Özet (TL;DR) @ 2018-09-12T21:14:00.000Z: Ömer Ödemiş’e göre, Tahran zirvesi ile İdlib operasyonunda yoğunluk düşürüldüyse de engellenmesi imkansız. Siviller ve mülteci akınının abartıldığını söyleyen Ödemiş, savaştan önce kentte 160 bin…



Ömer Ödemiş'e gore, Tahran zirvesi ile İdlib operasyonunda yoğunluk duşurulduyse de engellenmesi imkansız. Siviller ve multeci akınının abartıldığını soyleyen Ödemiş, savaştan once kentte 160 bin civarında nufus olduğunu soyledi. Ödemiş, Batı'daki kimyasal silah iddialarının 'artık komik olduğu ve inandırıcılığının kalmadığı' goruşunde.

Astana surecinin ortakları Rusya Federasyonu, Turkiye ve İran'ın liderlerinin Tahran'daki zirvesi, Suriye ordusunun İdlib'deki El Kaide ve IŞİD unsurlarına yonelik operasyonunu şimdilik 'erteletmiş' gibi gorunurken, tartışmalar bitmiyor. Özellikle Turkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib'e yonelik operasyonun ortaya 'insani bir facia çıkartacağı tezi eşliğinde dunyaya çağrılar yaparken, Batılı ulkelerin desteği eşliğinde medyada 3.5 milyon yeni multeci ortaya çıkabileceği iddiaları ortaya atılıyor. Ancak İdlib'in savaş onceki ve şimdiki nufusu bile tam olarak bilinmezken, sivillerin El Kaide, IŞİD unsurları ve turevlerinin elinde 'insan kalkanı' kılındığı goruşu de dile getiriliyor ve buna dayanarak operasyonun ertelenmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Konuyu, Suriye sahasını yakından tanıyan ABC gazetesi yazarı gazeteci ve yazar Ömer Ödemiş ile konuştuk.

' ERDOĞAN, İDLİB'DEKİ ILIMLILARA 'BEN ELİMDEN GELENİ YAPTIM, DURDURAMIYORUM' MESAJI VERDİ'

Ömer Ödemiş'e gore Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tahran zirvesinde ateşkes çağrısını one çıkartarak bunun ılımlılara yonelik "Ben elimden geleni yaptım, operasyonu durduramıyorum" mesajını vermek istedi. Ancak operasyonun iddia edildiği gibi ertelenmediği, muzakereler nedeniyle yoğunluğunun kısmen duşurulduğunu soyleyen Ödemiş'e gore, İdlib'e operasyonun durdurulmayacağını Turkiye de zaten biliyor:

"Bir saat oncesine kadar bombardımanın lokal olarak yapıldığı bilgisi bolgeden geliyor idi. Durdurulmuş, bir şey yok. Ancak yoğunluğu kısmen duşurulmuş denebilir. Goruşmelere Turkiye'nin bu ayaklarını yere vururcasına yaptığı itirazlara donuk biraz sakinleşme denebilir. Onun dışında İdlib'e operasyon yapılacağı, İdlib'e cihatçı katillerin toplanma surecinden bu yana bilinen bir şey. Oraya toplanmalarının nedenleri orada o insanlara ozerk bir yapı kurdurtmak değildi. İdlib'i bu insanlara vermek değildi. Sadece diğer bolgelerde huzuru, guveni sağlayıp İdlib sorununu sonraya bırakmaktı. Bunu herkes biliyordu ki İdlib gundeme gelecek ve İdlib de mutlaka temizlenecek. Şoyle bir taktik izledi Rusya ve Suriye: Bolge bolge temizlediler. Önce Halep tamamen temizlendi, Humus kırsalı ve merkezi daha oncesinde temizlenmişti, Hama'nın kırsalı, Palmira duşuruldu, arkasından Şam içerisindeki Yermuk vb. bolgeler temizlendi. Guta temizlendi, sonra da Dera temizlendi. Yani sıranın İdlib'e geleceği zaten herkes tarafından biliniyordu, Turkiye tarafından da biliniyordu. Astana'da oluşturulan çerçevede ozellikle Tahran'daki ortaya çıkan fotoğraf Turkiye açısından bakıldığında çok kotu bir fotoğraftı. Putin açıkça 'Siz kimin adına ateşkes istiyorsunuz' dedi. Masada El Kaide, Nusra yok, siz onlar adına mı ateşkes istiyorsunuz gibi bir tavır koydu. Turkiye de ateşkes isterken zaten bu tavrı oncesinden biliyordu mesajı sonuç almaya donuk bir mesaj değil, ozellikle kendi çevresine İdlib'teki 'ılımlılara' mesaj vermeye yani 'Ben elimden geleni yaptım, durduramıyorum. Daha dune kadar bolgede sizinle iş birliği içerisindeydim. Ama bu iş birliğim sonuç vermiyor' mesajı vermeye çalıştı Tahran'daki zirvede. Onun oncesinde bunlar konuşulmuştu istihbarat teşkilatları arasında. Bunun olmayacağı, yapılmayacağı, İdlib operasyonunun devam edeceği, Rusya ve İran'ın bu konudaki ısrarı zaten biliniyordu."

' İDLİB'TE 4 MİLYON İNSANIN OLMASI MÜMKÜN DEĞİL'

Ödemiş, soylenenlerin aksine İdlib'te 4 milyon insan olmasının imkansız olduğunu ve İdlib şehrinin savaştan onceki nufusunun 160 bin kadar olduğunu belirtti. Ödemiş, Turkiye'ye İdlib operasyonu sonucunda boyle bir sayının sığınmasının da sadece spekulasyondan ibaret olduğunun altını çizdi:

"Merkez medyanın bir kısmı İdlib'teki bir yerlere girmişler, oradan goruntuler veriyorlar, bomboş etraf deniyor. Cisr el Şuğur'un Lazkiye tarafında kalan kısmı ile Rusya ve Suriye'nin insani koridor açmayı planladığı İdlib'in Hama tarafı ağırlıklı olarak temizlenmiş durumda. On gundur bombalanıyordu. Bu bombalama stratejik onemdeki bolgelerle başladı. Lazkiye onemliydi. İdlib'ten Lazkiye kırsalına geçen, geçemeye çalışan Çeçen teroristlerden bahsediliyordu. Oralar ağırlıklı olarak ABD'nin iddiasıyla yuze yakın hava operasyonuyla ki yuzden daha fazla binlerce de karadan atılan fuzeyle vurdu bolgeyi. Yoğunluğun duşurulmesinin gerekçesi olarak ortaya atılan şeylerden bir tanesi sivil. İdlib'in savaştan onceki nufusu 2010 yılına gore 164 bin. Cisr el Şuğur ile ve kasabalarla birlikte de 210 bin civarında bir nufus ediyor tamamı. Duşunun ki Hakkari'yi Ankara'yı sokacaksınız. 4 milyon deniyor, 3.5 milyon deniyor kademe kademe arttırıldı bu. Önce 2.5 deniyordu, 3'e çıktı, şimdi 4 milyona geldi dayandı. Yani 6 bin km karelik bir alandır. Çoğu kısım dağlık ve yaşama musait değildir. Buraya 4 milyon insanı ust uste dizseniz sığdırmanız mumkun değil. Bu ozellikle siviller uzerinden cihatçılara kalkan olma kafasıyla oradaki sivil nufus arttırılıyor. Suriye'nin nufusu zaten savaştan once 23 milyon kişiydi. En son seçimlerde kullanılan oy sayısı 12 milyona yakın, seçmen sayısı 15 milyona yakın idi. Peki Turkiye'de 4 milyonu var, Avrupa'ya 500 bini geçmiş, 500 bin Ürdun'de var, bir milyon Lubnan'da var, bir milyona yakın insanın olduğu soyleniyor. Bu 4 milyon insan gokten zembille mi indi geldi, girdi oraya. Şam'ın nufusu şu an 8-9 milyon civarı, Lazkiye 3-4 milyonu geçmiş durumda. Halep yeniden bir milyonun uzerine çıktı. Hangi matematikle hangi bilgilerle bakarsanız bakın İdlib'te bu kadar rakamın olması mumkun değil, kaldı ki Suriye kaynakları da 200-250 bin civarı rakam belirtiyor. Bunların yuz bin civarının cihatçılar ve ailelerinin olduğu, diğerlerinin de İdlib'te tercih eden halk olduğu soyleniyor. İdlib'in teroristlerce işgalinden sonra Suriye devleti İdlib'te kalan ki çoğunluğu kaldı, devlet memurlarının maaşını hala odemeye devam ediyordu."

' İDLİB'DEN KAÇANLAR CİHATÇILARDAN DOLAYI KORKUP KAÇTIKLARINI SÖYLÜYOR'

Ödemiş, Lazkiye'de bulunurken konuştuğu İdliblilerin Suriye yonetiminden değil, bolgedeki cihatçılardan oturu korkup kaçtıklarını soylediklerini de aktardı. Ödemiş, cihatçıların İdlib'teki sivillerin bolgeden çıkmasına engel olduklarına dikkat çekti, cihatçıların savunma mekanizmalarını korumak istemesinden dolayı çıkışlara engel olduğunu belirtti:

"Suriye geneli açısından baktığımızda İdlib halkı biraz değişik bir halktı. Sınıra yakın olduğu için de çoğu kaçakçılıkla geçinen bir halktı, bir kısmı da tarımla uğraşırdı. Ama Suriye burokrasisinde çok onemli gorevlere gelmiş İdlibliler de var. Ben Lazkiye'deyken çok sayıda İdliblinin orada olduğunu gordum. Önemli bir kısmı Lazkiye'ye geçti zaten. Turkiye'ye gelen Hatay'da yaşayan birkaç İdlibli ile de konuştuğumda Suriye devleti ile olan sıkıntıdan değil, cihatçılardan dolayı korkup kaçtıklarını soyluyorlar. Yani orada oyle bir kitlenin cihatçı ideoloji ile yaşama isteğiyle eylem yapması mumkun değil. Suriye devleti bunların orada kalkan olarak tutulduğunu duşunuyor. Çıkışlar için koridorlar açmak istemelerine rağmen bu koridorların açılmasına cihatçı çetelerin engel olduğunu duşunuyor. Yani bu sivil hak oradan çıkar ise bunların savunma mekanizmaları zarar goreceği için buna engel olduğunu duşunuyor."

' ÖNEMLİ BİR KISMI SURİYE DEVLETİNİN KONTROLÜNDEKİ BÖLGELERE GEÇMEK İSTEYECEK'

Ödemiş, soylenen gibi Turkiye'ye bir goç dalgasının olmayacağını, İdlib'ten kaçan halkın buyuk bir kısmının Suriye devletinin kontrolundeki bolgeleri tercih edecekleri ongorusunde bulundu. Ödemiş'e gore, Turkiye'ye 4 milyon Suriyelinin goç edeceği haberleri operasyonu durdurmaya yonelik:

''Çok yakın bolge Cisr el şuğur VE Gap bolgesi var. Gap bolgesi, Suriye ordusunun kontrolundedir zaten. Cisr el şuğur uzerinden açılabilir. Zaten Suriye devletinin de ilk etapta o bolgeye yonelmesinin nedeni de oradan daha kolay koridor açılabiliyor olması. Turkiye'ye multeci akını olacak, 4 milyon insan gelecek vs. bunlar tamamen operasyonu durdurmaya donuk soylemler. Orada o rakamda bir nufus yok. Boyle bir durumda da halkın Suriye devletinin kontrolundeki bolgelere mi geçecekleri Turkiye'ye mi gelecekleri zaten çok net olmayan bir şey. Bence İdlib'te yaşayanların onemli bir kısmı Suriye devletinin kontrolundeki bolgelere geçmek isteyecektir.''

' İDLİB MART 2015'TE BÜYÜK BİR OPERASYONLA İŞGAL EDİLDİ'

Suriye'nin İdlib vilayetinin Mart 2015'te ağır silahlı cihatçı gruplar tarafından işgal surecine atıf yapan Ödemiş, Suriye'nin geri çekilmesinde de sivil kayıp riskinin etkili olduğunu savundu. Ödemiş, cihatçıların İdlib'i işgalinin ardından butun bolgede giriştikleri katliamları anımsatarak şu değerlendirmede bulundu:

"İdlib'in Mart 2015'te nasıl işgal edildiğini hatırlıyoruz. Zırhlı araçlarıyla birlikte 5 bin civar kollarına kurdeleler bağlamış ve kendini sınıflandırılmış son derece organize olmuş orgutler toplamıyla yani değişik cihatçı grupların organizasyonuyla Altınozu sınırında çok alenen 5-6 bin civarındaki askeri guç girerek işgal etmişti İdlib'i. Önce Altınozu sınırında bu cihatçı yapılanma, obeklenmiş, organize olmuş, silahlanmış, tankını, topunu o bolgeye getirmiş ondan sonra bir gun ansızın İdlib'e geçerek İdlib'i duşurmuşlerdi. İdlib'in bu noktaya gelmesi bugun İdlib'te katliam olur çığlığını atanların mimarlığında gerçekleşmiştir. O gune kadar İdlib Suriye devletinin kontrolunde cihatçıların bir turlu giremediği bir bolge idi. Tamamen Altınozu uzerinden girdi. Suriye devleti sivil halka zarar gelmesin diye askeri guçlerini birkaç gun sonra İdlib kentinden çekti. İdlib boyle duşurulmuştu. Donup baktığımızda Suriye'de yaşanan 8 yıllık sureçte 100 binleri aşan sayıda insanların katledilmesi, yaklaşık 20 bin çocuğun birçok kadının, 150 bin askerin katledilmesi organizasyonunu yapanlar bugun felaket çığlıkları atıyorlar orada. Peki siz bu kadar insan severdiniz, bu kadar sivil halkı duşunuyordunuz da Suriye'de bu kadar katliam olurken niye gıkınızı çıkarmadınız? Lazkiye kırsalında alevi halk katledilirken niye gıkınızı çıkartmadınız? Bunlar insan değil miydi? Bunlar sivil değil miydi? Kaldı ki orada katledilenlerin hepsinin katliamcıları bizim sınırlarımız içinden girdiler. Bunu alenen goruntuler yayınlayarak, teşhir ederek, bağırarak soylediler. O zaman sesinizi çıkartmayacaksınız, şimdi aman siviller var diyerek dunyayı ayağa kaldırıp hatta Amerika'yı da harekete geçirmek için 'Hadi vurun' diyeceksiniz. Kopruden son çıkış diyor Cumhurbaşkanı o lafı doğru. Tam tersi Suriye halkının zaferini ilan etmesi için de son çıkış İdlib. Bunun için de bu operasyon her ne pahasına olursa olsun devam edecek. Çunku bugune kadar Suriye'de nereyi alma kararı verildiyse orası bir sure sonra alındı. Halep dendi, Halep alındı. Dera dendi, Dera alındı. Guta dendi Guta alındı. Yani neresinin alınması stratejik olarak karara bağlanmış, muttefiklerle beraber oraya yuklenilmişse orası alındı. Bunu herkes biliyor. İdlib'te de bu sonucun olacağını biliyorlar."

' KİMYASAL OLAYI KOMİK BİR DURUMA DÜŞTÜ'

ABD onculuğundeki Batılı ulkeler 'kimyasal silah kullanımı' teması uzerinden Şam'a tehdit savururken, Rusya ise bu silahlara zorda kalan cihatçı grupların başvuracağı istihbaratı bulunduğunu soylerken, Ödemiş'e gore bu senaryo artık geçerliliğini yitirdi. Bugune kadar bu silahların kullanıldığı iddialarının somut ve bağımsız kanıtlarla ortaya konulamadığını anlatan Ödemiş, Turkiye'nin de bu konuda 'ikiyuzlu' politika izlediği goruşunu aktardı:

"Bu kimyasal olayı komik bir duruma duştu. Artık dunya konjonkturunde inandırıcılığı kalmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bile Tahran'da soylediği gibi bir kor gerekçe haline geldi. Herkes biliyor ki boyle bir gerçeklilik yok, daha once de ispatlanamadı. Zaten askeri ve konvansiyonel olarak kenti alabilecek durumdayken, kent kuşatılmışken ve askeri olarak sonuç alınma noktasındayken niye bu guçler kimyasal kullansın. Bunu dunya kamuoyunda herkes sorguluyor. ABD birçok operasyon yapabilir. Yine gorevi uzerinden atmak için fuzeler atabilir. Kalkanlar var, harekete geçer, bir kısmı duşer ama. Suriye devletinin muttefikleriyle giriştiği bu hamlesini engelleyemez. Bir başka onemli olan şey, bu İdlib'e getirilenler bir başka bolgede uzlaşmayı reddeden teroristlerdir. Uzlaşacağını beklemek abesle iştigal olup ılımlı denilen şey biraz empati yapıldığında çok ciddi bir şey olduğu gorulur. Halep'te katliam yapacaksın, başka yerde katliam yapacaksın, Humus'ta iki okulun onune bombalı araç yerleştirip çocukları katledeceksin ve senin adın ılımlı olacak. Ilımlılar var diye bizim Turkiye Cumhuriyeti devletimiz mudahale edilmemesini isteyecek. Duşunu ki Antalya'da boyle ağır silahlı bir yapı olmuş olsa, bir başka ulkeden maaş alır durumdaki bir yapı, biz bir gun durur muyuz, durulması istenir mi? Bunda bile iki yuzlu bir politika var."