Özet (TL;DR) @ 2018-09-14T12:24:00.000Z: Gazeteci ve ekonomist Mustafa Sönmez, Seyr-i Sabah programında Merkez Bankası’nın faiz artırımını yorumladı. Sönmez, faiz artırımının geç kaldığını, daha önce yapılmış olsa, daha iyi sonuçlar…



Seyr-i Sabah

12:24 14.09.2018(Guncellendi 14:16 14.09.2018) URL'yi kısaltın

Gazeteci ve ekonomist Mustafa Sonmez, Seyr-i Sabah programında Merkez Bankası'nın faiz artırımını yorumladı. Sonmez, faiz artırımının geç kaldığını, daha once yapılmış olsa, daha iyi sonuçlar verebileceğini dile getirdi.

Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'ndan (TCMB) merakla beklenen faiz artırımı 625 baz puanla gerçekleşti. Beklentilerin ustunde gerçekleşen bu faiz artırımının ardından herkes piyasalardaki gelişmeleri daha yakından takip etmeye başladı. Ekonomist ve gazeteci Mustafa Sonmez, Seyr-i Sabah programında mevcut faiz artırımının geç kalmış bir ambulans olduğunu dile getirirken bu kadar yuksek artırıma rağmen doların duşuşunun beklentilerin altında kaldığına işaret etti:

' DIŞ DÜNYANIN İKLİMİ TÜRKİYE'NİN ALEYHİNE'

(C) AA /

"Faiz artırımı kendi paradigması içinde geç bir operasyon. Boylesi durumlarda dovize atak varsa Turk Lirası'nı cazip kılabilmek için bu adımları çok daha erken atmak gerekiyordu. Merkez Bankası tek başına adım atamıyor, Saray ne derse onu yapıyor. Bu geç gelmiş bir ambulans. Doğrusu kan kaybına bir faydası olmadı.

Zamanında doğru adımlar atılmış olsaydı dolar bu kadar artmaz, zayiat da bugun olan ve olacak olandan çok daha az olurdu. Burada ciddi bir yonetim hatası var. Nitekim 625 puan artırdı. Ne oldu? Faizler yukseldi. Turk Lirası için bu adımlar atıldı da dolar duştu mu? 6.35'lik dolar 6.13'e duştu.

Bu kadar sert faiz artırımına rağmen doviz buna cevap vermiyorsa ortada çok ciddi bir mesele vardır. Ben de bu meselenin siyasi ve guven olduğunu duşunuyorum. Kimse Saray'ın attığı adımlardan emin olamıyor. Siz TL'yi bu kadar cazip yapıyorsunuz ama insanlar buna yonelmiyor. Dış dunya ile ilişkiler son derece bozuk. Dış dunyanın iklimi de Turkiye'nin aleyhine. 2013'ten itibaren para pahalanacak dendi ama yine de gidip borç yaptılar.
Cumhurbaşkanının en son varlık fonu adımları alay konusu oldu içerde ve dışarda. Cumhurbaşkanı çıkıp bunlar bağımsız merkez bankası istiyorlar alın size bağımsızlık. Ben faize inanmıyorum deyince yine dolar arttı. Bu dunyada serbest piyasa oyunu oynarken faize inanmıyorum dersen dunya da sana cephe alır. Hem bu alemle içli dışlı olacak sonra da bu alemin kurallarına burun kıvıracaksın deyince herkes bize ve TL'ye duşman oluyor.

Duşmeyen kurlarla yapılan ithalat enflasyonun ana dinamiğidir. Enflasyon surmeye devam edecek. Bir yandan yuksek enflasyon bir yandan duşuk buyume, onun getireceği yoğun işsizlik… Hem işinden oluyorsun sıfır gelirlisin hem de her şeyin fiyatı artıyor. Bunun adı stagflasyon. Çıkan kararname bundan sonra yapılacak sozleşmeleri kapsar diye duşunuyorum. Ama başımıza en buyuk krizi açan mega projelerin butun anlaşmaları dovizle Bunlar ne olacak? Geçişler verilen garantiler? Bir yandan dışardan para bekliyorsun diğer taraftan yabancıların kafasında soru işaretleri uyandıracak işler yapıyorsun. Bunlar birbirlerine yardımcı olmaz daha çok sorun yaratır. Bu ne işe yarayacak? Guya dolarlaşmayı azaltmış olacak. Bu ulkede ciddi bir enflasyon var iki taraf da buna guvenemiyor. O yuzden doviz ustunden anlaşmalar yapılıyor. Bunun nelere yol açacağını yaşayarak goreceğiz. TL ile anlaşma yapıldığı takdirde dolarla yapılan anlaşmaların onunu mu kesecek? Şimdiye kadar yapılan dovizli anlaşmalar mı dovizi artırdı?

(C) AFP 2018 / NELSON ALMEIDA

Dun Erdoğan ilk kez bu kriz bizim krizimiz değil diyerek kriz lafını kabul etti. Ama bu kriz bizim değil de kimin peki? Vatandaşın krizi tabi ki. Adım adım bu krizi ulkeye kendileri getirdi. Birkaç gundur Trump'tan tweet gelmiyor ama yine de ulke çalkalanıyor. Bu işte çozum sosyal ve siyasal paradigmaları gerektirir. Bu mevcut durumda ağır bir çokuş yaşanacak. Dibe vurmalar iflaslar fabrika kapanmaları iş kaybetmeler yaşanacak. Şunu insan ancak temenni edebilir: Bu ağır dibe vuruş yaşanırken bunun maliyetini adil paylaştırın. İnsanlar işsiz kaldıklarında en azından işsizlik maaşıyla geçinmelerini sağlayın. Devletin sosyal yardımlarda herkese eşit davranması gerekiyor. Toplumun kendi içinde dayanışmaya girmesi gerekiyor. Bu krizi toplumun alt kesimlerine yıkmaya çalışırlarsa sorun buyuyecektir. Toplumun 250 milyar ihtiyaç kredisi ve kredi kartı borcu var. Bunlar nasıl odenecek? Buna bakmak lazım. Bunun çok ağır sosyal ve siyasi bedelleri olur. Yerel seçimlerde bunun sonuçlarını gorebiliriz."