Özet (TL;DR) @ 2018-09-11T14:53:00.000Z: Cumhuriyet'te yönetim değişikliğinin ardından çok sayıda gazeteci ayrılırken en deneyimli isimlerden biri olan Aydın Engin süreci şöyle değerlendirdi: Ortada darbe falan yok. Ultra Kemalistlerle daha…
Cumhuriyet'te yonetim değişikliğinin ardından çok sayıda gazeteci ayrılırken en deneyimli isimlerden biri olan Aydın Engin sureci şoyle değerlendirdi: Ortada darbe falan yok. Ultra Kemalistlerle daha ozgurlukçu gazetecilik yapmak isteyenler arasındaki mucadeleyi biz kaybettik. Gazeteye bıktırıcı bir Kemalizm hakim olacak.
Cumhuriyet gazetesinin sahibi konumundaki Cumhuriyet Vakfı'ndaki yonetim değişikliğinin ardından ayrılmaya karar veren gazetecilerin sayısı 30'a yaklaşırken, bunlardan biri de 77 yaşındaki deneyimli gazeteci Aydın Engin.
Bir donem yazı işleri mudurluğunu yaptığı, gazete çalışanlarının tutuklu yargılandığı mahkeme surecinde yonetiminde fiili sorumluluk ustlendiği Cumhuriyet'i "Şanlı olduğu kadar karanlık sayfaları olan da bir gazetedir" diye niteleyen Engin, Tunca Öğreten'in taz gazete için yonelttiği soruları yanıtladı.
' GAZETE ALEYHİNE ŞİKAYET VE TANIKLIK EDENLER YÖNETİME GELDİ'
Cumhuriyet gazetesi yazar ve y oneticilerinden bazıları tutuklu yargılanırken gazeteyi siz yonettiniz. Gazetenin bugunku hali size ne hissettiriyor?
Cumhuriyet adına mutlu değilim. Hatırlayın Cumhuriyet, Mayıs 2015'te Suriye'deki cihatçılara askeri muhimmat taşırken jandarma tarafından durdurulan Milli İstihbarat Teşkilatı'na (MİT) ait TIR'ların haberini yapmıştı. O gunden beri de karşımızda gazeteyi susturmak için çeşitli yollar deneyen bir iktidar var. Bunun için yargı yoluyla Cumhuriyet Vakfı'nın seçimini iptal ettirmek istediler; arkadaşlarımızın bazılarını hapse attılar. Gazete içerisinde de bizden hoşnut olmayanlar vardı. Hatta bazıları gidip mahkemelerde şahitlik dahi yaptı. Gazete içinde imza toplayıp, vakıf yonetimini ele geçirmek isteyenlerle uzlaşmamız için imza toplayanlar da oldu. Dolayısıyla şimdi bu insanların, gazete yonetiminde olması beni kederlendiriyor, bazen de ofkelendiriyor. ****
' AŞIRI MİLLİYETÇİ, ULTRA KEMALİST İDEOLOJİDEN'
Bug un yonetime gelen isimlerle o gunlerde neden uzlaşma sağlayamadınız?
Mesleki ve ahlaki olarak uzlaşma sağlamak soz konusu olamazdı. Bugun yonetimde olanlar, arkadaşlarımızın yargılandığı davada savcı şahitliği yapmış Alev Coşkun ve adamlarıydı. Ayrıca bunlar, aşırı milliyetçi olarak tanımlayabileceğim, ultra Kemalist ideolojiye sahip insanlar. Yani Kurt sorununda çozumu askeri yontemlerde arayan, Avrupa Birliği ile ilişkileri Batı emperyalizmi olarak tanımlayan isimlerdi. Neticede o gun bir demokrasi mucadelesi verdik ve başarılı da olduk. Bugunse Cumhuriyet, tam olarak susturulmuş olmasa da gucunu kaybetmiştir.
' DARBE YOK, BİZ MÜCADELEYİ KAYBETTİK' ****
**Gazete y onetiminin değişmesiyle Cumhuriyet'e darbe yapıldığı' soyleniyor. Siz bu 'darbe' tanımlamasına katılıyor musunuz?
Hayır katılmıyorum, ortada bir darbe falan yok. Evet, mahkemeler Tayyip Erdoğan'ın, bağımsız da değiller. Ancak oyle ya da boyle vakıf seçimi bir mahkeme kararıyla yenilendi. Ve yeniden yapılan seçimde iyi orgutlenmiş olan, ideolojik çizgide bir araya gelmiş insanların sayısı daha fazlaydı. Dolayısıyla ultra Kemalistlerle daha ozgurlukçu, daha demokrat, bağımsız gazetecilik yapmak isteyenler arasındaki mucadeleyi biz kaybettik.
' İLHAN SELÇUK, İKİ KANAT ARASINDA DENGE KURMUŞTU'
Biraz daha a çmak gerekirse… Artık Cumhuriyet gazetesi kimlerin elinde?
Cumhuriyet, şanlı olduğu kadar karanlık sayfaları olan da bir gazetedir. Örneğin, şair Nazım Hikmet'in fotoğrafını ustune tukurulmesi için bastıklarını soyledikleri de olmuştur; faşist İtalya'ya selam yollayan manşetler yaptıkları da… Gazetelerin tarihlerinde boyle zikzaklar olur. Ama Cumhuriyet'te bu daha serttir. Gazetede her donem nasyonalistlerle ozgurlukçuler arasında bir ayrışma vardı. 90'lı yıllarda yazı işleri mudurluğu yaptığım donemde de çok yaşadım. Ancak 1991'den 2010'a dek gazetenin başında olan İlhan Selçuk, iki kanat arasındaki dengeyi iyi kurabilmiş bir yoneticiydi. Selçuk'un olumuyle bu iki kanat arasındaki çekişme daha da sertleşti.
**' ŞÖYLE YAPACAKLAR DİYE KONUŞMAK HAKSIZLIK OLUR'
Peki, ya 543 g un boyunca tutuklu yargılanan hukukçu Akın Atalay'ın vakfın başına geçmesiyle ne değişti?
Atalay'ın vakıf başkanı seçilmesiyle gazetede bir yenilenme yaşandı ve Kemalist olarak tanımlanamayacak isimler yazmaya başladı. Bu değişim, gazetenin Kemalist kanadında tepkiye neden oldu. Gazete içerisinde çalışanlardan da kendilerine taraftar buldular. Onların yanında yer alanların bazıları ideolojik nedenlerle, bazılarıysa "Bu çekişmede gazete zarar gorur. Gazete kapatılırsa işsiz kalırız" diyerek taraf oldular ve değişime ayak direttiler. Şimdi bu ekip iş başında. "Onlar şoyle yapacak" demek hem erken, hem de haksızlık olur. Önce bir gormek gerekir.
' 'UĞUR MUMCU GAZETECİLİĞİ' TANIMI BANA BİR ŞEY İFADE ETMİYOR'
De ğişimin ardından yeni yonetim bir açıklama yaptı ve Cumhuriyet ile ozdeşleşmiş, 1993'te bombalı saldırıyla katledilen araştırmacı gazeteciyi işaret ederek bundan boyle 'Uğur Mumcu gazeteciliği' yapılacağını duyurdu. Araştırmacı gazeteciliğe dair sizin doneminizde yapılmayan neyi yapacaklar?
Aslında o açıklamada Uğur Mumcu'nun Kemalist kimliğine vurgu yapılıyordu. Kemalist derken de, Kemalistleri bir butun olarak ele almamak gerekir. Laiklik dinine tapan Kemalistler var, bir de laikliği savunan Kemalistler. İkisi arasında da ciddi nuans var. Mumcu, benim iyi arkadaşımdı. Gazeteciliğe aynı gun başladık. Aramızda da ideolojik olarak her zaman dostça bir itiş kakış vardı. Rakı masasında bana "İşçileri kafaya takmışsın. Bir araba dolusu işçiyi bilinçlendireceğime, bir albay bilinçlendiririm, daha kestirme olur işler" diye takılırdı. Bu elbette bir espriydi, ama aynı zamanda bir bakış açısını da yansıtıyordu. Dolayısıyla arkadaşların 'Uğur Mumcu gazeteciliği' tanımı bana bir şey ifade etmiyor. Bu gazetede Mumcu gibi araştırmacı gazetecilik yapan pek çok insan oldu.
Ayn ı açıklamada 'Ataturk Cumhuriyeti' diye bir tanımlama da vardı. Ve siz yeni yonetimin, Erdoğan'ın savcılarıyla işbirliği yaptığını soyluyorsunuz. Hem Ataturkçu olduğunu soylemek, hem de Ataturk Turkiye'si için tehlike olarak gorulen Erdoğan ile aynı yerde durmak bir çelişki değil mi?
Elbette bir çelişki. 30'ların Ataturk'unden mi yoksa yuzunu Batı'ya donmuş modern bir Turkiye yaratmak isteyen Ataturkçulukten mi bahsediyoruz? O metinde aslında bizim yonetimimizi kastederek "Bunlar Ataturkçu değiller, gazeteyi Ataturkçu çizgiden saptırdılar" demek istiyorlar. Bu benim için içi boş bir tanımlama. Olsa olsa bizi lekelemek için kullanılmıştır.
' ESKİ ERGENEKONCULAR ARTIK ERDOĞAN'A YAKIN'
Cumhurba şkanı Erdoğan, Cumhuriyet'in yeni yonetiminden memnun mudur sizce?
Elbette memnundur. AKP 2002'de iktidara geldiğinde, Gulen Cemaati onun koalisyon ortağıydı ve pek çok suçu birlikte işlediler. Erdoğan, AKP hukumetine darbe yapacağı gerekçesiyle Cemaat'e bağlı yargı mensuplarınca başlatılan Ergenekon davalarının savcısı olduğunu kendi soyluyordu. Erdoğan'ın izni olmadan o generaller tutuklanamazdı. Daha sonra Gulen Cemaati ile duşman olunca yeni ortaklara ihtiyaç duydular. Ergenekon yargılamalarında tutuklanan generalleri dışarı çıkardılar ve kilit gorevlere atadılar, itibarlarını da iade ettiler. Eski Ergenekoncular artık Erdoğan'a yakın duruyor. Tum bu anlattıklarımı birleştirdiğimde, bugunku Cumhuriyet yonetiminin de Erdoğan ile aynı pencereden baktığını soyleyebilirim.
**' OLSA OLSA DİJİTAL OKUR SAYISI DÜŞER'
Yeni y onetimin çıkaracağı Cumhuriyet, okur kaybeder mi?
Basılı Cumhuriyet'i bayiden alanların sayısı 40 bin civarında. Ben bu sayıda bir duşuş olacağını sanmıyorum. Ancak gazetenin yayın politikasını onemseyen, "Ah gazete elden gitti" diyecek olanlarsa Cumhuriyet'i internetten okuyan yaklaşık 1.5 milyon kişi. Duşerse dijital okurdaki sayı duşer. Ayrıca bundan boyle gençleri tatmin edecek bir Cumhuriyet de olmayacak. Çunku gazeteye, aynı dokuma kumaşından çıkan bıktırıcı bir Kemalizm, Ataturkçuluk ve laisizm soylemi hakim olacak. Farklı bir ses çıkmasına izin vermeyecekler gibi geliyor bana.
' KEŞKE İNCE'YE BU KADAR PRİM VERMESEYDİK'
Gazeteyi y onettiğiniz donemde, sonradan pişman olduğunuz, "Keşke yapmasaydık" dediğiniz haberler oldu mu?
Oldu tabii, olmaz mı? Mesela cumhurbaşkanlığı seçiminde sadece Tayyip Erdoğan'ın karşısında aday olduğu için CHP'nin adayı Muharrem İnce'ye fazla prim verdik. İnce'yi eskiden beri tanıyan, politik çizgisini bilen bir gazeteciyim. Onu bu kadar yukarı çıkarmamız doğru değildi.
**
(C) AA / Arşiv
' BİZİ HAPSE ATARLARSA, 'ADALET TECELLİ ETTİ' BAŞLIĞINA ŞAŞMAM'**
Cumhuriyet davas ında aralarında sizin de olduğunuz yazar ve yoneticiler hakkında hapis cezaları verildi. Dosya şu anda ust mahkemenin kararını bekliyor. Hapis cezaları onanırsa, ertesi gunku Cumhuriyet'in manşeti ne olur?
İnanın bunu ben de çok merak ediyorum. Artık o kadar da zelil duruma duşmez, "Arkadaşlarımızı mahkum ettiler" falan derler diye duşunuyorum. Ancak duruşma sırasında savcının şahitliğini yapmış Alev Coşkun şu anda vakıf başkanı. O yuzden "Adalet tecelli etti" diye bir başlıkla karşılaşırsam da "Aa olamaz, inanamıyorum" diye çığlıklar atmam.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.