Özet (TL;DR) @ 2018-09-12T10:52:00.000Z: 12 Eylül 1980 darbesi sırasında Türkiye'de görevli ABD'li diplomatların Washington'a geçtiği bilgi notları ilk kez kamuoyuyla paylaşıldı. Dönemin ABD Büyükelçisi Spain'in "Mevcut askeri liderlerin…
BBC Turkçe, 2011 yılında Bilgi Edinme Yasası kapsamında yapılan bir başvuru uzerine gizliliği kaldırılan ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerine ulaştı. 12 Eylul 1980 askeri darbesi sırasında ABD'nin Ankara Buyukelçisi olan James Spain'in, darbe hakkında Washington'a geçtiği bilgi notları da ilk kez gun yuzune çıktı.
BBC Turkçe'den İrem Koker imzalı habere gore, arasında 12 Eylul 1980 ile 5 Kasım 1980 tarihleri arasında ABD'nin Ankara, İstanbul ve İzmir'deki diplomatik temsilciliklerinden Washington'daki Dışişleri Bakanlığı ile diğer ulkelerdeki temsilciliklerine gonderilmiş 10 adet yazışma yer alıyor.
İlk kez kamuoyuyla paylaşılan bu yazışmalardan biri gizlilik sıralamasında en yuksek ikinci derece olan 'Gizli' ibaresini; yedi tanesi uçuncu gizlilik derecesi olan 'Özel' ibaresini taşıyor. İki yazışma da kamuya açık bilgiler taşıdığı için 'Tasnif Dışı' olarak sınıflandırılıyor.
Yazışmaların ilkinin tarihi 12 Eylul 1980 gunu. Darbeden kısa bir sure sonra yazıldığı anlaşılan ve donemin Ankara Buyukelçisi Spain imzasını taşıyan bu yazışma, "Gizli" ibaresine sahip. Dışişleri Bakanlığı'nın bu belgeyi paylaşmadan once bazı kısımlarını çıkarttığı goruluyor.
"Ordunun (yonetime) el koymasının ardından ABD-Turkiye ilişkileri" başlıklı yazışmada Spain, darbenin hemen ertesinde şu değerlendirmeleri yapıyor:
"Mevcut askeri liderlerin tamamını iyi tanıyoruz ve ozellikle de NATO uyeliği başta olmak uzere Turkiye'nin guvenlik ya da dış politikasında değişim yaşanacağı yonunde bir endişe taşımamıza da gerek yok. "Buradaki esas mesele, bu çıkarları etkin ve hızlı bir şekilde yeniden tesis edilen demokratik ortamda da korumak olacak. Ancak bunun olmayacağına inanmak için de herhangi bir neden bulunmuyor. "Bu ilk gunlerde daha da onemli olan ise bizim kamuoyu onundeki tutumumuz. ABD devleti adına konuşan sozculere, durumu yakından takip ettiklerini soylemelerini ve yorumlarını Turkiye'nin NATO uyeliği gibi dış politika yaklaşımlarında herhangi bir değişim gormeyi beklemedikleri yonundeki ifadelerle sınırlı tutmalarını oneriyoruz."
Buyukelçi Spain'in kaleme aldığı yazışmanın askeri liderlerle ilgili değerlendirmeleri içeren paragrafının başlangıç kısmının ise belgelerin gizliliği kaldırılmadan once ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından metinden çıkartıldığı goruluyor.
' TÜRKİYE'DE YAŞANAN LATİN AMERİKA CUNTA DARBESİ DEĞİL'
(C) AA / Kayhan Vandemir
1970'lerin ortasında ABD'nin Ankara Maslahatguzarlığı gorevini yuruten Spain, 1979'un sonunda da buyukelçiliğe atandı. Spain'in gorevi 1981 yılının yazında sona erdi.
Spain, 1984 yılında 'American Diplomacy in Turkey' (Turkiye'de ABD Diplomasisi) adında Turkiye'de gorev yaptığı donemi anlattığı bir kitap yazdı.
Spain'in darbe gunu gonderdiği yazıda, Turkiye'de ordunun yonetime el koymasının diğer birçok demokratik ulkenin aksine "daha koklu ve daha kabul edilir" bir durum olduğu ifade ediliyor.
Yazışmada, "Kısacası, bu bir Latin Amerika cunta darbesi değil… El koymayla ilgili yapılan açıklamada da ifade edildiği gibi teror ve kamu duzeni alanında yaşanan son gelişmeler, her ne kadar gonulsuz de olsa Turk ordusu uzerinde harekete geçme baskısı yarattı" ifadeleri kullanılıyor ve şu değerlendirmeler yapılıyor:
"Hukumetlerle değil, devletlerle ilişki kurma temeline dayanan olağan politikamıza uygun olarak, bu durumda (askeri yonetimi) tanıma gibi bir sorunun ortaya çıkmadığını duşunuyorum.
"Bunun otesinde, mevcut durumla ilgili ABD'nin iki onemli ulusal çıkarı soz konusu. Bunlardan ilki Turkiye'nin uzun vadede demokratik bir ulke olarak korunması. Diğeri de savunma ve ekonomik işbirliği anlaşmasının uygulanmaya devam etmesi de dahil olmak uzere guvenlik alanındaki ilişkilerimizin surmesi."
' DEMİREL, ECEVİT, ERBAKAN VE TÜRKEŞ'İN GÖZALTISINA TEPKİ İÇİN BEKLEYELİM'
ABD Buyukelçisi, gerek Milli Guvenlik Konseyi'nin (MGK) oluşumunu ve yayımladığı bildirileri gerekse de darbenin hukuki temelini inceledikten sonra daha detaylı bir yorum yapabilecek hale geleceklerini belirterek, 12 Eylul 1980 tarihli yazışmada şu ifadelere yer veriyor:
"Demokrasinin en hızlı ve mumkun olan en eksiksiz şekilde yeniden tesisinin sağlanması için çalışmalar yuruteceğiz. Ve yeni devlet yoneticilerini gereksiz yere kusturmediğimiz ve aşağılamadığımız surece bu amacımızı gizlemeye de gerek gormuyoruz.
(C) AA /
"(Örneğin; Demirel, Ecevit, Erbakan ve muhtemelen Turkeş'in gozaltına alınmaları konusunda tutumumuzun ne olması gerektiğine dair tavsiyede bulunmadan once birkaç gun beklemek istiyorum.)
Donemin Başbakanı ve Adalet Partisi Genel Başkanı Suleyman Demirel, ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı Bulent Ecevit ve azınlık hukumetine dışarıdan destek veren Milli Selamet Partisi'nin lideri Necmettin Erbakan, darbe gecesi gozaltına alındı. Demirel ve Ecevit eşleriyle birlikte Hamzakoy'e; Erbakan ise Uzunada'ya goturuldu.
Bu yazışmanın yapıldığı sırada ise azınlık hukumetine dışarıdan destek veren Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) Genel Başkan Alparslan Turkeş ise aranıyordu. Darbe gecesi evinde bulunamadığı için gozaltına alınamayan Turkeş, 14 Eylul Pazar gunu Ankara'da teslim oldu ve Uzunada'ya goturuldu.
' DEMOKRASİYE DÖNÜŞ VURGUSU YETERİNCE GÜÇLÜ DEĞİLDİ'
Spain, yapılan ilk açıklamalarda demokrasiye donuş vurgusunun yeterince guçlu olmadığını temas kurduğu kişilere aktardığını belirterek, şunları yazıyor:
"Ben halihazırda bir inisiyatif alarak, Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri olan ve aynı zamanda Milli Guvenlik Konseyi toplantılarına da katılan Buyukelçi (İlter) Turkmen'e, şu ana kadar sadece 1 numaralı (MGK) bildirisinde demokratik sureçle ilgili çok genelgeçer bir ifade bulunduğunu ilettim.
"Turkmen, goruşlerimi hem (Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan) Evren hem de (MGK Genel Sekreteri Haydar) Saltık'a aktaracağını ve aynı zamanda bugun için NATO buyukelçileriyle planlanan toplantıda da demokrasinin yeniden tesisi
(C) AA /
konusunun uzerinde yoğun şekilde durulacağını soyledi."
Yine aynı yazışmadan, 12 Eylul gunu akşamustu TSİ 15:00'te ordu komutasıyla NATO uyesi ulkelerin buyukelçileri arasında bir toplantının planlandığı da anlaşılıyor.
Spain, anılarını yazdığı "American Diplomacy in Turkey" kitabında da Evren'in aynı gun içerisinde oğlen saat 13:00'te bir kez daha televizyonların karşısına çıktığını ve bu kez demokrasiye donuş meselesine daha çok vurgu yaptığını belirtiyor.
Spain, bunda kendi onerisinin etkili olup olmadığını bilmediğini ancak yine de memnun olduğunu ifade ediyor.
Eski buyukelçi kitabında ayrıca, Turkmen'in de NATO buyukelçileriyle yapılan toplantıda bu konuya ağırlık verdiğinin altını çiziyor.
' DİNİ GÖREVLERİNİ YERİNE GETİREN KOMUTANLARIN LAİK SİSTEME İNANCI İLGİNÇ'
ABD'nin diplomatik yazışmalarında, 12 Eylul darbesinin ardından Evren'in açıklamaları, MGK bildirilerini ve ulusal basında yer alan haberlerin yakından takip edildiği ve buradan derlenen bilgilerin, kendi kaynaklarından elde ettikleriyle harmanlanarak not halinde gonderildiği anlaşılıyor.
ABD'nin Ankara Buyukelçiliği, Evren'in 16 Eylul 1980'de duzenlediği basın toplantısındaki açıklamalarının İngilizce tam metnini diplomatik yazışmalar arasında gonderdiği goruluyor. Bu yazışma, gizlilik derecesi "Tasnif Dışı" olan iki belgeden birisi.
Bu basın toplantısından birkaç gun sonra da Ankara'da gorevli diplomatlardan Daniel Newberry tarafından kaleme alınan "Turk ordusunun (yonetime) el koyması -- Geçmiş ve Beklentiler" başlıklı yazışmayla gelinen duruma dair kapsamlı bir değerlendirme yapıyor.
Newberry'nin 20 maddeden oluşan değerlendirmesinde darbe oncesi Turkiye'deki durum, Evren'in açıklamaları ve MGK bildirilerinin ayrıntıları, ordunun dunya goruşu, dış politikaya yonelik beklentiler, ekonomi politikaları, eğitim reformu, siyasal sistemde beklenen değişiklikler ve demokrasiye geri donuş konuları ele alınıyor.
Bu yazışmada da ağırlığın Spain'in de darbe sabahı gonderdiği notta vurguladığı uç konu olan ekonomik reform sureci, dış politikada devamlılık ve demokrasiye verildiği goruluyor.
' ERİM VE TÜRKLER'İN ÖLDÜRÜLMELERİN ARDINDAN, DARBE PLANLARI DAHA NET BİR ŞEKİLDE GÖRÜLDÜ'
Ordunun darbe planlarının eski Başbakan Nihat Erim ve bundan uç gun sonra da Turkiye'deki sendikal hareketin en onemli isimlerinden Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun (DİSK) kurucusu Kemal Turkler'in oldurulmelerinin ardından Temmuz ayı ortasında "ciddiye bindiğinin artık daha net bir şekilde" gorulduğu belirtiliyor.
(C) AA /
Erim, 19 Temmuz 1980 tarihinde İstanbul'un Dragos semtinde Dev-Sol tarafından duzenlenen bir suikast sonucu yaşamını yitirirken, Turkler de 22 Temmuz 1980'de evinin onunde bir ulkucu tarafından vurularak olduruldu. Bu iki cinayet, 12 Eylul darbesi oncesindeki en onemli kilometre taşları arasında gosteriliyor.
Newberry de değerlendirmesinde darbenin hayata geçirilmesi kararında bu iki olayın onem taşıdığını belirterek, Evren ve diğer komutanların Turkiye'deki mezhepsel ve ideolojik farklılıkların dış guçler tarafından kullanılmasından kaygı duyduklarını aktarıyor:
"Evren her ne kadar doğrudan Sovyetler Birliği, Afganistan veya İran ile Libya'da İslami uyanıştan bahsetmemiş olsa da, kendisinin ve diğer komutanların dış guçler tarafından yonetilen ya da dışarıdan ilham alan ideolojik grupların, devletin demokratik ve laik temellerini tehlikeli duzeyde zayıflattığına inandığını açık bir şekilde dile getirdi.
"Bazı askeri liderlerin dini gorevlerini yerine getiren kişiler olduğu soylenirken, Kemalizm'in en guçlu ilkelerinden biri olan laik bir siyasal sisteme inançlarının tam olması da ilginç bir nokta."
' ABD ÇIKARLARIYLA İLGİLİ TEMASLAR RAHATLATICI'
Yazışmayı kaleme alan Newberry, Turkiye'yi yakından tanıyan ABD'li diplomatlardan birisi. 1999 yılında yaşamını yitirmesinin ardından Washington Post gazetesi yayımladığı haberde Newberry'den "Turkiye konusunda otorite" olarak bahsediyor.
Newberry, 36 yıl suren diplomasi kariyerinde Turkiye'ye dort defa atandı ve Ankara, Adana ve İstanbul'da gorev yaptı. 19 Eylul 1980 tarihli yazışmayı Ankara Buyukelçiliği'nde gorevli olduğu sırada kaleme alan Newberry, bundan bir yıl sonra İstanbul Başkonsolosluğu'na atandı ve 1985 yılına kadar bu gorevi surdurdu.
Newberry'nin gonderdiği yazışmada, yeni yonetimde de devamlılığı olacak olan iki konu ekonomik sistem ve dış ilişkiler olarak tanımlanıyor ve askeri liderlerin 1980 yılının başlarında başlatılan ekonomik reform programını surdurmeye kararlı oldukları vurgulanıyor.
Aynı yazışmada dış politika konusunda ise Newberry, "değişimin az olmasını ya da hiç olmamasını" beklediklerini dile getiriyor ve daha once Spain'in yazışmasında da adı geçen Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri İlter Turkmen ile temasta olduklarını belirtiyor.
Yazışmada, "Buyukelçi'nin Turkmen ile kurduğu temaslar yapıcı ve ABD'nin çıkarları ile savunma alanındaki karşılıklı olağan işbirliğinin devamına yonelik rahatlatıcı oldu" ifadeleri kullanılıyor.
Ekonomi politikaları alanında ise Evren'in ekonomik reform programının devam edeceğini ve Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgutu'yle (OECD) yapılan anlaşmaların sureceğini taahhut ettiği ifade ediliyor.
' DEMOKRASİYE DÖNÜŞÜN HIZINI BELİRLEYECEK İKİ UNSUR VAR'
Newberry tarafından kaleme alınan yazışmada değinilen bir diğer onemli konu da darbenin ardından Turkiye'nin demokrasiye ne zaman geri doneceği konusu. Yazışmaya gore, iktidarın seçilmiş, sivil bir hukumete devredilmesini belirleyecek olan iki unsur bulunuyor:
"1) Terorun kokunu kazıma konusunda sağlanacak ilerleme. (Teror) azalmış durumda ancak bitmiş değil.
"2) Şu ana kadar kendi içinde sert şekilde bolunmuş gorunen sivil elitlerin ordu ile ne olçude işbirliği yapacağı.
"İktidarın devredilmesiyle ilgili en makul tahmin en az bir yıl. Ancak daha da uzun surmesi muhtemel."
Newberry, Turkiye'nin "demokratik, laik ve Batı yanlısı bir ulke olarak korunması" amacıyla siyasal sisteminde "kapsamlı değişiklikler yapmayı planladığını" belirtiyor.
Newberry, "Parlamenter sistem korunacak ancak birçok kişi yeni sistemin mimarlarına cumhurbaşkanlığı makamını guçlendirme çağrısı yapıyor. Ülkenin bolunmesine neden olan radikal siyasetçilerin onu kesilecek. Revize edilen sistemde, genel olarak, sınırsız bireysel ozgurlukler yerine, devletin butunluğu ve devlet kurumlarının işlevselliğine daha fazla onem verilecek" diyor.
' YENİ KABİNEDE MUHAFAZAKAR OLARAK BİLİNEN YETENEKLİ İSİMLER VAR'
Turkiye'de gorevli ABD'li diplomatların, 12 Eylul darbesinin ardından gelen tutuklamaları ve yapılan atamaları da yakından takip ettiği goruluyor.
22 Eylul 1980 tarihini taşıyan "Özel" ibareli bir yazışmada, Bulend Ulusu başbakanlığında kurulan yeni kabineye dair değerlendirmeler yer alıyor. ABD'nin Ankara Buyukelçiliği'nde gorevli Arnold Schifferdecker imzalı yazışma, "Turkiye'nin yeni kabinesi" başlığını taşıyor.
Kabinedeki isimlerin seçiminde "deneyimin" onemli bir kıstas olarak gorunduğunun belirtildiği yazışmada, "Yeni kabine, genel olarak muhafazakar olarak bilinen ve Turk halkının aşina olduğu bir grup yetenekli isimden oluşuyor. Az sayıda bilinmeyen isim var ve aralarında tartışmalı isim de bulunmuyor" deniliyor.
Yazışmada, kabinede ekonomi, dışişleri ve savunma bakanlıklarına yapılan atamaların, askeri yonetimin ekonomi ve dış politikada mevcut politikaları surdureceğinin bir teyidi olarak yorumlanıyor.
Başbakan Yardımcılığı gorevine getirilen Özal'ın 24 Ocak Kararları ile başlayan ekonomik reform surecinde "yetkili kişi" haline geldiği ifade edilirken, Dışişleri Bakanlığı'na getirilen Turkmen ve Savunma Bakanlığı'na atanan Haluk Bayulken de "yuzu guçlu şekilde Batı'ya donuk isimler" olarak tanımlanıyor.
Schifferdecker, kabineyle ilgili şu değerlendirmeleri yapıyor:
"İki başbakan yardımcısı, uç devlet bakanı ve 21 bakan ile Ulusu'nun kabinesinin buyukluğu de Demirel'inkine yakın. Ancak, bu iki kabine arasında bazı ciddi farklılıklar bulunuyor.
"Kabineyi oluşturan adamlar --hiç kadın yok- yetenekli, tartışma yaratmayacak ve kendilerine teslim edilen konularda deneyimli isimler olarak biliniyor.
"Olağan bir kabineye kıyasla çok daha fazlası bir ya da birden fazla yabancı dil biliyor ve hem mevcut hem de eski buyukelçilik çalışanları birçoğunu yakından tanıyor."
' KAÇ MİLLETVEKİLİNİN GÖZALTINA ALINDIĞINA DAİR GÜVENİLİR BİLGİ YOK'
Darbeden bir hafta sonra, 19 Eylul 1980 tarihinde Ankara Buyukelçiliği'nden "Özel" ibaresiyle gonderilen bir yazıda, gozaltına alınan eski milletvekillerinin listesi yer alıyor.
Thomas Martin imzalı yazışmada, Genelkurmay tarafından yapılan açıklamaya gore, 50 milletvekilinin gozaltına alındığı belirtiliyor. Bu kişilerin 25'inin CHP, 11'inin MHP, 7'sinin AP, 5'inin MSP ve 2'sinin bağımsız milletvekili olduğu ve aralarında iki de senatorun bulunduğu ifade ediliyor.
Yazışmada gozaltına alınan CHP'li vekillerin "birçoğu (CHP içindeki sol kanadın onemli temsilcilerinden İzmir Milletvekili) Suleyman Genç ve benzer şekilde DİSK gibi radikal sol orgutler ile solcu teror orgutleriyle bağlantısı bulunan solcu isimler" olduğu one suruluyor.
Tutuklanan AP'li vekillerin çoğunun ise Kurt bolgelerinden seçilenler olduğu vurgulanıyor ve şu ifadelere yer veriliyor:
"Ordu, bu açıklamayı muhtemelen çok daha fazla sayıda insanın tutuklandığı yonundeki soylentilerin giderilmesi için yapmak durumunda kaldı. Şu ana kadar kaç kişinin yargılandığı ya da yargılanacağına dair guvenilir bir bilgi bulunmuyor.
"Bazı Buyukelçilik kaynakları, gozaltına alınan 50 civarındaki kişinin son olmayabileceğini soyluyor. CHP'nin bazı diğer milletvekilleri içinde yakalama kararı çıkartıldığı yonunde duyumlar aldık."
12 EYL ÜL 1980'DE NE OLDU?
TSK, cumhurbaşkanının parlamentoda uzlaşma sağlanamaması nedeniyle aylarca seçilememesi, yaşanan hukumet istikrarsızlığı, ağır ekonomik sorunlar ve yoğun iç çatışmaları gerekçe gostererek 12 Eylul 1980 Cuma gunu sabah saat 03:00'te yonetime el koydu.
Ülkenin yonetimi darbeyle birlikte kurulan Milli Guvenlik Konseyi'ne (MGK) devredildi. MGK'nın yayımladığı ilk bildiride, darbenin ordunun "İç Hizmet Kanunu'nun verdiği Turkiye Cumhuriyeti'ni kollama ve koruma gorevini" yerine getirmek adına "emir-komuta zinciri" içinde gerçekleştirildiği belirtildi.
MGK'nın başkanlığına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren getirildi. Konsey'de yer alan diğer isimler de Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Deniz Kuvvetleri Komitanı Oramiral Nejat Tumer, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun oldu.
Konsey'in genel sekreterliği gorevini de Orgeneral Haydar Saltık yurutuyordu. Darbe olduğunda iktidarda Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı Suleyman Demirel başbakanlığındaki azınlık hukumeti bulunuyordu. Bu azınlık hukumetine Necmettin Erbakan onderliğindeki Milliyetçi Selamet Partisi (MSP) ve Alparslan Turkeş'in lideri olduğu Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) dışarıdan destek veriyordu. Ana muhalefette ise genel başkanlığını Bulent Ecevit'in yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) vardı.
Darbenin ardından birçok siyasi parti, sendika ve dernek kapatıldı, yeni bir anayasa hazırlandı, birçok isme siyaset yasağı getirildi ve parlamenter sistemde onemli değişiklikler yapıldı. Darbenin ardından yaklaşık uç yıl sonra, 6 Kasım 1983 genel seçimleriyle demokrasinin yeniden tesisi sureci de başladı.
**
(C) AA / İsa Terli
7 BİN KİŞİ HAKKINDA İDAM CEZASI İSTENDİ**
Adalet Bakanlığı'nın açıkladığı resmi verilere gore, 12 Eylul 1980 askeri darbesinin ardından toplam 650 bin kişi gozaltına alındı ve 52 bini de tutuklandı. Fişlenen kişi sayısı da 1 milyon 680 bin, vatandaşlıktan çıkartılanların sayısı da 14 bin.
Sıkıyonetim mahkemelerinde 210 bin dava açıldı ve toplamda 230 bin kişi farklı suçlardan yargılandı. Bunların 7 bini hakkında idam cezası istendi. Bu donemde, 14 kişi cezaevlerindeki açlık grevleri nedeniyle, 171 kişi sorguda ve uğradığı işkence sonucu ve 49 kişi de idam edilerek yaşamını yitirdi.
Ancak sivil toplum kuruluşları, gerçekten çok daha fazla kişinin darbeden etkilenmiş olabileceğini soyluyor.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.