Özet (TL;DR) @ 2018-09-16 08:16:55.960319: “Haziran Gecesi”, “Dudaktan Kalbe” ve “Samanyolu” gibi çok izlenen dizilerin yönetmeni Andaç Haznedaroğlu, Suriyeli mültecileri anlattığı “Misafir” adlı bir film çekti. Bu filmden sonra da, “O…



Suriye dramı
beyazperdede

◊ En son 5 y ıl once "Araf Zamanı" dizisini yonettin. Neden artık dizi çekmiyorsun?- Üniversitede okurken hayalim hep sinema filmi yapmaktı. 20 yaşımdayken, kendime 40'ımda dizi çekmeyi bırakacağım diye hedef koymuştum. Gerçekten oyle de oldu.

◊ Dizi sekt orunde hoşuna gitmeyen neydi?

- Dizi sektoru artık tuketim uzerine kurulu. Bu tuketim sistemine hizmet etmek istemiyorum. Derdi olan filmler yapmak istiyorum.

◊ Dizi setlerine d onmeyecek misin?

- Hayır, duşunmuyorum. Sadece Amerika'dakiler gibi kaliteli, 3-4 bolumluk işler olursa çekerim. 8 bolume kadar varım ama oyle 1-2 sene hayatımı kapatacak bir şey istemem.

Suriye dramı
beyazperdede

◊ Dizilerin t uketime yonelik olması seni neden bu kadar rahatsız ediyor?

- Dunya zor bir yere gidiyor, hayatımızda çok daha buyuk krizler var. Ve insanların artık faydaya yonelik işler yapması gerektiğini duşunuyorum.

◊ Sen insanl ığa faydalı neler yapıyorsun?

- 7 yıldır universitede ders veriyorum. Onun dışında kadınlar ve çocuklarla ilgili gonullu çalışmalarım var. 4 yıldır da Suriye meselesiyle ilgileniyorum.

D İZİ ÇEKENLERİ ASLA YARGILAMIYORUM

◊ "Derdi olan filmler yapmak istiyorum" dedin ama Özge Özpirinçci ve Buğra Gulsoy'un başrollerini paylaştığı "Acı Tatlı Ekşi" diye romantik bir komedi de yaptın...- Ona romantik komedi denemez. Orada ALS hastası bir kız vardı. Bu hastalıkla ilgili ben de, Özge de çok ciddi bir araştırma yaptık. Bizim için onemli olan oydu. Faydasız bir işe girmedim.

◊ Şukru Özyıldız ve Hande Doğandemir'in oynadığı "Her Şey Aşktan" filminde nasıl bir fayda vardı?

- O da benim başımdan geçen bir ayrılık hikayesiydi. Onda da kadınların guçlenmesiyle ilgili bir mesaj vardı.

◊ Y onettiğin "Haziran Gecesi", "Dudaktan Kalbe", "Samanyolu" gibi dizileri bugun çekmez misin?

- Net çekmem. Ama şunu da şoylemek istiyorum, çekenleri asla yargılamıyorum. Ben dizilerden çok şey oğrendim, Oprah Winfrey'in "Öncelikle o yoldan gideceksin, sonra kendi yolunu çizeceksin" diye çok guzel bir lafı var. Ben de bu işi dizilerde oğrendim, ustalığıma kadar geldim ve ustune bana para verdiler. O sektore minnettarım. Reklam da, dizi de yaptım. Ama her zaman yapmak istediğim şey sinema filmiydi.

◊ Evli misin, çocuğun var mı?

- Çocuğum yok, evli değilim.

◊ Belki de ekonomik olarak kendin d ışında kimseye sorumluluk duymadığın için para kazandıran dizi sektorunu bırakma kararını boyle kolay aldın?

- Evli ve çocuklu olsaydım da yine bu kararı alırdım. Hayattaki sertlikler beni buraya getirdi.

Suriye dramı
beyazperdede

Kad ınlar ve çocuklar
bomba seslerinden çıldırıyor
◊ Ülkelerine doneceklerine inanıyor musun?- Kim yurduna donmek istemez ki? Ancak şoyle de bir durum var, ilk bombalar atıldığında evlerinin fotoğraflarını çekiyorlar, buyuk beton parçaları halindeler. Ama savaşta 7'nci senedeyiz, artık evleri un ufak olmuş durumda. Halep'te gunde ortalama 100 bomba atılıyor. Sokaklara yardım paketi atılıyor, sen paketi gidip alıyorsun ve tekrar bodrum katına giriyorsun. Ve 1 ay boyunca tepende o sesler, ne zaman oleceğini bilmiyorsun. Kadınlar, çocuklar sesten çıldırıyor. Reyhanlı ve Hatay'a oyle gelen birçok vaka var, inanamazsın.

◊ "Bayramda ulkelerine giden Suriyeliler, geri donmesin" diyenlere ne soylemek istersin?

- Bence gidip bir komşusunun derdini sorsunlar. Şimdi mesela bir kadın Suriye'den gelmiş, tek kelime Turkçe bilmiyor. "Kardeşim nasılsın, neye ihtiyacın var" diye sormak başka, "siz gidin" demek başka... Bir de onlar ellerini kollarını sallayarak Turkiye'ye gelmiyor, bir suru kayıp veriyorlar.

◊ Filmdeki ba ş karakter Meryem de Suriye'den gelirken yanında komşularının çocuklarını getiriyor ve herkes ona "bu çocukları niye getirdin, niye kendine yuk ettin" diye soruyor...

- 3 yıldır her ay evlerine gittiğim bir aile var. Hç çocukları yok. Komşularının 4 çocuğunu yanlarında Turkiye'ye getirmişler. En buyuğu 7 yaşındaydı. O 7 yaşındaki kız çocuğu en kuçuk kardeşini kucağından bırakıp tuvalete bile gidemiyordu, korkuyordu. Araba sesinden bile korkuyordu.

B uyuk şehirde yaşamaktansa
sava şta olmeyi yeğlerim
◊ Filmde Şebnem Donmez'in canlandırdığı Zeynep'in Suriyeli bir kadın ve çocukla karşılaşma sahnesi, senin gerçek hayatta yaşadığın olay mı?- Evet, yıllar once Zeynep adlı bir arkadaşımla yolda giderken arabanın onune kucağında çocukla bir kadın atladı. Zeynep'le arada kaldık, arabaya alsak mı almasak mı diye. Ama çocuk o kadar ağlıyordu ki, dayanamadık. O gece 4 hastane dolaştık. Kimlikleri yok diye işlem yapılmıyor. Çocuk ikinci kattan duşmuş, kolu kırılmış. Araya tanıdıkları sokup tedavisini yaptırdık. Sonra onları aldığımız yere getirdik. Bir apartmanın bodrumunda yaşıyorlar. 10-12 tane çocuk, 2 kadın, bir de adam vardı. Adamın savaşta vucuduna şarapnel girmiş ve yaralı. Hepsi beton zeminin ustunde yatıyorlar.

◊ Maddi yetersizlikten dolay ı evlerinin kirasını odeyemeyip kızlarını başlık masrafı karşılığı Turklerle evlendirenler de var, değil mi?

- Evet, hem de o kadar çok ki... O Bağcılar'daki bodrum katının kirası 3-4 bin liraydı. Çevredekiler yardımlar yapıyordu ama kiranın tamamına yetmiyordu. Orada kalan adam "Abla, buyuk şehirde yaşamaktansa, savaşta olmeyi yeğlerim. Bu çocuklara bakamıyorum ve geri doneceğim" dedi. O donem kiraları halletmiştik, ama bir dahaki sefer gittiğimizde ulkelerine donmuşlerdi.

◊ Hikayeleri dinledik çe filmi çekmek zor olmadı mı?

- Çok zorlaştı... Son 2 yıl, dunyadan kopuk bir haldeydim. Arkadaşlarım bana "sevgilimden ayrıldım", "doğum gunum var" diyor. Butun bunlar bana o kadar anlamsız geliyor ki... Kendime pahalı şeyler almaktan utanıyorum. 3 bin liraya aldığın bir çantayla bir ailenin 1 aylık hayatını kurtarabilirsin.

◊ Bu meseleye bir kez el att ığın zaman vicdanın bırakmaya elvermiyor. Peki senin için nereye gidecek bu işin sonu?

- Faydalı şeyler yapmaya devam edeceğim. Kadınlar ve çocuklarla ilgili projeler yapacağım. Hiçbir şey yapamazsan Suriyeli çocuklara Turkçe oğretmeye devam edeceğim.

T urkler, onların keyfi
g oç yaptığını duşunuyor
◊ "Misafir"i çekmeye nasıl karar verdin?- İlk ilgimi çeken, bizlerin Suriyeli goçmenlere bu kadar nefretle yaklaşması oldu. Her şeyi gozlerimle gormek için Suriye sınırına gittim. Kobani patlaması olduğunda oradaydım. Gorduğum manzarayı tarif edemem. Yaralı babasını taşıyan çocuklar, 50 derece sıcakta çıplak ayakla yuruyenler...

◊ Film i çin ne kadar sure çalıştın?

- Toplam 4 yıl.

◊ T urklerin Suriyelilere karşı bir tutumu olduğunu duşunuyor musun?

- Duşunmuyorum çunku insanlar gerçeği bilmezse onyargıda bulunur. Biz savaşın ne olduğunu bilmiyoruz. Turkler bu insanların keyfi goç yaptığını duşunuyor. Belki de kendilerince haklılar. Misafirlik dediğin şey 1 yıl, bilemedin 2 yıl olur. Ama Suriyeliler 7 yıldır ulkemizde...

◊ Suriyeliler, T urkiye'ye uyum sağlayabildiler mi?

- Çok iyi uyum sağlayanları var. Mesela adamın Suriye'de dondurma fabrikaları ve pastaneleri var. Ölumle tehdit edip her şeyini alıyorlar. O da 2 tenceresini alıp yola duşuyor. O yaptığı lokmaları satarak yaşamını kazanıyor. Şimdi burada pastanesi var.

◊ "Mehmetçik Suriye'de savaşırken, Suriyeli gençler burada kafelerde nargile içiyor" tepkilerine ne diyorsun?

- Turkiye'de aynı şekilde savaş çıksa ve bir Avrupa ulkesine gitsek, bizim içimizden de canla başla çalışanlar çıkacağı gibi aylak aylak nargile içenler de olacaktır. Genelleme yapmam.

◊ Sen ger çek ihtiyaç sahibi Suriyelileri ayırt edebiliyor musun?

- Evet... Geçenlerde Suriyeli bir kadına yardım ettik. Kocası albaymış, işkence ederek oldurmuşler. Kadın, buraya kaçmış. Orada albay karısıyken, burada bir fabrikada çalışıyor. Ona çocuklarının okul masrafı için para verirken, suratındaki acıyı anlatamam. Turkler butun Suriyelileri dilenci zannediyor. Oysa iş sahibi olan ve ailelerini kaybedip buraya gelen çok kişi var. Boyle insanların uçurumdan duşmesi çok farklı bir şey.

Sokakta olan orada da dileniyordu, burada da dileniyor. Ben uçurumdan duşen insanları fark ettim, filmimde de onları anlattım.

Ç ocuklara Turkçe oğretmek TV'de 10 reyting almaktan daha mutluluk verici
◊ Filmde "Yarın savaş olsa, yarın olecek olsan ne yapardın" diye soruluyor... Şebnem Donmez'in yanıtı da "Daha çok iyilik yapmak isterdim..." oluyor. Bu senin yanıtın mı?- Evet, aynen boyle duşunuyorum. Mesela ben o çocuklar Turkçe'yi çozunce yaşadığım mutluluğu çektiğim dizi 10 reyting alsa hissedemem. Bundan daha değerli bir şey yok.

◊ Lina 'yı canlandıran Rewan buyuk bir oyuncu olsa, ne kadar gurur duyarsın değil mi?

- Rewan şimdi Frankfurt'ta. Oyuncu olmasına da gerek yok, yeter ki o okusun. Ben onunla gurur duyarım.

◊ Filmde rol alanlar ın çoğu Suriyeli goçmenler değil mi?

- Evet, bir tek Meryem'i canlandıran Saba Mubarak oyuncu. O da Ürdun'den geldi. Ona bir mektup yazdım. Lubnan'daki bir yapımcı arkadaşıma dedim ki, "bu mektubu ona ulaştır."

Mektup ve senaryoyu okuyunca Saba beni aradı ve "gelip sana yardım edeceğim" dedi. O da Filistin'den Ürdun'e goçmek zorunda kalmış. Bu goç sırasında da annesini kaybetmiş.

Bu i şten 5 kuruş para
kazanma derdim yok
◊ Filmin yap ımcısı neden sen oldun, projeyi birisine satamadığın için mi?- Tabii, kim alır ki? Sadece Kultur Bakanlığı'ndan biraz destek aldık.

◊ Filmin vizyonda maddi olarak bir kar şılığı olmazsa ne yapacaksın?

- Televizyon satışı olur... Benim bu işten 5 kuruş para derdim yok. Bu film, Viyana'da bir festivalde gosterildi. Ardından oradaki okul sinemalarında gosterildi, çunku çocuklar o kadar ilgi gosterdi ki filme... Bu film Suriyeli goçmenlere olan bakış açısını değiştireceği için okullarda ve TRT'de gosterilmesini çok istiyorum. Çunku ne kadar çok insan izlerse, bir kişinin bile Suriyelilere davranışı değişirse ben daha çok mutlu olurum.

◊ Filme g osterilen ilgi nasıl?

- Filmin şimdiden bu kadar ilgi gormesi beni şaşırttı. Ama ben bu işe başlarken o kadar temiz dertle yola çıktım ki insanlar bunun farkında... Arkadaşlarım bile ben bu işe girdikten sonra Suriyelilere yardım etmeye başladı. Şimdi her birinin Suriyeli ailesi var, ayda bir ziyaret edip ihtiyaçlarını karşılıyorlar.

Denize a çıldıkları sahnede hungur hungur ağladık...

◊ Filmde seni en çok etkileyen sahne hangisiydi?
- Finaldeki deniz sahnesi... O sahnede birlikte çalıştığım bazı oyuncuların yakınları bir hafta once olmuştu. Sahnenin mizanseni verilirken herkes kuma yattı, kapaklanıp ağladı. Ben de ağlamaktan o sahneyi çekemedim. Hepimiz toptan ağlamaya başladık. ◊ Beni filmde en çok etkileyen cumle ise "Bomba yağar bizim başımıza, yağmur yağar bizim başımıza..." oldu.- O Suriye, daha doğrusu Arap yarımadasının çok iyi bildiği bir deyiş. Ne kotuluk varsa bizim başımıza geliyor. Allahım başka insan yok mu, demek. ◊ Filmi izlerken dram ı da dozunda kullandığını fark ettim. Oysa izleyiciyi daha çok ağlatacak sahneler de koyabilirdin...- O zaman sinema olmazdı. Yanlı ve başka bir şey olurdu. Seyirciye bir şeyleri empoze etmek istemedim.
Bir de "Misafir" bu savaşla ilgili çekilen ilk filmlerden biri. İleride savaş mahkemeleri kurulursa belki belge olarak kullanılır.

Antalya 'dan filmimi çekmedim, çunku...
◊ "Misafir" geçen yıl Antalya Film Festivali'nde "Avni Tolunay İzleyici Ödulu"nu kazandı. O sene festivali, ulusal yarışma bolumu kaldırıldı diye sinemacılar protesto etti. Protesto etmeyen iki yonetmenden biri de sendin. Sinema camiasından tepki gordun mu?- Yok, gormedim.

◊ "Neden boykot etmiyorsun" diyen sinemacılar olmadı mı?

- Hayır, bu işi neden yaptığımı bildikleri için tepki gostermediler. Ticari bir film olsaydı, tepki alırdım.

◊ Rakibinin olmad ığı bir yarışta odul almak seni mutsuz etmedi mi?

- Ödul almayabilirdim de. Benim için onemli olan filminin uluslararası platformda gosterilmesi. Antalya'da yarışmasaydı filmin yurtdışında gosterilme şansı yoktu. Bu filmi sadece Turkler için yapmadım, yurtdışında gosterilmesi benim için daha onemli. Oradaki insanların bakış açısının değişmesi lazım, yargıladıkları hikayeyi ne olduğunu gorsunler. Ki film gosterildiği ulkelerde bakış açışını değiştirmeyi başardı. Yunanistan'daki Suriye kamplarında gosterildikten sonra oradaki psikologlar, "Biz çocuklara 'hadi eller havaya' deyip şarkılar soyletiyorduk. Meseleyi gerçekten bilmiyormuşuz" dediler.