla yazdık. 15 yıldır 10'dan fazla kitap yayınladık, HÜRRİYET ve KELEBEK'te bildiklerimizi sizlerle paylaşıyoruz. Başka uzmanlar da diğer gazete ve dergilerde aynı işi yapıyor. Amacımız net: Size ucuz, kolay, hızlı, etkili beslenme onerileri sunmak; yanlış, kotu, hileli, tehlikeli besinlerden korumak. İyi de yaptık, yapıyoruz. Ne var ki yazdıklarımıza bazı "tatlı itirazlar" da gelmiyor değil. "Kimlerden geliyor o tatlı serzeniş ya da itirazlar? Nedir o itirazların konusu?" diyorsanız eğer, buyurun...
İ TİRAZ EDENLER NE İSTİYORLAR?
İtirazlar yazarlarımız Gulse Birsel'le Ahmet Hakan'dan geliyor. Her ikisi de sağlığına duşkun olan sevgili yazarlarımız daha once "Her gun 10.000 adım yurunecek" onerimize de itiraz etmişler, "Osman Hoca, 7500 neyimize yetmez!" demişlerdi. Şimdi de gozlerine "sağlıklı beslenme"yi kestirdiler! Diyorlar ki "Hocam, bize her şeyi yasakladınız, yureğimize korku, sofralarımıza stres saldınız. Balıklar civalı, etler hormonlu, tavuklar antibiyotikli, ekmekler glutenli, bakliyatlar lektinli, meyveler fruktozlu, zeytinler boyalı, yağlar hileli deyip kafamızı karıştırdınız. Peki, biz ne yiyip içeceğiz? Aç-susuz mu gezeceğiz? Lutfen bize bir çare! Yoksa bu işten 'kulliyen' vazgeçeceğiz."
BUNUN DA ÇÖZÜMÜ VAR
Gulse Birsel'e ve Ahmet Hakan'a verilecek yanıtlar çok, ama ozetlemek en kolayı. O yanıtları bir atasozune yaslanarak vermek ise en akılcı olanı: Tavşana kızıp dağa kusulmez. Açılımı şudur: Bazı balıklarda civa, kurşun var diye balıkların tumune; hormonsuz, mikropsuz et bulmak zor diye kuzuya, danaya, keçiye; içinde gluten var diye bulgura; lektin var diye kurufasulyeye kusulmez. Mis gibi Ege ve Akdeniz balıkları; tertemiz otlak, kır, bayır hayvanları; harika koy yoğurtları; hormonsuz bakliyat, sebze ve meyveler çarşıda, pazarda, markette, kasapta sizi bekliyor. Vazgeçmek yok. Biraz gayret, azıcık çaba işi bitiriyor. Eğer hem daha guvenli ve guçlu şeyler yiyelim-içelim, hem de daha az zehir, hormon, ağır metal, toksin yuklenelim diyorsanız biraz zahmete girecek; antioksidanı tam, kaliteli, mukemmel besinler için harekete geçecek, biraz çarşı-pazar gezeceksiniz. Dikkatinizi de her daim "sağlıklı beslenme" ve "egzersizden vazgeçmeme (yurume)" meselesine yonlendireceksiniz. Son bir tavsiyem de şu: 1970'li yılların "miadı dolmuş" onerilerini bir kenara bırakıp yeni bin yılın sağlık tavsiyelerine itibar edeceksiniz.
- Teknoloji
- Sağlık
- Sosyal Medya
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.